9-6
- mutlunecmettin
- 9 Ağu 2025
- 13 dakikada okunur
ABD Başkan Yardımcısı Vance, tekne gezisi için Ohio nehrinin su seviyesini yükselttirdi
ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun verileri, Vance'in tatil yaptığı Ağustos ayı başlarında nehir seviyesinde ani bir artış ve buna bağlı olarak göl seviyesinde bir düşüş olduğunu gösteriyor.
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in ailesiyle birlikte yapacağı tekne gezisi için ABD Ordusu Mühendislik Birliği'nden Ohio'daki bir gölün akışının değiştirilmesini istendi.
ABD ordusu mühendislik birliğinin açıklamasına göre, ABD Gizli Servisi'nin talebi, ağustos ayında Little Miami Nehri'nde yapılacak bir gezi sırasında ABD başkan yardımcısının güvenlik ekibinin “güvenli seyrüseferini desteklemek” amacıyla yapıldı.
Sosyal medya paylaşımlarına göre Vance 2 Ağustos'ta, 41. doğum gününde, Caesar Creek Gölü'nün bir kolu olan nehirde kano yaparken görülmüştü.
The Guardian'a konuşan bir kaynak, Caesar Creek Gölü'nün boşaltılması talebinin sadece başkan yardımcısının Gizli Servis ekibini desteklemek için değil, aynı zamanda “ideal kano koşulları” yaratmak için de yapıldığını iddia etti.
ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun (USGS) kamuya açık verileri, Vance'in tatil yaptığı Ağustos ayı başlarında nehir seviyesinde ani bir artış ve buna bağlı olarak göl seviyesinde bir düşüş olduğunu gösteriyor.
ABD ordusu mühendislik birliği sözcüsü Gene Pawlik, “ABD Gizli Servis personelinin güvenli seyrüseferini desteklemek için Caesar Creek Gölü'nden geçici olarak su çıkışını artırma talebi” aldıklarını söyledi.
Gizli Servis yaptığı açıklamada, motorlu su araçlarının ve acil durum personelinin son ziyaret sırasında güvenli bir şekilde çalışabilmesini sağlamak için Ohio doğal kaynaklar departmanı ve USACE ile yakın işbirliği içinde planlama yaptığını belirtti.
Mühendislik Birliği'nin daha önce de kamusal kullanım için akış değiştirmesi yaşanan bir durumdu. Ancak bireysel talep ve etkinlikler için daha önce böyle bir müdahaleye başvurulmadığı belirtiliyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
Reuters: Trump'ın belki de en zor sınavı | Çin-Rusya-Hindistan ittifakı 'doğmak üzere'
Trump’ın Rusya’dan petrol alımı nedeniyle ek yaptırım tehdidinde bulunduğu Hindistan, dış politikada yeni arayışlara yöneliyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, yedi yılı aşkın bir sürenin ardından ilk kez Çin’i ziyaret edecek. Hindistan hükümetinden doğrudan bilgi sahibi bir kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, Modi 31 Ağustos’ta başlayacak olan Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) zirvesine katılmak üzere Çin’in Tiencin kentine gidecek.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin yorum yapmadı.
ABD ile ilişkilerde kriz derinleşiyor
Modi’nin bu ziyareti, Hindistan ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki son yılların en ciddi diplomatik krizlerinden birinin yaşandığı döneme denk geliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Hindistan’dan ithal edilen ürünlere Asya ülkeleri içinde en yüksek gümrük vergilerini uygulamaya koyarken, Hindistan’ın Rusya’dan petrol alımına karşı da henüz açıklanmamış yeni yaptırımlar tehdidinde bulunmuştu.
Sınır geriliminden diyaloga
Modi, Çin’e en son Haziran 2018’de gitmişti. Ancak 2020 yılında Himalayalar’daki tartışmalı sınır hattında yaşanan askeri çatışma sonrası Çin-Hindistan ilişkileri ciddi şekilde gerilmişti. Bu gerginliğe rağmen iki lider, Ekim ayında Rusya’daki BRICS zirvesi sırasında bir araya geldi ve bu görüşme, iki ülke arasında bir yumuşamanın başlangıcı oldu.
Şimdi iki büyük Asya ülkesi, iş dünyası ve seyahat alanlarında engel teşkil eden gerilimleri kademeli olarak azaltmaya çalışıyor.
Trump’tan BRICS ülkelerine yeni tehdit
Öte yandan Trump, BRICS bloğundaki (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ülkelere, “Amerikan karşıtı politikalar” güttükleri gerekçesiyle ithalat vergilerine %10 ek zam tehdidinde bulundu. Trump ayrıca Hindistan’ın Rusya’dan petrol ithalatına yönelik cezayı, Ukrayna’daki savaşla ilgili barış arayışlarının sonucuna göre belirleyeceğini açıkladı.
Putin'in Hindistan ziyareti gündemde
Bu gelişmelerin gölgesinde, Hindistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Ajit Doval, halihazırda planlanan bir ziyaret kapsamında Rusya’da bulunuyor.
Reuters’a konuşan bir diğer hükümet yetkilisine göre, Doval’ın temaslarında Rusya’dan alınan petrol konusu ve S-400 hava savunma sisteminin teslimat süreci gibi savunma iş birliği detayları ön planda olacak.
Ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in olası Hindistan ziyareti de gündeme gelebilir. Doval’ın temaslarının ardından, Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar’ın da önümüzdeki haftalarda Rusya’yı ziyaret etmesi bekleniyor.
İhracata ağır darbe gelebilir
ABD ile yaşanan gerilimin ekonomik yansımaları da büyük. ABD ve Hindistanlı yetkililerin Reuters’a verdiği bilgiye göre, yanlış siyasi hesaplamalar, karşılıklı sinyal hataları ve büyüyen güvensizlik ortamı, 190 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine rağmen iki ülke arasında planlanan ticaret anlaşmasını rafa kaldırdı.
Hindistan hükümetine ait bir iç değerlendirme raporuna göre, Trump’ın uygulamaya koyduğu yaptırımlar, ABD’ye yapılan 64 milyar dolarlık mal ihracatında rekabet avantajını ortadan kaldırabilir. Bu rakam, Hindistan’ın toplam ihracatının %80’ine karşılık geliyor.
Ekonomik etki sınırlı mı kalacak?
Ancak bu darbenin Hindistan ekonomisinin geneli üzerindeki etkisinin sınırlı kalması bekleniyor. 4 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip Hindistan ekonomisinde ihracatın görece düşük paya sahip olması, büyüme oranlarının çok fazla etkilenmeyeceği yönünde yorumlanıyor.
Nitekim Hindistan Merkez Bankası (RBI), belirsizliklere rağmen 2025 mali yılı için büyüme tahminini %6.5 seviyesinde sabit tuttu ve faiz oranlarında da herhangi bir değişikliğe gitmedi.
Söz konusu hükümet raporuna göre, Hindistan’ın Rusya’dan petrol alımı nedeniyle ABD’nin %10’luk ek ceza tarifesi uygulaması gündemde. Bu durumda Hindistan’dan ithal edilen ürünlere toplam %35 oranında gümrük vergisi uygulanabileceği belirtiliyor. Ancak bu rakamlar, Trump yönetiminin nihai kararına göre değişebilir.
2024 yılında Hindistan’ın ABD’ye ihracatının yaklaşık 81 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
Kremlin duyurdu: Putin ve Trump bir araya gelecek
Kremlin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşecek zirvenin yeri ve tarihi konusunda uzlaşmaya varıldığını duyurdu. Görüşmenin önümüzdeki günlerde yapılması bekleniyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yardımcısı Yuriy Uşakov, Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmenin yapılacağı yerin belirlendiğini ancak detayların daha sonra açıklanacağını duyurdu. Rusya devlet medyasına göre en olası yer Birleşik Arap Emirlikleri olarak gösteriliyor.
TASS haber ajansına konuşan Uşakov, iki liderin "önümüzdeki günlerde" bir araya gelmesi konusunda taraflar arasında mutabakat sağlandığını bildirdi.
Net tarih verilmedi
Uşakov’a göre, 11–17 Ağustos haftası görüşme için "hedef tarih" olarak belirlendi. Görüşmenin hazırlıkları sürerken, planlamanın kaç gün süreceği konusunda ise net bir bilgi verilemedi.
Uşakov, Witkoff’un zirveye Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin de katılacağı üçlü bir format önerdiğini, ancak Rus tarafının bu teklife herhangi bir yorum yapmadığını aktardı.
Öte yandan 6 Ağustos’ta Kremlin’de Putin ile ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff arasında bir görüşme gerçekleşti. Rusya lideri Putin, ABD ile başkanlık seviyesindeki son temasını 2021 yılında Joe Biden ile gerçekleştirmişti.
Trump ne demişti?
ABD Başkanı Donald Trump, yakın gelecekte Rusya lideri Vladimir Putin ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenski ile bir üçlü zirve ihtimali olduğunu söyledi.
Trump gazetecilere yaptığı açıklamada "Çok yakında bir buluşma olma şansı büyük" ifadelerini kullandı.
Trump gazeteciler Putin ve Zelenski'nin böyle bir zirveyi kabul edip etmediklerini sorduğunda ise "ihtimalin çok iyi olduğunu" söylemekle birlikte, başka bir ayrıntı vermedi. Beyaz Saray'dan bir yetkili de Trump ile Putin'in gelecek hafta temaslarda bulunabileceğini ifade etti.
CNN International: ABD, Putin'in tuzağına adım adım yürüyor
Putin’le üçlü zirve planlayan Trump, “barışçı lider” imajını güçlendirmek istiyor. Ancak geçmiş deneyimler, Kremlin’in sözlerine temkinli yaklaşılması gerektiğini gösteriyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yakında yapılması planlanan bir zirve öncesi Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik “büyük ilerleme” kaydedildiğini öne sürdü. Ancak uzmanlar, Putin’in Trump’ı bir kez daha oyalıyor olabileceği uyarısında bulunuyor.
Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un Çarşamba günü Moskova’da Putin’le yaptığı üç saatlik görüşmenin ardından, Trump daha önce Putin’i eleştirdiği nadir açıklamalarından birini unutarak yeniden iyimser bir tutum sergiledi. Trump, yapılması beklenen zirveyle savaşın sona erebileceğini savundu:
“Bu yolun sonunu getirme konusunda çok iyi bir şans var.”
Ancak Trump’ın bu iyimserliği, son haftalarda Putin’in Kiev’e düzenlediği “iğrenç” hava saldırılarını kınadığı ve Rus lideri “tam anlamıyla çılgın” olarak tanımladığı açıklamalarıyla çelişti.
Trump, henüz bir “atılım” olmadığını söylese de, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik yoğun insansız hava aracı ve füze saldırılarının devam ettiği bir ortamda, barış için bu kadar umutlu olması gerçekçi bulunmuyor.
Trump, göreve başladığı ocak ayından bu yana savaşın sona ermek üzere olduğunu defalarca iddia etti, ancak söz verdiği 24 saatte barış planı hala hayata geçmedi.
Alman Marshall Fonu'na bağlı Demokrasi Güvenliği İttifakı’nın yöneticisi ve eski Dışişleri Bakanlığı yetkilisi David Salvo, “Kremlin’in bu savaşa ne kadar bağlı olduğunu Washington'da bazen hafife alıyoruz,” dedi ve ekledi:
'Putin rejiminin meşruiyeti ve geleceği bu savaşın yalnızca Rusya’nın şartlarında bitirilmesine değil, aynı zamanda sürdürülmesine de dayanıyor'
Zirve umut vadediyor mu?
Trump, Putin’le yapılacak bir liderler zirvesini “barışçıl bir devlet adamı” rolüyle tarihi bir fırsata dönüştürmeyi planlıyor. Üstelik Putin ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’yi bir araya getirmeyi amaçlayan üçlü bir görüşme teklifinde de bulundu.
Ancak Kremlin, bu zirve planlarını henüz resmen doğrulamadı. Moskova’nın genellikle detaylı ve zaman alıcı diplomatik ön hazırlıklar yaptığı düşünüldüğünde, Trump’ın baskısı Rus tarafını rahatsız edebilir.
Yine de böyle bir zirve, Trump’ın iç politikada ve dış politikada siyasi sermaye kazanması için önemli bir fırsat olabilir. Örneğin, sivil yerleşimlere yönelik hava saldırılarının durdurulmasına dair geçici bir anlaşma sağlanabilir. Ancak Rusya’nın geçmişte verdiği ateşkes sözlerinin çoğu boşa çıkmıştı.
Putin, Trump'ı tekrar mı kandırıyor?
Trump’ın daha önce Putin’in barış konusunda samimi olduğuna dair iddiaları defalarca boşa çıkmış, özellikle Helsinki zirvesinde Putin’in Trump üzerindeki etkisi çokça eleştirilmişti.
Witkoff’un önceki görüşmelerde Rusya yanlısı söylemleri öne çıkarması ve Ortadoğu’daki barış süreçlerinde etkili olamaması da yeni zirvenin ciddiyeti konusunda şüphe uyandırıyor.
Trump gazetecilere, “Putin’in oyununu şu an bilmiyorum. Bunu size haftalar içinde belki daha da kısa sürede söyleyebilirim,” dedi.
Putin de geçtiğimiz hafta Trump'ı kast ederek 'Bazılarının beklentileri boşa çıkmış olabilir' ifadesini kullanmıştı.
Bazı gözlemciler, Putin’in bu zirveyi Batı diplomasisinde yeniden meşrulaşma fırsatı olarak kullanabileceğini düşünüyor.
Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ise, “Putin bu durumu bir fırsat olarak görecektir. Trump’ı fazla zorladığını fark etti ve işleri yeniden kendi lehine çevirmek için bazı planları olacaktır,” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: Gazete Oksijen
Reuters: Zengezur Koridoru ABD'ye geçiyor
Azerbaycan ve Ermenistan liderleri ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yarın Washington'da yapılacak görüşmede Azerbaycan ve Ermenistan arasında barışa yönelik çerçeve anlaşma imzalanması beklenirken, anlaşma kapsamında stratejik Zengezur koridorunu geliştirme hakkı ABD'ye verilecek
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD'li yetkililerin Reuters'a verdiği bilgiye göre, liderlerin yarınki görüşmelerin ardından bazı belgeler imzalayacak. Ermenistan, bu kapsamda Trump Uluslararası Barış ve Refah Güzergahı (TRIPP) olarak adlandırılan transit koridorunun uzun vadeli münhasır geliştirme hakkını ABD'ye verecek.
Koridor, Ermenistan yasaları kapsamında işletilecek ve ABD koridor içinde kalan bölge üzerindeki haklarını altyapı ve yönetimden sorumlu bir konsorsiyuma devredecek.
Azerbaycan, Ermenistan ile yaptığı barış görüşmeleri kapsamında Nahçıvan bölgesini ana Azerbaycan topraklarına bağlayacak ulaşım koridorunun kendisine tahsis edilmesini istiyordu.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre Beyaz Saray'da yapılacak görüşmenin ardından taraflar barış anlaşmasına varmak için, Azerbaycan'ın ulaşım koridoru taleplerini de karşılayacak çerçeve bir anlaşma imzalayacaklar.
Barrack sinyali vermişti
Temmuz ayında, ABD yönetimi, Azerbaycan'la Ermenistan arasındaki görüşmelerde tıkanıklığa neden olan Zengezur Koridoru'nun kontrolünü devralmayı teklif etti.
Middle East Eye'da yer alan habere göre açıklama, cuma günü New York'ta bir grup gazeteciyle bir araya gelen ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack tarafından yapıldı.
Ermenistan ve Azerbaycan, martta taslak bir anlaşma üzerinde uzlaşmış ancak Bakü yönetimi imzalar atılmadan önce birkaç ek madde daha eklenmesini talep etmişti.
Anlaşmazlığın temel noktalarından biri de Ermenistan topraklarından geçerek Nahçıvan'ı Azerbaycan ana karasına bağlayan Zengezur Koridoru üzerineydi.
ABD'nin 100 yıllık teklifi
ABD'li büyükelçi Tom Barrack konuyla ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, "Taraflar yalnızca 32 kilometrelik bir yol için karşı karşıya geliyor, ancak konu basit değil. Bu anlaşmazlık on yılı aşkın süredir devam ediyor. Sadece 32 kilometrelik bir yol yüzünden" ifadelerini kullandı.
Konuyla ilgili ABD'nin teklifini açıklayan Barrack, "Sonuçta devreye giren Amerika, 'Tamam, bu işi biz üstleniyoruz. 32 kilometrelik yolu 100 yıllığına bize verin, siz de ortak kullann' teklifinde bulunuyor" diye konuştu.
Barrack’ın açıklamaları, Trump yönetiminin koridoru tarafsız bir garantör olarak hizmet verecek özel bir Amerikan şirketi aracılığıyla yönetmeyi teklif ettiğini resmen doğrulayan ilk açıklama niteliğini taşıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze'de soykırım son bulana dek mücadelemiz sürecektir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Senegal Başbakanı Ousmane Sonko ile ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, "Gazze'de soykırım son bulana dek, masum çocukları açlığa ve ölüme mahkum edenler hesap verene kadar mücadelemiz sürecektir" dedi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Senegal Başbakanı Ousmane Sonko ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, açıklamasında özetle şunları kaydetti:
“Bugünkü istişarelerde yatırım ve ticaret başta olmak üzere birçok alanda iş birliği imkanlarını sayın başbakanla ele aldık. İmzalanan belgelerle iş birliğimizin ahdi zeminini sağlamlaştırdık. Senegal ile ticaret ve yatırımlarda önemli başarılar elde ettik. Ticari ilişkileri 1 milyar dolara çıkarmak istiyoruz. Şirketlerimizin Senegal'deki ticaretindeki değeri 3 milyar dolara yaklaştı. Şirketlerimizin tecrübelerini Senegalli dostlarımızla paylaşmaya hazırız.
"Senegal'in FETÖ'yle mücadelemizde verdiği destek içinde teşekkür ediyorum"
Afrikalı arkadaşlarımızın Türk savunma sanayiye ilgi duymasını takdirle karşılıyoruz. Senegal'in FETÖ'yle mücadelemizde verdiği destek içinde teşekkür ediyorum. Küresel vizyonu olan hiçbir ülke Afrika Kıtasını yok sayamaz. Biz Afrika Kıtasıyla yeni tanışmış bir ülke değiliz. Kıtayla 10. asıra uzanan köklü bir tarihimiz var. Her kim Türkiye- Afrika ilişkisini eleştiriyorsa Türkiye'yi sığ sulara çekmek istiyor demektir.
"Gazze’de insanları açlığa sevk edenler hesap verecekler"
Ana muhalefet partisi ne derse desin, Afrika halklarıyla dostluk ve kardeşlik bağlarımızı güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bugün görüşmemizde Gazze'de yaşanan katliamı da ele aldık. Senegal'in Filistin halkıyla gerçekleştirdiği dayanışma birçok ülke tarafından takdirle karşılanıyor. BM'de başlattığımız projelere her zaman destek oldular. Bugün benzer düşüncelere sahip iki Müslüman ülke olarak uluslararası platformlarda sesimiz daha çok çıkıyor. Gazze'de insanları açlığa sevk edenler hesap verecekler. Açlıktan bir deri bir kemik kalmış o masum yavruların hesabı, hukuk ve tarih önünde faillerinden mutlaka sorulacaktır. Gazze'de soykırım son bulana dek, masum çocukları açlığa ve ölüme mahkum edenler hesap verene kadar mücadelemiz sürecektir.
Türkiye ve Senegal arasında 4 anlaşma imzalandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Senegal Başbakanı Ousmane Sonko'nun huzurunda iki ülke arasında 4 anlaşma imzalandı.
İsviçre'nin tek derdi Washington'a verilebilecek yanıt: F-35 anlaşması tarih olabilir
İsviçre’de siyasi partiler, ABD’den alınacak milyarlarca franklık savaş uçağı anlaşmasının Trump’ın uyguladığı yüksek vergiler nedeniyle iptal edilmesini istiyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İsviçre’de siyasi partiler arasında geniş bir destek bulan girişim, ABD’li savunma devi Lockheed Martin’den alınması planlanan 36 adet F-35A savaş uçağı siparişinin iptal edilmesini hedefliyor. Gerekçe ise, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsviçre’ye karşı uygulamaya koyduğu dünya çapındaki en sert gümrük tarifelerinden biri olan %39'lık oran.
Satın alımın toplamda 7.3 milyar İsviçre frangına (yaklaşık 9.1 milyar dolar) mal olabileceği tahmin ediliyor. Ancak Trump’ın ithalat vergilerini uygulamaya koymasının ardından, bu alım planı Bern’de giderek daha fazla sorgulanır hale geldi.
Artan maliyetler tartışmayı alevlendirdi
Zaten haftalardır İsviçre gündemini meşgul eden savaş uçağı alımı, hükümetin Washington’la yaşanan maliyet anlaşmazlığını “bir yanlış anlama” olarak açıklamasıyla daha da tartışmalı bir hal aldı. Hükümetin başlangıçta beklediğinden daha yüksek maliyetlerin ortaya çıkması kamuoyunda tepkilere neden oldu.
Yeşiller Partisi milletvekili Balthasar Glättli, “Ticarette bize taş atan bir ülkeye hediye verilmemeli,” diyerek ilkbaharda meclise sunduğu alımın iptali teklifinin eylül ayında parlamentoda tartışılabileceğini açıkladı.Sosyal Demokratlar Eş Başkanı Cédric Wermuth ise Bloomberg’e gönderdiği açıklamada, “Halkın bu alımı durdurabilmesi için referandumun yenilenmesini talep ediyoruz,” dedi.
Tepkiler hem sağdan hem de soldan
Başta sol partiler öncülük etse de, Trump’ın uygulamaya koyduğu ağır vergilerin ardından Lockheed Martin’den alım yapılmasına karşı çıkan siyasetçi sayısı partiler üstü bir şekilde artıyor. Bu durum, ABD’nin güvenilir bir tedarikçi olup olmadığına dair soru işaretlerini derinleştiriyor.
Lockheed Martin’in 2024 yılında teslim ettiği toplam uçak sayısının yaklaşık üçte birini temsil eden 36 adet F-35A, şirket için de büyük bir anlaşma. Ancak şirket temmuz ayında açıkladığı bilanço verilerinde, Pentagon’un 2026 bütçesinde F-35 siparişlerini azaltması ve rakip projelere daha fazla kaynak aktarması nedeniyle 1.6 milyar dolarlık zarar yazdı.
'Amerikan tarife şoku'
İsviçre’nin liberal politikacılarından ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı Karin Keller-Sutter ile aynı partiden olan Hans-Peter Portmann da şüpheciler arasında. “Amerikan tarife şokunun ardından, halkımıza başlangıçta belirtilenden daha pahalıya F-35 alınacağını nasıl açıklayacağız?” diye soran Portmann, anlaşmanın tamamen ya da kısmen iptal edilmesi gerektiğini savundu.
Portmann’a göre hükümet, bu zararı göze alarak anlaşmadan çekilmeli ve ardından Avrupa ile daha yakın savunma iş birlikleriyle İsviçre’nin ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceğini değerlendirmeli.
Yeni hedef neler?
İsviçre’nin güvenlik politikası, tarafsızlık ilkesine dayansa da, silah sanayi ihracatının çatışma bölgelerine yasak olması gibi kısıtlamalar ülkenin savunma kapasitesini zor durumda bırakıyor. Ancak hükümet son dönemde yön değiştirerek, silah alımlarının en az %30’unu Avrupa’dan yapma taahhüdünde bulundu ve Avrupa Birliği ile güvenlik alanında yeni iş birlikleri için görüşmelere başladı.
Analistler İsviçre'nin yeni nesil Eurofighter uçaklarını alabileceğini ifade ediyor.
Kahve dahil her şeye tarife etkisi
İsviçre hükümeti, Trump’tan gümrük tarifelerini düşürmesini son ana kadar müzakere etti ancak başarılı olamadı. Uygulamaya konan %39’luk ek vergi, komşu Avrupa Birliği’ne uygulanan %15’e kıyasla çok daha yüksek. Lüks İsviçre saatlerinden Nespresso kahve kapsüllerine kadar pek çok ürünü kapsayan bu vergi, gelişmiş ülkeler arasında en yükseği.
F-35 ilişkileri yumuşatmak için bir araç mıydı?
ABD’den uçak alımının, Washington ile yürütülen ticaret müzakerelerinde bir “yumuşatma hamlesi” olarak değerlendirilmesi fikri, Trump dönemindeki diğer ticaret anlaşmalarında da gündeme gelmişti. Daha fazla uçak siparişi verilmesi, Trump’ın hoşuna gidebilecek bir jest olarak düşünülüyordu.
Bu bağlamda, İsviçre Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Cumhurbaşkanı Keller-Sutter’in bu hafta ABD’de gerçekleştirdiği görüşmede, iki ülke savunma ilişkilerini güçlendirme taahhütlerini yineledi.
Kaynak: Gazete Oksijen
İsrail ve Mısır'dan 35 milyar dolarlık doğalgaz anlaşması
İsrail'in Leviathan doğalgaz sahası Mısır'a doğalgaz ihraç etmek üzere 35 milyar dolara varan bir anlaşma imzalayarak İsrail tarihindeki en büyük ihracat anlaşmasını gerçekleştirdi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Doğalgaz sahasının ortaklarından biri olan NewMed, İsrail'in Akdeniz kıyısı açıklarında yer alan ve yaklaşık 600 milyar metreküp rezerve sahip olan Leviathan sahasından Mısır'a 2040 yılına ya da sözleşmedeki miktarlar sağlanana kadar yaklaşık 130 milyar metreküp doğalgaz ihraç edileceğini açıkladı.
Leviathan, 2020'de üretime başladıktan kısa bir süre sonra Mısır'a doğalgaz tedarik etmeye başlamış, 2019'da 60 milyar metreküp doğalgaz için ilk anlaşma imzalanmıştı. Bu anlaşma kapsamındaki doğalgazın 2030'ların başında tamamen tedarik edilmiş olacağı öngörülüyor.
NewMed, Leviathan'dan Mısır'a 2020'den bu yana 23.5 milyar metreküp doğalgaz gönderildiğini belirtti.
Leviathan, Akdeniz’deki en büyük doğal gaz sahalarından biri ve yaklaşık 600 milyar metreküp gaz barındırıyor. Üretimin 2064’e kadar sürmesi bekleniyor.
Bir zamanlar kendi sahalarından önemli miktarda gaz ihraç eden Mısır, üretiminin düşmesiyle birlikte giderek daha fazla ithal LNG’ye bağımlı hale geldi. 2024 yazında sıcaklıkların artmasıyla birlikte yaşanan günlük elektrik kesintileri kamuoyunda büyük tepki yarattı ve ekonomik faaliyetleri olumsuz etkiledi.
Mısır'ın İsrail'e bağımlılığı artıyor
Anlaşma, birçok Mısırlının İsrail'in Gazze'de 22 aydır yürüttüğü savaşa Kahire'nin müdahale etmemesinden dolayı öfkeli olduğu bir dönemde, Mısır’ın İsrail gazına olan bağımlılığını daha da derinleştiriyor.
Mısır, şu ana kadar çatışmada bir ateşkes sağlamaya çabası içerisindeydi ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi kısa süre önce İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırısını bir soykırım olarak nitelendirmişti.
Sosyal medyada birçok Mısırlı, İsrail’in Gazze’deki tutumuna öfkesini dile getiriyor ve Kahire’nin açlıkla mücadele eden Filistinlilere yardım konusunda yeterince çaba göstermemesinden dolayı hayal kırıklığı yaşadığını söylüyor.
Mısır, ayrıca Gazze'nin boşaltılması ve nüfusunun Mısır ile Ürdün'e zorla göç ettirilmesi yönündeki İsrail ve ABD baskılarıyla da karşı karşıya.
Royal United Services Institute’ta Orta Doğu çalışmaları ve güvenlik alanında kıdemli araştırmacı Dr. HA Hellyer, Financial Times'a yaptığı açıklamada, “Gazze’deki savaş nedeniyle Kahire ile Tel Aviv arasındaki ilişkiler son yılların en kötü seviyesinde. Bu savaş Mısır toplumunun her kesimini ve her düzeyini öfkelendirdi. Pek çok Mısırlı, İsrail’in Mısır enerji sektörü üzerindeki etkisini Kahire’ye baskı kurmak için kullanacağından endişe duyacaktır” dedi.
Kaynak: Gazete Oksijen
Trump'tan Intel CEO'suna istifa çağrısı
ABD Başkanı Donald Trump, Intel'in üst yöneticisi (CEO) Lip-Bu Tan'a istifa çağrısı yaptı. Trump, "Intel'in CEO'su büyük bir çelişki içinde ve derhal istifa etmeli. Bu soruna başka bir çözüm yok" ifadesini kullandı. İstifa çağrısının ardından Intel'in hisseleri yüzde 2'nin üzerinde değer kaybetti
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkanı Donald Trump, yarı iletken üreticisi Intel'in üst yöneticisi (CEO) Lip-Bu Tan'ın "büyük bir çelişki içinde" olduğunu belirterek istifaya çağırdı. Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, "Intel'in CEO'su büyük bir çelişki içinde ve derhal istifa etmeli. Bu soruna başka bir çözüm yok" ifadelerini kullandı.
Çin'le bağlantılarını sorgulayan mektubun ardından geldi
ABD Başkanı Trump'ın Intel CEO'suna yönelik istifa çağrısı, Cumhuriyetçi Senatör Tom Cotton'un, Intel Yönetim Kurulu Başkanı Frank Yeary'e yazdığı mektupta, Tan'ın Çin ile bağlantılarını sorgulamasının ardından geldi. Cotton, 6 Ağustos tarihli mektubunda, Intel CEO'su Tan'ın yatırımları ve Çin Komünist Partisi ile Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile bağlantılı olduğu iddia edilen yarı iletken firmalarıyla olan ilişkileri konusundaki endişelerini dile getirmişti. Söz konusu mektupta Cotton, mart ayında Intel'in CEO'su olarak atanan Tan'ın düzinelerce Çinli şirketi kontrol ettiğini ve yüzlerce Çinli ileri üretim ve çip şirketinde hissesinin olduğunun bildirildiğini aktarmıştı. Ayrıca Cotton, bu şirketlerden en az sekizinin ise Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile bağlantıları olduğunu öne sürmüştü.
Tan'ın son olarak gelişmiş çip tasarımının temel unsurlarından biri olan elektronik tasarım otomasyonu teknolojisi üreten Cadence Design Systems şirketinin CEO'su olarak görev yaptığını anımsatan Cotton, söz konusu şirketin geçen hafta ürünlerini Çin askeri üniversitesine yasa dışı olarak sattığı ve lisans almadan teknolojisini Çinli bir yarı iletken şirketine aktardığı suçlamalarını kabul ettiğini ve bu yasa dışı faaliyetlerin Tan'ın görev süresi içinde gerçekleştiğini belirtmişti. ABD Başkanı Trump'ın, Intel CEO'su Lip-Bu Tan'a istifa çağrısında bulunmasının ardından şirketin hisseleri yüzde 2'nin üzerinde değer kaybetti.
Kaynak: AA


Yorumlar