top of page

25-2

  • Yazarın fotoğrafı: mutlunecmettin
    mutlunecmettin
  • 25 Tem 2025
  • 11 dakikada okunur

ABD'den Fransa'nın 'Filistin' kararına tepki: Şiddetle reddediyoruz

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Gazze'deki açlık krizine yönelik artan küresel öfke ortamında, Fransa'nın Filistin'i bir devlet olarak tanıyacağını açıkladı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Fransa'nın Filistin devletini tanıma kararını "şiddetle reddettiklerini" açıkladı.

X hesabından yaptığı paylaşımdan Fransa'nın kararını eleştiren Rubio, "Amerika Birleşik Devletleri, (Fransa Cumhurbaşkanı) Emmanuel Macron'un, BM Genel Kurulu'nda Filistin devletini tanıma planını şiddetle reddediyor" ifadesini kullandı.

Söz konusu kararın "Hamas'ın propagandasına hizmet ettiğini" savunan Rubio, ayrıca bu kararın "7 Ekim'de hayatını kaybedenlerin yüzüne atılmış bir tokat" niteliğinde olduğunu ileri sürdü.

Macron'dan "Filistin devletini tanıyacağız" açıklaması

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Filistin devletini tanıma kararı aldığını ve eylül ayında yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda (BMGK) bu konuda resmi bir açıklama yapacağını bildirmişti. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a yazdığı mektuba da yer verdiği paylaşımında Macron, bölgede şu an için aciliyet arz eden şeyin "Gazze’deki savaşın sona ermesi ve sivil halkın kurtarılması" olduğunu belirtmişti.

Fransa ve Suudi Arabistan 28-30 Temmuz'da Filistin sorununun barışçıl ve iki devletli çözümünün ele alınacağı "Uluslararası Filistin Konferansı"na eş başkanlık edecek.

Fransız Cumhurbaşkanı, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırılarının ardından İsrail’e destek vermiş ve antisemitizme karşı sık sık konuşmuştu. Ancak Macron, özellikle son aylarda, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaşa giderek daha fazla öfke duymaya başladı.

Filistin Devleti, BM üyelerinin yüzde 75'ini temsil eden 147 ülke tarafından egemen bir ulus olarak tanınıyor ancak ABD, Kanada ve çok sayıda AB ülkesi, Filistin'i tanımaktan imtina ediyordu. Bu karar ile birlikte Fransa, Filistin’i tanıyan en büyük ve en güçlü Avrupa ülkesi konumunda olacak.

Filistin'i resmi olarak tanıyan devletler şöyle: 


Kaynak: AA


Filistin'i tanıma kararı Fransa siyasetini böldü: Aşırı sağa göre acele, sola göre geç kalınmış

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Filistin devletinin eylülde tanınacağı yönündeki açıklaması ülke siyasetinde farklı tepkilere neden oldu. Aşırı sağ partiler 'aceleci' diye niteledikleri karara tepki gösterirken, sol partilerse kararı memnuniyetle karşıladı ancak hemen uygulanmasını istedi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Fransa, Eylül ayında Birleşmiş Milletler’de Filistin Devleti’ni tanıyacak. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün yaptığı açıklamada, bu adımla uluslararası alanda ortak bir hareket başlatmayı hedeflediğini söyledi.

Macron, X ve Instagram hesaplarından, "Orta Doğu’da adil ve kalıcı bir barışa olan bağlılığımız gereği, Fransa’nın Filistin Devleti’ni tanımasına karar verdim. Bu kararı Eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda açıklayacağım” dedi.

Fransa’nın bu kararı, ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff’un Perşembe günü Gazze Şeridi’nde ateşkes için Doha’da yürütülen görüşmelerin başarısız olduğunu kabul etmesinin hemen ardından geldi. Karar İsrail tarafından “teröre ödül” olarak nitelendirilerek sert şekilde eleştirildi.

Fransız aşırı sağı karara tepkili

Macron'un Filistin'in tanıma kararı Fransa siyasetinde de geniş tartışmalara ve bölünmelere yol açmış durumda.

Aşırı sağcı Ulusal Birlik'in lideri Jordan Bardella karara tepki gösterirken, "Adalet ve barışı samimi bir şekilde aramaktan ziyade kişisel siyasi hesaplarla alınmış aceleci bir karar" diye konuştu.

Bardella, kararın Hamas'a 'beklenmedik kurumsal ve uluslararası meşruiyet' sağlayacağını savundu.

Bir diğer sağ parti olan Cumhuriyet için Birlik'in (Union des droites pour la République - UDR) lideri Eric Ciotti de benzer bir tepkiyle kararı 'aceleci ilan etti: "Tamamen seçim hesaplarıyla alınmış, 7 Ekim'deki katliamların ardından yakışıksız ve aceleye getirilmiş bir karar"

Boyun Eğmeyen Fransa: Neden şimdi değil?

Fransa'da sol hareketin öne çıkan partilerinden Boyun Eğmeyen Fransa'nın (La France Insoumise -LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon kararı 'ahlaki bir zafer' olarak tanımlasa da açıklamanın eylüle bırakılmasını eleştirdi.

Mélenchon, "Peki neden şimdi değil de Eylül'de? Peki silah ambargosu ne olacak? İş birliği anlaşmasının feshi? Biz soykırımın derhal sona ermesini istiyoruz. Suça karşı net ve derhal bir duruş bekliyoruz" diye konuştu.

Ekolojistler partisinin ulusal sekreteri Marine Tondelier ise, "Geç olması hiç olmamasından iyidir. Umarız bu açıklama, hayata geçirilmesini sonbaharda beklerken, şu anda devam eden bir soykırımın mağduru olan Gazzelilere bir nebze olsun yardımcı olur" dedi.

Komünist Parti Ulusal Sekreteri Fabien Roussel da kararın hemen hayata geçirilmesini talep eden sol liderlerden oldu. Roussel açıklamasında, “Filistin halkını kurtarmak için harekete geçme zamanı geldi! Macron bunu şimdi yapsın! Barış artık bekleyemez. Netanyahu ve hükümetini yaptırımla karşı karşıya bırakmak için adım atın!” dedi.

Sosyalist Parti lideri Olivier Faure da İsrail'e yönelik yaptırım talebinde bulunarak şunları söyledi:

"Fransa ve AB artık sadece lafla yetinmemeli; tarihi müttefiklerinin korkaklığına güvenerek yoluna devam eden bu üstünlükçü ve mesiyanik hükümete baskı uygulamalıdır"

Macron'un partisi karardan memnun

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Filistin'i tanıma kararı kendi partisi içinde de memnuniyetle karşılandı.

Eğitim Bakanı Élisabeth Borne, cumhurbaşkanının girişimini “memnuniyetle karşıladığını” belirterek, “iki devletli çözüm”ün altını çizdi. Borne, “Açıkça belirtilmiş koşullar çerçevesinde, bu çözüm Orta Doğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ve sivil halkın korunmasına giden tek yoldur” dedi.

Bölgesel Planlama Bakanı François Rebsamen de “iki devletli çözüm”ü savunarak, bu “net ve gerekli açıklama” için Elysée Sarayı’nın sakinine teşekkür etti.

Siyasetin sağ kanadından, Hümanist Fransa'nın (La France Humaniste) onursal başkanı Dominique de Villepin ise bu kararı “tarihi, beklenen ve cesurca” olarak nitelendirdi ve “evrensel değerleri onurlandıran” bu adımın “derhal harekete geçmeyi gerektirdiğini” vurguladı. Eski başbakan, “Fransa, bu nedenle Gazze’ye acil gıda, ilaç ve tıbbi ekipman ulaştırmayı amaçlayan geniş kapsamlı bir uluslararası insani yardım operasyonunun öncülüğünü derhal üstlenmelidir” çağrısında bulundu.

Kaynak: Gazete Oksijen



Trump Epstein tartışmalarını Demokrat aldatmacası ilan etti

ABD Başkanı Trump, kız çocuklarına cinsel istismar ve fuhuş ağı oluşturmaktan tutuklu yargılanırken ölü bulunan Jeffrey Epstein'e yönelik tartışmaların, Demokratlar tarafından yönetimin başarılarını gölgelemek için kullanıldığını savundu

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Başkanı Donald Trump Truth Social hesabından, son günlerde adının birlikte anıldığı Epstein tartışmalarına ilişkin açıklama yaptı. Bu tartışmaları, 2016 başkanlık seçimlerinde Rusya'nın kendisine yardım ettiği iddiasına benzeten Trump, Demokratların Epstein'i, yönetimin göreve geldiğinden bu yana başardıklarını gölgelemek ve dikkatleri dağıtmak için kullandığını savundu.

Davayı herkesin bilmeye hakkının bulunduğunu ancak suçu olmayanların zarar görmemesi gerektiğini belirten Trump, "Olaylar ortaya çıktıkça bunun başka bir Demokrat aldatmacası olduğunu göreceksiniz" ifadesini kullandı.

ABD Adalet Bakanlığı yetkililerinin, mayıs ayında Başkan Donald Trump'a isminin kız çocuklarına cinsel istismar ve fuhuş ağı oluşturmaktan tutuklu yargılanırken ölü bulunan Jeffrey Epstein'a ilişkin soruşturma belgelerinde birden fazla kez geçtiğini bildirdiği öne sürülmüştü.

Beyaz Saray ise bu iddiayı kısa sürede yalanlamıştı.

Jeffrey Epstein olayı

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Jeffrey Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında aralarında Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.

FBI da ABD Adalet Bakanlığı ile son günlerde kamuoyunda "Epstein dosyaları" olarak bilinen belgelere yönelik yürüttüğü incelemeyle gündeme gelmişti. Adalet Bakanı Pam Bondi, Epstein'e ait binlerce görüntünün incelendiğini aktarmıştı.

İnceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığı, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığı açıklanmıştı.

ABD'li gazeteci Tucker Carlson da Epstein'ın, "İsrail için çalıştığını, başkent Washington'da herkesin aynı şekilde düşündüğünü ancak açıkça söyleyemediğini" iddia etmişti.

WSJ gazetesi ise Epstein'ın kız arkadaşı Ghislaine Maxwell'in, Epstein'ın 50'nci doğum günü vesilesiyle tanıdıklarından ona yönelik mektup yazmasını istediğini, bu mektuplardan birinin de Trump'a ait olduğunu öne sürmüştü.

Kaynak: AA



Gazze’deki yardım merkezleri böyle “ölüm kapanı” oldu

Gazze’de insanlar açlıktan ölmemek için yardım merkezlerine muhtaç. Bu yardım merkezlerine gittiklerinde ise İsrail askerleri üzerlerine kurşun yağdırıyor. Sadece birkaç dakika açık kalan merkezlerde, bir kutu yardım için Filistinliler hem saldırılarla hem de birbirleriyle mücadele ediyor

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Çevresi demir tellerle çevrili bir yardım merkezinde sıraya girmiş binlerce Filistinli. Birkaç kilometrelik bir insan kalabalığı. Kapıların açılmasıyla bu dev kalabalık içeri koşmaya başlıyor. Amerikalı paralı askerler düzeni korumakla görevlendirilmiş. Ancak günlerdir boğazından bir lokma yemek geçmemiş Filistinliler, acele etmezlerse bugün de aç kalacaklarının farkındalar. Dolayısıyla birbirleriyle de yarış içindeler. Öte yandan gözleri İsrailli askerler bugün de ateş açacak mı diye hep tepelerde. İnsanlar yardım kutularını kapıp uzaklaşıyor. Motosikletli adamlar, şanssız olanların elinden kutuları çalıyor. Birkaç el silah sesi duyuluyor, nereden geldiği belli değil. Dakikalar içinde ise bütün yemek tükenmiş. 

“Kurtarmıyor, öldürüyor”

The Guardian ve The Wall Street Journal, Gazze’deki Filistinlilerin neredeyse her gün yaşadığı bu senaryonun arka planını inceledi. Mayıs ayında

İsrail, Hamas’ın bu noktalardan yardım çaldığını hiçbir kanıt sunmadan öne sürerek Gazze’de Birleşmiş Milletler’in işlettiği 400 silahsız yardım merkezini kapadı. Yerine merkezi ABD’nin Delaware eyaletinde bulunan Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) 4 yardım merkezi kurdu.

Merkezin mevcut başkanı geçmişte ABD Başkanı Donald Trump’a dini konularda danışmanlık yapan evanjelik lider Johnnie Moore


ABD ve İsrail tarafından desteklenen vakfın kriz bölgelerinde yardım dağıtmakla ilgili hiçbir tecrübesi yok. Bu yardım merkezleri Tal el-Sultan, Suudi mahallesi, Han Yunus ve Gaza Vadisi bölgelerinde bulunuyor.


Hepsi İsrail’in ilan ettiği tahliye bölgelerinin içinde kalıyor. Yani Filistinliler, yardım almak için İsraillilerin boşaltılmasını emrettiği bölgelere girmek zorunda.  BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı Başkanı Philippe Lazzarini mayıstan beri yürürlükte olan bu sistem için, “Kurtardığından daha fazla cana mal olan bir ölüm tuzağıdır” dedi. Peki neden?

Öncelikle BM’ye göre, mayıs ayından bu yana, merkezlerden ve diğer insani yardım konvoylarından yiyecek almaya çalışırken binden fazla kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, açık bir şekilde “askerlerine fazla yaklaşan” sivillere ateş açtığını kabul etti.


Ancak Haaretz’e konuşan kaynaklar, yardım bölgelerine giden sivillere askerlere hiçbir tehdit teşkil edilmedikleri halde de tehdit açıldığını iddia etti. Bazı ,


Filistinliler, yardım bölgelerine sıra çok uzun olduğu ve yardımlar hızlı bittiği için gece saatlerinde gidiyor. İsrailli askerler de bu sefer “tahliye bölgesine girdikleri iddiasıyla” onlara ateş açıyor.


Yardımlar tükendiğinde kalabalığı dağıtmak için de ateş açtıklarını söylüyorlar. Bazen de düzeni korumak için ateş açıldığını öne sürüyorlar. Ancak İsrail ve dünya basınında yer alan haberler bu senaryolarda direkt insanların üzerine doğru ateş açıldığını, bombalar ve havan topları atıldığını doğruluyor. 


Bunun yanı sıra Filistinliler, her gün bu ölüm tuzaklarına varmak için uzun bir yolculuğa çıkmak zorunda. Bu yolculuktan elleri boş dönebilirler, çıkan kaosta veya İsrail’in açtığı ateşte ölebilirler.


Örneğin İsrail’in saldırılarıyla neredeyse tamamen yıkılan Gazze şehrinde yaşayan Filistinlilere Gazze Vadisi’ndeki yardım merkezi yaklaşık 5 kilometre uzakta. Ancak İsrailli askerler sıranın Nuseyrat kampından kurulmasını zorunlu tutuyor. Yani Gazze şehrindekiler sadece sıraya girmek için yardım merkezinin yanından geçip, 3 kilometre daha yürüyerek 8 kilometrelik bir yolculuk yapmak zorunda.


Enkazların arasında sıraya girip İsrail’in kurduğu kontrol noktasından geçmeyi bekliyorlar. El Mevasi kampında yaşayanlar ise Suudi Mahallesi’ne kurulan yardım merkezine gidiyor. Her aşamada üzerlerinde İsrail drone’ları uçuyor, çevreleri ise İsrail tank ve askerleriyle çevrili. İsrailli askerler, sırayı yardım merkezinin 3 kilometre uzağından başlatıyor. Sıradan çıkmak ise onların size ateş açması demek. The Guardian’ın aktardığına göre bu yolculuğu genelde ailelerde en güçlü erkekler yapıyor. Çünkü kapılar açıldığı andan küçük bir alan olan yardım merkezinin içine koşup diğer Filistinlilerle mücadele etmek zorundalar. 

 


Filistinliler bu yardım merkezlerinin saat kaçta açılacağını da bilmiyor. Yardım bölgelerine giriş saatleri genellikle Facebook hesabında yayınlanan gönderilerle ve son zamanlarda Telegram kanalından gönderilen mesajlarla duyuruluyor.


İlk haftalarda bir WhatsApp kanalı da oluşturuldu. İnsanlar merkezler açılana kadar yaklaşmamaları konusunda uyarıldı. Ayrıca The Guardian’ın bulgularına göre açılış zamanları, giderek daha kısa süre önceden duyuruluyor. GHF’nin Facebook sayfasına göre, bu yerler bir seferde en fazla sekiz dakika açık kalıyor. Haziran ayında Suudi mahallesindeki merkez ortalama 11 dakika açık kaldı. 

“Her an vurulabilirsiniz”

Gazze şehrinin batısında bir çadırda yaşayan 27 yaşındaki Mahmoud Alareer, kullandığı yardım merkezi Gazze Vadisi’ndeki merkezin açılış saatinin duyurulmasının, yaşadığı yerden uzaklığı nedeniyle artık bir anlam ifade etmediğini söylüyor. Bunun yerine, gece yarısı yardım merkezinin yakınlarına gidip, şimdiye kadar her seferinde olduğu gibi saat 2’de açılacağını umarak şansını deniyor.

Önce, Gazze şehrinden güneye doğru uzun bir yolculuk için, askerlerin kontrolündeki Netzarim koridorundan geçen bir kamyonun arkasına tırmanıyor. Ardından, İsrail güçleri giriş izni verene kadar karanlıkta bekliyor. “Oraya varınca yavaş yavaş ilerliyorsunuz” diyor; “Her an vurulacak olanın siz ya da yanınızdaki biri olabileceğini biliyorsunuz.”

Alareer, yardım noktası açıldığında her zaman kaos çıktığını, çünkü insanların dağıtım bölgesinin ortasında bırakılan paketlere doğru koşmaya başladığını söylüyor. İnsanlar çukurlar ve karışık kablolara takılıp düşüyor.

2 milyona 4 merkez

Yardım merkezlerinin bazen gece saatlerinde açılması da ek tehlikeler oluşturuyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Gazze Acil Durum Koordinatörü Aitor Zabalgogeazkoa, Gazze’nin güneyindeki birçok yolun İsrail bombardımanları nedeniyle tanınmaz hale geldiğini ve özellikle geceleri Filistinlilerin GHF tarafından belirlenen rotalara uymalarının zorlaştığını söyledi. Zabalgogeazkoa, GHF sistemini sert bir şekilde eleştirirken, “Bu insani yardım değil,” diyor ve ekliyor: “Bunun, yardım arayan insanlara zarar vermek için tasarlandığını düşünebiliriz.”

Birçok STK, GHF’nin sisteminin temel olarak sorunlu olduğunu söylüyor. Geçmişte 400 merkezin yaptığı işi 4 merkezle yapmaya çalışıyorlar. Bu 4 noktada, neredeyse 2 milyon Filistinliye yardım dağıtmayı hedefliyor. Alanların küçüklüğü ve rotaların zorluğu göze alındığında bu olası görünmüyor. Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan rakamlara göre, pazar gününden bu yana 33 kişi açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti.

GHF, operasyonlarının başladığı mayıs ayından bu yana “yaklaşık 1 milyon 422 bin 712 kutu” aracılığıyla 85 milyondan fazla öğün yemek dağıttığını belirtiyor. Paketlerin 4 kişilik bir aileye yaklaşık 15 gün boyunca yeteceği iddia ediliyor. GHF’nin yayınladığı yardım kutusu içeriği fotoğraflarında un, şeker, makarna, pirinç, patates, fasulye, yağ, paketli ve konserve gıdalar, salça ve fazlası bulunuyordu. Gerçekte ise durum böyle değil. Filistinli sosyal medya kullanıcılarının paylaştığı karelerde kutulardan sadece patates, bir veya iki paket makarna, biraz bakliyat, biraz un ve çay poşetleri çıktığı görülüyor. Zaten çoğu Filistinli bu kutulara erişemiyor, bazıları da bu paket için çıktığı yolda öldürülüyor.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi Sözcüsü Olga Cherevko, GHF’nin lojistik detayları hakkında yorum yapamayacağını, ancak yardımın gıda ötesine geçmesi ve su, tüp gaz veya diğer pişirme olanaklarını da içermesi gerektiğini söyledi: “Şu anda Gazze’ye bakarsanız insanların yaşamı sürdürmek için gerekli her şeyden mahrum olduğunu göreceksiniz: Barınma malzemeleri, yakıt, tüp gaz, hijyen malzemeleri, insan onurunu korumak ve bir tür normal yaşam sürmek için gerekli her şey.”

Dünya Gıda Programı’na (WFP) göre, Gazze nüfusunun yaklaşık üçte birinin günlerce yemek yiyemediği oluyor ve bu yılın mayıs ve eylül ayları arasında 470 bin kişinin en şiddetli açlık dönemini yaşayacağı tahmin ediliyor.

Savaş boyunca tarım arazilerinin uğradığı zarar, Filistinlilerin yardıma olan bağımlılığının artmasında büyük rol oynadı. Bu yıl yayınlanan ve uydu görüntülerini kullanarak tarım arazilerinin uğradığı zararı değerlendiren bir araştırmaya göre, ağaç mahsullerinin yüzde 70’ine kadar zarar gördüğü tespit edildi. Nisan ayında yapılan bir Unosat değerlendirmesinde, Gazze’deki seraların yüzde 71.2’sinin hasar gördüğü tespit edildi. Mart ayı sonlarında, WFP’nin desteklediği düzinelerce fırın, İsrail’in ablukası nedeniyle üretimi durdurdu. Mayıs ayında bazı kamyonların bölgeye girişine izin verilmesi üzerine, birkaçı kısa süreliğine ekmek üretimine yeniden başladı. Bunlar da mayıs sonu itibarıyla kapanmış durumda. Gazze’de 31 Mayıs itibarıyla un fiyatı 25 kilogramlık bir torba için 420 dolara yükseldi ve savaşın başladığı tarih olan 7 Ekim 2023’e göre yüzde 3 binin üzerinde artış gösterdi.

Dolayısıyla yardım merkezlerinde vazgeçmek Filistinlilerin büyük çoğunluğu için bir seçenek değil. 4 çocuk babası Filistinli Raed Jamal, yardım almak için yola çıktığı günün sonunda The Guardian’a yazdığı mesajda, “Tanklar geldi ve ateş açtı. Yakınımdaki 3 çocuk şehit oldu. Hiçbir şey de alamadım” ifadelerini kullandı. Daha sonra gönderdiği bir videoda havada uçan kurşunlardan korunmak için yere yattığı görülüyor. Jamal bu yaşadıklarına rağmen yine yardım bölgesine gideceğini söylüyor: “Dört gün üst üste gittim, un bile alamadım. Bazen diğerlerini yenemiyorsunuz. Kalplerimizden korkuyu sildik. Çocuklarımın açlıktan ölmemeleri için onlara yiyecek getirmem gerekiyor. Bizim hayatımız bir mücadele.” The Intercept’e konuşan Filistinli trans kadın Amal’ın yaşadıkları da benzer: “Dün bir torba un için dağıtım noktasına gittim. Çok zorluk çekerek sonunda bir torba alabildim. Bitkin düşmüştüm. Ve tüm bunlardan sonra hırsızlar çantamı aldı ve beni bıçakladı.” 



Trump’ı devirebilir mi?

Medya devi Rupert Murdoch, Fox News kanalıyla Trump’ı Beyaz Saray’a taşımıştı. Ancak sahibi olduğu Wall Street Journal’ın yayınladığı haberle ittifakı çatırdattı. Trump Murdoch’a 10 milyar dolarlık dava açtı. Gazete geri adım atmadı, yeniden Trump’ı hedef aldı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Reşit olmayan kızlarla ünlülerin ağırlandığı seks partileri düzenlemekten hüküm giydikten sonra 2019 yılında hücresinde ölü bulunan pedofil milyarder Jeffrey Epstein’in gölgesi Trump için kâbus olmaya devam ediyor. Trump ile 15 yıllık arkadaşlığı olan Epstein’in ‘müşteri listesinin’ ve davayla ilgili her tür dokümanın FBI ve Adalet Bakanlığı tarafından ısrarla yayınlanmaması Trump’ın her geçen gün daha da köşeye sıkışmasına sebep oluyor. Son olarak 17 Temmuz’da Wall Street Journal’ın yayınladığı bir haber ve sonrasında yaşananlar ülkenin bir numaralı gündemi oldu. Gazete, Trump’ın 2003 yılında Epstein’in doğumgünü için hazırlanan bir anı defterine müstehcen bir çizimle mesaj yazdığını haberleştirdi. Mesaj, “Doğum günün kutlu olsun – ve her günün harika bir sır olarak geçsin” diye bitiyordu. WSJ mesajı gördüklerini ancak çizimi yayınlamayacaklarını duyurdu, ancak tarif etti: “İki küçük yay, kadın göğüslerini simgeliyor ve gelecekteki başkanın imzası, kadının belinin altında, kasık kıllarını taklit eden dalgalı bir ‘Donald’ yazısı içeriyor”

Haberin yayınlanması Beyaz Saray’da bomba etkisi yarattı. Trump’ın haber yayınlanmadan önce hem WSJ’nin yayın yönetmenini, hem de gazetenin sahibi Rupert Murdoch’ı arayarak haberi durdurmaya çalıştığı ortaya çıktı. Başkan, sosyal medya hesabından, “Rupert Murdoch’a bunun bir aldatmaca olduğunu, bu sahte haberi yayınlamaması gerektiğini söyledim. Ama o yaptı ve şimdi onu ve onun üçüncü sınıf gazetesini dava edeceğim” diye yazdı. 10 milyar dolarlık tazminat davası ertesi gün açıldı. Ardından Beyaz Saray, haber nedeniyle Wall Street Journal’ı basın havuzundan çıkardı. 

Dosyalarda defalarca Trump adı geçiyormuş

İkilinin karşı karşıya gelmesi çok önemli çünkü Murdoch’ın sahibi olduğu Fox News Trump’ın yeniden seçilmesi için amansız bir kampanyanın parçası olmuştu. Hatta 2020 seçimlerine hile karıştırıldığına ilişkin Trump’ın ortaya attığı iddialara da koşulsuz destek verdiği için 800 milyon dolara yakın tazminat ödemeye mahkum edilmişti. 

Seçimde bu kadar yakın bir ittifakın içinde olan bu ikilinin şimdi düşman olması durumun vehametini ortaya koyuyor. Tüm bunların ardından Wall Street Journal yeni bir bomba daha patlattı. Adalet Bakanlığı’nın mayıs ayında Epstein dosyalarıyla ilgili Trump’a “Adınız kamyon dolusu dosyalarda defalarca geçiyor” diyerek bilgi verdiğini duyurdu. 

Trump’a, birçok diğer tanınmış ismin de dosyada yer aldığı söylendi. Wall Street Journal haberde, “Trump’ın dosyalarda adının geçiyor olması suç işlediği anlamına gelmiyor” uyarısı koydu. Ancak Beyaz Saray’dan ‘Yine yalan haber’ açıklaması geldi. 

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
1710

1️⃣ COGAT ve Gazze Sonrası Plan İsrail’in COGAT birimi (Coordination of Government Activities in the Territories) Gazze sonrası “askeri-sivil geçiş modeli” kuruyor. • COGAT artık sadece “işgal koordin

 
 
 
410

Avrupa’nın aşırı sağcı partileri ekonomide solcu oldu Çünkü daha küçük devlet çağrısı, oylarının büyük bölümünü aldıkları işçi sınıfında...

 
 
 
4010

Trump, Hamas'ın Gazze Ateşkes Teklifine Yanıt Vermesi İçin Pazar Günü Son Tarihi Belirledi Anlaşma sağlanamazsa Trump, 'Daha önce hiç...

 
 
 

Yorumlar


©2023 copyright by MD all rights reserved

bottom of page