9 nisan 2
- mutlunecmettin
- 9 Nis 2025
- 13 dakikada okunur
Musk Trump'ın ticaretten sorumlu kıdemli danışmanı Navarro'ya 'geri zekalı' dedi
ABD Başkanı Donald Trump'ın kıdemli danışmanı Elon Musk, Trump'ın ticaret ve üretimden sorumlu olan kıdemli danışmanı Peter Navarro'yu "geri zekalı" olarak nitelendirdi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Musk, Navarro'nun dün CNBC'ye verdiği röportajda kendisinden söz edilmesine cevap verdi. Navarro'nun "O bir araba üreticisi değil. O bir araba montajcısı." dediği kesite, "Navarro gerçekten bir geri zekalı. Burada söyledikleri bariz bir şekilde yanlış" ifadelerini kullandı.
Musk, Tesla'nın en çok ABD yapımı arabaya sahip şirket olduğunu belirterek, "Navarro, bir çuval tuğladan daha aptal" dedi.
Cevabına, Navarro ve "IfindRetards" adlı hesapları etiketleyen Musk, Tesla'nın "ABD'deki en dikey entegre otomobil üreticisi" olduğunu söyledi.
Navarro, röportajında Tesla arabalarının parçalarının çeşitli ülkelerden getirilerek ABD'de birleştirildiğini ve Musk'ın bir "araba montajcısı" olduğunu ifade etmişti.
Kaynak: AA
ABD Yüksek Mahkemesi'nden işten çıkarılan 16 bin federal çalışan aleyhine karar
ABD Yüksek Mahkemesi, Donald Trump yönetiminin işten çıkarmaya çalıştığı deneme sürecindeki 16 bin federal çalışanın geri alınmasını isteyen California bölge mahkemesinin emri aleyhine karar aldı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Yüksek Mahkemenin 2'ye karşı 7 oyla aldığı karar, "Beyaz Saray'ın zaferi" olarak değerlendirildi. Trump yönetimi tarafından yapılan başvuruyu değerlendiren 9 kişilik Yüksek Mahkeme heyeti, sadece yargıçlar Sonia Sotomayor ve Ketanji Brown'un itiraz şerhi koyduğu kararında, hükümetin işten çıkardığı federal çalışanları geri almak zorunda olmadığına hükmetti.
Yüksek Mahkeme, bu kararıyla, California Bölge Mahkemesi tarafından alınan Trump yönetiminin işten atmaya çalıştığı 16 bin federal çalışanı geri alma emrini durdurmuş oldu.
ABD Başkanı Trump, milyarder iş insanı Elon Musk'ın başında olduğu Hükümet Verimlilik Departmanının hedefleri kapsamında federal kurumlardan yaklaşık 16 bin kişiyi etkileyecek işten çıkarma sürecini başlatmıştı.
Bunun üzerine California'da açılan bir davada ABD Bölge Yargıcı William Alsup, sürecin hukuksal açıdan kusurlu olması nedeniyle işten çıkarılan deneme süresindeki çalışanların hukuki itirazları devam ederken işe iade edilmesi gerektiğine hükmetmişti.
Trump yönetimi de bu kararı Yüksek Mahkeme'ye taşıyarak, söz konusu çalışanları geri işe alma yetkisine sahip olmadığını ve de bunun sürecin mikro yönetilmesi bağlamında sorunu daha da kötüleştireceğini savunmuştu.
İran Dışişleri Bakanı, Washington Post'a yazdı: Yaptırımların kaldırılması ABD'ye trilyon dolarlık fırsatlar sunar
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Washington Post gazetesine yazdığı makalede, "Amerikan işletmelerini ekonomimize erişimin sunduğu trilyon dolarlık fırsattan uzak tutan İran değil, ABD yönetimleri ve Kongre engelleri olmuştur" ifadelerini kullandı.
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, yaptırımların kaldırılması karşılığında ABD ile yeni bir nükleer anlaşmaya hazır olduklarını belirterek, muhtemel bir savaşın ABD ekonomisine maliyetinin ağır olacağını buna karşılık İran ile anlaşmanın ve yaptırımların ortadan kaldırılmasının Amerikan şirketleri için trilyon dolarlık ekonomik fırsatlar sunacağını ifade etti.
"Niyetlerin samimiyeti konusunda ciddi şüphelerimiz var"
Erakçi, Amerikan Washington Post gazetesi için kaleme aldığı makalede, İran ile ABD arasında yeni bir nükleer anlaşma ihtimalini değerlendirdi. ABD'nin ısrarına rağmen bu ülkeye duyulan güven eksikliği nedeniyle doğrudan değil, dolaylı görüşmeleri tercih ettiklerini aktaran Erakçi, "Dolaylı müzakereleri sürdürmek bir taktik veya ideolojinin yansıması değil, deneyime dayanan stratejik bir tercihtir. Önemli bir güvensizlik duvarıyla karşı karşıyayız ve niyetlerin samimiyeti konusunda ciddi şüphelerimiz var. ABD'nin herhangi bir diplomatik etkileşimden önce 'azami baskı' politikasını sürdürme ısrarı bunu daha da kötüleştiriyor" değerlendirmesinde bulundu.
İlerleme kat edebilmek için öncelikle ABD'nin "askeri seçenek" veya "askeri çözüm" olmayacağını kabul etmesi gerektiğini belirten Erakçi, İran'a karşı herhangi bir askeri eylemin ABD askerlerini tehlikeye atacağını ve bu ülkenin ekonomisine Afganistan ve Irak'takinden çok daha fazla maliyet yükleyeceğini kaydetti.
"Dünyanın dört bir yanından gelen şirketleri memnuniyetle karşılamaya açığız"
İran ile anlaşmanın ve yaptırımların kaldırılmasının Amerikalı şirketler için fırsatlar sunacağına dikkati çeken Erakçi, "Washington'daki birçok kişi İran'ı ekonomik açıdan kapalı bir ülke olarak tasvir ediyor. Gerçek şu ki, dünyanın dört bir yanından gelen şirketleri memnuniyetle karşılamaya açığız. Amerikan işletmelerini ekonomimize erişimin sunduğu trilyon dolarlık fırsattan uzak tutan İran değil, ABD yönetimleri ve Kongre engelleri olmuştur" ifadelerini kullandı.
"Bize saygı gösterilirse biz de karşılık veririz"
ABD eski Başkanı Joe Biden döneminde de dolaylı müzakereler gerçekleştirdiklerini ancak Biden yönetiminin kararlı olmaması nedeniyle sonuca ulaşamadıklarını kaydeden Erakçi, ABD yönetiminin anlaşma konusunda gerçek irade göstermesi halinde her zaman ileriye doğru adım atılacağına inandığını belirtti.
İranlı Bakan, şunları yazdı: "Yakın tarihin gösterdiği gibi, diplomatik angajman geçmişte işe yaradı ve hala işe yarayabilir. Barışçıl niyetimizi açıklığa kavuşturmaya ve olası herhangi bir endişeyi gidermek için gerekli önlemleri almaya hazırız. ABD de yaptığı herhangi bir anlaşmaya sadık kalacağını göstererek diplomasi konusunda ciddi olduğunu gösterebilir. Bize saygı gösterilirse, biz de buna karşılık veririz."
Kaynak: AA
BM Genel Sekreteri Guterres: Gazze bir ölüm tarlasına dönüştü, siviller sonsuz bir ölüm döngüsünün içinde
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Gazze ölüm tarlasına dönüştü, siviller sonsuz ölüm döngüsünün içinde" dedi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Guterres, BM Güvenlik Konseyi önünde basına açıklamalarda bulundu. Gazze'ye 1 aydan fazla süredir "tek bir damla yardım" girmediğine dikkati çeken Guterres, gıda, yakıt, ilaç ve ticari ürünlerin buna dahil olduğunu söyledi.
Guterres, yardımların tükenmesiyle Gazze'deki korku kapılarının tekrar açıldığına işaret ederek, "Gazze ölüm tarlasına dönüştü, siviller sonsuz ölüm döngüsünün içinde" ifadesini kullandı.
"Umut sönmeye başladı"
Ateşkeslerin işe yaradığını vurgulayan Guterres, Gazze'de ateşkesin sağlandığı dönemde rehinelerin serbest bırakıldığını ve hayat kurtaran yardımların dağıtılmasının mümkün kılındığını dile getirdi.
Guterres, "Haftalar boyunca silahlar sustu, engeller kaldırıldı, yağmalamalar sona erdi ve biz Gazze Şeridi’nin neredeyse her bölgesine hayat kurtarıcı malzemeler ulaştırabildik ancak bu, ateşkesin bozulmasıyla sona erdi. Umut, Gazze’deki Filistinli aileler ve İsrail’deki esir yakınları için sönmeye başladı" değerlendirmesinde bulundu.
BM Genel Sekreteri, tüm esirlerin derhal ve koşulsuz şekilde serbest bırakılması, kalıcı ateşkes ve tam kapsamlı insani erişimin sağlanması gerektiğinin altını çizdi.
Böyle dönemlerde her şeyin net biçimde ifade edilmesinin önemine işaret eden Guterres, "Gazze’ye geçiş noktaları kapalıyken ve yardımlar engellenirken, güvenlik altüst olmuş durumda ve yardım ulaştırma kapasitemiz boğulmuş durumda" uyarısını yaptı.
Guterres, yükümlülükler konusunda da açık olunması gerektiğini belirterek, "İşgalci güç olarak İsrail’in uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku kapsamında net yükümlülükleri vardır" dedi.
Bu bağlamda, 4. Cenevre Sözleşmesi’ne göre işgalci güçlerin yükümlülüklerine değinen Guterres, işgalci gücün halkın gıda ve tıbbi ihtiyaçlarının temin edilmesini sağlamakla yükümlü olduğunu söyledi. Guterres ayrıca, işgalci gücün, işgal altındaki topraklarda sağlık ve hastane kurumlarını, kamu sağlığı ve hijyen hizmetlerini sağlamak ve sürdürmekle yükümlü olduğunu; yardım programlarını ise kabul etmek durumunda olduğunu ifade etti.
Guterres, bugün Gazze'de bunların hiçbirinin yapılmadığını, Gazze’ye hiçbir insani yardımın giremediğini vurguladı.
"İnsani ilkeleri tam olarak gözetmeyen hiçbir düzenin parçası olmayacağız"
Uluslararası insancıl hukukun insani yardım çalışanlarının korunması yükümlülüğünü de içerdiğinin altını çizen Guterres, "Gazze’deki bu insani kahramanlardan özellikle söz etmek istiyorum. Ateş altında olmalarına rağmen yardım etme yolunu seçmiş olmanın gereğini yerine getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar" diye konuştu.
Guterres, diğer taraftan İsrailli yetkililerin yardım teslimatı için yeni önerdiği "yetkilendirme mekanizmaları"nın yardımı her kaloriye ve un tanesine kadar kontrol etmeye ve sınırlamaya yönelik riskler barındırdığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Açık konuşayım. İnsanlık, tarafsızlık ve bağımsızlık gibi insani ilkeleri tam olarak gözetmeyen hiçbir düzenin parçası olmayacağız. Kesintisiz insani erişim garanti altına alınmalıdır. İnsani yardım personeline, uluslararası hukuk kapsamında tanınan koruma sağlanmalıdır. BM yerleşkelerinin ve varlıklarının dokunulmazlığına saygı gösterilmelidir. BM personeli dahil insani yardım çalışanlarının öldürülmesine ilişkin bağımsız bir soruşturma çağrımı yineliyorum"
BM Genel Sekreteri, temel ilkelere sadık kalmanın önemine işaret ederek, BM'ye üye ülkelerin uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine bağlı kalmaları gerektiğini, bu yükümlülüklere uyulmadığında ise adaletin sağlanması ve hesap sorulması gerektiğini vurguladı.
"Dünya, Gazze’deki durumu tarif edecek kelimeleri tüketiyor olabilir ancak biz asla hakikatten kaçmayacağız." ifadesini kullanan Guterres, "Mevcut gidişat, çıkmaz bir yoldur. Uluslararası hukukun ve tarihin gözünde tamamen kabul edilemezdir" dedi.
Guterres, işgal altındaki Batı Şeria’nın "bir başka Gazze’ye dönüşme riskinin" durumu daha da vahim hale getirdiği uyarısında bulunarak, "Artık insan yerine koymamaya son verme, sivilleri koruma, esirleri serbest bırakma, hayat kurtaran yardımları ulaştırma ve ateşkesi yeniden sağlama zamanı gelmiştir" şeklinde konuştu.
Kaynak: AA
Netanyahu'dan Trump'ın 'Türkiye ile İsrail arasında aracılık' teklifine yanıt
İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Trump'ın, Türkiye ile Suriye üzerinden yaşanan gerilimde 'aracılık' teklifine ilişkin, "Dostum ve aynı zamanda Erdoğan'ın dostu olan Başkan Trump'a, 'Yardımınıza ihtiyacımız olursa sizinle bu konuyu konuşuruz' dedim" ifadesini kullandı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İsrail BaşbakanıBinyamin Netanyahu, Türkiye'nin Suriye'de askeri üsler kurmak istediğini bunun da "İsrail'e tehdit oluşturduğunu" iddia etti. Türkiye'nin Suriye'de askeri üsler kurmasına karşı olduklarını söyleyen Netanyahu, "Dostum ve aynı zamanda Erdoğan'ın dostu olan Başkan Trump'a, 'Yardımınıza ihtiyacımız olursa sizinle bu konuyu konuşuruz' dedim" ifadesini kullandı.
Trump: Ben Erdoğan'ı seviyorum, o da beni seviyor, o çok güçlü ve zeki biri
ABD Başkanı Donald Trump ile Netanyahu, dün Beyaz Saray'da bir araya gelmişti. Trump, "Erdoğan adında bir adamla çok iyi ilişkilerim var. Basının, Erdoğan'ı sevmeme kızdığını biliyorum ama ben seviyorum, o da beni seviyor ve hiçbir sorunumuz olmadı" demişti.
Türkiye'nin Suriye'de kimsenin yapamadığını yaptığını ifade eden Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, "Tebrikler, başka kimsenin iki bin yıldır yapamadığını yaptınız. Suriye'yi aldınız. Başka isimlerle ama aynı şey" dediğini, Erdoğan'ın ise "Hayır, biz değildik" diye yanıt verdiğini aktarmıştı. ABD Başkanı bu yanıtın üzerine, "Ben biliyorum, sizdiniz" dediğini ve "Evet, belki de bizdik" karşılığı aldığını anlatmıştı.
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun "Suriye'de Türkiye ile sorunları olduğu" yönündeki ifadelerine de cevap veren Trump, "Türkiye ile yaşadığınız her sorunu çözebileceğimi düşünüyorum. (Netanyahu'yu işaret ederek) Siz makul olduğunuz sürece; bu konuda siz de biz de makul olmalıyız" demişti.
Türkiye ile geçmişte yaşanan Rahip Andrew Brunson krizini anımsatan Trump, "Rahibi Türkiye'den geri aldık. Bunu hatırlıyor musunuz? Bu o zamanlar büyük bir olaydı ve onu geri aldık. Türkiye ve lideriyle çok ama çok iyi bir ilişkim var ve bu sorunu çözebileceğimizi düşünüyorum. Şu anda bunun bir sorun olacağını sanmıyorum" ifadelerini kullanmıştı.
Fransa'da Le Pen davasında karar veren yargıcı tehdit eden kişi gözaltına alındı
Fransa'da siyasetçi Marine Le Pen'in yolsuzluktan suçlu bulunduğu davada karar veren yargıçlardan birini tehdit ettiği gerekçesiyle bir kişi gözaltına alındı
ABD basını: Trump yönetimi Doğu Avrupa’dan 10 bin askeri geri çekmeyi tartışıyor
Donald Trump yönetiminin, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Romanya ve Polonya’da konuşlandırılan 20 bin ABD askerinin yarısını geri çekmeyi tartıştığı iddia edildi. Polonya Cumhurbaşkanı Duda ise iddiayı yalanlayarak, askerlerin ülke içinde farklı yerde konuşlanmak için yer değiştirdiğini savundu
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD’nin, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Doğu Avrupa’da konuşlandırdığı 20 bin askerin yarısını geri çekmeyi değerlendirdiği öne sürüldü. NBC’ye konuşan ve tartışmalardan bilgisi olan 6 ABD’li ve Avrupalı yetkiliye göre, ABD yönetimi Doğu Avrupa’dan 10 bin askerini geri çekmeyi tartışıyor. Söz konusu yetkililer, eski Başkan Joe Biden döneminde, Rusya-Ukrayna savaşı başladıktan sonra 2022’de Rusya’ya karşı Ukrayna sınırındaki ülkelerin savunmasını güçlendirmek için konuşlandırılan 20 bin ABD askerinin yarısının geri çekilmesinin değerlendirildiğini savundu.
Trump, NATO Askeri Komitesi'ndeki tek kadının görevine son verdi
Romanya ve Polonya’da bulunan 20 bin askerin yarısının geri çekilmesi için ABD yönetimi içinde tartışmaların devam ettiğini belirten yetkililer, Pentagon’un bu öneriyi kabul etmesi halinde, ABD’nin uzun yıllardır müttefiki olan Avrupa’yı Rusya tehdidine karşı yalnız bırakma endişesi oluşturacağı yorumlarına dikkati çekti.
Polonya iddiaları reddetti
Öte yandan Polonya'nın PAP haber ajansına göre, Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, ziyarette bulunduğu Estonya'nın Tallinn kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, ülkede bulunan ABD askerlerinin geri çekileceği iddialarını yalanlayarak askerlerin ülke içinde farklı yerde konuşlanmak için yer değiştirdiğini belirtti.
Polonya Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz da sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ABD'li askerlerin Polonya'da kalacağını duyurarak NATO'nun Washington zirvesinde alınan kararı doğrultusunda, Jasionka bölgesinde bulunan ABD askerleri yerine Norveç, Almanya, İngiltere, Polonya ve diğer müttefik ülkelerin birliklerinin buraya konuşlanacağını kaydetti.
AB Trump'a karşı 'ticaret bazukasını' kullanacak mı?
ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldikten sonra Avrupalı müttefiklerinin kendi savunmaları için daha fazla sorumluluk almaları istediğini defalarca belirtmişti. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de geçen ay Brüksel’e yaptığı ilk yurt dışı seyahatinde, "Açık stratejik gerçekler, ABD'nin öncelikle Avrupa'nın güvenliğine odaklanmasını engelliyor." ifadesini kullanmış, bunun yerine, ABD'nin güney sınırını güvence altına almaya ve Çin'e karşı koymaya odaklanacağını kaydetmişti.
Rusya-Ukrayna savaşı başladıktan sonra Rusya’ya karşı NATO’nun doğu kanadını güçlendirmek için Biden yönetimi Romanya ve Polonya’da ABD askeri varlığını 20 bine çıkarmıştı. NATO kapsamında ABD’nin Avrupa genelinde konuşlanmış yaklaşık 80 bin askeri bulunuyor.
Kaynak: AA
dünyanın en zengin şehirleri
Listenin ilk on şehri şöyle:
New York
San Francisco
Tokyo
Singapur
Los Angeles
Londra
Paris
Hong Kong
Sidney
Chicago
Washington Post: Musk, Trump'a tarifelerini geri çektirmeye çalışıyor
Washington Post'a konuşan kaynaklar, Elon Musk ve bazı iş insanlarının ABD Başkanı Trump'ı yüksek gümrük vergilerini geri çekmesi için ikna etmeye çalıştığını söyledi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD'li iş insanı Elon Musk'ın, Washington yönetiminin "karşılıklı tarifeler" kapsamında ülkelere getirdiği yeni gümrük tarifelerini geri çekmesi için ABD Başkanı Donald Trump ile "doğrudan" iletişime geçmeye çalıştığı iddia edildi.
Washington Post (WP) gazetesinin isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan, konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, Elon Musk seçim döneminde kampanyasına yüksek miktarda bağışlar yaptığı Trump ile bazı konularda görüş ayrılığı yaşadı. Kaynaklar, Musk'ın Trump'a yüksek, yeni gümrük tarifelerini geri çekmesi için yaptığı "doğrudan" çağrıların şimdiye kadar pek etkili olmadığını açıkladı.
Musk, X sosyal medya platformunda, Nobel ödüllü Ekonomist Milton Friedman'ın bir kurşun kalemin üretilmesi için gereken materyallerin dünyanın dört bir yanından nasıl geldiğini açıkladığı videoyu paylaşarak, uluslararası ticaretin faydalarına işaret etti.
İş insanları Trump'a 'bile bile' destek vermiş
Kaynaklara göre, Musk ve çevresindeki bazı iş insanları, Trump'ın uzun süredir vadettiği yüksek gümrük tarifelerinin ekonomiye zarar verebileceğini bilmelerine rağmen, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent gibi isimlerin onu daha ılımlı bir ekonomik yaklaşım benimsemeye yönlendirebileceğine inandıkları için seçim kampanyasında Trump'a destek verdi.
Aralarında Musk'ın da bulunduğu bu iş insanları, uyarılara rağmen geri adım atmayan Trump'ın açıkladığı yüksek tarifelerin, Tesla gibi küresel şirketlere zarar vererek ABD vatandaşlarının daha fazla vergi ödemesine yol açtığını savunuyor.
Musk'a ait olan Tesla şirketinin hisse değerlerinin, ABD'nin açıkladığı tarifeler etkisiyle yüzde 2,5 düştüğü ve şirketin yıl başından bu yana toplam değer kaybının ise yüzde 38'i aştığı belirtildi.
Musk'ın kardeşi Kimbal Musk da tarifelere tepki gösterdi
Elon Musk'ın kardeşi Kimbal Musk da X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, "Trump'ın nesillerdir en yüksek vergi uygulayan Amerikan Başkanı olacağını kim düşünebilirdi ki?" ifadesine yer verdi.
Kimbal Musk, paylaşımda, tüketime getirilen "vergilerin" daha az tüketime yol açacağını ve bunun da zamanla daha çok işsizliğe neden olacağını belirtti.
Musk'ın Trump ile görüş ayrılıkları
İtalya'da iktidar ortağı aşırı sağcı Lig Partisi'nin Floransa kentinde 5 Nisan'da düzenlediği genel kongresine video bağlantıyla katılan Musk, "Umarım ABD ile Avrupa çok yakın bir ortaklık kurmayı başarır. Şu anda bir ittifak var ama bunun daha da yakın ve güçlü olmasını umuyorum. Gümrük tarifeleri konusunda ise gelecekte sıfır gümrük tarifesi uygulamasına geçeceğimizi, serbest ticaret bölgesine doğru ilerleyeceğimizi düşünüyorum. Bu, geleceğe dair umudum. Bu, Başkana (Trump'a) verdiğim tavsiyeydi." diye konuşmuştu.
Musk, X sosyal medya platformu üzerinden 5 Nisan'da yaptığı paylaşımda ise, "Harvard'da ekonomi doktorası yapmak iyi bir şey değil, kötü bir şey." ifadelerini kullanarak, Trump'ın ticaret ve üretimden sorumlu kıdemli danışmanı Peter Navarro'yu eleştirmişti.
Kremlin duyurdu: ABD-Rusya görüşmelerinin bir sonraki turu 10 Nisan'da İstanbul'da
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ABD ve Rusya heyetlerinin 10 Nisan'da İstanbul'da bir araya geleceğini duyurdu. Peskov, konuyla ilgili Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın detaylı bir açıklama yapacağını belirtti
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ABD ile İstanbul'da 10 Nisan'da yapılacağı belirtilen müzakerelerde, Rus tarafının Dışişleri Bakanlığı düzeyinde temsil edileceğini bildirdi.
Rusya ve ABD arasındaki görüşmelerin bir önceki turu Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da gerçekleşmişti. Görüşmelerde ağırlıklı olarak Ukrayna'da ateşkes konusu masaya yatırılmıştı.
İstanbul'da yapılacak zirveyle ilgili bilgi veren Kremlin Sözcüsü Peskov, başkent Moskova'da gazetecilere gündemdeki konuları değerlendirdi.
Rusya ve ABD heyetleri arasında İstanbul'da 10 Nisan'da yapılacağı belirtilen görüşmelerle ilgili soruyu yanıtlayan Peskov, "Tarafımız, Dışişleri Bakanlığı düzeyinde temsil edilecek. Bakanlık gerekli bilgiyi açıklayacak." dedi.
Rusya ile ABD arasında Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşmasının (New START) yeniden yürürlüğe sokulması ihtimalini değerlendiren Peskov, ilk önce ABD ile ikili ilişkilerin iyileştirilmesi gerektiğini belirterek "Stratejik istikrara ilişkin müzakereleri şimdilik düşünmek zor. Çünkü bu tür müzakereler, ikili ilişkilerin belirli düzeye ulaşmasını ve karşılıklı güvenin sağlanmasını gerektiriyor." şeklinde konuştu.
Peskov, ABD ile silah kontrolüne dair müzakerelerde diğer ülkelerin nükleer cephanesinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
"Japonya yönetimi ile herhangi bir etkileşim yok"
Rusya ile Japonya arasında barış anlaşmasına ilişkin müzakerelerin yapılması ihtimalini de değerlendiren Peskov, Japonya'nın, Rusya'ya yönelik uygulanan yaptırımlara katıldığına dikkati çekti.
Peskov, "Japonya yönetimi ile herhangi bir etkileşim yok. Mevcut durumu baz alarak hareket ediyoruz. Bu koşullarda herhangi bir müzakereden söz etmek mümkün değil." ifadelerini kullandı.
"İran ile ABD arasında yapılması planlanan müzakereleri memnuniyetle karşılıyoruz"
Peskov, İran ile ABD arasında Umman'da 12 Nisan'da, İran nükleer sorununa ilişkin yapılması planlanan müzakereleri memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.
Sözcü Peskov, "Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin, Ukraynalı askerlerin sadece Kursk bölgesinde değil, Belgorod bölgesinde de bulundukları ifadesinin gerçek olup olmadığı" yönündeki soruya ilişkin ise "Bu, askeri operasyonumuzun ayrıntılarıyla ilgili. Savaş alanındaki gerçek durum hakkında bilgi vermiyoruz." dedi.
Trump, NATO Askeri Komitesi'ndeki tek kadının görevine son verdi
NATO'nun askeri komitesindeki tek kadın üye Koramiral Shoshana Chatfield'ın görevine Trump'ın bir süredir ordu içinde sürdürdüğü 'temizlik' politikasıyla son verildi. Chatfield, Trump'ın başkanlık koltuğunu devralmasından bu yana görevine son verilen üçüncü kadın oldu
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
NATO'nun askeri komitesindeki tek kadın üye Koramiral Shoshana Chatfield, Trump yönetimi tarafından hafta sonu görevden alındı. Yetkililer, Chatfield'in görevden alınma sebebinin resmi olarak açıklanmadığını ancak Chatfield'ın çeşitlilik, eşitlik ve katılım (DEI) programlarına verdiği destek sebebiyle kovulmuş olabileceğini söyledi. Trump yönetimi bir süredir bu tür programlara karşı "temizlik" politikası izliyordu.
ABD Donanma Savaş Koleji'nin ilk kadın başkanı olarak görev yapan Chatfield, aynı zamanda Afganistan, Pasifik ve İran Körfezi'nde üst düzey NATO operasyonları yürütmüştü.
Trump'ın Oval Ofis'i devralmasından bu yana üç üst düzey kadın yetkilinin görevine son verildi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth şubat ayında da donanma operasyonları şefi Lisa Franchetti'nin görevine son verildiğini duyurmuştu. Sahil güvenlik komutanı Linda Fagan ise Trump'ın başkanlık görevini devralmasından yalnızca üç gün sonra benzer bir kaderi yaşamıştı.
Trump orduyu 'temizliyor'
Trump ve Hegseth, bir önceki yönetimde desteklenen ve orduda eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılığı artırmayı hedefleyen DEI projesinin karşısında olduğunu sık sık dile getiriyor. Bu kapsamda projenin destekçisi olan ordu mensuplarının işlerine son verilirken daha önce yayınlanmış çevrimiçi içerikler de internet sitelerinden kaldırılıyor.
Chatfield, bu kapsamda Amerikan Sorumluluk Vakfı tarafından Hegseth'e şikayet edilmişti. Vakıf, savunma bakanına gönderdiği mektupta "Bu eğilimlerin ordudan tasfiye edilmesi acildir" ifadesini kullanmıştı. Mektup aynı zamanda Chatfield'ın LinkedIn paylaşımlarını ve 2015 Kadın Eşitlik Günü'nde yaptığı kouşmayı da içeriyordu. Chatfield'ın aynı konuşmada kullandığı "Gücümüz çeşitliliğimizden geliyor" ifadesi bir süredir Paul Hegseth'in kamuya açık konuşmalarında kınadığı söylemlerden biri.
AB Trump'a karşı 'ticaret bazukasını' kullanacak mı?
AB, Trump'ın piyasaları sarsan gümrük tarifelerine cevap vermeye hazırlanıyor. Cevabın "ölçülü" olması konusunda uzlaşan Avrupa ülkelerinin AB'nin en güçlü silahı olan Zorlamaya Karşı Önlem Aracı'nı kullanmak konusundaki görüşleri ise birbirinden farklı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen hafta açıkladığı yeni gümrük tarifelerinin ardından piyasalarda "sarsıcı" etkiler yaşayan Avrupa Birliği (AB) bir elinde müzakereci tavrıyla bir zeytin dalı tutarken diğer elinde "bazuka" işlevi görecek "Zorlamaya Karşı Önlem Aracı'nı" (ACI) tutuyor.
AB, ACI'yi şöyle tanımlıyor: ACI her şeyden önce ekonomik zorlamaya karşı caydırıcı bir mekanizma olarak tasarlandı. Zorlama yine de gerçekleşirse, bu araç AB’ye dengeli ve planlı bir şekilde karşılık verme imkânı sunuyor. Bir ülke bu tür zorlayıcı uygulamaları sona erdirmeyi reddettiğinde, AB'nin devreye sokabileceği çeşitli karşı önlemler mevcut. Bunlar arasında gümrük vergileri, hizmet ticaretine ve fikri mülkiyet haklarına ilişkin kısıtlamalar, doğrudan yabancı yatırımlara ve kamu alımlarına erişimin sınırlandırılması yer alıyor.
Pazar günü Lüksemburg'da AB üyesi ülkelerin ticaret bakanlarının katılımıyla gerçekleşen toplantının ardından tarifelere "ölçülü ve bütüncül" bir karşılık verileceği yönünde oldukça dikkatli hazırlanmış bir mesaj verildi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, toplantının sürdüğü esnada AB'nin önceliğinin "müzakere" olduğunu belirtmişti. AB, Trump yönetimiyle sürdüreceği müzakereler boyunca elini güçlü tutacak çeşitli önlem ve yaptırımlar konusunda uzlaşsa da üye ülkelerin bu önlem ve yaptırımlar konusundaki görüşleri birbirinden farklı.
'Bazuka' devreye girecek mi?
Trump'ın AB ihracatına 380 milyar euro etki edecek gümrük tarifeleri, bloğun ACI'yi tasarlarken karşı önlem almak istediği "ekonomik zorbalığı" tam olarak karşılıyor.
Trump’ın AB mallarına yönelik “mütekabiliyet” esaslı yüzde yirmilik gümrük tarifelerinin eli kulağında olsa da bu durum yirmi yedi üyeli bloğun elindeki “bazuka”yı devreye sokmaya hazır olduğu anlamına gelmiyor. AB üyesi bir bakan, ACI'yi kullanmanın bloğun gerçekten bir ticaret savaşına girdiğini kabul etmesi demek olacağını söyledi.
AB ülkeleri Trump’ın gümrük tarifelerini gerekçelendirmek için öne sürdüğü iddiaları asılsız buluyor. Bu iddialara katma değer vergileri, AB’nin teknoloji düzenlemeleri ve bitki sağlığı standartlarının tarife dışı engeller olarak değerlendirilmesi de dahil.
Karşı tarifeler yolda
Politico’nun görüntülediği bir iç belgeye göre Avrupa Komisyonu, Trump’ın çelik ve alüminyuma getirdiği gümrük vergilerine karşılık olarak ABD’den yapılan geniş kapsamlı ihracata yüzde yirmi beşe varan vergiler getirmeyi değerlendiriyor. AB hükümetleri, planı çarşamba günü oylayacak.
Tasarıya göre AB; soya fasulyesi, tatlı mısır, pirinç, badem, portakal suyu, turna yemişi, tütün, demir, çelik, alüminyum, belirli tekne ve araç türleri, tekstil ürünleri, bazı giysiler ile çeşitli makyaj malzemeleri dahil olmak üzere çok sayıda ABD ürününe yüzde 25 gümrük vergisi uygulayacak. Eurostat’ın kamuya açık 2024 verilerine göre bu önlem toplamı yirmi iki milyar euroyu aşan ABD ihracatını etkileyecek.
AB ülkeleri ACI hakkında ne düşünüyor?
ACI, devreye sokulduğu takdirde ABD'yle ticari ilişkileri iyice germesi beklenen bir yaptırımlar zinciri. Böyle bir silahı devreye sokmak halihazırda krizli bir dönem yaşayan piyasalar için yıkım riski yaratabilir. Bu yıkım riski, AB üyesi ülkelerin ACI'nin devreye girmesine yönelik fikirlerinde farklılıklara sebep oluyor.
Fransa, Almanya ve İspanya gibi ülkeler AB’nin ABD Başkanı’yla müzakerelerde hiçbir seçeneği masadan kaldırmaması gerektiği yönündeki çağrıların başını çekiyor. Özellikle ilaç ve şarap sektörleri gümrük vergisi tehdidinin merkezinde yer alan İrlanda ve İtalya, Trump’la yaşanan ticaret gerilimini tırmandırma konusunda daha temkinli davranıyor.
Yorumlar