9 Nisan 3
- mutlunecmettin
- 9 Nis 2025
- 20 dakikada okunur
Tokyo hükümeti harekete geçti: Japonya’da pirinç krizi
Japonya’da küresel ısınma ve doğal afetler nedeniyle pirinç krizi yaşanıyor. Başta suşi olmak üzere Japon mutfağının temel öğelerinden olan pirinç fiyatlarındaki yükselişi dizginlemek isteyen hükümet ‘acil durum rezervleri’ni satışa çıkardı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Japonya’da kötü hava koşulları, sıklaşan sıcak hava dalgaları, tayfun riski ve yaşanan depremlerin pirinç arzı ve tedarikini vurması, Tokyo hükümetini harekete geçirdi. Pirinç fiyatlarında yaşanan yükselişin ardından hükümet piyasayı kontrol altına alabilmek için acil durum rezervlerindeki pirinci satışa çıkardı.
Fiyatlar çok arttı
60 kilogramlık çuvalın ortalama fiyatı geçen yıl 160 dolara kadar yükseldi. Bu, son iki yılda yüzde 55’lik bir artış anlamına geliyor. Bunun üzerine Japon hükümeti rezervlerin yaklaşık beşte birine denk gelen 210 bin ton pirinci açık artırmayla piyasaya sundu. Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanı Taku Eto, “Piyasaya giren bu miktarla fiyatların zamanla düşeceğini bekliyoruz” dedi. Ancak Japon halkı piyasaya sürülen pirince şu ana kadar yüksek rağbet göstermiş değil.
"Eski pirinç olduğunu duydum, almam"
150 bin tonluk satış geçen ay gerçekleşti. Güneydeki Kyushu Adası’nda faaliyet gösteren bazı market zincirleri, bu pirinci raflarına koymaya başladı. Ancak bazı tüketiciler, ürünün kalitesi konusunda temkinli. 69 yaşındaki ev hanımı Emi Uchibori “Eski pirinç olduğunu duydum, almam” derken, bazı vatandaşlar da fiyatlar düşmedikçe satın alma niyetinde olmadıklarını söylüyor.
Kültürel öneme sahip
Pirinç, Japon mutfağında sadece ana yemeklerde değil, suşiden tatlılara, Japonların geleneksel içkisi sakeden dini törenlerdeki sunumlara kadar çok geniş bir kullanım alanına sahip. Kültürel anlamı nedeniyle, bu ürünün erişilebilirliği büyük önem taşıyor. 1995’te kurulan stratejik pirinç rezervi, Japonya’nın geçmişte yaşadığı tarımsal üretim krizlerine karşı bir önlem olarak oluşturulmuştu. Hükümet, 2011’deki deprem ve tsunaminin ardından da bu rezerve başvurmuştu. Vietnam, Tayland ve Hindistan gibi pirincin temel tüketim maddelerinden olduğu ülkelerde de benzer rezervler bulunuyor.
Haaretz'den Türkiye analizi: Suriye'de İsrail'i dizginlemek için Trump'a yöneldiler
Haaretz'e göre Ankara, Suriye'de Şara yönetimi tarafından kurulacak yeni ordunun alacağı kritik kararlara yön veren güç olmak istiyor. Gazete, kurulması planlanan 350 bin kişilik yeni ordunun, Türkiye'yle Suriye arasında ABD-İsrail ilişkisine benzer bir ilişki yaratabileceği görüşünde
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz, İsrail-Türkiye ilişkilerinin mevcut durumuna dair bir analiz yayımladı.
Haaretz'in, "Suriye'nin yeniden inşasına liderlik etmek isteyen Türkiye, İsrail'i dizginlemek için Trump yönetimine döndü" başlıklı analizinde, Ankara'nın İsrail'in Suriye'deki Dürzilerle bağlarını ve Kürtlere verdiği desteği bir bariyer olarak gördüğü değerlendirmesi yapıldı.
Gazetenin Ortadoğu ilişkileri analisti Zvir Bar'el tarafından kaleme alınan yazıda geçen hafta İsrail uçaklarının Suriye'nin Hums kentindeki T4 hava üssüne düzenlediği saldırılara ve bu saldırıların ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yaptığı "İsrail'e karşı karşıya gelmek istemiyoruz" açıklamasına dikkat çekildi.
Fidan'ın açıklamasının konuyla ilgili resmi ağızdan verilen ilk demeç olduğuna dikkat çeken gazete, bu açıklamanın İsrail'in Suriye'de gerçekleştirdiği operasyonların iki ülke arasında bir savaşa neden olabileceği endişesiyle yapıldığını öne sürdü.
Esad sonrası dönemde Türkiye'nin Suriye'de etkili bir rol oynadığını ve yeni yönetime askeri ve diplomatik destek verildiğini hatırlatan Haaretz şu değerlendirmede bulundu:
Türkiye, Şara'yı destekleyen tek ülke olmayabilir. Suudi Arabistan da ülkenin yeniden inşası için cömert bir yardım sundu. Tıpkı Katar'ın, BAE'nin, Avrupa Birliği'nin ve hatta Amerikan hükümetinin yaptığı gibi. Ama yeni Suriye rejimi ve Türkiye arasında özel ve yakın bir ilişki kuruldu. Bunun tek nedeni büyük miktarlarda verilen yardım ve iki hükümet arasındaki kişisel yakınlık değil.
Her kim Suriye'deki karar alma sürecini etkileyebilirse, Suriye-Irak ve Suriye-Lübnan ilişkilerini de etkileyebilir. Böyle Suriye'deki birçok yabancı gücü yönlendirebilir. Bunu yaparak onlara karşı statüsünü de güçlendirebilir. Bu, Türkiye'nin şu anda Suriye'deki elde ettiği güçlü statüdür.
"Türkiye'nin önceliği Suriye ordusunu oluşturmak"
Haaretz'in analizinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Joe Biden döneminde Amerikan yönetimine IŞİD'le mücadeleyi üstlenmek için teklif sunduğu ancak Biden'ın Erdoğan'a yönelik güvensizliği nedeniyle bu teklifin geri çevrildiği belirtildi.
Türkiye'nin Suriye'deki Amerikan varlığını azaltmak isteyen Trump yönetimine de benzer bir teklif sunacağı ifade edilen yazıda şu değerlendirmelere yer verildi:
Kürt güçleri ve Suriye rejimi arasında, Türk ve Amerikan desteğiyle bir anlaşma imzalandı. Bu güçler yeni Suriye ordusu çatısı altında birleşecek ve bu durumu Türkiye'ye Esad rejimi döneminde sahip olmadığı yeni bir avantaj sağlayacak.
Yeni, iki donatılmış ve iyi eğitilmiş bir Suriye ordusunun kurulması karmaşık, uzun ve maliyetli bir proje. Eğer bu başarılırsa, Türkiye'yi ABD'nin İsrail'le olan ilişkisine benzer bir pozisyona sokacak.
Suriye'de Şara yönetiminin 350 bin kişilik bir ordu kurmayı planladığı belirtilen yazıda, bu ordunun savaş doktrinleri, kullanacağı silahların menşei, düşman devlet tanımlaması gibi bazı kararlar alması gerekeceğine dikkat çekilirken, bu kararların bir NATO üyesi olan Türkiye tarafından verilmesinin Washington tarafından bir avantaj olarak görüleceği değerlendirmesi yapıldı.
Haaretz'in analizinde, bu ay içinde Trump ile görüşmesi beklenen Erdoğan'ın ajandasındaki en önemli gündem maddelerinden birinin Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması olacağı ifade edildi.
Af Örgütü: Ölüm cezaları son 10 yılın zirvesinde
Uluslararası Af Örgütü, 2024 yılında kaydedilen idam cezalarının sayısının 1.500'ü geçerek 2015'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi. Bazı ülkelerin verileri gizlemesi nedeniyle gerçek sayının daha da yüksek olabileceği belirtiliyor
Algoritmayı değiştirmesi isteniyor: Meta'ya Etiyopya'da 2.4 milyar dolarlık dava açıldı
İki Etiyopya vatandaşı Meta'ya 2021 yılında iç savaş esnasında şiddet ve nefreti artıran içerikleri yaydığı gerekçesiyle dava açtı. Meta'nın Kenya Yüksek Mahkemesi tarafından 2.4 milyar dolarlık bir cezayla yargılandığı davanın tarafları arasında Uluslararası Af Örgütü ve Foxglove da var
Çin'den ABD'nin gümrük tarifelerine yanıt: Sonuna kadar gideceğiz
ABD'nin gümrük tarifelerine Çin misilleme yaparak karşılık vermişti. Çin Dışişleri Bakanlığı 'sonuna kadar gideceğiz' açıklaması yaptı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkanı Trump'ın yüzde 34'lük gümrük tarifeleri sonrası Çin'in aldığı misilleme kararına tehditle yanıt vermesi gerilimi artırdı. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Eğer ABD tarifelerde ve ticaret savaşında ısrar ederse Çin sonuna kadar gidecektir" denildi.
İran: ABD ile dolaylı görüşmeler 12 Nisan'da Umman'da yapılacak
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İran ile ABD arasında dolaylı yürütülecek görüşmelerin 12 Nisan Cumartesi günü Umman’da başlayacağını açıkladı
ABD'den İran'a: Ya müzakere edersiniz ya da bedelini ödersiniz
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran ile 12 Nisan'da yapılacak doğrudan müzakerelerin önemine işaret ederek, "Başkan (Donald) Trump, açık bir şekilde İran'a bir seçim yapmaları gerektiğini söyledi; ya müzakere edersiniz ya da bedelini ödersiniz" ifadesini kullandı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt, düzenlediği basın brifinginde, ABD ile İran arasındaki doğrudan müzakereler konusunda değerlendirmede bulundu.
Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump'ın dün açıkladığı üzere 12 Nisan'da Tahran ile doğrudan müzakerelerin yapılacağını ve görüşme öncesinde bu konunun detaylarına girmek istemediğini belirtti.
ABD'li sözcü, "Başkan Trump, açık bir şekilde İran'a bir seçim yapmaları gerektiğini söyledi; ya müzakere edersiniz ya da bedelini ödersiniz. Eğer diplomasi yoluyla anlaşmaya varmayı tercih etmezlerse, ki biz bu yönde ilerlediklerini görüyoruz, bunun ciddi sonuçları olacaktır" diye konuştu.
Trump'ın İran'a bazı yaptırımlar getirdiğini, ancak bununla beraber müzakere yaparak bir anlaşma sağlama yönünde de alan açtığını söyleyen Leavitt, doğrudan müzakerelerin seyrine göre hareket edeceklerini dile getirdi.
Amerikan medyasına yansıyan haberlere göre, Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un İran ile doğrudan görüşmeleri yürütmesi bekleniyor.
ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile dün Beyaz Saray'daki görüşmesinde İran ile doğrudan görüşmeler yaptıklarını kaydederek, "İran ile doğrudan görüşüyoruz. Belki de harika olacak bir anlaşma yapılacak. (12 Nisan) Cumartesi günü en üst düzeyde bir araya geleceğiz ve nasıl sonuçlanacağını göreceğiz" demişti.
Kaynak: AA
Ukrayna: Ortaklara, savaş alanında savunma sanayi ürünlerini test etme fırsatı sunuyoruz
Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı Valeriy Çurkin, Kiev'de düzenlenen Estonya-Ukrayna Savunma Sanayi Forumu'nda konuştu. Çurkin, "Ukrayna'nın uluslararası ortaklara sunduğu fırsatlar arasında, gerçek muharebe koşullarında ürün testleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı Valeriy Çurkin, ortak ülkelere, gerçek muharebe koşullarında savunma sanayi ürünlerini test etme fırsatı sunduklarını söyledi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, başkent Kiev'de Estonya-Ukrayna Savunma Sanayi Forumu düzenlendi.
Foruma, Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, Ukrayna Stratejik Sanayi Bakanı German Smetanin, Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı Valeriy Çurkin, Savunma Tedarik Ajansı Müdürü Arsen Jumadilov'un yanı sıra her iki ülkeden sanayi temsilcileri, hükümet yetkilileri ve uzmanlar katıldı.
ABD basını: Trump yönetimi Doğu Avrupa’dan 10 bin askeri geri çekmeyi tartışıyor
Burada konuşan Çurkin, Estonya ile Ukrayna arasında dostane ilişkiler olduğunu ifade etti. İki ülke arasındaki endüstriyel işbirliğinin artırılması gerektiğini belirten Çurkin, "Ukrayna'nın uluslararası ortaklara sunduğu fırsatlar arasında, gerçek muharebe koşullarında ürün testleri ve ortak girişimler kapsamında uzun vadeli ortaklıkların geliştirilmesi yer alıyor." diye konuştu.
Çurkin, insansız hava araçlarına (İHA) karşı çözümler üretilmesi ve savaş alanında halihazırda kullanılan silahların modernizasyonu gibi konularda Estonya'nın tecrübelerine ihtiyaç duyduklarını söyledi. Estonya Savunma Bakanı Pevkur ise konuşmasında, ülkesinin deneyimlerini Ukrayna tarafıyla paylaşmaya hazır olduklarını kaydetti.
Kaynak: AA
İsrail ordusunda 'mektup' krizi: 'Gazze'ye saldırılar dursun' diyen pilotlara ihraç tehdidi
İsrail Hava Kuvvetleri'nde görevli bir grup pilot ve yedek askerin mektubunda, Gazze'ye saldırıların sonlandırılması istendi. Hava Kuvvetleri Komutanı Bar'ın üst düzey komutanlarla toplantı yaptığı ve mektupta imzası olanların göreve devam edemeyeceği tehdidinde bulunduğu belirtildi
Macron ve Sisi'den 'Gazze'de derhal ateşkes' çağrısı
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron, Gazze sınırına yakın Ariş kentini ziyaret etti. Ziyaret sırasında iki lider, Gazze'de derhal ateşkes, insani yardımların ulaştırılmasının hızlandırılması, sivillerin ve yardım görevlilerinin korunması konusunda çağrı yaptı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Filistinlilerin topraklarından zorla göç ettirilmesi konusunda tüm çabaları reddettiklerini duyurdu. Mısır Cumhurbaşkanlığı açıklamasına göre, Mısır'da bulunan Macron, Sisi ile birlikte ülkenin kuzeydoğusundaki Gazze sınırına yakın olan Ariş kentini ziyaret etti.
Ziyaret sırasında iki lider "Filistinlileri topraklarından çıkarma girişimlerini kati olarak reddettiklerini" belirtirken, Gazze'de derhal ateşkesin zorunlu olduğunu, insani yardımların ulaştırılmasının hızlandırılması, sivillerin ve yardım görevlilerinin korunması konusunda çalışmanın önemine vurgu yaptı.
Macron ve Sisi, kentteki Ariş Hastanesi'nde incelemeleri sırasında, Gazze'de İsrail saldırıları sırasında yaralanmış özellikle kadın ve çocuklardan oluşan tedavi altındaki Filistinlileri ziyaret etti. Ariş Hastanesi ziyareti sırasında Mısır Sağlık Bakanı Halid Abdulgaffar, Sisi ve Macron'a Mısır'ın Gazze'den gelen Filistinli yaralılara tedavileri için verilen sağlık hizmetleri hakkında bilgi verdi.
İki lider, Gazze'ye diğer ülkelerden gönderilen ve Mısır hükümeti tarafından sunulan yardımların kontrol ve koordine edildiği Mısır Kızılay Lojistik Hizmetler Merkezi'nde de incelemelerde bulundu. Mısırlı Sağlık Bakanı Abdulgaffar iki lidere verdiği brifingde, savaşın başlangıcından bu yana ülkesinin 107 bin Filistinliyi karşıladığını bunlara gerekli sağlık tetkiklerinin yapıldığını çeşitli şekillerde yaralanan 8 bin Filistinli yaralının 16 bin refakatçiyle birlikte hastanelere kabul edildiğini ve bunlara 5 bin 160 ameliyat hizmeti sunulduğunu ifade etti.
Kaynak: AA
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: Bosna Hersek'teki siyasi gerginlik üyelik sürecini olumsuz etkiliyor
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Bosna Hersek'teki siyasi gerginliğin AB'ye üyelik sürecini olumsuz etkilediğini söyledi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Kallas, Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'daki temasları kapsamında Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı ve Sırp üyesi Zeljka Cvijanovic, Hırvat üye Zeljko Komsic ve Boşnak üye Denis Becirovic ile ortak basın toplantısı düzenledi.
Bosna Hersek'te bir süredir devam eden siyasi gerginliğe işaret eden Kallas, "Bosna Hersek Anayasası bu ülkenin temel taşıdır ve ona uyulması zorunludur. Bosna Hersek'in toprak bütünlüğü, egemenliği ve anayasal düzenine zarar verecek her eylem tehlikelidir" dedi.
Kallas, Bosna Hersek'in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nin (RS) attığı adımların devlet kurumlarının çalışmalarını "baltaladığını" ifade ederek, RS Başkanı Milorad Dodik'in çağrısına uymayıp Bosna Hersek devlet kurumlarını terk etmeyen Bosnalı Sırplara minnettar olduklarını belirtti.
Bosna Hersek halkının AB üyeliği istediğini vurgulayan Kallas, "Bosna Hersek'teki siyasi istikrarsızlık üyelik sürecini de olumsuz etkiliyor. AB'ye katılım müzakerelerine resmi olarak başlayabileceksiniz. AB'ye katılmanın kestirme bir yolu yok. AB'nin kapıları da her zaman Bosna Hersek'e açık" diye konuştu.
Devlet Başkanlığı Konseyi üyelerinden "farklı" açıklamalar
Sırp üye Cvijanovic de RS'deki kurumların anayasaya aykırı davranmadığını savunarak, Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Christian Schmidt'i tanımadıklarını yineledi.
Saraybosna'da "gözaltı ve yaptırım" gibi maddelerin gündemde olduğunu iddia eden Cvijanovic, "Eğer bizi AB'ye götürecek yaklaşım buysa siz bu yolda devam edin" değerlendirmesinde bulundu.
Hırvat üye Komsic de Cvijanovic'e cevap vererek, "Burada gözaltıdan bahseden biz değiliz. Devlet kurumu olan Bosna Hersek Mahkemesi (Dodik'in) gözaltına alınmasına karar verdi. Siz beğenin veya beğenmeyin ama mahkeme kararı bu" dedi.
Boşnak üye Becirovic ise RS yönetiminin ülkenin egemenliğini yok etmek istediğini belirterek, "Her ülkenin ulusal düzeyde bir hükümet yapısı vardır ve alt düzeylerde yapılar mevcuttur. Şimdi düşünün ki bu alt düzeydeki yapılar ülkenin bir kesiminde devlet kurumlarının çalışmasını engelliyor. Bu imkansız. Bosna Hersek'te de imkansız" ifadelerini kullandı.
Bosna Hersek'teki siyasi gerginlikte neler yaşandı?
Bosna Hersek Mahkemesi, ayrılıkçı söylemleriyle gündeme gelen Dodik hakkında, "Yüksek Temsilcilik Ofisi (OHR) kararlarına saygı duymadığı" gerekçesiyle 1 yıl hapis ve 6 yıl siyasi yasak cezası vermişti.
Dodik, tüm uyarılara rağmen ayrılıkçı adımlarına devam ederek RS Ulusal Meclisinde (NSRS) sözde yeni bir anayasanın görüşüleceğini belirtmiş, bu yeni düzenlemede "RS'nin kendi kaderini tayin etme hakkı" ve "RS Ordusu kurulması" gibi "ayrılıkçı" maddelerin bulunduğu ifade edilmişti.
Bosna Hersek Savcılığı ise "anayasal düzeni tehdit etmek" suçlamasıyla Dodik, NSRS Başkanı Nenad Stevandic ve RS Başbakanı Radovan Viskovic hakkında gözaltı kararı vermişti. Gözaltı kararına uymayan bu isimler için yurt içi yakalama emri çıkarılmıştı.
Bosna Hersek Mahkemesi, Dodik için en son uluslararası yakalama emri çıkarılması için Interpol'e başvurmuş ancak olumlu cevap alamamıştı.
Almanya ve Avusturya da 3 Nisan'da Dodik ile RS'den 2 siyasetçiye ülkeye giriş yasağı getirmişti.
Müzakere umutlarıyla yükselişle açılmıştı: New York borsası günü düşüşle tamamladı
Tarife restleşmeleri sonrası oluşan satış baskısının ardından müzakere umutlarıyla güne yükselişle başlayan New York borsasında endeksler iyimserliğin azalması sonucu düşüşle kapandı. S&P 500 endeksi Nisan 2024'ten bu yana ilk kez günü 5.000 puanın altında tamamladı
Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee de Trump'ın açıkladığı tarifelerin tahmin edilenden "çok daha büyük" olduğunu, yüksek maliyetlerin tüketicilere ne kadar sürede ve nasıl yansıyacağı ile işletmeler ve tüketicilerin bu duruma nasıl tepki vereceğinin belirsiz olduğunu ifade etti. Tarifeler Fed'in para politikası kararları için koşulları zorlaştırırken analistler, bankanın yarın yayımlayacağı son toplantısına ait tutanaklardan alınacak sinyallerin önem taşıdığını kaydetti.
ABD Dışişleri Bakanlığı: Rusya ile İstanbul'daki görüşmeler Ukrayna'nın güvenliğiyle ilgili değil
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce, ABD ve Rus heyetlerinin 10 Nisan'da İstanbul'da yapacakları ikinci görüşmelerin Ukrayna'nın güvenliğiyle ilgili olmadığını belirtti
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Bruce, Dışişleri Bakanlığı'ndaki günlük basın toplantısında gazetecilerin, Karadeniz'in kuzeyinde ve Orta Doğu'daki gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
ABD ve Rus heyetlerinin İstanbul'da görüşecekleri bilgisini teyit eden Bruce, "ABD ve Rus heyetleri, ikili misyonlarımızın operasyonlarını daha da istikrara kavuşturmak için ilerleme kaydetmeye çalışmak üzere 10 Nisan'da, İstanbul'da ikinci kez bir araya gelecek" dedi.
Görüşmelerde, siyasi veya güvenlikle ilgili bir konunun gündemde yer almayacağını vurgulayan Bruce, bu buluşmada Ukrayna'nın da kesinlikle gündemde olmayacağının altını çizdi.
Heyetler arasında gerçekleşecek görüşmeye dikkati çeken Bruce, "Bu görüşmeler yalnızca büyükelçilik operasyonlarımıza odaklanıyor, genel olarak ikili ilişkileri normalleştirmeye değil. Bu da ancak Rusya ile Ukrayna arasında barış sağlandığında gerçekleşebilir" diye konuştu.
Kremlin duyurdu: ABD-Rusya görüşmelerinin bir sonraki turu 10 Nisan'da İstanbul'da
Rusya adına Ukrayna'da savaşan 2 Çin vatandaşına yönelik raporların farkında olduklarını belirten Bruce, Çin'in, Ukrayna'daki savaşta Rusya'nın en büyük destekçisi olduğunu söyledi.
Bruce, "Çin, Rusya'nın savaşı sürdürmesi için ihtiyaç duyduğu çift yönlü (sivil ve askeri amaçlı) kullanıma uygun malzemelerin neredeyse yüzde 80'ini sağlıyor." ifadesini kullandı.
Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, Türkiye'nin Suriye'deki olumlu rolüne yönelik ifadeleri hatırlatılan Bruce, "Türkiye kesinlikle bir müttefik ve bir dost" dedi.
Trump'tan ek gümrük vergilerine argo yanıt: 'Anlaşmak için can atıyorlar'
ABD Başkanı Donald Trump, ülkelerin ticaret anlaşması yapmak için kendisiyle iletişime geçtiğini öne sürdü. "Ülkeler anlaşma için can atıyor, popomu öpüyorlar (kissing my ass)" diyen Trump, gümrük tarifeleriyle ABD'nin günlük 2 milyar dolar kazandığını iddia etti
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkanı Donald Trump, ek gümrük vergilerini savunduğu konuşmasında, ülkelerin kendisiyle anlaşma yapmak için "poposunu öptüğünü" söyledi. Trump, "Bu ülkeler arıyor, popomu öpüyor (kissing my ass), bir anlaşma yapmak için can atıyorlar. 'Lütfen, lütfen efendim, bir anlaşma yapmamıza izin verin, her şeyi yaparım, her şeyi yaparım efendim' diyor" ifadelerini kullandı.
Trump, bu sözleri Cumhuriyetçi Parti içinden yükselmeye başlayan vergi politikalarına yönelik eleştirilere yanıt verirken dile getirdi.
Washington Post'un haberine göre, iş insanı Elon Musk, Trump ile gümrük vergilerini durdurması konusunda görüşmüştü. Ayrıca, Trump'ın Wall Street'teki en önemli destekçilerinden biri olan Bill Ackman, vergilerin 90 gün süreyle askıya alınması çağrısında bulunarak, bu vergilerin dünyayı "ekonomik bir nükleer kışa" sürükleyebileceği uyarısında bulunmuştu.
Washington Post: Musk, Trump'a tarifelerini geri çektirmeye çalışıyor
ABD Başkanı, Washington'da Cumhuriyetçi Parti'nin yemekli toplantısında yaptığı konuşmada sık sık alkışlandı. Trump, ABD'nin gümrük tarifeleri sayesinde günlük 2 milyar dolar kazandığını iddia etti ve Japonya ile Güney Kore'nin bir anlaşma yapmak üzere ABD'ye heyet gönderdiğini söyledi.
Trump gümrük vergisi kazancını açıkladı: Günlük 2 milyar dolar
Ne olmuştu?
Trump, 2 Nisan’da imzaladığı kararla 185 ülkeye ek gümrük vergileri getirdi. Ancak, Çin’e uygulanan gümrük vergisi yüzde 104’e kadar çıktı. Çin’den ithal edilen ürünlere uygulanan yüzde 50’lik ek vergi ile birlikte, daha önce yüzde 34 olan oran yükseldi. ABD'nin gümrük vergisi politikası, Asya borsalarını önce salladı, ardından toparlanmalarına neden oldu. Öte yandan, ABD borsasında ciddi bir düşüş yaşandı.
Trump, ABD'nin gümrük vergisi uyguladığı ülke listesinin başında Çin, Vietnam, Tayland ve Japonya'nın yer aldığını, bazı ülkelere ise yüzde 10 gümrük vergisi getirildiğini belirtti. Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor.
Kuzey Kore 'nükleer silah devleti' statüsünü savundu, ABD ve müttefiklerini kınadı
Kuzey Kore, "nükleer silah devleti" statüsünün tersine çevrilemeyeceğini belirterek, ABD, Japonya ve Güney Kore dışişleri bakanlarının bu yöndeki açıklamalarına tepki gösterdi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı'na (KCNA) göre, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong, yaptığı açıklamada, "ülkesinin nükleer silahlardan arındırılması" açıklamalarını kınadı.
Ülkesinin nükleer silahlardan arındırılmasının "asla gerçekleşemeyecek bir hayalden başka bir şey olmadığını" belirten Kim, "nükleer devlet" seçeneğinden vazgeçmeyeceklerini bildirdi.
ABD, Japonya ve Güney Kore'nin "Kuzey Kore'nin nükleer silahlardan arındırılmasına" yönelik açıklamalarını kınadıklarını kaydeden Kim, bunları "Kuzey Kore'nin egemenliğini inkar eden en düşmanca eylem" olarak niteledi.
Kim, "Kimsenin inkarını veya tanımasını umursamıyoruz ve seçeneğimizi asla değiştirmiyoruz. Bu, hiçbir fiziksel güç veya sinsi hileyle asla tersine çevrilemeyecek kararlı seçimimiz" dedi.
Kim, ülkesinin nükleer kapasitelerinin, dışarıdan gelebilecek "saldırı ve tehditleri caydırma" ile devletin egemenliği ve güvenliğini savunmada önemli bir rol oynadığını savundu.
Söz konusu tepkinin, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Japonya Dışişleri Bakanı İvaya Takeşi ve Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Tae-yul'un geçen hafta Brüksel'de görüşmesi sonrası gelmesi dikkati çekti.
Kaynak: AA
Beyaz Saray'dan Musk-Navarro kavgası açıklaması: Erkeklerin her zamanki hali
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Musk-Navarro atışması hakkında açıklama yaptı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın iki kıdemli danışmanı Elon Musk ile Peter Navarro arasındaki tartışmayı "erkeklerin her zamanki hali" diye niteledi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Musk-Navarro atışması hakkında açıklama yaptı.
Leavitt, "(Musk ve Navarro) Ticaret ve tarifeler konusunda açıkça çok farklı görüşlere sahip iki kişi. Erkeklerin her zamanki hali. Biz de onların kamuoyu önündeki atışmalarını sürdürmelerine izin vereceğiz." dedi.
Sözcü Leavitt, insanların "tarihteki en şeffaf yönetime sahip oldukları için minnettar olması gerektiğini" savundu. Trump'ın ticaret ve üretimden sorumlu kıdemli danışmanı Peter Navarro, röportajında Tesla arabalarının parçalarının çeşitli ülkelerden getirilerek ABD'de birleştirildiğini ve Musk'ın bir "araba üreticisi değil, montajcısı" olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Musk da Navarro'nun açıklamalarına "Gerçekten bir geri zekalı" şeklinde cevap vermişti.
ABD, Ortadoğu'ya yönelik askeri sevkıyatı hızlandırdı
ABD ordusu son haftalarda Ortadoğu'daki üslerine çok sayıda savaş jeti, bombardıman uçağı ve askeri ekipman sevk etti. Uydu fotoğrafları ve havacılık verilerine mart boyunca yapılan sevkıyatın, bir önceki ayın zirve noktasına göre yüzde 50 daha fazla
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD ordusu, Ortadoğu'ya Ekim 2023'ten bu yana görülen en büyük askeri sevkıyatı gerçekleştiriyor.
İsrail merkezli Haaretz'in açık kaynak havacılık verilerine dayandırdığı analizine göre Washington, son haftalarda bölgeye çok sayıda savaş jeti, hayalet bombardıman uçakları ve mühimmat gönderdi.
Mart boyunca ABD'ye ait en az 140 ağır kargo uçağının Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Ürdün'deki Amerikan üslerine iniş yaptığı ifade edildi.
Washington'ın Ortadoğu'ya mühimmat sevkıyatı, ABD ordusunun Yemen'deki İran destekli Şii grup Husiler'e yönelik saldırılarının yoğunlaştığı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer programı üzerinden İran'a ultimatom verdiği bir dönemde geldi.
ABD yönetimi, 7 Ekim'deki Hamas saldırılarının ardından başlayan savaşın ilk haftalarında İsrail'e çok sayıda mühimmat ve askeri ekipman göndermişti. Geçen nisan ve ekimde İran'ın İsrail'e düzenlediği füze saldırılarının ardından da ABD bölgedeki askeri yığınağını artırma yoluna gitmişti.
Mart boyunca ABD uçaklarının bölgeye yaptığı uçuşlar, bir önceki ayın zirve noktasına göre yüzde 50 artış gösterdi.
Bu süreçte kargo ve ikmal uçaklarının yanı sıra, ABD ve Avrupa'daki üslerden çok sayıda savaş jetinin de Ortadoğu'ya gönderildiği belirtildi. Bunların içinde Ürdün'e gönderilen A-10 tipi muharebe uçak filosu ve Suudi Arabistan'daki üsse yollanan F-35'ler de bulunuyor.
Bombardıman uçağı filoları Hint Okyanusu'ndaki üste
Hint Okyanusu'ndaki uzak bir ada olan Diego Garcia'da yer alan Amerikan üssünde, en az 6 adet B-2 hayalet bombardıman uçağının konuşlandığı da uydu fotoğraflarına yansıdı.
Bu durum, ABD'nin elindeki B-2 uçaklarının üçte birinin Diego Garcia'da konuşlandırıldığını gösteriyor. Bazı uçaklarınsa uydudan görüntülenmemesi için hangarlarda tutulduğu tahmin ediliyor.
İran ve Yemen'e 4 bin kilometre uzaktaki Diego Garcia üssü, daha önce Afganistan ve Irak'a yönelik saldırılarda kullanılmıştı. İran ve Yemen'e yönelik olası büyük çaplı saldırılarda kullanılabilecek kadar bölgeye yakın olan bu üs, aynı zamanda bu bölgelerden gelebilecek drone ve füze saldırılarının menzili dışında kalıyor.
Hava savunma sistemleri bölgeye sevk edildi
ABD ordusu Ortadoğu'ya son haftalarda savaş uçağının yanı sıra hava savunma sistemleri de sevk etti.
Güney Kore ve Oklahoma'daki üslerden kalkan ABD Hava Kuvvetleri'ne ait 20'den fazla kargo uçağı bölgeye ulaşırken, bu uçakların Patriot ve THAAD bataryaları taşıdığı tahmin ediliyor.
Son sevkıyatın haricinde, ABD'ye ait bir THAAD sistemi de ekimden bu yana İsrail'de konuşlu durumda.
ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta İran'a yönelik açıklamasında, "Eğer bir anlaşma yapmazlarsa bombalama olacak. Daha önce hiç görmedikleri türden bir bombalama olacak" ifadelerini kullanmıştı.
Hizbullah yetkilisi ilk kez Reuters'a açıkladı: İsrail çekilirse silahları görüşmeye hazırız
İsrail’le yaşanan çatışmalarda ağır darbe alan Hizbullah, ilk kez silah bırakma konusunun tartışmaya açık olduğunu söyledi. Reuters'a konuşan üst düzey bir Hizbullah yetkilisi, görüşmelerin başlaması için şartlarının İsrail’in güney Lübnan’dan tamamen çekilmesi olduğunu söyledi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Lübnan’da Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına yönelik çağrılar artarken, örgütün üst düzey bir yetkilisi Reuters’a yaptığı açıklamada, İsrail’in güney Lübnan’daki beş stratejik noktadan çekilmesi ve saldırılarını durdurması halinde silah bırakma konusunu tartışmaya hazır olduklarını söyledi. Hizbullah'ın silahlarıyla ilgili olası görüşmelere ilişkin tutumu daha önce bildirilmemişti.
Bu açıklama, sadece iki yıl önce bölgede en güçlü aktörlerden biri olan İran destekli Hizbullah’ın konumundaki dramatik değişimi ortaya koyuyor. Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşıyla tetiklenen çatışmalarda ağır kayıplar veren Hizbullah, binlerce savaşçısını ve üst düzey komutanlarını yitirirken, roket cephaneliğinin büyük bölümü imha edildi. Suriye’deki müttefiki Beşar Esad’ın devrilmesiyle İran’dan gelen lojistik hatları da kesildi.
Ocak ayında göreve gelen ve ülke genelinde silahların yalnızca devletin denetiminde olması gerektiğini vurgulayan ABD destekli Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’un önümüzdeki günlerde Hizbullah’la silahsızlanma konusunda görüşmelere başlaması bekleniyor.
Hizbullah yetkilisi, silah konusunu ulusal savunma stratejisi çerçevesinde tartışabileceklerini ancak bunun İsrail’in geri çekilmesine bağlı olduğunu söyledi. Reuters’a konuşan iki kaynak, Hizbullah’ın Litani Nehri’nin kuzeyindeki en güçlü silahlarını (insansız hava araçları ve tanksavar füzeleri dahil) orduya devretmeyi değerlendirdiğini belirtti.
2023’te Hamas’a destek amacıyla İsrail’e ateş açarak çatışmayı başlatan Hizbullah’ın lideri Naim Kasım, mart sonunda yaptığı açıklamada Litani Nehri’nin güneyinde silahlı varlıklarının kalmadığını iddia etti. İsrail ise Hizbullah’ın bölgede hâlâ altyapı bulundurduğunu öne sürüyor.
Rusya-ABD müzakereleri yarın İstanbul'da
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD ile müzakerelerin yarın İstanbul'da yapılacağını belirterek, "Toplantı, iki ülkenin diplomatik faaliyetlerini zorlaştıran engellerin kaldırılmasına yönelik yapılacak" dedi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Zaharova, başkent Moskova'da düzenlediği haftalık basın toplantısında, ABD ile ilişkilere değindi. Rusya ve ABD heyetlerinin tekrar bir araya gelmesi konusunun gündemde olduğunu dile getiren Zaharova, "ABD ile istişarelerin ikinci turu yarın yapılacak. Müzakere yeri, formatı ve katılımcıları değişmedi. İstişareler İstanbul'da yapılacak" diye konuştu.
Rus heyetine Rusya'nın Washington Büyükelçisi Aleksandr Darçiyev'in, ABD heyetine de ABD Dışişleri Bakanlığı Rusya ve Orta Avrupa'dan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Sonata Coulter'in başkanlık edeceğini kaydeden Zaharova, görüşmede ayrıca, iki ülkenin dışişleri bakanlıkları temsilcilerinin de yer alacağını belirtti.
Sözcü Zaharova, "Toplantı iki ülkenin diplomatik faaliyetlerini zorlaştıran engellerin kaldırılmasına yönelik yapılacak" ifadelerini kullandı. Toplantının Rusya'nın İstanbul Başkonsolosluğunda yapılacağı belirtildi.
Rusya-ABD görüşmeleri
İlk olarak 18 Şubat'ta Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir araya gelen Rusya ve ABD heyetleri, görüşmede ikili ilişkilerin yeniden tesisi ve Ukrayna krizinin çözümü ile ilgili konuları ele almıştı. ABD ve Rusya heyetleri, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi kapsamında büyükelçilik faaliyetlerini ele almak üzere İstanbul'daki ilk görüşmeyi ise 27 Şubat'ta ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu rezidansında gerçekleştirmişti. Arnavutköy'deki görüşme yaklaşık 6,5 saat sürmüştü.
Türkiye, hem barışa katkı sağlama hem de görüşmelere ev sahipliği yapma konusundaki kararlılığını sürdürüyor.
Lavrov, Antalya'ya geliyor
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, 11-13 Nisan tarihlerinde Türkiye'nin evsahipliğinde düzenlenecek Antalya Diplomasi Forumu'na (ADF) katılacağını bildirdi.
Zaharova, başkent Moskova'da düzenlediği haftalık basın toplantısında, Bakan Lavrov'un programıyla ilgili bilgi paylaştı.
Lavrov'un Türkiye'yi ziyaret edeceğini kaydeden Zaharova, "Lavrov, Türkiye Dışişleri Bakanı'nın davetiyle Antalya Diplomasi Forumu'na katılmak üzere 12 Nisan'da Türkiye'yi ziyaret edecek." dedi.
Zaharova, Lavrov'un forumda konuşma ve yabancı mevkidaşlarıyla ikili görüşmeler yapacağı bilgisini paylaşarak "İkili görüşmelerde Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güney Kafkasya, Karadeniz bölgelerinde durum ve bazı devletlerle ilişkilerdeki güncel konuların ele alınması bekleniyor." ifadesini kullandı.
Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2025) dördüncüsü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde ve Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde, 11-13 Nisan'da Belek Turizm Merkezi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde yapılacak.
ABD'den Panama çıkışı: Geri alacağız!
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Panama ziyareti sırasında Devlet Başkanı Jose Raul Mulino ile ortak basın toplantısı düzenledi. Hegseth, ABD’nin Panama Kanalı’nı diğer müttefik ve ortaklarıyla birlikte “Çin’in etkisinden geri alacağını” bildirdi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kontrolü altına almak istediği Panama Kanalı ile yeniden gündemde. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth Orta Amerika ülkesine Salı günü yaptığı ziyarette, "Panama Kanalını Çin etkisinden kurtaracağız" dedi. Panama hükümetiyle görüşmesini takip eden açıklamasında Hegseth, Panama güçleriyle derinleşecek işbirliği ile Çin'in kanalı silahlandırmasına izin vermeyeceklerine söz verdi.
Reuters'da yer alan habere göre Hegseth, "Bu kanalı inşa eden Çin değil, bu kanalı Çin idare etmiyor ve silahlandıramayacak da" ifadelerini kullanarak, "Hep birlikte kanalı Çin etkisinden kurtaracağız" diye konuştu. Yılda yaklaşık 270 milyar dolar değerindeki ABD konteyner trafiğinin yüzde 40'ından fazlası, Panama Kanalı'ndan geçiyor. Bu da dünyanın en işlek ikinci okyanuslar arası su yolundan geçen gemilerin üçte ikisinden fazlasını oluşturmakta.
Yıllar sonra Panama'yı ziyaret eden ilk ABD Savunma Bakanı
Hegseth Çin etkisinin ortadan kaldırılmasından söz ederken, Trump daha geniş ifadelerle konuştu ve gerekirse askeri güç kullanmaktan da söz etti. Hegseth on yıldan fazla bir süre sonrasında Panama'yı ziyaret eden ilk ABD savunma bakanı. Onun Orta Amerika ülkesine olan gezisi, Trump yönetiminin kanalı Panama'dan geri almak istediğini dile getirdiği bir süreçte gerçekleşiyor.
ABD'nin bir asırdan fazla bir süre önce inşa ettiği ve 1999'da Panama'ya devrettiği kanal için yapılan anlaşmayı Trump, "kötü bir anlaşma" olarak tanımlıyor.
Hegseth, Panama Kamu Güvenliği Bakanı Frank Abrego tarafından karşılandı ve Devlet Başkanı Jose Raul Mulino ve diğer yetkililerle kapalı kapılar ardında görüşmeler yaptı. Trump'ın sert söylemi göz önüne alındığında, Hegseth'in ziyareti yüksek risk de barındırıyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Amerika Programı Direktörü Ryan Berg, “Genel olarak bakıldığında, bu konu Panama'da kamu diplomasisi açısından ABD'nin kazandığı bir konu olmadı” dedi. Yine de mevcut ve eski ABD'li yetkililer ve uzmanlar, ABD'nin Mulino hakkında "Çin etkisiyle mücadelede istekli bir ortak" düşüncesini paylaşıyorlar. Şubat ayında Mulino, Panama'nın Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nden çıkma yönündeki resmi adımını açıklamıştı.
Panama krizi
Washington, Çin bağlantılı yatırımcıların kanal çevresindeki iki limanı kontrol etmesini ulusal güvenlik riski olarak değerlendiriyor. Başkan Donald Trump, Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin elindeki imtiyazların ABD için kabul edilemez olduğunu defalarca söylemişti.
Trump, “Panama Kanalı'nın şu anki hali, ABD’nin bölgedeki güvenliği için bir tehdit” ifadelerini kullandı. Trump’ın danışmanlarına, ABD askerlerinin su yolunu yeniden kontrol altına alması için plan hazırlamaları talimatı verdiği bildirildi. Beyaz Saray, bu iddialar hakkında yorum yapmadı.
Irak’ta genel seçimlerin tarihi belli oldu
Irak hükümeti, genel seçimlerin 11 Kasım'da yapılmasına karar verdi
Almanya'da CDU/CSU ile SPD koalisyon hükümeti kurmak için anlaştı
Ülke tarihinde 5. kez CDU/CSU-SPD koalisyon hükümeti kurulacak.
Lyon Belediye Başkanı Gregory Doucet gözaltına alındı
Lyon Belediye Başkanı Gregory Doucet, kamu paralarını zimmetine geçirme suçundan yürütülen ön soruşturma kapsamında gözaltına alındı
Haaretz: İsrail Refah kentini işgal etmeyi planlıyor
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin güneyinde "tampon bölgeyi" genişletme bahanesiyle Mısır sınırındaki Refah kentini işgal etmeyi planladığı belirtildi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Haaretz gazetesinin haberine göre, İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyinde Refah ve Han Yunus kentlerini birbirinden ayıran Morag Koridoru ile Mısır sınırındaki Philadelphi Koridoru arasında 75 kilometrekarelik bir alanda "tampon bölge" kurmayı planlıyor. İsrail ordusunun kurmayı planladığı "tampon bölgeyle" Refah kentinin tamamı İsrail işgali altında kalmış oluyor. Söz konusu "tampon bölgeyle" yüz ölçümü ortalama 360 kilometrekare olan Gazze Şeridi'nin 5'te biri ve daha önce yardımların ulaştırıldığı Mısır sınırının Gazze tarafı İsrail ordusunun kontrolüne girmiş oluyor. Gazze Şeridi'nde İsrail'in "tampon bölge" olarak isimlendirdiği alanlara Filistinlilerin girişine izin verilmiyor.
İsrail ordusu söz konusu bölgeyi işgal ederek "Refah'tan zorla göç ettirilen Filistinlilerin kente geri dönüşüne izin vermemeyi ve bölgedeki binaları yıkmayı" planlıyor. Söz konusu planın "Refah kentinin yok edilmesi anlamına geldiği" belirtiliyor. Refah kentinin işgal edilerek "tampon bölgeye" dahil edilmesi Gazze'nin Mısır sınırını kaybetmesine ve "sadece İsrail içinde bir yerleşim birimi" haline gelmesine yol açacağı belirtiliyor.
Kentin "tampon bölgeye" dahil edilmesi konusu, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun İsrail'in "Gazze'de geniş alanları kontrol edeceği" yönündeki açıklamasının ardından, siyasi kesimin geçen ay Gazze'ye saldırıları yeniden başlatma kararı alması sonrası ortaya çıktı. Haaretz'in askeri kaynaklara dayandırdığı haberinde, Refah ve çevresi için hazırlanan planın "Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yapılanların tekrarı" olduğu ifade edildi.
Haberde, "İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde uzun süreli bir faaliyet için ABD dahil olmak üzere uluslararası destek almasının pek mümkün olmadığını anladı. Hükümet üyelerinin insani yardımları engelleme yönündeki tehditlerinin fiili bir politikaya dönüşmesi pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle İsrail ordusu, Hamas'a baskı uygulayacağına inandığı yerlere yönelik operasyonlarını yoğunlaştırmaya hazırlanıyor." ifadeleri kullanıldı. Netanyahu, Gazze'nin güneyindeki Refah ve Han Yunus kentlerini birbirinden ayıran "Morag" isimli yeni bir koridor inşa edilmeye başlandığını açıklamıştı.
Refah'ı yok etme planı
İsrail ordusunun Refah'ı Han Yunus'tan ayırma hazırlıkları kapsamında "Morag Koridoru'nu genişletmek ve koridor boyunca binaları yıkmak için halihazırda çalıştığı" belirtilen haberde, koridorun bazı bölgelerinin bir kilometreden daha geniş olacağı kaydedildi.
İsrail güvenlik teşkilatından kaynaklara dayandırılan haberde, Refah'ın tamamının diğer tampon bölgeler gibi Filistinlilerin girmesinin engellendiği bir yer mi olacağı yoksa tüm binaların yıkılarak kentin "fiilen ortadan kaldırılmasının" planlandığı bir yer haline mi getirileceğinin henüz kararlaştırılmadığı ileri sürüldü.
İsrail ordusunun bölgede yürüttüğü faaliyetlerin Morag ve Philadelphi koridorları arasında sınırlı kalmadığına işaret edilen haberde, konuya ilişkin fazla ayrıntı verilmedi. Haberde ayrıca İsrail askerlerinin yakın zamanda Refah çevresinde konuşlanmaya başladığı ve bunun Refah'ı Gazze'den tamamen ayırmaya yönelik "ön adım" olduğu savunuldu.
Ölüm bölgeleri
Gazze'nin Mısır sınırındaki Philadelphi Koridoru'nun yanı sıra İsrail'in, 7 Ekim 2023'te şiddetli saldırılarını başlatmasının ardından Gazze Şeridi içinde İsrail sınırı boyunca tampon bölgeler oluşturduğu belirtildi. İsrail'in, Filistinlilerin bu bölgelere girmesini engellediği ve bu bölgeleri, İsrail askerlerinin kendilerine yaklaşan herkese ateş ettiği bir "ölüm bölgesi" olarak tanımladığı kaydedildi.
İsrail ordusunun uzunluğu 800 metre ila 1,5 kilometreyi bulan, işgal ettiği bu "tampon bölgelerle" Gazze sınırı yakınında yer alan yerleşimleri korumayı hedeflediği savunuldu. Gazze Şeridi'nin dünyaya açılan tek kapısı olan ve Mayıs 2024'ten bu yana İsrail işgali altında bulunan Refah Sınır Kapısı da bu kentte yer alıyor. Refah Sınır Kapısı'ndan Gazze Şeridi'ne insani ve tıbbi yardımlar, ticari ürünler getiriliyordu ve yaralıların tahliyesi de bu kapı üzerinden yapılıyordu. İsrail ordusu 2 Mart'tan bu yana Gazze'ye insani yardımların girişini engelliyor.
AB'den yapay zeka hamlesi: 5 giga fabrika için 20 milyar euro'luk yatırım
Avrupa Birliği (AB), yapay zeka alanında ABD ve Çin'e yetişmek için büyük ölçekli veri ve bilgi işlem altyapısı kurmayı ve kuralları sadeleştirmeyi planlıyor. Yapay zeka alanında 5 giga fabrika için 20 milyar euro'luk yatırım harekete geçirilecek
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
AB Komisyonu, yapay zeka alanındaki yeni stratejisini içeren Yapay Zeka Kıta Eylem Planı adlı çalışmasını yayımladı. Buna göre, AB yapay zeka alanında öncü rol oynamak için yeni adımlar atacak. AB'nin yapay zekada inovasyon kabiliyeti artırılacak.
Büyük ölçekli yapay zeka veri ve bilgi işlem altyapısı oluşturulacak. AB Komisyonu, Avrupa'nın yapay zeka ve süper bilgisayar altyapısını yapay zeka fabrikaları ağıyla güçlendirecek. AB, yapay zeka girişimlerini, endüstrisini ve araştırmacıları, modellerini ve uygulamalarını geliştirmeleri hususunda destekleyecek.
Birlik, yapay zeka giga fabrikaları kurulmasına yardımcı olacak. Bu giga fabrikalar, mevcut yapay zeka fabrikalarının 4 katından fazla seviyede yaklaşık 100 bin son teknoloji çiple donatılmış büyük ölçekli tesisler olacak. Tesisler, karmaşık yapay zeka modellerini benzeri görülmemiş bir ölçekte eğitmek ve geliştirmek için devasa bilgi işlem gücü ve veri merkezlerini entegre edecek.
Yapay zeka giga fabrikaları, AB'nin kritik endüstriyel sektörlerinin stratejik özerkliğini muhafaza edecek. Giga fabrikalara özel sektör yatırımları teşvik edilecek. AB genelinde 5 yapay zeka giga fabrikası için 20 milyar avroluk yatırım harekete geçirilecek.
Özel sektörün bulut kapasitesine ve veri merkezlerine yatırımını teşvik etmek için Komisyon ayrı bir yasa teklifi hazırlayacak. AB'nin veri merkezi kapasitesini en az üç katına çıkarmak hedeflenecek.
Büyük ve yüksek kaliteli verilere erişim artırılacak. Yapay zeka fabrikalarında farklı kaynaklardan gelen büyük, yüksek kaliteli veri hacimlerini bir araya getiren ve düzenleyen Veri Laboratuvarları oluşturulacak.
Stratejik sektörlerde algoritmalar geliştirilmesi ve yapay zekanın benimsenmesi teşvik edilecek. Yüzde 13,5 seviyesinde seyreden AB'de yapay zeka kullanan şirketlerin oranı daha da artırılacak.
Kişiye özel yapay zeka çözümleri geliştirmek, endüstriyel kullanımları artırmak ve AB'nin stratejik kamu ve özel sektörlerinde yapay zekanın tam olarak benimsenmesini sağlamak için gelecek aylarda yapay zeka uygulama stratejisi başlatılacak.
Yapay zeka alanında beceriler ve yetenekler güçlendirilecek. Bu alanda eğitim ve öğretim programları geliştirilecek. Yüksek becerili yapay zeka uzmanlarının ve araştırmacılarının işe alımı kolaylaştırılacak.
Yapay zeka alanındaki düzenleyici çerçeve basitleştirilecek. AB'nin katı kuralları, yapay zeka alanında model ve sistem geliştirilmesi için veri kullanımlarını zorlaştırıyor. Büyük teknoloji şirketleri de Avrupa'daki mevzuatların önlerinde engel teşkil ettiğini savunuyor.
Yorumlar