Alice Weidel ve Zehra Wagenknecht
- mutlunecmettin
- 7 Eyl 2024
- 3 dakikada okunur
AfD lideri Alice Weidel (45) ve henüz 8 aylık kendi adını taşıyan partisinin başkanlığını yürüten Sahra Wagenknecht (55) depremin baş aktörleri olarak kabul ediliyor. Biri sağ siyasetin diğeri de sol siyasetin en aşırı ucunda olmalarına rağmen bu iki kadın lider, çok ilginç bir şekilde seçim kampanyasında neredeyse 4 ortak görüşü savunarak oy patlaması yaptı:
1.Ukrayna’ya silah desteği derhal kesilsin.
2.Asgari ücret artırılsın, ekonomi yerlileşsin.
3.Göçmenlerin ülkeye girişi için kısıtlama getirilsin.
4.İklim değişikliğine yönelik masraflı önlemler azaltılsın.
Tarihi dönüm noktası
Yüksek enflasyona alışık olmayan Almanya’da bozulan ekonominin sorumlusu olarak gösterilen bu popülist gerekçeler iki parti tarafından da ateşli bir şekilde savunuldu ve sonunda ülke tarihine geçecek bir seçim sonucuyla karşı karşıya kalındı. Nitekim savaş sonrası Almanya’sında aşırı sağcı bir partinin eyalet seçimlerini birinci sırada tamamlaması tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor. Thüringen’de AfD oyların neredeyse üçte birini alırken, merkez sağ Hristiyan Demokratlar (CDU) yaklaşık dörtte birini, üçüncü sıradaki BSW ise neredeyse %16’sını aldı.
Bu seçimlerden önce Thüringen, komünizm sonrası Die Linke (Sol) partisi tarafından yönetilen tek eyalet hükümetiydi ve bu partinin desteği bu seçimlerde %13’e düştü. Saksonya’da, yeniden birleşmeden bu yana eyalet hükümetine başkanlık eden CDU, ilk sıradaki yerini ancak zar zor korudu. CDU %32 oy alırken AfD %30.6 oy aldı; BSW %11.3 ve iktidardaki SPD %7.3 ile dördüncü sırada yer aldı. Her iki eyalette de aşırı sağcı AfD’yi dışlayacak koalisyon görüşmeleri başladı. Hem Saksonya hem de Thüringen’deki AfD parti örgütleri, anayasa karşıtı aşırılık yanlısı oldukları şüphesiyle yasal inceleme altında. Liderleri bir mitingde kasıtlı olarak Nazi sloganı kullandığı için suçlu bulundu ve para cezasına çarptırıldı. Ancak BSW’nin iktidar koalisyonuna dahil olma ihtimali belirdi.
İktidar hiç varlık gösteremedi
Seçimler, ulusal hükümet koalisyonunda yer alan üç partinin de hızla gerilediğini teyit etti: SPD, Yeşiller ve Hür Demokratlar (FDP). Yeşiller, CDU liderliğindeki hükümet koalisyonunda yer aldıkları Saksonya’da önemli ölçüde geriledi. Thüringen’de ise hiç sandalye kazanamadılar. SPD her iki seçimde de sandalye kazanmak için gerekli olan %5’lik barajı aştı ancak önceki destek seviyelerine göre belirgin bir düşüş gösterdi. FDP her iki seçimde de hiç sandalye kazanamadı.
Pek çok yorumcu bu çarpıcı seçim sonuçlarını, yeniden birleşmenin sosyal ve ekonomik etkilerinden duyulan hayal kırıklığının yol açtığı eski Doğu Almanya’nın kendine özgü siyasi kültürüne bağlıyor. Nitekim hem AfD’nin hem de BSW’nin oy oranları ulusal anketlerdeki oranlarından oldukça yüksek, sırasıyla yaklaşık %18 ve %8.
Orta Avrupa, Rusya ve Avrasya odaklı çalışmalar yürüten Molly O’Neal’a göre AfD ve BSW’nin artan gücü, gelecek yıl ekim ayında yapılacak ulusal seçimlerden sonra koalisyon kurulmasını zorlaştıracak. CDU %30’un biraz üzerinde oy oranıyla en güçlü parti konumunda ancak SPD, Yeşiller ve FDP’nin zayıflığı, BSW ulusal bir hükümet koalisyonuna katılsa bile AfD’yi izole etmeye devam etmeyi zorlaştıracak. BSW, ayrıca Ukrayna’ya askeri desteğin kesilmesi talebini ve ABD’nin orta menzilli füzelerinin Alman topraklarına yerleştirilmesi önerisine muhalefetini keskinleştirebilir.
“Kullanışlı ahmaklar”
Kamuoyu ve medyanın bu seçim sonuçlarına tepkisi, bu sonuçları sadece doğuya özgü bir fenomen olarak yorumlamakla eski Doğu Almanya ile sınırlı olmayan bir istikrarsızlığın habercisi olarak yorumlamak arasında gidip geliyor. Saksonya 4 milyon nüfusa sahipken, Thüringen 2 milyon kişiye ev sahipliği yapıyor.
Almanya’nın nüfusu ise yaklaşık 84 milyon. Bir başka doğu eyaleti olan Brandenburg’daki seçimler de muhtemelen aynı kaygıları derinleştirecek. Yine de iki kadın siyasetçinin ve partilerinin yükselişi hem Alman basınında hem de uluslararası basında çarpıcı manşetlere konu oldu:
Handelsblatt (Almanya): Çin’in Almanya’daki kullanışlı ahmakları
Deutsche Welle (Almanya): Putin’in Almanya’daki en iyi dostları
Politico (ABD): Almanya’da Putin yanlısı darbe
Financial Times (İngiltere): Radikalizm mi, güç mü?
BSW lideri Sahra Wagenknecht (55)
Eski Doğu Almanya döneminde, Thüringen’de dünyaya gelen Wagenknecht’in annesi Alman, babası üniversite için Berlin’e gelen bir İranlı. 2009’da ilk kez milletvekili seçildiğinde resmi kayıtlarda Sarah olarak yer alan ismini, Sahra olarak değiştirdi. Böylece Farsça’da Zahra olan ismiyle aynı şekilde telaffuz edilen bir isme kavuştu. Edebiyat ve felsefe okurken Karl Marx’ın Hegel yorumu üzerine tez yazdı. Kendini Marksist-Leninist olarak tanımlıyor. Sol Parti’den ayrılarak bu yılın başında BSW’yi kurdu.
AfD lideri Alice Weidel (45)
Almanya’nın ilk lezbiyen parti lideri olan Alice Weidel, Sri Lanka kökenli İsviçreli film yapımcısı Sarah Bossard ile İsviçre’de yaşıyor. Almanya’nın bağımsızlığını savunuyor ve AB’ye üyeliğine karşı çıkıyor. Ekonomi doktorası olan Weidel 2000’li yıllarda Bank of China’da çalışıp altı yıl boyunca Çin’de yaşadığı, Çinceyi çok iyi konuştuğu ve Çin emeklilik sisteminin geleceği üzerine bir doktora tezi yazdığı için Çin hayranı olarak görülüyor.
Yorumlar