top of page

19

  • Yazarın fotoğrafı: mutlunecmettin
    mutlunecmettin
  • 19 Tem 2025
  • 21 dakikada okunur

Kesinleşti: İran'ın nükleer tesisleri yok edilmedi | İsrail, 13 gün içinde yeni saldırı için Trump ile görüşüyor

ABD ve İsrail'in saldırılarına rağmen son yayınlanan raporlar İran'ın nükleer tesislerinin istenilen zararı almadığını hatta kısa bir süre içinde üretime tekrar devam edeceğini bildiriyor. Tel Aviv kanadı ise Temmuz ayı içerisinde yeni bir saldırı için Trump yönetimine baskı uyguluyor

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD’nin 22 Haziran’da İran’ın Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesislerine düzenlediği saldırılarda, yalnızca bir tesisin ciddi şekilde hasar gördüğü, diğer iki tesisin ise İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine aylar içinde yeniden başlayabileceği seviyede zarar gördüğü bildirildi.

NBC News’un beş eski ve mevcut ABD’li yetkiliye dayandırdığı haber, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer programını “yok ettik” yönündeki açıklamalarına gölge düşürdü.

Söz konusu saldırılar, İsrail’in 13 Temmuz’dan bu yana Tahran ile karşılıklı füze atışlarında bulunmasının ardından ABD’nin desteğiyle gerçekleştirildi. İran, misilleme olarak Katar’daki ABD üssü El-Udeyd’i balistik füzelerle hedef aldı. Washington ve Doha, İran’ın saldırılarından en az bir gün önce bilgilendirildi.

12 günlük savaşta neler yaşandı

12 gün süren çatışmaların ardından ABD, İsrail ile İran arasında ateşkes ilan etti. Ancak iki gün sonra CNN, ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı’nın (DIA) ilk değerlendirmesine göre İran’ın nükleer programının ana unsurlarının sağlam kaldığını ve yalnızca birkaç ay geciktirildiğini bildirdi.

Beyaz Saray, raporun doğruluğunu kabul etse de bunun “ön değerlendirme” ve “düşük güvenilirlik” seviyesinde bir analiz olduğunu savundu. ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü, bu tür analizlere üç kademeli bir güvenilirlik derecesi uyguluyor. CIA Direktörü John Ratcliffe ise olağan dışı bir hamleyle yaptığı açıklamada, İran’daki üç nükleer tesisin “ağır hasar gördüğünü” iddia etti.

İran’dan gelen bilgiler de çelişkili. Saldırılar sonrası İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Baghaei, tesislerin “ağır hasar gördüğünü” söyledi. Ancak İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD’nin saldırılarının nükleer altyapıya “önemli bir zarar vermediğini” belirterek Trump’ın olayları “abarttığını” savundu.

Trump: Uzun süre savaşa girmeyeceğim

Trump, ABD ile İran’ın yeniden müzakere masasına oturacağını açıklasa da “sitelerini yok ettiğimiz için konuşmaya acelem yok” dedi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’li muhafazakar yayıncı Tucker Carlson’a verdiği röportajda diyaloğa açık kapı bıraktı; ancak Tahran yönetimi henüz resmi bir tarih paylaşmadı.

İsrail saldırılar için ikna etmeye çalışıyor

İran’ın nükleer programının mevcut durumu, Trump’ın İsrail’in yeni saldırı taleplerine nasıl yanıt vereceğini de belirleyecek. Middle East Eye’ın görüştüğü ABD’li ve Arap yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Temmuz ayında Beyaz Saray’ı yeni saldırılar için ikna etmeye çalıştığını aktardı.

Ancak yetkililere göre, İsrail ve ABD 12 günlük çatışma sırasında füze savunma sistemlerini tükettiği için, yeni bir operasyon ciddi riskler barındırıyor.

İran ise İsrail saldırılarında kaybettiği hava savunma kapasitesini yeniden inşa ediyor. Tahran yönetiminin Çin’den yeni karadan havaya füze bataryaları satın aldığı ortaya çıkmıştı.

NBC’ye konuşan yetkililer, ABD ordusunun Trump’a birkaç hafta sürecek ve İran’ın üç ek tesisine yönelik saldırıları içeren alternatif bir plan sunduğunu, ancak Trump’ın bunu reddettiğini söyledi. Plan, İran’ın hava savunma ve balistik füze kapasitesinin de hedef alınmasını öngörüyordu.

Kaynak: Gazete Oksijen


Trump'tan kripto para yasası 'GENIUS'a onay

ABD Başkanı Trump, 'GENIUS' tasarısını imzaladı. Trump, "Bugünkü imzayla birlikte kripto ve kripto endüstrisinin geleceği ile ABD doları her zamankinden daha güçlü, daha büyük ve daha iyi olacak" dedi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Başkanı Donald Trump, sabitcoin piyasasının düzenlenmesinin amaçlandığı 'GENIUS' tasarısını imzaladı. Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen imza töreninde, "dönüm noktası" niteliğindeki GENIUS'ı imzalayarak küresel kripto teknolojisinde Amerikan hakimiyetini güçlendirmek için dev bir adım atacaklarını söyledi. Yıllardır kripto topluluğunun yok sayıldığını ifade eden Trump, ancak bugün atacağı imzanın kripto sektörü için bir 'onaylama' olduğuna dikkati çekti.

Trump, kripto varlıkların herhangi bir hisseden daha hızlı yükseldiğini vurgulayarak, ABD'nin 'inanılmaz gücüne' katkıda bulunduğu için kripto sektörüne teşekkür etti. Kripto sektörünün dolar için de ülke için de 'iyi bir şey' olduğunu savunan Trump, bu yüzden sektörü desteklediğini belirtti.

"Finansal teknolojide yaşanan en büyük devrim olabilir"

Sektörün, daha önce 'Biden yönetiminin amansız saldırısı altında' olduğunu öne süren Trump, kripto ve bitcoine karşı yürütülen 'kanunsuz operasyonu' sona erdirdiğini ifade etti. Trump, "ABD'yi dünyanın kripto başkenti yapacağımıza söz verdim ve bunu yaptık" diyerek, kendi yönetimi altında sektörün daha da ileriye gideceğini söyledi. GENIUS'ın dolar destekli sabitcoinler için açık ve basit bir düzenleyici çerçeve oluşturduğunu dile getiren Trump, "Bu belki de internetin doğuşundan bu yana finansal teknolojide yaşanan en büyük devrim olabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Trump, ödeme ve para transferlerinin maliyetli olduğuna ve çok zaman aldığına işaret ederek, bu düzenleme kapsamında sistemin 21. yüzyıl teknolojisine uyumlu hale geleceğini söyledi. GENIUS'ın bankalara, işletmelere ve finans kurumlarına ABD doları, hazine bonosu ve diğer nakit eş değerleriyle birebir desteklenen kripto varlıkları ihraç etmeleri için bir çerçeve sunacağını kaydeden Trump, "Doları gerçekten güçlendiriyor ve dolara büyük bir önem kazandırıyor" dedi. Trump, düzenlemenin ABD Hazine tahvillerine olan talebi artıracağını, faiz oranlarını düşüreceğini ve doların gelecek nesiller boyunca dünyanın rezerv para birimi olma statüsünü güvence altına alacağını dile getirdi.

"Doların düşmesine izin vermeyeceğiz"

Doların rezerv para birimi statüsünü kaybetmesinin 'dünya savaşını kaybetmek' gibi olacağını söyleyen Trump, "Kimsenin bizimle oyun oynamasına izin veremeyiz. Bu yüzden BRICS gerçekten anlamlı bir şekilde bir araya gelirse, bu çok hızlı bir şekilde sona erecek" ifadesini kullandı. Trump, BRICS ülkelerini, 'doların hakimiyetini ele geçirme' çabaları dolayısıyla tarife getirmekle tehdit ettiğini anımsattı. Doların düşmesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Trump, "Eğer akıllı bir başkan varsa, doların düşmesine asla izin vermezsiniz. Eğer sonuncusu gibi bir aptal varsa, bu olabilir. Eğer ona doların düşüşünü sorsaydınız, hiçbir fikri olmazdı. Ama bunun bir daha olmasına izin veremeyiz" dedi.

Trump, ABD'de bir merkez bankası dijital para birimi (CBDC) oluşturulmasına izin vermeyeceğine dair sözüne de bağlı olduğunu ifade ederek, yakında buna ilişkin yasa tasarısını da imzalayacağını dile getirdi. Başkan Trump, "Bugünkü imzayla birlikte kripto ve kripto endüstrisinin geleceği ile ABD doları her zamankinden daha güçlü, daha büyük ve daha iyi olacak" diye konuştu.

"Gönderdiğim mektuplar bir anlaşma"

Gönderdiği tarife mektuplarının 'ticaret anlaşması' olduğunu söyleyen Trump, "Ben 'Yüzde 35 ya da yüzde 40 gümrük vergisi ödüyorsunuz.' diyen kağıtları gönderdiğimde bu bir anlaşmadır. Sonra arayıp ülkelerini ticarete açmak gibi biraz daha farklı bir anlaşma yapıp yapamayacaklarını soruyorlar" dedi. Trump, iyi gittiklerini ve yakında açıklayacakları 'büyük' anlaşmalar olabileceğini söyledi. Konuşmasının ardından Trump, kısaca 'GENIUS' olarak adlandırılan, ABD Sabitcoinleri İçin Ulusal İnovasyonun Yönlendirilmesi ve Kurulması Tasarısı'nı imzalayarak yasalaştırdı.

GENIUS yasasıyla sabitcoin piyasasının düzenlenmesi amaçlanıyor

Söz konusu tasarı, geçen ay Senato'da hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat kongre üyelerinin desteğiyle 30'a karşı 68 oyla kabul edilmişti. Tasarı, dün yapılan oylamada da 122 "hayır"a karşı 308 "evet" oyuyla Temsilciler Meclisi'nden geçmişti. Cumhuriyetçi 12 temsilcinin karşı çıktığı tasarıya, 102 Demokrat temsilci lehte oy vermişti. Tasarı, dolar destekli sabitcoinler için federal bir düzenleyici çerçeve oluşturmayı ve sabitcoin piyasasının şeffaflığı ile hesap verebilirliğini artırmayı amaçlıyor.

Kaynak: AA


Şam yönetiminden Süveyda'ya 'özel güç', Halep'in doğusuna takviye asker

Suriye yönetimi, Süveyda'daki çatışmaları sonlandırmak için bölgeye özel güç gönderileceğini duyurdu. Suriye ordusunun ayrıca terör örgütü PKK/YPG hareketliliğine karşı Halep ilinin doğusundaki Deyr Hafır bölgesine takviye asker gönderdiği bildirildi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Suriye Cumhurbaşkanlığı, Süveyda'da yerel gruplar arasında şiddetlenen ve çok sayıda kişinin öldüğü çatışmaları sonlandırmak üzere bölgeye özel bir güç gönderileceğini bildirdi. Yapılan açıklamada, güney Suriye’de yaşanan ve halen devam eden kanlı olayların "derin bir endişe ve büyük bir üzüntüyle" takip edildiği belirtildi. Açıklamada, Süveyda'daki gelişmelerin silahı bir baskı aracı olarak kullanan ve fiili durumu dayatma yoluna giden, yasa dışı silahlı grupların yayılması sonucu ortaya çıktığı vurgulanarak, "Bu durum, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar da dahil olmak üzere sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye atmıştır" ifadesi kullanıldı.

Sivillere yönelik saldırıların kınandığı ve reddedildiği belirtilen açıklamada, bu saldırılar "toplumun özüne bir hançer saplamak ve ülkenin birliğine doğrudan tehdit" olarak nitelendirildi. Açıklamada, Süveyda'da yerel gruplar arasında şiddetlenen ve çok sayıda kişinin öldüğü çatışmaları sonlandırmak üzere bölgeye özel bir güç gönderileceği vurgulandı.

Suriye Cumhuriyeti'nin bu olaylara ilişkin tavrının intikam mantığı gütmediğine işaret edilen açıklamada, bu tür eylemelere karşı toplumsal barışla hareket edilip yasalar ve adalet çerçevesinde karşılık verileceği belirtildi. Tüm taraflara itidal çağrısı yapılan açıklamada, "Suriye Cumhuriyeti, bir kez daha, tüm bileşenleriyle yurttaşlarının devleti olduğunu kanıtlamaktadır. Bu devlet, sadece belli bir mezhebe ya da gruba ait değildir. Ulusal sorumluluk, herkesin tek bir çatı altında; vatanın ve yasanın çatısı altında toplanmasını gerektirir" denildi.

Açıklamada, vatandaşların güvenliği ve toplumun huzuru için büyük çaba sarf edildiği, çatışmaların durdurulması ve ihlallerin kontrol altına alınması yönünde ciddi girişimlerde bulunulduğu kaydedildi. Bölgeye gönderilecek askeri gücün, istikrarın sağlanması ve en kısa sürede yeniden huzura kavuşulması için yürütülen siyasi ve güvenlik adımlarıyla eşgüdümlü şekilde koordine edildiği bildirilen açıklamada, tüm yurttaşlara gerilimi tırmandırmaktan kaçınma ve toplumsal dokuyu korumak için omuz omuza çalışmaya devam etme çağrısı yapıldı.

Halep'in doğusuna takviye asker 

Öte yandan Suriye ordusunun, terör örgütü PKK/YPG hareketliliğine karşı Halep ilinin doğusundaki Deyr Hafır bölgesine takviye asker gönderdiği bildirildi. AA muhabirinin askeri kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Suriye güvenlik güçleri, terör örgütü PKK/YPG'nin 15 Temmuz'da Deyr Hafır'da Suriye ordusuyla çatışmasının ardından bölgeye takviye unsurlar göndermesi üzerine tedbir aldı. Bu kapsamda, Suriye güvenlik güçleri de Halep'e bağlı Münbiç'ten Deyr Hafır'a asker ve silah sevkiyatı yaptı.

Terör örgütü unsurları, Halep ilinin doğusunda Rakka yolu üzerinde bulunan ve Münbiç'in de güney eksenine denk düşen Deyr Hafır bölgesinde, 15 Temmuz günü Suriye ordusuyla çatışmaya girmişti. PKK/YPG birkaç saat süren çatışmaların ardından Rakka'dan Deyr Hafır hattına takviye yapmıştı. Terör örgütünün Rakka'daki "17. Fırka Karargahı"ndan çıkan uçaksavarlı 150 kadar pikap akşam saatlerinde Halep kırsalında örgütün cephe hatlarına ulaşmıştı. Sevkiyatın yapıldığı bölgede, PKK/YPG ile Savunma Bakanlığına bağlı birlikler arasında zaman zaman çatışmalar yaşanmaya devam etti.

Kaynak: AA


ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack: İsrail ile Suriye ateşkes konusunda anlaştı

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Türkiye, Ürdün ve komşuları tarafından benimsenen bir ateşkes anlaşmasına vardıklarını açıkladı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail ile Suriye arasında ateşkes anlaşmasına varıldığını bildirdi.

"Barış ve refah içinde yaşamaya davet ediyoruz"

"Türkiye, Ürdün ve komşuları tarafından benimsenen" ateşkesin ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'un desteği ile yapıldığını belirten Barrack, "Dürzileri, Bedevileri ve Sünnileri silahlarını bırakmaya ve diğer azınlıklarla birlikte yeni ve birleşik bir Suriye kimliği inşa etmeye çağırıyoruz. Tüm Suriyelileri birbirlerine saygı göstermeye ve komşularıyla barış ve refah içinde yaşamaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Suriye ve İsrail yönetimlerinden henüz konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı.

Kaynak: AA


Trump'ın Epstein'e gönderdiği müstehcen mektup: Hayatımda hiç kadın çizmedim, bu yalan

ABD Başkanı Donald Trump Wall Street Journal'e 10 milyar dolarlık dava açtı. Davanın arkasındaki neden ise yıllar önce Epstein'e gönderdiği öne sürülen müstehcen içerikli bir mektup

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Başkanı Donald Trump’ın, cinsel istismar suçlarından hüküm giymiş milyarder Jeffrey Epstein’ın 50. doğum günü için hazırlanan özel bir albüme mektup gönderdiği iddia edildi. Wall Street Journal’ın yayımladığı belgelere göre, söz konusu albüm Epstein’ın arkadaşı Ghislaine Maxwell tarafından hazırlanmıştı. Ancak Trump iddiaları yalanlayarak haberi “tamamen uydurma” olarak nitelendirdi ve gazeteye dava açtı.

Epstein’a özel doğum günü albümü

2003 yılında hazırlanan ve deri kaplı olduğu belirtilen albümde, Trump’ın yanı sıra Epstein’ın arkadaşları, iş insanları ve eski sevgililerinin gönderdiği mektuplar, şiirler ve fotoğrafların yer aldığı belirtildi. Wall Street Journal’ın ulaştığı belgelere göre Trump’ın mektubunda, kalın keçeli kalemle çizilmiş çıplak bir kadın silüeti yer alıyor; mektup, “Mutlu Yıllar ve her gün başka bir muhteşem sır olsun” sözleriyle sona eriyor.

Trump ise mektubun kendisine ait olduğunu reddetti. “Hayatımda hiç kadın çizmedim. Bu benim sözlerim değil. Bu, uydurma bir Wall Street Journal haberidir,” ifadelerini kullandı. Başkan, gazeteye dava açmakla tehdit etti ve nihayetinde 10 milyar dolarlık tazminat talebiyle yargıya başvurdu.

İkilinin ilişkisi yine gündemde

Epstein, 2000’li yılların başında Trump, Bill Clinton ve diğer güçlü isimlerle sosyal ortamlarda bir araya gelmişti. Trump, 2019’da yaptığı açıklamada Epstein’la 15 yıldır görüşmediğini söylemiş ve “Ben onun hayranı değildim,” demişti. Ancak geçmişte Epstein hakkında, “Jeff harika biri. Güzel kadınları benim kadar seviyor, hem de çoğu genç,” şeklinde yorumları basına yansımıştı.

Trump’ın adı, Epstein’ın özel jetinin uçuş kayıtlarında da birkaç kez geçmişti. Öte yandan Trump’ın Mar-a-Lago’daki kulübünden Epstein’ı yıllar önce men ettiği iddia edilmişti.

Albümde kimler var?

Albümde Trump dışında iş insanı Leslie Wexner ve avukat Alan Dershowitz gibi isimlerin de doğum günü mesajları bulunduğu ifade edildi. Wexner’in mesajının sonunda kadın göğsünü temsil eden bir çizim olduğu belirtilirken, Dershowitz’in mektubunda ise sahte bir dergi kapağıyla Epstein’a yönelik esprili göndermeler yer aldığı aktarıldı.

Beyaz Saray'da kriz

Adalet Bakanlığı, Epstein ve Maxwell soruşturmasına ilişkin belgeleri gözden geçirirken, söz konusu albüm sayfalarının da incelenen belgeler arasında olup olmadığı belirsizliğini koruyor. ABD Başkanı Trump, dosyaların bir kısmının “Obama ve Biden tarafından uydurulduğunu” iddia ederek kendi destekçilerine tepki gösterdi.

Haziran ayında Elon Musk, FBI’ın Trump’ın adının geçtiği Epstein belgelerini sakladığını öne sürmüş, ancak daha sonra bu paylaşımı silip pişmanlık duyduğunu açıklamıştı. Temmuz başında Adalet Bakanlığı, yeni belgelerde suçlayıcı bir “müşteri listesi” bulunmadığını duyurmuştu.

Kaynak: Gazete Oksijen


Trump, Wall Street Journal'a savaş açtı: Epstein haberlerine ateş püskürdü, 10 milyar dolar istiyor

ABD Başkanı, adını Epstein skandalına bağlayan haber için “iftira” diyerek medya dev Wall Street Journal'a dava açtı. WSJ ise haberlerine güvendiklerini ifade ederek geri adım atmadı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Başkanı Donald Trump, Wall Street Journal gazetesinin kendisini milyarder cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile ilişkilendiren bir haberine karşılık, gazetenin sahibi Rupert Murdoch ve bağlı şirketlerine 10 milyar dolarlık tazminat talebiyle dava açtı. Trump, söz konusu haberin “tamamen sahte ve itibar zedeleyici” olduğunu savunuyor.

'Güçlü bir dava açtık'

Miami federal mahkemesinde cuma günü açılan davada, Murdoch, Dow Jones, News Corp CEO’su Robert Thomson ve iki Wall Street Journal muhabiri sanık olarak yer aldı. Dilekçede, Trump’ın itibarına “ağır ve onarılamaz” zarar verildiği ve “ezici” mali kayıplara uğradığı savunuldu.

Trump, Truth Social’daki paylaşımında, “Sahte, kötü niyetli, iftira dolu haberin yayımlanmasında rolü olan herkese karşı güçlü bir dava açtık. Wall Street Journal adlı işe yaramaz paçavra gazetenin arkasındaki herkes uzun saatler sürecek ifadeleri dört gözle beklesin,” dedi.

Dow Jones ise yaptığı açıklamada, “Haberciliğimizin titizliğine ve doğruluğuna tam güvenimiz var ve davaya karşı kararlılıkla savunma yapacağız” ifadelerini kullandı.

Epstein belgeleri kriz yarattı

Haber, Trump’ın adının yer aldığı iddia edilen ve Epstein için hazırlanmış 2003 tarihli bir doğum günü tebrikinden bahsediyordu. Söz konusu belgede cinsel imalar içeren bir çizim ve “paylaşılan sırlar”a atıf bulunduğu ileri sürülüyordu. Trump’ın avukatları ise bu belgenin “tamamen sahte” olduğunu savunuyor.

Epstein, 2019’da New York’taki bir hapishane hücresinde intihar etmişti. Trump, 2000’li yılların başında Epstein ile sosyal ortamlarda bir araya gelmiş olsa da, daha sonra yollarının ayrıldığını ve Epstein’ın yasal sorunlarından önce görüşmeyi bıraktığını söylüyor.

Tazminat rekor kırabilir

Trump’ın talep ettiği 10 milyar dolarlık tazminat, ABD tarihindeki en büyük iftira davalarından biri olabilir. Daha önce komplo teorisyeni Alex Jones’a verilen 1,5 milyar dolarlık karar ve Fox News’un Dominion Voting Systems’a ödediği 787,5 milyon dolarlık tazminat son yılların en dikkat çeken örnekleriydi. Hukuk uzmanları ise Trump’ın talebinin “aşırı yüksek” olduğu görüşünde.

Öte yandan Adalet Bakanlığı, bu ay yayımladığı bir raporda Epstein’ın ölümünün intihar olduğunu ve “suçlayıcı bir müşteri listesi” bulunmadığını açıklamıştı. Trump ise Epstein davasındaki büyük jüri ifadelerinin yayımlanması için Adalet Bakanlığı’na talimat verdi.

Kaynak: Gazete Oksijen


İsrail'den BM personeline vize engeli

İsrail'in, Gazze'deki en az üç Birleşmiş Milletler (BM) ajansının başkanlarının vizelerini yenilemeyi reddettiği bildirildi. BM insani yardım şefi, bu durumun "sivilleri koruma çalışmalarına açık bir yanıt" olduğunu belirtti

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Birleşmiş Milletler (BM) sözcüsü Stéphane Dujarric, İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), insan hakları ajansı OHCHR ve Filistinli mültecilere destek veren BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yerel liderlerinin vizelerinin son aylarda yenilenmediğini doğruladı.

BM İnsani İşler Şefi Tom Fletcher,  Güvenlik Konseyi'ne yaptığı açıklamada, BM'nin insani yardım görevinin sadece ihtiyaç sahibi sivillere yardım sağlamak ve personelinin tanık olduklarını rapor etmekle kalmayıp, aynı zamanda uluslararası insancıl hukuku savunmak olduğunu belirtti.

"Kısıtlanma tehlikesiyle karşılaşıyoruz"

Fletcher, "Gördüklerimizi her rapor ettiğimizde, hizmet etmeye çalıştığımız sivillere erişimin daha da kısıtlanması tehdidiyle karşılaşıyoruz" dedi. "Bugün hiçbir yerde savunuculuk görevimiz ile yardım ulaştırma arasındaki gerilim Gazze'deki kadar büyük değil." Bu sözlerin ardından İsrail'in BM Misyonu, konuyu incelediklerini bildirdi.

Cenevre Sözleşmesi ihlal ediliyor

Başbakan Binyamin Netanyahu ve aşırı sağcı müttefikleri, UNRWA'ya Hamas tarafından sızıldığını ve personelinin 7 Ekim 2023'te güney İsrail'e düzenlenen saldırıya katıldığını iddia ediyor. İsrail bu iddia sebebiyle UNRWA'nın kendi topraklarında faaliyet göstermesini resmi olarak durdurdu ve ajansın genel komiseri, İsviçreli-İtalyan insani yardım görevlisi Philippe Lazzarini'nin Gazze'ye girişine yasak getirdi.

Aynı Güvenlik Konseyi toplantısında Fletcher, Gazze'deki koşulları "kelimelerin ötesinde" olarak nitelendirdi; yiyeceklerin tükenmekte olduğunu ve yemek arayan Filistinlilerin vurulduğunu belirtti. İsrail'in, Gazze'deki işgal gücü olarak Cenevre Sözleşmeleri uyarınca sivil ihtiyaçları karşılama yükümlülüğünü yerine getirmediğini söyledi.

Buna karşılık İsrail, OCHA'yı "aksini iddia etmesine rağmen, ifadelerinde ve eylemlerinde tarafsızlık ve yansızlık görüntüsünden vazgeçmeye devam etmekle" suçladı. Cenevre merkezli BM insan hakları kuruluşunun baş sözcüsü Ravina Shamdasani, işgal altındaki Filistin topraklarındaki ofislerinin başkanının "Gazze'ye girişinin engellendiğini" doğruladı.

Acil sağlık ekipleri Gazze'ye giremiyor

Yardım görevlilerine erişim kısıtlamaları ve ölümler BM insani yardım şefi Fletcher, Güvenlik Konseyi'ne İsrail'in personelin çalışmalarına devam etmesi için Gazze'ye girişine "güvenlik izni" de vermediğini ve BM insani yardım ortaklarının da giderek artan bir şekilde girişlerinin engellendiğini söyledi.

Fletcher, "2025'te Gazze'ye girişi engellenenlerin yüzde 56'sının acil sağlık ekipleri olduğunu" kaydetti. Fletcher, "Yüzlerce yardım görevlisi öldürüldü; çalışmaya devam edenler ise Gazze Şeridi'ndeki herkes gibi açlık, tehlike ve kayıpla boğuşuyor" dedi.

 

 

Ancak dışarıdan bir delegasyonun bölgeye nadir girişiyle, Kudüs Latin Patriği Pierbattista Pizzaballa ve Rum Ortodoks Patriği Theophilos III, Cuma sabahı "Kutsal Topraklar Kiliselerinin ortak pastoral ilgisini" ifade etmek üzere Gazze'ye girdi. Patrikhane, delegasyonun Gazze'deki ailelere yüzlerce ton gıda yardımı, tıbbi malzeme ve ekipman göndermeyi planladığını ve saldırıda yaralanan kişilerin Şerit dışındaki hastanelere "tahliyesini sağladıklarını" ekledi.


Küresel kripto para piyasası 4 trilyon dolara ulaştı: İngiltere ve İtalya'nın toplam değerinden daha fazla

ABD Kongresi’nin kabul ettiği yeni dijital varlık yasaları kripto para piyasasında tarihi yükselişe yol açtı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Küresel kripto para piyasasının değeri, ABD’de önemli dijital varlık yasalarının kabul edilmesiyle ilk kez 4 trilyon doları aştı. Bitcoin fiyatı bu hafta rekor kırarak 123 bin doları geçti, ether ve Solana gibi diğer tokenler de değer kazandı.

Bitcoin rekor kırdı, piyasa canlandı

Dijital varlık veri sağlayıcısı CoinGecko’ya göre, cuma günü tüm kripto paraların toplam piyasa değeri 4 trilyon doları geçti. Bu yükseliş, ABD Kongresi’nin geçen hafta kabul ettiği Genius Act adlı yasa ile geldi.

Genius Act, ABD doları gibi egemen para birimlerine bağlı stabil coinlerin düzenlenmesini sağlıyor. Ayrıca Kongre, dijital varlıkların piyasa yapısını düzenleyen ve merkez bankası dijital para birimlerini (CBDC) yasaklayan başka yasalar da kabul etti ancak bunların Senato onayını bekliyor.

2022’deki çöküşten dönüş

2022 yılında, FTX kripto borsasının çöküşünün ardından piyasa değeri 800 milyar dolara kadar gerilemişti. Bitcoin fiyatı 16 bin dolar seviyesine inmiş ve birçok yatırımcı piyasadan çekilmişti.

Ancak, ABD Başkanı Donald Trump’ın kriptoya olan desteği ve Washington’da kripto dostu yetkililerin atanmasıyla sektör toparlandı.

Wall Street kriptoya hazırlanıyor

Uzmanlar, stabil coin yasasının Wall Street bankalarının, fon yöneticilerinin ve diğer finans kuruluşlarının dijital varlıklara yatırım yapmasının ya da kendi tokenlerini oluşturmasının önünü açacağını belirtiyor.

Bank of America, Citigroup ve JPMorgan Chase gibi büyük bankaların, Genius Act yasalaştıktan sonra kendi stabil coinlerini çıkarabileceği sinyalleri verildi.

Trump ve kripto

Trump destekçisi yatırımcı ve yapay zeka-kripto sorumlusu David Sacks, “Temsilciler Meclisi’nde kripto için büyük kazanımlar” açıklaması yaptı.

Ayrıca Trump, ABD’de 9 trilyon dolarlık emeklilik fonlarını kripto ve alternatif yatırımlara açacak bir başkanlık kararnamesi imzalamaya hazırlanıyor.

Demokrat Senatör Elizabeth Warren, Genius Act’in stabil coinlerin finansal sistemi tehlikeye atmasını engellemek için yeterli korumalara sahip olmadığını savunuyor. Warren, özel şirketlerin stabil coin ihraç etmesinin ekonomik gücün birkaç elde toplanması riskini artırdığını belirtiyor.

Biden Dönemindeki davalar kapandı

Joe Biden yönetiminde Coinbase, Binance ve Crypto.com gibi büyük kripto şirketlerine karşı açılan birçok dava, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde geri çekildi.

Trump, kripto endüstrisinden yüz milyonlarca dolar kampanya bağışı aldı ve ABD’yi “dünyanın kripto başkenti” yapma sözü verdi.

Kaynak: Gazete Oksijen


Şara'dan Türkiye'ye teşekkür, İsrail'e tepki | Mezhepsel çatışma ve intikam istemiyoruz

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, sivillerin korunması ve kamu düzeninin sağlanması için Süveyda’da derhal ve kapsamlı ateşkes ilan ettiklerini duyurdu. Türkiye ve ABD’ye teşekkür eden Şara, İsrail’in saldırılarını ise kınadı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Suriye Cumhurbaşkanlığı, ülkenin içinde bulunduğu hassas koşulları gerekçe göstererek sivillerin korunması ve kamu düzeninin yeniden sağlanması amacıyla derhal ve kapsamlı bir ateşkes ilan edildiğini açıkladı.

Yapılan açıklamada, güvenlik güçlerinin Süveyda kentine konuşlandırılmaya başladığı bildirildi.

“Suriye halkının kanının dökülmesini önlemek ve devletin ulusal ve insani sorumluluğunun gereği olarak kapsamlı bir ateşkes kararı alınmıştır,” ifadelerine yer veren Şam yönetimi, tüm taraflara devlet kurumları ile güvenlik güçlerinin ateşkesi sorumlulukla uygulayabilmesi için alan açma çağrısında bulundu.

Açıklamada ayrıca, sivillerin korunması, insani yardımların engelsiz ulaştırılması ve tüm bölgelerde düşmanlıkların sona erdirilmesi çağrısı yapıldı. Ateşkesi ihlal eden herhangi bir eylemin ise “egemenliğe açık bir ihlâl” olacağı vurgulandı.

Şara’dan Türkiye’ye Teşekkür

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, “Süveyda’ya müdahale edilmesi ve ülkede güvenliğin yeniden tesis edilmesi için uluslararası çağrılar aldık,” diyerek bu süreçte Suriye’ye destek veren Türkiye, ABD ve Arap ülkelerine teşekkür etti.

Şara, Dürzi toplumunun Suriye’nin dokusunun temel bir parçası olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Küçük bir azınlığın eylemlerine dayanarak tüm Dürzi toplumunu yargılamak caiz değildir; olaylar Süveyda halkının devletin yanında olduğunu kanıtlamıştır.”

Şara ayrıca İsrail’in müdahalesinin Süveyda’daki gerilimi tırmandırdığını ifade ederek, “Şam’ın güneyini pervasızca bombalayarak” krizin derinleşmesine neden olduğunu söyledi. “Suriye ayrılıkçı ve mezhepçi projelerin sahnesi değildir,” diyen Şara, intikam çağrılarına karşı duracaklarını vurguladı.

İsrail'in saldırıları sürüyor

İsrail ordusu ise dün gece yaptığı açıklamada, Suriye sınırında İsrail vatandaşlarının da dahil olduğu “şiddet yanlısı” bir toplanmayı dağıtmak için operasyon düzenlediğini duyurdu.

Sivillerin Suriye’nin Mecdel Şems bölgesine geçtiğini belirten ordu, sınırı aşanların geri dönmesini sağlamak için operasyonlara devam edeceklerini bildirdi.

Ateşkes nasıl sağlandı?

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, dün akşam yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara’nın ateşkes konusunda anlaştığını duyurmuştu.

Barrack, ateşkesin Türkiye, Ürdün ve diğer komşu ülkelerin benimsediği bir girişim olduğunu, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da sürece destek verdiğini aktardı.

“Dürzileri, Bedevileri ve Sünnileri silahlarını bırakmaya ve diğer azınlıklarla birlikte yeni bir birleşik Suriye kimliği inşa etmeye çağırıyoruz. Tüm Suriyelileri komşularıyla barış ve refah içinde yaşamaya davet ediyoruz,” dedi.

Süveyda, 13 Temmuz’dan bu yana Dürzi gruplar ile Bedevi Arap aşiretleri arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, o tarihten bu yana devam eden çatışmalarda en az 718 kişi hayatını kaybetti.

Kaynak: Gazete Oksijen


Savaşların ortasında yeni bir ittifak: Almanya-Britanya arasında 'Süper Taurus' anlaşması

Almanya ve Britanya, Rusya tehdidine karşı yeni bir “süper füze” projesi başlatırken, iki ülke savunma, göç ve ekonomi alanlarında işbirliğini derinleştiren tarihi bir anlaşmaya imza attı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Alman medyasına göre, Britanya ve Almanya iki ülkeyi olası saldırılardan koruyacak bir karşılıklı savunma taahhüdünde bulunurken, aynı zamanda yeni bir “süper füze” geliştirmeye hazırlanıyor.

Politico’nun aktardığına göre, iki ülke önümüzdeki 10 yıl içinde “Süper Taurus” adı verilen uzun menzilli bir füze sistemi inşa etmeyi hedefleyen ortak bir askeri proje başlattı.

Halihazırda 500 kilometre menzilli yaklaşık 600 Taurus füzesine sahip olan Almanya, Ukrayna’nın bu sistemleri Rusya’ya karşı kullanmasına ise izin vermiyor.

'Tarihi bir gün'

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Londra’yı ziyaret ederek Birleşik Krallık ile Almanya arasında kapsamlı bir dostluk anlaşmasına imza attı.

Alman bir yetkili, bu anlaşmanın “Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırgan savaşı ışığında son derece önemli” bir karşılıklı yardım maddesi içerdiğini belirtti.

Savunmadan demiryoluna yeni ortalıklar

Anlaşma, iki ülkenin Eurofighter Typhoon jetleri ve Boxer zırhlı araçları gibi ortak üretimleri için diğer ülkelerden gelecek siparişleri artırmayı hedefleyen “ortak ihracat kampanyaları” düzenleme taahhüdünü de kapsıyor.

Bu hamle, Almanya’nın son 10 yılda Suudi Arabistan ve Türkiye’ye Typhoon satışlarını engelleyen tutumundan önemli bir politika değişimini işaret ediyor.

Alman savunma teknolojisi şirketi Stark da, yapay zeka destekli insansız sistemler üretmek için Britanya’da yeni bir fabrika kurma kararı alarak iki ülke arasındaki askeri bağları daha da derinleştirdi. Bu, Stark’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olacak.

Göçle yeni mücadele

Anlaşma sadece savunma değil, aynı zamanda Britanya ile Almanya arasında yeni bir doğrudan demiryolu bağlantısı geliştirme ve düzensiz göçle ortak mücadele hedeflerini de içeriyor.

Almanya, yıl sonuna kadar bir yasa değişikliğiyle Britanya’ya yasadışı göçün kolaylaştırılmasını yasaklamayı taahhüt etti. Bu düzenleme sayesinde kolluk kuvvetleri, göçmen kaçakçılarının Britanya’ya geçişlerde kullandığı tehlikeli küçük tekneleri sakladığı depo ve tesisleri denetlemek için yetki kazanacak.

Trump faktörü

Victoria ve Albert Müzesi’ndeki imza töreninde konuşan Merz, “Bugün Almanya-Britanya ilişkileri için tarihi bir gün” ifadelerini kullandı ve savunmadan dış politikaya, ekonomiden iç siyasete kadar birçok alanda işbirliğini derinleştirme kararlılığını vurguladı.

Merz’in Londra ziyareti, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Britanya’ya yaptığı üç günlük devlet ziyaretinin hemen ardından gerçekleşti.

Bu temaslar, Avrupa’nın ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle birlikte karşı karşıya kaldığı yeni gümrük vergileri ve Washington’un Ukrayna da dahil Avrupalı müttefiklerini savunma taahhüdüne dair belirsizlikler gölgesinde, Avrupa’nın üç büyük gücü arasındaki işbirliğinin artacağına işaret ediyor.

Kaynak: Gazete Oksijen


Japon iş dünyasına soğuk duş | Tokyo tarafını seçti: Tayvan savaşına askeri destek vermeyeceğiz

Japonya, Tayvan’daki şirketlerine Çin’in saldırısı senaryosunda ordunun destek veremeyeceğini bildirdi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Japon hükümet yetkilileri, Çin’in Tayvan’a olası bir saldırısı durumunda adadaki Japon şirketlerine ve çalışanlarına yönelik dikkat çeken bir uyarıda bulundu. Financial Times’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Tokyo, firmalara bir saldırı senaryosunda “kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalacaklarını” bildirdi.

Bu mesaj, Tayvan’daki en büyük doğrudan yabancı yatırım kaynaklarından biri olan Japon iş dünyasında soğuk duş etkisi yarattı.

'Askeri destek vermemiz zor'

Haberde, Japon yetkililerin şirket temsilcilerine Tayvan’daki riskler konusunda yaklaşık üç yıldır uyarılar yaptığı belirtiliyor. İki üst düzey Japon yetkili FT’ye verdikleri demeçte, ülkenin pasifist anayasası gereği Japon ordusunun yalnızca ev sahibi hükümetin onayıyla yurtdışında konuşlanabileceğini söyledi.“Japonya Tayvan’ı diplomatik olarak tanımıyor. Dolayısıyla bizim perspektifimizden bakıldığında Tayvan’da bir hükümet yok,” diyen yetkililer, Pekin’in de Japon askerlerinin Tayvan’a konuşlanmasına izin vermesinin beklenmediğini ifade etti.

Tayvan’daki yatırımlar ve yatırımcılar gerildi

Tokyo’nun tavrı, Tayvan’daki Japon yatırımlarında hissedilir bir düşüşe yol açtı. Japonya, Avrupa Birliği ve ABD’den sonra Tayvan’a en fazla doğrudan yatırım yapan üçüncü ülkeydi. Ancak Japon şirketlerinin Tayvan’daki doğrudan yabancı yatırımları, 2023’te bir önceki yıla kıyasla %27 azalarak 452 milyon dolara geriledi. Bu rakam, 2022’deki 1,7 milyar dolarlık zirvenin oldukça altında kaldı.

Yaklaşık 3.000 Japon şirketi Tayvan’da faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerin üçte biri, yarı iletken malzemeleri ve ekipmanları üreten üretim sektöründe yer alıyor. Perakende, toptan ticaret ve restoran zincirleri de Japon yatırımının önemli bir kısmını oluşturuyor.

Bir ABD’li yetkili, Japon hükümetinin yaklaşımının Tayvan’daki Japon iş dünyasında yatırım iştahını körelttiğini belirterek, “Amerikan şirketlerinin Tayvan’daki yatırımları artıyor ama Japon yatırımları neredeyse yok denecek kadar az,” dedi.

ABD-Japonya hattında neler oluyor?

ABD ordusu, Çin-Tayvan gerilimi senaryoları için müttefikleriyle operasyonel planlar üzerinde çalışıyor. Ancak FT’ye konuşan kaynaklara göre Tokyo ve Canberra, Washington’un olası bir ABD-Çin savaşında üstlenecekleri roller konusunda netlik taleplerinden rahatsız.

2021’de Taliban’ın Afganistan’da kontrolü ele geçirmesinin ardından Japon ordusu, ev sahibi hükümetin onayı olmadan tahliye operasyonlarına katılmıştı. Bazı askeri uzmanlar, Tayvan için de benzer bir durumun yaşanabileceğini öne sürüyor. Ancak bir Japon yönetici, “Tokyo veya Washington’dan güvenlik garantisi olmadıkça risk değerlendirmeleri bizi Tayvan’a yatırım yapmaktan uzak tutuyor” dedi.

Sessiz hazırlıklar

2022’den bu yana birçok büyük Japon şirketi, Çin’in Tayvan’a olası bir saldırısı durumunda çalışanlarını nasıl tahliye edeceklerine ilişkin yıllık tatbikatlar düzenliyor. Konuya yakın iki kişi, Japon hükümet yetkililerinin bu tatbikatlara resmi olmayan kapasitelerde katıldığını aktardı.

Bir yetkili, olası tahliyelerin Çin’in işgalinden önce yapılmasının planlandığını, ancak bu tür operasyonların Pekin’in dikkatini çekmeden yürütülmesinin kritik olduğunu belirtti:

“Temel mesele zamanlama ve kime destek verilebileceği. Bu senaryoda Japon Öz Savunma Kuvvetleri ya da askeri bir destek yok.”

Japonya: Vatandaşlarımızı koruruz

Japonya Savunma Bakanlığı, Tayvan’a yönelik bir saldırı ihtimaline ilişkin “varsayımsal bir soruya” yanıt vermenin zor olduğunu belirterek, ülkenin yanıtının anayasa ve uluslararası hukuk çerçevesinde “duruma özel” olacağını kaydetti.

Dışişleri Bakanlığı ise yurt dışındaki Japon vatandaşlarını korumanın en önemli öncelikleri olduğunu vurguladı:

“Dünyanın herhangi bir yerinde, Tayvan dahil, Japon vatandaşlarının tahliyesi gerekirse, en hızlı ve en güvenli yolları kullanarak her türlü çabayı göstereceğiz.”

Kaynak: Gazete Oksijen


Reuters analizi: ABD'li şirketler Suriye'nin yeniden inşası için hazırlanıyor

Trump’ın Haziran sonunda Suriye yaptırımlarını kaldırmasıyla ABD şirketlerinin ülkeye dönüşü hızlandı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD merkezli Baker Hughes, Hunt Energy ve Argent LNG, Suriye’nin 14 yıllık iç savaşta harabeye dönen enerji altyapısını yeniden inşa etmek için kapsamlı bir ana plan hazırlayacak. Argent LNG’nin CEO’su Jonathan Bass, Cuma günü Reuters’a yaptığı açıklamada, bu ortaklığın ülkenin petrol, doğalgaz ve elektrik sektörlerini yeniden canlandırmayı hedeflediğini söyledi.

Trump yönetiminin Haziran sonunda Suriye’ye uygulanan dünyanın en sıkı yaptırım rejimlerinden birini kaldırmasının ardından ABD’li şirketlerin ülkeye dönüşü dikkat çekici bir hızla gerçekleşti.

“Enerji ve elektrik üretimine yönelik kapsamlı bir ana plan geliştirmeye başlıyoruz. Bu plan, üretim kapasitesi ve hizmet sunumunda kısa vadeli iyileştirmeler için fırsatların ön değerlendirmesine dayanıyor,” diyen Bass, “Çabalarımız, ilgili paydaşlarla koordinasyon içinde enerji sektörünün yeniden canlandırılmasına destek olmayı amaçlıyor,” ifadelerini kullandı.

Bass, planın petrol ve doğalgaz arama-üretiminden elektrik üretimine kadar tüm değer zincirini kapsayacağını belirtti; ancak ayrıntı vermekten kaçındı.

'Suriye haritasında batıdan başlanacak'

Planın ilk aşaması, Suriye hükümetinin kontrolü altındaki Fırat Nehri’nin batısındaki bölgelerde uygulanacak. Ülkenin doğusu ise halen ABD destekli ve Kürtlerin öncülük ettiği Suriye Demokratik Güçleri’nin (YPG) kontrolünde bulunuyor. Washington, bu güçleri Şam’daki yeni otoriteye entegre olmaya teşvik ediyor.

2011 öncesinde yaklaşık 9,5 gigawatt elektrik üreten Suriye’nin enerji sektörü, savaş sonrası sadece 1,6 gigawatt kapasiteye geriledi. Sektörün onarımı için milyarlarca dolarlık yatırıma ihtiyaç duyulurken, nakit sıkıntısı çeken Şam yönetimi çözümü özel yatırımcılar ve bağışçılarda arıyor.

Geçtiğimiz Mayıs ayında Suriye, Katar merkezli UCC Holding ile 7 milyar dolarlık enerji projeleri geliştirmek için mutabakat zaptı imzalamıştı. Anlaşma, dört adet doğalgazla çalışan kombine çevrim santrali ve ülkenin güneyinde 1.000 megawattlık bir güneş enerji santralinin inşasını içeriyor.

Şirketlerden kritik ziyaret

Suriye Maliye Bakanı Yisr Barnieh, Perşembe günü LinkedIn hesabında yaptığı paylaşımda, üç ABD’li şirketin Suriye’ye yatırım yapmak ve ülkenin enerji sektörünü geliştirmek için bir koalisyon oluşturduğunu duyurdu.


Bass, Hunt Energy CEO’su Hunter L. Hunt ve Baker Hughes’un üst düzey bir yöneticisi, Çarşamba sabahı özel bir jetle Şam’a geldi.


Heyet, Maliye Bakanı Barnieh ile görüşürken İsrail, başkent Şam’a bir dizi hava saldırısı düzenledi.


“Çok büyük bir saldırıydı,” diyen Bass, Nisan ayında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile görüştüğünü ve o günden beri bu enerji projesi üzerinde çalıştığını aktardı.


Bass, Trump’ın Şara ile Mayıs ortasında yaptığı tarihi görüşmeye Türkiye ve Suudi Arabistan liderlerinin büyük katkısı olduğunu belirtti. Bu görüşmenin ardından Trump, Suriye yaptırımlarının sona erdiğini açıklamıştı. Yaptırımlar kademeli olarak kaldırılırken, yatırımcı ilgisi de yeniden canlanmaya başladı.

Ancak Suriye’nin güneyindeki Süveyda vilayetinde geçen hafta patlak veren şiddet olayları, ülkedeki iyimser havayı gölgeledi. Suriye İnsan Hakları Ağı’na göre çatışmalarda en az 321 kişi hayatını kaybetti.

Kaynak: Gazete Oksijen


Aliyev'den Rusya'ya: Uçağımızı vuranlar cezalandırılsın, ailelere tazminat ödensin

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Rus hava sahasında vurularak Kazakistan'da düşen yolcu uçağına ilişkin Moskova'ya seslendi. Aliyev, "Rus yetkililer ne olduğunu çok iyi biliyor. Suçlarını itiraf etsinler. Uçağımızı vuranlar cezalandırılsın. Mağdurların ailelerine tazminat ödensin" ifadesini kullandı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 25 Aralık 2024'te Rus hava sahasında vurularak Kazakistan'da düşen yolcu uçağına ilişkin, "Suçlarını itiraf etsinler. Uçağımızı vuranlar cezalandırılsın. Mağdurların ailelerine tazminat ödensin. AZAL'ın uçağı için de tazminat ödenmelidir." dedi ve uluslararası adalete başvuru yapacaklarını bildirdi. Aliyev, 3. Şuşa Global Media Forumu'nun katılımcılarıyla Hankendi şehrinde bir araya gelerek bölgesel ve küresel gelişmeleri değerlendirdi.

Zengezur Koridoru'nun ABD şirketi tarafından yönetilmesi önerisine değinen Aliyev, "Bunu Ermenistan yönetimine sormak lazım. Bizim arazimizde herhangi bir şirket yönetimi söz konusu olamaz" dedi. Ermenistan'daki Avrupa Birliği Gözlem Misyonu'na değinen Aliyev, "Onlar profesyonel ajanlardır. İran'a karşı casusluk faaliyetinde bulunuyorlar. Bazen dürbünle bizi de izliyorlar fakat biz de onları izliyoruz" diye konuştu.

"Vatandaşlarımız, Ermeni sınır muhafızlarının yüzünü görmemeli"

Zengezur Koridoru konusunda başlıca taleplerini, "Bizim Azerbaycan'dan Azerbaycan'a (Nahçıvan) engelsiz ve güvenli geçiş hakkımız sağlanmalıdır. Bu, Azerbaycan'ın bir kısmından diğer kısmına geçiş şeklinde olmalıdır. Bizim yükler ve vatandaşlarımız, Ermeni sınır muhafızlarının yüzünü görmemeli. Bu, adil bir taleptir." şeklinde açıklayan Aliyev, bunları bizzat Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'a ilettiğini aktardı.

"Rus yetkililer de ne olduğunu çok iyi biliyor"

Aliyev, Rusya hava sahasında vurularak Kazakistan'da düşen yolcu uçağına ilişkin şunları söyledi: "Maalesef (düşürülen uçak hususunda) Rusya tarafından herhangi bir resmi yanıt almadık. Olayın üzerinden 7 ay geçti. Bizim için her şey açıktır. Ne olduğunu biliyoruz ve kanıtlıyoruz. Rus yetkililer de ne olduğunu çok iyi biliyor. Komşular birbirlerine karşı böyle yapmamalı. Bizim talebimiz doğal taleptir. Suçlarını itiraf etsinler. Uçağımızı vuranlar cezalandırılsın. Mağdurların ailelerine tazminat ödensin. AZAL'ın uçağı için de tazminat ödenmelidir." Azerbaycan uçağının iki kez isabet aldığını bildiren Aliyev, "7 aydır yanıt alamıyoruz. Başsavcılığımız mütemadi muadillerine mektup yazıyor fakat 'araştırma sürüyor' yanıtı geliyor. Biz bunu unutmayacağız. Biz uluslararası adalete başvuru yapacağız. Bu hususta Rusya'yı da bilgilendirdik" dedi.

"Barış anlaşmasını imzalamaya çok yakınız"

Aliyev, Anadolu Ajansı Stratejik İletişim ve Dış İlişkiler Müdürü Bilgehan Öztürk'ün "Barış anlaşmasına ne kadar yakınız" sorusuna, "Barış anlaşmasının metni üzerinde uzlaşı sağlandı. Barış süreci önerisi de bizden geldi. Anlaşmanın metnini hazırladık ve Ermenistan'a gönderdik. 2 yıl ilerleme kaydedilmedi. Ermenistan metne 'Karabağ' konusunu eklemek istiyordu. Onlara dedik ki 'Karabağ bizim iç meselemizdir ve uluslararası anlaşmada iç mesele hususunda madde olamaz.' Biz 2023'te egemenliğimizi tam sağladıktan sonra onlar Karabağ hususundan vazgeçti" yanıtını verdi.

Ermenistan'ın bir süre anlaşmanın 2 maddesini kabul etmek istemediğini fakat ABD seçimlerini Donald Trump kazanır kazanmaz söz konusu maddeleri de kabul ettiklerini bildiren Aliyev, "Ermenistan anayasası ve AGİT Minsk Grubu hususları çözüldüğünde anlaşma imzalanacaktır. Metin önce paraflana da bilir. Düşünüyorum ki barış anlaşmasını imzalamaya çok yakınız. Bu süreç geri dönüşü olmayan bir hal aldı. Anlaşmanın imzalanması bölgede büyük değişimlere neden olacaktır. Güney Kafkasya'ya barış ve istikrar lazım." diye konuştu.

"Yapay zeka kullanmıyorum"

Aliyev, "Yapay zeka kullanıyor musunuz?" şeklindeki soruya, "Yapay zeka kullanmıyorum. Fakat aile bireylerimden kullananlar var. Bana da bilgi veriyorlar bazen. Muhtemelen zaman gelecek ben de kullanacağım." karşılığını verdi.

"Bu bölgeyi cennete dönüştüreceğimizi söylemiştim"

İşgalden kurtarılan bölgelerdeki imar ve ihya çalışmalarına da değinen Aliyev, sözlerini şöyle tamamladı: "Çok büyük işler yapılıyor. Ata yurtlarına dönen insanların sayısı giderek artıyor ve artacaktır. Karabağ'da artık elektrik üretilerek diğer bölgelere gönderiliyor. Yollar, tüneller inşa edildi ve ediliyor. Tünellerin toplam uzunluğu 80 kilometredir. Tünellerden biri 11 bin 700 metredir. Karabağ Üniversitesinde 1500 öğrenci okuyor. Tüm bunlar bana mucize gibi geliyor. Tüm bu kararları ben vermiş olsam da kısa sürede bu işlerin yapılması halkımızın ne kadar yetenekli olduğunu gösteriyor. İstediğin kadar paran olsun eğer insan sermayen yoksa hiçbir işi başaramazsın. Bu bölgeyi cennete dönüştüreceğimizi söylemiştim. Artık cennetin küçük bir parçasını gözlerimizle görüyoruz."

Kaynak: AA



 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
1710

1️⃣ COGAT ve Gazze Sonrası Plan İsrail’in COGAT birimi (Coordination of Government Activities in the Territories) Gazze sonrası “askeri-sivil geçiş modeli” kuruyor. • COGAT artık sadece “işgal koordin

 
 
 
410

Avrupa’nın aşırı sağcı partileri ekonomide solcu oldu Çünkü daha küçük devlet çağrısı, oylarının büyük bölümünü aldıkları işçi sınıfında...

 
 
 
4010

Trump, Hamas'ın Gazze Ateşkes Teklifine Yanıt Vermesi İçin Pazar Günü Son Tarihi Belirledi Anlaşma sağlanamazsa Trump, 'Daha önce hiç...

 
 
 

Yorumlar


©2023 copyright by MD all rights reserved

bottom of page