Trump %25
- mutlunecmettin
- 31 Oca 2025
- 7 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 3 Şub 2025
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta itibarıyla göreve başlamasıyla tüm başkentler nefesini tutmuş şekilde Washington’a bakıyor. Çünkü sizden istediği bir şeyi koşulsuz yapmadığınız anda telefondaki o kendine has New York aksanından “Yüzde 25 gümrük vergisi” tehdidini duyuyorsunuz. Trump şimdiden en az 6 ülkeye büyük ekonomik yaptırımlar uygulama tehdidinde bulundu.
Trump sıkça dile getirmeye çalıştığı bu tehdidini ilk olarak pazar günü devreye sokarak Kolombiya’nın kolunu büktü. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, ABD’nin ülkeye gönderdiği Kolombiyalı göçmenlerle dolu iki ABD askeri uçağını geri çevirdi. Trump, Petro’nun kararına karşı acil olarak ülkeye yüzde 25 gümrük vergisi uygulanmasına karar verdiğini söyledi. Üstüne Beyaz Saray açıklamasında Kolombiya’nın ismi Columbia olarak yanlış yazıldı. Petro’nun kararının ABD’nin ulusal güvenliğini riske attığını iddia eden Trump, gümrük vergisinin bir hafta içinde yüzde 50’ye yükseleceğini ifade etti. Petro da bu adıma karşılık olarak ABD’ye yönelik gümrük vergilerini yüzde 25 artırdığını söyledi.
Ancak Petro bu çıkışına rağmen, Trump’ın ekonomisi zaten zorda olan ülkesine yönelik ağır adımlarından sonra geri adım attı. X paylaşımında göçmenlerin “onurlu dönüşü” için bir devlet başkanlığı uçağı ayarladığını söyleyen Petro, “Kolombiya hiçbir zaman göçmenleri reddetmedi, ama onları kelepçeli bir şekilde askeri bir uçakla almayacağız. Biz kimsenin kolonisi değiliz” ifadelerini kullandı.
Trump yönetimi, Bogota’nın geri adım atmasının ardından gümrük vergisi kararının askıya alındığını belirtti. Beyaz Saray açıklamasında, “Bugünün olayları Amerika’nın dünyada tekrar saygı gördüğünü gösteriyor” dedi.
Elleri ve ayakları kelepçeli göçmenler
Trump kampanya sürecinde göçmenlerle ilgili sert adımlar atılacağının sözünü vermişti. Ancak Beyaz Saray’ın geçen hafta elleri ve ayakları kelepçeli göçmenlerin uçağa bindirildiği anların görüntüsünü paylaşması tartışma konusu oldu. Beyaz Saray’ın sosyal medya hesabından farklı suçlamalarla tutuklanan göçmenlerin gözaltı görselleri de teker teker paylaşılıyor. Çeşitli medya organlarına göre ABD’nin farklı bölgelerinde göçmenler, sınırdışı korkusuyla işe gitmeyi bıraktı.
Trump Kolombiya’dan önce perşembe akşamı Guatemala’ya iki askeri uçakla 80 göçmen gönderdi. Meksika’ya gitmesi planlanan göçmenlerle dolu üçüncü bir uçak ise hiç havalanmadı. Reuters’a konuşan ABD’li ve Meksikalı kaynaklara göre Meksika, uçağın gönderilmesini kabul etmedi. Bu noktadan sonra tam olarak perde arkasında ne olduğunu bilmiyoruz ama NBC’nin aktardığına göre Reuters’ın haberinden kısa süre sonra bir Beyaz Saray yetkilisi gazetecilere mesaj atarak, “Uçuş işi idari bir sorundu ve düzeltildi” dedi. Makalenin dolaşıma girmesinden kısa süre sonra Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Meksika’nın 1 gün için 4 göçmen dolusu uçak kabul ederek “rekor kırdığını” söyledi.
Danimarka’yı krize soktu
Trump, Meksika sınırından ABD’ye yasadışı göçmen geçişleri sebebiyle ülkeye yüzde 25 gümrük vergisi uygulayacağını söylemişti ancak bunu henüz yürürlüğe koymadı. Trump’ın dönüşüyle ABD-Meksika hattında gerilim yükselse de, yaptırım tehdidi kırılgan ekonomiye sahip ülkenin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor.
Trump’ın tehditleri sadece Güney Amerika ülkelerine yönelik değil. Trump’ın Grönland’ı ABD topraklarına katma isteği ilk başta insanlara komik geliyordu. Ancak göreve geldikten sonra bu ısrarda ciddi olduğunu göstermesiyle komik anekdotlar yerini endişeye bıraktı.
Financial Times’a konuşan Avrupalı yetkililere göre Trump geçen haftalarda bu konuyu ele almak için Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’i aradı ve “konuşma oldukça kötü geçti”. Kaynaklardan biri, “Korkunçtu. Çok sertti. Soğuk bir duş gibiydi. Daha önceden bu durumu ciddiye almak zordu. Ancak bence ciddi ve potansiyel olarak bu durum çok tehlikeli” dedi.
Danimarkalı bir yetkiliye göre “oldukça zorlu” geçen konuşmada Trump, Danimarka’ya ek gümrük vergisi uygulanması gibi spesifik tehditlerde bulundu. Kaynaklardan biri Danimarka’nın bu telefon konuşmasından sonra “ABD’nin açıkça Grönland’ı istediğini ve kriz moduna geçtiğini” belirtirken, bir başkası da “Danimarkalılar acayip şekilde korkmuş haldeler” dedi.
Trump geçen hafta sonu başkanlık uçağında yaptığı açıklamalarda Danimarka’nın Grönland’ın güvenliğini artırmak için adaya iki köpek kızağı göndermesiyle alay ederken, “Grönland’ı alacağımıza inanıyorum. Bu konu dünyanın özgürlüğüyle ilgili. ABD ile ilgili tek konu sadece bizim onlara özgürlük sağlayabilecek olmamız. İki kızak göndermeyi koruma zannediyorlar” dedi.
Trump bu ülkeler dışında yakın müttefikleri Kanada ve Avrupa Birliği’ne de yüzde 25 gümrük vergisi tehdidinde bulundu. Trump AB’nin ABD’ye çok kötü davrandığını ve sadece ek gümrük vergisinin adaleti sağlayacağını savunuyor. Kanada’dan ise ülkeye bir tür uyuşturucu olan fentanil sokulduğunu söylüyor.
Trump pazartesi günü de Çin’e yönelik yüzde 10 gümrük vergisi tehdidinde bulundu. ABD Başkanı daha önce ABD doları yerine alternatif para birimi çıkarırlarsa BRICS ülkelerine yüzde 100 gümrük vergisi uygulayabileceğini söylemişti.
Müttefikler ticaret anlaşması yarışında
FT’nin aktardığına göre ABD’nin ekonomik partnerleri, yüksek gümrük vergilerinin olası etkilerinden korunmak için yeni ikili anlaşmalara ve tedarik zincirini tekrar yönlendirmeye yöneldi.
Politikacılar ve ticaret uzmanları, dünyanın en büyük tüketici ekonomisi engeller koyarken ülkelerin birbirleriyle daha fazla ticaret anlaşması imzaladıkları ABD başkanının görevdeki ilk döneminde uygulanan bir taktiğe döndüklerini söylüyor.
Trump’ın kasım ayında seçilmesinden bu yana AB, Güney Amerika ülkelerinden oluşan Mercosur bloğu ile uzun zamandır beklenen bir ticaret anlaşması imzaladı, Meksika ile bir serbest ticaret anlaşmasını güncelledi ve Malezya ile on yıldan uzun bir süredir komada olan müzakereleri yeniden başlattı.
ABD, Ukrayna’nın savaş çabalarına en büyük askeri mali desteği sağlayan ülke konumunda. Ancak Trump, Washington’un mali ve askeri desteğini hızla çekeceğini ve bu sorumluluğu Avrupa’ya bırakacağını öne sürdü. Ayrıca, NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarını yıllık ekonomik çıktılarının yüzde 5’ine çıkarmaları gerektiğini savundu. Bu oran, NATO’nun bu yaz yapılacak zirvede hedef olarak belirlemeyi planladığı yüzde 3 ila yüzde 3,5 seviyesinden çok daha yüksek.
ABD, gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yalnızca yaklaşık %3,4’ünü savunmaya harcıyor.
AB tarihinde bir ilk: Avrupa ülkeleri savunma zirvesi yapacak
Rusya’nın Ukrayna saldırıları AB’yi değiştirdi
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının ardından, serbest ticaret temelinde kurulan ve kendini bir “barış projesi” olarak tanımlayan Avrupa Birliği, artık caydırıcılık ve savunmaya daha fazla önem veriyor. Bu doğrultuda, savunma sanayisini genişletmeye ve harcamalarını daha verimli ve işbirlikçi hale getirmeye çalışıyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Pazartesi günü Brüksel’de düzenlenecek toplantıya katılacak. Bu, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasından bu yana ilk kez bir İngiltere liderinin AB’nin 27 üyesiyle bir araya gelmesi anlamına geliyor.
Toplantının gündem maddelerinden biri, Avrupa Birliği’nin savunma harcamalarını finanse etmek için COVID-19 ile mücadelede olduğu gibi ortak borçlanmaya gidip gitmeyeceği olacak.
Avrupa Birliği’nin ortak borçlanma yoluyla savunma harcamalarını finanse etme planı, tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor. Böyle bir ortak fon oluşturulması, NATO’nun üye ülkelere askeri bütçelerini artırmaları konusunda yaptığı bireysel baskıları zorlaştırabilir.
Pazartesi günü kapalı kapılar ardında yapılacak toplantıya katılacak 27 AB ülkesinden 23’ü NATO üyesi.
Avrupa’daki NATO müttefik kuvvetlerinin en üst düzey komutanı olan General Christopher G. Cavoli, Soğuk Savaş’tan bu yana ilk kez NATO üyesi ülkelere belirli askeri yetenek hedefleri belirledi. ABD’li general, NATO üyelerine belirli ekipman ve asker sayısı gereklilikleri sundu ve olası bir Rusya işgaline nasıl yanıt verileceği konusunda talimatlar verdi.
Yetkililer ve analistler, Avrupa’nın entegre hava ve füze savunması, uzun menzilli hassas topçu ve füzeler, uydu sistemleri ve havadan havaya yakıt ikmal tankerleri gibi kritik savunma unsurlarına sahip olmadığında hemfikir. Bu sistemlerin ABD’nin sağladığı destek olmadan Avrupa tarafından tamamen geliştirilmesi en az beş ila on yıl sürebilir.
Avrupa ülkeleri, savunma alanında gereksiz tekrarları azaltmayı da hedefliyor. Örneğin Ukrayna’ya şimdiye kadar en az 17 farklı türde obüs gönderildi, ancak bunların hepsi aynı tip mühimmat kullanmıyor. Bu tür uyumsuzluklar, savaş sahasında lojistik ve operasyonel zorluklar yaratıyor.
Doğuda Rusya, Batı’da ABD
Doğuda Rusya’nın tehdidi devam ederken, Batı’da Trump’ın desteği belirsizliğini koruyor. Bu nedenle, Avrupa liderleri, askeri kaynaklarını hem genişletmek hem de daha iyi koordine etmek için bir plana ihtiyaç duydukları konusunda hemfikir. Ancak farklı ulusal çıkarlar ve rekabet halindeki bütçe öncelikleri, Avrupa savunmasını yeniden şekillendirme sürecini zor, maliyetli ve uzun vadeli bir hedef haline getiriyor.
Özellikle Polonya ve Baltık ülkeleri gibi doğu kanadındaki önemli ülkeler, ABD’nin NATO’da ve Avrupa’nın savunmasında aktif rol üstlenmeye devam etmesi için ellerinden geleni yapmak istiyor.
Pazartesi günü Brüksel’de yapılacak zirve, bu sürecin ilk adımı olacak. AB liderleri, askeri finansman ve ortak silah tedariki konularını ele alacak. Zirvey İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de katılacak.
Toplantının amacı, Avrupa’nın savunma önceliklerini belirlemek. Zirvede alınan kararlar, kıtanın en üst düzey diplomatlarından Kaja Kallas ve yeni savunma komiseri Andrius Kubilius’a yol gösterici olacak. Özellikle silah üretimi konusunda daha somut bir plan oluşturulması hedefleniyor.
Avrupa, Trump’ın taleplerine nasıl yanıt vereceğini tartışıyor
Pazartesi günü yapılacak zirvede, Avrupa’nın Washington ile ilişkileri de gündeme gelecek. Liderler, özellikle Trump’ın talepleriyle nasıl başa çıkacaklarını tartışacak. Yetkililer, toplantıda Trump’ın Grönland’ı satın alma isteğinin de ele alınmasını bekliyor.
Grönland, Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olup, Danimarka hem Avrupa Birliği üyesi hem de NATO müttefikikonumunda. Ancak Danimarka ve Grönlandlı liderler, bölgenin satılık olmadığını ve ABD’ye devredilmeyeceğini net bir şekilde belirtiyor.
Grönland meselesi, Washington’un Avrupa ile ilişkilerinin ne denli değişebileceğini gözler önüne seriyor. Trump, ABD’nin müttefiklerine ekonomik ve askeri baskı uygulamaya rakiplerinden daha istekli görünüyor.
Ancak Avrupa’da bu durum hâlâ şaşkınlıkla karşılanıyor.
Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel’de kıta ekonomileri ve transatlantik ilişkiler üzerine çalışan kıdemli uzman Jacob Funk Kirkegaard, Trump’ın Grönland’ı satın alma planı için “Kimse bunu ciddiye almıyor ya da kelimenin tam anlamıyla değerlendirmiyor” dedi. Kirkegaard, “Kimse böyle bir olasılığı düşünmek istemiyor, çünkü bu dünya düzenini tamamen yeniden sorgulamayı gerektirir” ifadelerini kullandı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa’nın ABD olmadan tamamen bağımsız bir savunma stratejisi geliştirmesinin gerçekçi olmadığını vurgularken, kıtanın daha kendi kendine yeterli hale gelmeyi hedeflemesi gerektiğini belirtti.
Son yıllarda Avrupa Birliği ülkeleri savunma harcamalarını önemli ölçüde artırdı. 2024 yılında AB ülkeleri, savunmaya yaklaşık 340 milyar dolar harcadı. Bu rakam, 2021 yılına kıyasla %30’luk bir artış anlamına geliyor. NATO’nun 32 üyesinden en az 23’ü artık GSYİH’lerinin %2’sini veya daha fazlasını savunmaya harcıyor, bu da NATO’nun belirlediği asgari hedefle uyumlu. Ancak Rutte, %2’lik oranın bir alt sınır olduğunu, bu yıl içinde daha yüksek bir hedefin belirleneceğini açıkça ifade etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna ile meşgul olması ve Rus ordusunun yıpranmış durumu, NATO ve Avrupa yetkililerine göre kıtaya 3 ila 7 yıllık bir zaman kazandırmış olabilir. Yetkililer, Putin’in NATO’yu test etmeye kalkışmadan önce bu süre içinde Avrupa’nın savunmasını güçlendirmesi gerektiğini düşünüyor.
Ancak savunma harcamalarını artırırken aynı zamanda koordinasyonu sağlamak kolay olmayacak.
Avrupa Politika Merkezi Araştırma Direktörü Janis Emmanouilidis, “Mantık bize ortak silah tedariki yapılması gerektiğini söylüyor” dedi. Ancak ülkeler arasındaki güvensizlik ve çelişen ulusal çıkarlar, savunma alanında daha bütünleşik bir yapı oluşturulmasının önündeki en büyük engeller olarak görülüyor.
Finansman en büyük soru işareti
Ortak silah tedariki konusunda finansmanın nasıl sağlanacağı en büyük soru işaretlerinden biri. Ortak fon programları gündemde, ancak bunun tam olarak nasıl şekilleneceği konusunda farklı görüşler bulunuyor.
Bunun bir yolu, Avrupa’nın 2020’de COVID-19 salgınıyla mücadele için oluşturduğu ortak finansman modeline benzer bir kolektif fon oluşturmak olabilir. Bir diğer seçenek, Avrupa Birliği’nin kredi kuruluşu olan Avrupa Yatırım Bankası (EIB) aracılığıyla destek sağlanması. Ayrıca, AB kurumsal yapısı dışında birkaç ülkenin bir araya gelerek fon oluşturması da ihtimaller arasında.
Geçtiğimiz hafta 19 Avrupa ülkesi, Avrupa Yatırım Bankası’na yönelik ortak bir mektup yayımlayarak, bankanın “güvenlik ve savunma sektöründe yatırım finansmanı sağlamada daha güçlü bir rol üstlenmesi ve özel sektörden finansman çekmesi için yeni yollar araştırması gerektiğini” vurguladı.
Mektupta, savunma projeleri için ‘özel ve tahsis edilmiş borçlanma’ konusunun ciddi şekilde ele alınması gerektiğibelirtildi. Ancak şu an için Almanya ve Hollanda gibi kilit AB üyeleri, savunma için ortak borçlanma fikrine karşı çıkıyor. Ayrıca, Avrupa Yatırım Bankası’nın doğrudan askeri amaçlı krediler vermesi yasal olarak yasak. Bu durum, finansman modelleri konusunda Avrupa’nın önünde zorlu müzakereler olduğunu gösteriyor.


Yorumlar