Trump'ın yeni arkadaşları
- mutlunecmettin
- 26 Şub 2025
- 22 dakikada okunur
Rusya'dan ABD'ye işbirliği mesajı
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ABD ile çeşitli alanlarda ekonomik işbirliği projelerine ilgi gösterdiklerini belirtti
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Kremlin Sözcüsü Peskov, başkent Moskova'da gazetecilerin gündemdeki konulara dair sorularını cevapladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yeniden telefon görüşmesi planlanıp planlanmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Peskov, "Gerektiğinde böyle bir görüşme yapılabilir. Diyalog başlatıldı ancak şimdilik bu planlanmıyor. Bazı acil sorunların çözülmesi için planlar değişebilir" ifadelerini kullandı.
Putin ile Trump'ın yüz yüze görüşmesi konusunda henüz herhangi bir gelişme olmadığını belirten Peskov, "Bu görüşmenin yapılması gerektiği konusunda anlayış var. Bu, iki liderin mutabık kaldığı konu. Hem iki liderin hem de Riyad'da heyet başkanlarının vardığı anlaşmalar adım adım hayata geçiriliyor. Dışişleri Bakanlıkları uzmanları düzeyinde temaslar planlanıyor" dedi.
Peskov, ABD ile işbirliği yapılması ihtimaline dair ise "Çeşitli alanlarda ekonomik işbirliği projelerine ilgi gösteriyor" diye konuştu. Sözcü Peskov, Ukrayna krizinin çözüm süreci kapsamında, Çin barış güçlerinin Ukrayna’ya gönderilmesi konusunun ele alınmadığını söyledi.
Eğer, “arkadaşlarını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” deyişi doğruysa bu, bize Donald Trump’ın ikinci dönemi için nasıl biri olmayı planladığını gösterebilir.
Uluslararası düzeni yeniden şekillendiren bir hamleyle Trump bu hafta ABD'nin, savaşın üçüncü yıldönümünde Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini kınayan BM Genel Kurulu kararına karşı oy kullanmasını sağladı. Trump'ın Rusya'nın yanında yer aldığı ülkeler arasında kimler yoktu ki? Kuzey Kore, Belarus ve Sudan… :)
Karşı durduğu ülkeler? İngiltere, Fransa, Almanya, Kanada, İtalya, Japonya ve dünyanın geri kalanının çoğu…
Göreve başlayalı henüz bir ay dahi olmamışken Trump, ABD’nin dünyadaki yerini radikal kararlarla yeniden şekillendiriyor. BM kararı da bu şekillendirmeye gösterilebilecek en net örneklerden biri. Trump ABD'yi, İkinci Dünya Savaşı ve öncesinden bu yana Amerika'nın en iyi dost ve müttefikleri olan ülkelere karşı, dünyanın haydut devletler kampında konumlandırıyor.
Müttefiklerle kopan bağ
ABD'nin geleneksel müttefikleriyle arasındaki bağın kopması, Amerikan dış politikasının geleceği açısından derin sonuçlar doğuruyor. Polonya, Fransa ve İngiltere'den liderler bu hafta Washington'a giderek Trump'ı tekrar yanlarına çekmeye çalışsalar da, Trump'ın onların değerlerini paylaşmadığı ve önceliklerini Amerikan çıkarlarıyla uyumlu görmediği gerçeğiyle yüzleşiyorlar.
Eğer ABD kendisini uluslararası arenada izole olmuş Rusya ve diğerleriyle aynı yerde konumlandıracaksa bu, Avrupa, Kanada, Japonya ve Güney Kore gibi müttefiklerini “kendi başlarının çarelerine bakma” ve yeni ittifak arayışı konusunda zorlayabilir. Aynı zamanda Trump’ın Moskova’ya gösterdiği hürmet, Rusya’nın Washington ve Avrupa’nın üç yıldır inşa etmeye çalıştığı diplomatik tecritten çıkmasını sağladı.
Eski Başkan Barack Obama'nın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi ve daha sonra ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapan Susan E. Rice, “Trump, bu ve diğer pek çok konuda şeffaf ve utanmaz bir şekilde Rusya'nın isteklerini yerine getiriyor ve ABD'yi düşmanlarımızla aynı konuma getiriyor” dedi.
Avrupalı liderler, ABD'nin Pazartesi günü BM Genel Kurulu'nda yaptığı oylama ve ABD'nin Güvenlik Konseyi'nde işgalden Rusya'yı sorumlu tutmayan alternatif bir karar için yaptığı baskı karşısında şaşkına döndüler. Bu oylamada ABD, Çin ve Rusya birlikte oy kullanırken İngiltere, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri çekimser kaldı.
Trump'ın danışmanları, savaşı sona erdirmek için karmaşık ve hassas bir müzakere başlattığını ve Rusya'nın görüşlerini benimsediği gerekçesiyle kendisini eleştirenlerin Ukrayna'daki şiddetin sona ermesine karşı çıktıklarını savunuyor. Son başkan Joe Biden barış yapamadı, bu nedenle Trump'ın yaklaşımı daha iyi olmalı, ya da mantık böyle gidiyor.
Beyaz Saray basın sekreteri Karoline Leavitt Salı günkü brifinginde “Başkan nasıl anlaşma yapılacağını Amerikan başkanlığı makamına gelmiş herkesten daha iyi biliyor ve bir anlaşma yapmak için her iki tarafı da masaya getirmeniz gerekir. Ve genellikle iyi bir anlaşma yaptığınızda her iki taraf da masadan biraz mutsuz ayrılır” dedi.
Zelenskiy'i dışlama konusunda çekimser davranmadı
Ancak Trump'ın amacı bir anlaşmaya varmaya çalışırken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i dışta bırakmazken, savaşın diğer tarafındaki kişiyi, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'yi konudan uzak tutma konusunda hiç de çekingen davranmadı. Putin'i ya da Rusya'yı eleştirmekten kaçınan Trump, savaşı Ukrayna'nın “başlattığını” iddia etti ve halk tarafından seçilen Zelenskiy'i “diktatör” olarak nitelendirdi.
Dışişleri Bakanlığı'nın 2023 tarihli bir raporuna göre ABD'nin o yıl Birleşmiş Milletler'de beraber en çok oy kullandığı ülkeler arasında Kanada, İngiltere, Avustralya ve Fransa bulunuyordu. ABD'nin tartışmalı BM oylamalarında en çok anlaşmazlık yaşadığı ülkeler arasında Suriye, Nikaragua, İran, Kuzey Kore, Çin, Küba, Belarus ve Rusya yer alıyordu.
Trump küresel mutabakatın dışında kalmakla ilgili bir endişe taşımıyor. Bu hafta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Trump’ı Rusya'ya karşı daha temkinli ve Ukrayna'nın güvenliğini savunmaya daha istekli olması için nazikçe ikna etmeye çalıştı. Ancak Trump hiç etkilenmemiş görünüyordu. Perşembe günü Beyaz Saray'da İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ı ağırlayacak olan Trump, Atlantik ittifakının yeni gerçekliğini bir de o görüşmede ele alacak. Ancak Avrupalı yetkililer başarı için büyük umutlar beslemiyor.
Gerçek şu ki Trump, Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong Un gibi liderlerden rahatsız değil. Kendisi her zaman otokratlara duyduğu hayranlığı dile getirmiştir. 2021'de Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra Mar-a-Lago'daki ofisinin duvarına, yargısız infaz, keyfi tutuklama, işkence, baskı, zorla kürtaj ve zorla kısırlaştırma ile suçlanan acımasız bir diktatör olan Kim ile mutlu bir şekilde çekilmiş bir fotoğrafını astı.
Müttefikler pahasına...
Diğer başkanlar da ulusal çıkarları için reelpolitik tavizler verirken kötü karakterler ve ülkelerle ortak hareket etmişlerdir, ancak bu fazla hevesli olmadan gerçekleşip yakın müttefikler pahasına olmamıştı. Trump ise seleflerinin çoğundan daha ileri gitmekte istekli. Trump, Macron ile düzenlediği basın toplantısında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman'ı gündeme getirdi. CIA, Washington Post köşe yazarı Cemal Kaşıkçı'nın vahşice öldürülmesi ve parçalara ayrılması emrini verdiğini bildirerek prensi bir katil olarak nitelendirmişti. Trump ise prensi “tüm dünyada son derece saygı duyulan, harika bir genç adam” olarak andı.
Trump, bir diktatörlük tarafından işgal edilen bir demokrasinin zor durumdaki lideri Zelenskiy için son zamanlarda böyle övgü dolu sözler söylemedi. Ukrayna, Trump'ın öngördüğü gibi ABD'nin hizalanmasının bir parçası değil. Trump Londra, Paris ve Berlin yerine Moskova, Minsk ve Pyongyang'da şubeleri olan yeni bir kulüp kuruyor.
Zelenskiy 'sömürge anlaşması'nı imzalamak için Washington'a gidecek
ABD Başkanı Trump, Ukrayna lideri Zelenskiy'nin nadir toprak elementi anlaşması için cuma günü Washington'da olacağını duyurdu
Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin cuma günü nadir toprak elementi anlaşmasını imzalamak için cuma günü Washington'da olacağını söyledi. Duyuru, ABD ile Ukrayna arasında günlerce süren ve Zelenskiy'nin ABD'nin kendisine, Ukraynalıların “10 neslini” geri ödemeye zorlayacak 500 milyar dolardan fazla değerde bir anlaşmayı imzalaması için baskı yaptığını iddia ettiği gergin müzakerelerin ardından geldi.
Medya kuruluşları salı günü geç saatlerde bir anlaşmaya varıldığını bildirmişti. Trump Oval Ofis'te gazetecilere yaptığı açıklamada “Cuma günü geleceğini duydum. Eğer gelmek isterse benim için kesinlikle sorun değil. Ve bunu benimle birlikte imzalamak istemesini de anlıyorum. Çünkü çok büyük bir mesele" dedi.
Ne olmuştu?
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna'ya yaptıkları yardımların karşılığında 500 milyar dolar değerinde nadir toprak elementi istediğini belirtmişti. Ukrayna'ya 'yüz milyarlarca' dolar verdiklerini dile getiren Trump, şöyle konuşmuştu: "Onlara 500 milyar dolar değerinde nadir toprak elementleri istediğimi söyledim. Onlar da bunu kabul etti. En azından artık aptal gibi hissetmiyoruz. Aksi takdirde aptal durumuna düşeriz. Onlara dedim ki, 'Bir şeyler almak zorundayız. Bu parayı ödemeye devam edemeyiz.' dedim."
Trump, 3 Şubat'ta yaptığı açıklamada, Ukrayna'ya yaptıkları askeri ve diğer yardımların devasa miktarlara ulaştığını iddia etmiş, bunun karşılığında bu ülkeden nadir toprak elementleri almak istediklerini ifade etmişti. Ukrayna'daki savaşın sona ermesi gerektiğini belirten Trump, verdikleri desteği hatırlatarak bu konuda Kiev yönetimiyle görüşmeler yaptıklarını kaydetmişti. ABD olarak Ukrayna'ya bundan sonra da destek sağlamaya devam etmeleri durumunda bunun bir karşılığının olması gerektiğini vurgulayan Trump, şunları kaydetmişti: "Şu anda onlarla bazı anlaşmalar üzerinde çalışıyoruz. Onlara sağladığımız bazı garantiler var. Ukrayna'da çok değerli nadir toprak elementleri olduğunu söylüyoruz. Biz garanti olarak ne koyduysak onu istiyoruz. Bu yüzden Ukrayna'yla onlara sağladığımız şeyleri, nadir toprak elementleri karşılığında güvence altına alacakları bir anlaşma yapmayı düşünüyoruz."
Trump'tan bakır ithalatına soruşturma talimatı
ABD Başkanı Donald Trump, Ticaret Bakanlığına bakır ithalatına yönelik olası gümrük vergilerini araştırma talimatı veren bir kararname imzaladı
ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği imza töreninde, söz konusu kararnamenin büyük etkisi olacağını belirtti. İmza töreninde bulunan Ticaret Bakanı Howard Lutnick de "Çelik ve alüminyum endüstrilerimiz gibi büyük Amerikan bakır endüstrimiz de yerli üretimimize saldıran küresel aktörler tarafından yok edildi" dedi.
Bakır endüstrisini yeniden inşa etmek için olası tarifelerin uygulanmasını araştıracağını belirten Lutnick, "Tarifeler gerektiğinde Amerikan bakır endüstrisinin yeniden inşasına yardımcı olabilir ve ulusal savunmamızı güçlendirebilir" diye konuştu.
'Bakır Amerika'da üretilmeli'
Trump, daha sonra Truth Social hesabından yaptığı açıklamada da "Bakır endüstrimizi yeniden inşa etmek için Ticaret Bakanımdan ve ABD Ticaret Temsilciliğinden (USTR) bakır ithalatını incelemelerini ve Amerikalıları işsiz bırakan haksız ticareti sona erdirmelerini talep ettim" ifadelerini kullandı. Tarifelerin Amerikan bakır endüstrisinin yeniden kurulmasına yardımcı olacağını ve ABD'nin ulusal savunmasını güçlendireceğini vurgulayan Trump, "Amerikan endüstrileri bakıra bağımlı ve bakır Amerika'da üretilmeli. Muafiyet yok, istisna yok" değerlendirmesinde bulundu.
Trump, "Önce Amerika" politikasının istihdam yarattığını ve ulusal güvenliği koruduğunu belirterek, "Bakırın 'eve dönme' zamanı geldi" ifadesini kullandı.
ABD Savunma Bakanlığının en çok kullandığı ikinci malzeme
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada ise başlatılacak soruşturmayla ABD'nin her türlü ithal bakıra artan bağımlılığından kaynaklanan ulusal güvenlik riskleri ve yerli sanayiyi korumak için ticari çözümlere duyulan potansiyel ihtiyacın değerlendirileceği aktarıldı. Açıklamada, soruşturma sonucunda, bakır tedarik zincirindeki kırılganlıkların tespit edildiği ve Amerika'nın yerli bakır endüstrisinin dayanıklılığını artırmaya yönelik tavsiyelerin sunulduğu bir rapor hazırlanacağı kaydedildi.
Bakırın savunma uygulamalarında, altyapıda ve temiz enerji, elektrikli araçlar ve gelişmiş elektronik gibi gelişmekte olan teknolojilerde önemli bir rol oynadığına işaret edilen açıklamada, Savunma Bakanlığı'nın en çok kullandığı ikinci malzeme olduğu bilgisi verildi. Açıklamada, geniş bakır rezervlerine sahip olmasına rağmen Amerika'nın eritme ve rafine etme kapasitesinin küresel eritme işleminin yüzde 50'sinden fazlasını kontrol eden Çin gibi rakiplerinin gerisinde kaldığı belirtildi. ABD'nin bakır eritme kapasitesinde ilk 5 ülke arasında bile olmadığına dikkati çekilen açıklamada, Amerika'nın bakır ithalatına olan bağımlılığının 1991'de neredeyse yüzde 0 iken 2024'te tüketimin yüzde 45'ine yükseldiği ve tedarik zinciri güvenliğine yönelik riskleri artırdığı aktarıldı.
Kaynak: AA
Trump'tan yeni vatandaşlık hamlesi: 5 milyon dolarlık 'altın kart'
ABD Başkanı Trump, yabancı yatırımcılara oturma izni verecekleri ve vatandaşlık yolunu açacakları yeni bir uygulamayı duyurdu: Altın kart. Ancak 5 milyon dolar karşılığında satın alanacak bu kartı alanlar için Trump "Çok harcayacak, çok vergi ödeyecek ve çok istihdam yaratacaklar" dedi
ABD Başkanı Donald Trump, ülkede istihdam yaratacak yabancı yatırımcılara oturma izni ve vatandaşlığa giden yolu açacak 'altın kart'ı 5 milyon dolar karşılığında satacaklarını bildirdi.
Trump, Oval Ofis'te imzaladığı başkanlık kararnamelerinin ardından açıklamalarda bulundu. 'Altın kart' satacaklarını belirten Trump, "Bu karta yaklaşık 5 milyon dolarlık bir fiyat koyacağız ve bu size 'yeşil kart' ayrıcalıkları sağlayacak ayrıca vatandaşlığa da bir geçiş olacak" dedi.
'Çok para harcayacak, çok vergi ödeyecek ve çok istihdam yaratacaklar'
Zenginlerin bu kartı satın alarak ABD'ye geleceğini belirten Trump, bu kişilerin çok para harcayacaklarını, çok vergi ödeyeceklerini ve çok sayıda istihdam sağlayacaklarını anlattı. Trump, bunun son derece başarılı olacağını düşündüklerine işaret ederek, programı gelecek iki hafta içinde ortaya koyacaklarını dile getirdi.
Bu kartlardan 1 milyon veya daha fazlasını satabileceklerini ifade eden Trump, "Örneğin 1 milyon kart 5 trilyon dolar eder. 10 milyon kart satarsak toplam 50 trilyon dolar eder. 35 trilyon dolar borcumuz var, bu iyi olurdu, göreceğiz" dedi.
Trump, tüm ülkelerden kişilerin bu altın kart için uygun olup olmayacağına yönelik soru üzerine, bunun duruma göre değişeceğini, bu kartın satılacağı kişilerin dikkatlice inceleneceğini aktardı.
Bir Rus oligarkın altın kart almaya uygun olup olmayacağı sorusuna da Trump, "Evet, muhtemelen. Bazı Rus oligarkları tanıyorum, onlar çok iyi insanlar" yanıtını verdi.
"EB-5 yatırımcı vizesi" programı sonlandırılıyor
Bu sırada Ticaret Bakanı Howard Lutnick de EB-5 yatırımcı vizesini "saçmalık" olarak nitelendirdi ve bunun düşük fiyata yeşil kart almanın bir yolu olduğunu savundu. Programı sona erdireceklerini söyleyen Lutnick, Trump'ın bu program yerine "altın kart" programını getirmek istediğini anlattı.
Lutnick, altın kart satılacak kişilere yönelik, "Elbette incelemeden geçmeleri gerekecek ancak dünya standartlarında harika küresel vatandaşlar olduklarından emin olmak için Amerika'ya gelebilirler" diye konuştu. Lutnick, "51. eyalet" olarak nitelendirdiği Kanada dahil olmak üzere pek çok başka ülkenin bu programı uyguladığını kaydetti.
Yeşil kart (green card), sahiplerine ABD'de süresiz yaşama ve çalışma hakkı veriyor. ABD'de yatırımcı göçmenler için tasarlanmış bir vize programı olan EB-5 de ülkede belirli bir miktarda yatırım yaparak ve istihdam yaratarak yeşil kart alınmasına olanak sağlıyor.
Kaynak: AA
Şili'de elektrik kesintisi nedeniyle OHAL ilan edildi
Şili'de Devlet Başkanı Gabriel Boric "Bugün yaşananlar hepimizi öfkelendiriyor. Bir ya da birkaç şirketin sorumsuzluğu yüzünden milyonlarca insanın günlük yaşamı olumsuz etkilendi. Sorumluların hesap vermesini sağlayacağız" dedi
Güney Amerika ülkesi Şili'de, ülkenin yüzde 99'unu etkileyen elektrik kesintisi nedeniyle Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edildi.
Ulusal basında çıkan habere göre, ülke genelinde yaşanan elektrik kesintisi 8 milyondan fazla kişiyi etkilerken hayatı durma noktasına getirdi. Hükümet, ülkenin neredeyse tamamının elektriksiz kalmasının ardından OHAL ilan etti ve başta başkent Santiago olmak üzere birçok bölgede sokağa çıkma yasağı getirdi.
Elektrik kesintileri, ulaşım ve günlük yaşamı sekteye uğratırken özellikle Santiago'da trafikte büyük kaos yaşandı. Şili'de bankacılık, finans, madencilik ve ticari faaliyetler durdurulurken, kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla binlerce polis ve asker kritik noktalarda görevlendirildi.
Yerel basında çıkan haberlerde, bazı bölgelerde elektriğin yeniden verilmeye başlandığı ancak bunun sonucunda birçok buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve diğer ev aletinin zarar gördüğü bildirildi.
Boric, elektrik kesintisinden özel sektörü sorumlu tuttu
Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, yaptığı açıklamada, milyonlarca insanı mağdur eden bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtti. Boric, "Bugün yaşananlar hepimizi öfkelendiriyor. Bir ya da birkaç şirketin sorumsuzluğu yüzünden milyonlarca insanın günlük yaşamı olumsuz etkilendi. Sorumluların hesap vermesini sağlayacağız. Ayrıca kurumların düzgün işlemesini ve bu acil durumun bir an önce sona ermesini istiyoruz" dedi.
Elektrik kesintisinden "ISA Chile" şirketini sorumlu tutan Boric, "Bazı bölgelerde elektriğin yeniden sağlandığını biliyoruz ancak durum hala istikrarsız. Bu nedenle dikkatli hareket etmeliyiz. Askeri personel, polis ve soruşturma ekipleri sahada görev yapıyor" ifadelerini kullandı.
Binlerce yolcu olumsuz etkilendi
Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde kesinti, sabah saatlerinde işe gitmek için yola çıkan binlerce yolcuyu mağdur etti.
Duraklarda uzun kuyruklar oluşurken, otobüs ve taksi hizmetlerinin de aksaması nedeniyle birçok kişi evlerine dönmekte zorlandı.
Kaynak: AA
İran'da elektrik krizi nedeniyle zorunlu tatile giren okullar açılamıyor
İran'ın başkenti Tahran'da enerji tasarrufu amacıyla yarın da okullar tatil edildi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Tahran Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, soğuk hava ve enerji tasarrufu gerekçesiyle Tahran'da üniversiteler hariç tüm eğitim kademeleri için tatil ilan edildi. Buna göre, kamu kurumlarının açık olacağı ve okullarda derslerin uzaktan eğitimle yapılacağı bildirildi.
Tahran Valiliğinin Sivil İşlerden Sorumlu Yardımcısı Kemaleddin Mircaferiyan, Tahran'ın çeşitli bölgelerinde soğuk havanın devam ettiğini gösteren meteorolojik raporlar alındığını ve enerji tüketiminde tasarruf nedeniyle bu kararı aldıklarını belirterek, "Tüm değerli vatandaşlarımızdan azami tasarrufa özel önem vermelerini rica ediyoruz." dedi.
Öte yandan Yezd eyaletinde ise enerji tasarrufu nedeniyle çarşamba günü üniversiteler dahil tüm eğitim kademeleri ve kamu kurumları yarın kapalı olacağı açıklandı.
Başkent Tahran dahil ülkenin birçok eyaletinde dün ve bugün de aynı gerekçeyle üniversiteler dahil tüm eğitim kademeleri ve kamu kurumları tatil edilmişti.
Dünyanın en büyük doğal gaz ve petrol rezervlerine sahip ülkelerinden biri olan İran, son aylarda ekonomik yaptırımların ağır baskısı, yetersiz altyapı yatırımları ve hızla artan enerji talebi nedeniyle ciddi enerji krizlerinden birini yaşıyor.
Enerji tasarrufu uygulamaları, ülkede son aylarda giderek daha fazla yaygınlaşmış durumda. Özellikle soğuk havalarda enerji talebinin zirveye ulaşmasıyla birlikte kaynakların tasarruflu kullanılması için yetkililer sık sık halka çağrı yapıyor.
Kaynak: AA
Hamas duyurdu: Filistinli mahkumların serbest bırakılması için anlaşmaya varıldı
Hamas, Filistinli mahkumların serbest bırakılmasının ertelenmesi sorununun çözümü konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu. Buna göre takaslar eş zamanı yapılacak
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, Hamas'ın Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye başkanlığındaki heyetin Kahire ziyaretini tamamladığı belirtildi. Açıklamada, heyetin Mısırlı yetkililerle bir araya gelerek ateşkes ve esir takası anlaşmasının uygulanması ile müzakerelerin ikinci aşamasına ilişkin öngörüleri ele aldığı aktarıldı.
Hamas'ın açıklamasında, heyetin, ateşkes ve esir takası anlaşmasının şartlarına ve tüm aşamalarına tam ve kesin olarak uyulmasının gerekliliği konusundaki net tutumunu vurguladığı ifade edildi.
Son grupta Filistinli mahkumların serbest bırakılmasının ertelenmesi sorununu çözmek için anlaşmaya varıldığı belirtilen açıklamada, anlaşmaya göre, "İlk aşamada teslim edilmesi kararlaştırılan İsrailli esirlerin naaşlarının teslim edilmesi ile Filistinli kadın ve çocukların serbest bırakılması işleminin eş zamanlı yapılacağı" ifade edildi.
İsrail de onayladı
İsrail'in Kanal 13 televizyonunun haberine göre ismi açıklanmayan İsrailli bir yetkili, Filistinli esirlerin serbest bırakılmasının geciktirilmesinden kaynaklanan krizi çözmek için Hamas ile mutabakata varıldığını söyledi.
Yetkili, Hamas ile varılan mutabakatın, ilk aşamada geri kalan 4 İsrailli esirin cenazelerinin törensiz teslim edilmesini, Filistinli mahkumların ise kademeli olarak serbest bırakılmasını öngördüğünü ileri sürdü.
Hamas açıklamasında İsrailli esirlerin cenazelerinin teslimine ilişkin bir tarih belirtmezken, İsrailli yetkili teslim işleminin 26 Şubat Çarşamba akşamı yapılacağını söyledi.
Hamas ile İsrail arasındaki ateşkes ve esir takası anlaşması
Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes ve esir takası anlaşması, 19 Ocak Pazar günü TSİ 12.15'te yürürlüğe girmişti.
Esir takasının ilk altı turunda, İsrail hapishanelerindeki 1135 Filistinli mahkum ile Gazze'deki 19 İsrailli esir serbest bırakılmış, ayrıca Gazze'deki 5 Taylandlı esir de serbest kalmıştı. Bu hafta 4 İsrailli esirin ise cenazesi teslim edilmişti.
Üç aşamadan oluşacak ateşkes anlaşmasına göre, 42 günlük birinci aşamada toplam 1900'ün üzerinde Filistinli mahkum ve 33 İsrailli esirin serbest bırakılması bekleniyor.
İsrail anlaşmaya uymadı
Hamas'ın, takasın yedinci turu kapsamında Gazze Şeridi'ndeki 6 İsrailli esiri salıvermesine rağmen İsrail, Filistinli mahkumların serbest bırakılmasını askıya aldığını açıklamıştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, "İsrailli esirleri küçük düşüren törenler ve propaganda amacıyla kullanıldıkları" gerekçesiyle Filistinli mahkumların serbest bırakılmasının askıya alındığı bildirilmişti.
Açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki diğer İsrailli esirlerin teslim edilmesi ve teslimlerin törensiz yapılması garanti altına alınana kadar "602 Filistinli mahkumun" serbest bırakılmayacağı duyurulmuştu.
Hamas'a bağlı Esirler Medya Ofisi'nden daha önce yapılan açıklamada, İsrail'in 151'i müebbet ve ağır hapis cezasına çarptırılmış 620 Filistinli mahkumu serbest bırakacağı bildirilmişti.
Kaynak: AA
MSNBC Trump ve İsrail karşıtı sunucunun işine son verdi
ABD'de liberal yayınlarıyla bilinen ulusal televizyon kanalı MSNBC, ABD Başkanı Donald Trump'ı ve İsrail'in Gazze saldırılarını eleştiren siyahi sunucu Joy Reid'i işten çıkardı
MSNBC, Reid'in kovulduğunu çalışanlarına yaptığı yazılı açıklamayla duyurdu. İsrail'in Gazze saldırılarına karşı olmasının yanı sıra Trump'ı katı biçimde eleştiren siyahi sunucu Reid, dün MSNBC'de sunduğu son programın ardından katıldığı bir Zoom bağlantısında gözyaşları içinde işini kaybetmenin yarattığı öfke ve hayal kırıklığını anlatmıştı.
Reid, MSNBC'de sunduğu programın değerli olduğunu belirterek, ülkedeki siyahilerin haklarını savunması ve Gazze'deki savaşa karşı çıkmasıyla ilgili, "Bunları savunduğum için pişman değilim, çünkü bunlar Tanrı'nın emri" demişti.
ABD Başkanı Trump ise TruthSocial adlı sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, Reid'i "Televizyon dünyasının en yeteneksiz insanlarından biri ve zihinsel açıdan iğrenç ırkçı" şeklinde nitelendirerek, "Neredeyse hiç olmayan reytinglerine bakılırsa, orada çalışan diğer herkesle birlikte uzun zaman önce kovulmuş olması gerekirdi." dedi.
ABD medyasındaki yorumlarda, Reid'in işten çıkarılması, MSNBC'nin ekran yüzlerinde yeni bir ayarlama yaparak ABD Başkanının destekçilerine hitap etme çabası olarak değerlendirildi.
Ukrayna'da Zelenskiy'nin yetkilerini kullanma süresinin uzatılmasına ilişkin tasarı onaylandı
Ukrayna parlamentosu, "Ukrayna'nın yeni seçilen devlet başkanı göreve başlayana kadar" Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin yetkilerini kullanma süresinin uzatılmasına ilişkin karar tasarısını kabul etti
Ukrayna'daki Ses Partisi Milletvekilli Yaroslav Jelezniyak, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, parlamentoda, seçimlere kadar Devlet Başkanı Zelenskiy'nin yetkilerini kullanma süresinin uzatılmasına destek verecek karar tasarısının oylandığını belirtti.
Jelezniyak, "Rusya'nın Saldırganlığı Bağlamında Ukrayna'da Demokrasiyi Desteklemek" başlıklı tasarıya 268 milletvekilinin 'evet' oyu verdiğini bildirdi.
Parlamentoya sunulan karar tasarısında şu ifadeler yer aldı:
"Ukrayna Parlamentosu, özellikle sıkıyönetim hukuk rejimi altında Ukrayna yasalarında öngörülen kurumsal iktidar sürekliliği ilkesine uyulmasının gerekliliğini vurguluyor ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin, Ukrayna Anayasası'nın 108. maddesinin birinci kısmı uyarınca yeni seçilen devlet başkanı göreve başlayıncaya kadar yetkilerini kullanması gerektiğini vurguluyor"
Zelenskiy'nin yetkilerini kullanma süresinin "Ukrayna'nın yeni seçilen devlet başkanı göreve başlayana kadar" uzatılmasına ilişkin karar tasarısı dün düzenlenen ilk oylamadan geçememişti.
Zelenskiy 2019'dan bu yana Ukrayna Devlet Başkanı olarak görev yapıyor.
Ülkesinde devam eden savaş nedeniyle devlet başkanı seçiminin yapılmasının imkansız olduğunu savunan Zelenskiy, bu nedenle 2024'te söz konusu seçimlerin yapılmadığını belirtiyor.
Kaynak: AA
Beyaz Saray: Pentagon'da bir değişim zamanı geldi
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump'ın Genelkurmay Başkanı Charles Brown'ı görevden alma kararını savunarak, "Pentagon'da bir değişim zamanı geldi. Üst üste yedi denetimden geçemediler. Birleşik Devletler ordusuna güven düşük seviyede" dedi
Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt, düzenlediği basın brifinginde Trump'ın Genelkurmay Başkanı Brown'ı görevden almasına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Leavitt, Trump'ın istediği ordu mensubunu görevden alıp yerine bir başkasını aday gösterme hakkı olduğunu vurgulayarak, "(Trump) Onun işini kötü yaptığını düşünüyordu" dedi.
"Pentagon'da bir değişim zamanı geldi. Üst üste yedi denetimden geçemediler. Birleşik Devletler ordusuna güven düşük seviyede" diyen Leavitt, Trump ile Savunma Bakanı Pete Hegseth'in Pentagon'da üst düzey ekipte değişiklik yapmaya devam edeceği mesajını verdi.
ABD Başkanı Trump, kısa süre önce Genelkurmay Başkanı Brown'ı görevden alarak yerine Hava Kuvvetleri'nden korgeneral rütbesiyle emekli olan Dan Caine'i aday göstermişti.
Brown, ABD tarihinde Genelkurmay Başkanlığı yapan ikinci siyahi Amerikalı olarak kayıtlara geçmişti.
Caine ise son olarak Merkezi İstihbarat Teşkilatında askeri işlerden sorumlu yardımcı direktör olarak görev yapmıştı.
Kaynak: AA
Trump'ın danışmanı Navarro: Dijital hizmet vergileri için karşılıklı tarife belirleyeceğiz
ABD Başkanı Donald Trump'ın ticaret ve üretimden sorumlu kıdemli danışmanı Peter Navarro, dijital hizmet vergilerinin ABD'li teknoloji şirketlerine maliyetine yönelik çalışma yapacaklarını ve karşılıklı tarife belirleyeceklerini bildirdi
Navarro, CNBC televizyonuna verdiği röportajda, Kanada ve Meksika üzerinden ABD'ye gelen fentanilin kontrol altına alınması gerektiğini söyledi. Trump'ın bunun sözünü verdiğini anımsatan Navarro, "Meksika ve Kanada ile müzakereler devam ediyor" ifadesini kullandı.
Navarro, fentanil konusunda gereken ilerleme kaydedilemezse, Başkan Trump'ın her zaman olduğu gibi yapacağını söylediği şeyi yerine getireceğini ve tarifeleri uygulayacağını aktardı.
Avrupa'da "ABD'li teknoloji şirketlerine yönelik ayrımcılık yapıldığına" dair soru üzerine Navarro, dijital hizmet vergilerinin 2019'dan önce olmadığını hatırlattı.
Navarro, bunları uygulayan ülkelerin dijital hizmet vergisini kimin ödeyeceğini şirketlerin büyüklüklerine göre belirlediğine işaret ederek, "Yani pratikte tek yaptıkları Amazon, Google, Meta, Netflix, Zoom ve Microsoft gibi şirketleri yakalamak" değerlendirmesini yaptı.
ABD Başkanı Trump'ın 2019'da bu vergilerin ne kadar "adaletsiz" olduğunu gördüğünü ve misilleme tehdidinde bulunduğunu anımsatan Navarro, Trump'ın 2020 seçimlerini kaybetmesinin ardından bu vergilerin tüm dünyaya yayıldığını aktardı.
Navarro, bu vergilerin hisse senedi fiyatlarını, piyasa değerini ve olası temettüleri düşürdüğünü ifade ederek, Trump'ın, tüm bu sorunları görerek ABD Ticaret Temsilciliğine dijital hizmet vergilerine ilişkin soruşturmalarını yeniden başlatma talimatını veren karara imza attığını dile getirdi.
Bu soruşturmaların ülke ülke ilerleyeceği bilgisini veren Navarro, "Dijital hizmet vergilerinin ABD'ye ne kadara mal olduğuna dair bir tahminde bulunacağız ve derhal karşılıklı bir tarife belirleyeceğiz. Bu ülkeler Amerikan şirketlerine uyguladıkları dijital hizmet vergilerini kaldırır kaldırmaz tarifeler de ortadan kalkacak. Bu kadar basit" diye konuştu.
ABD 'ağır' taleplerini geri çekti, Ukrayna ABD'nin maden anlaşmasını kabul etti
Ukrayna Başbakan Yardımcısı Olga Ştefanişina'nın Kiev ve Washington'ın ABD'nin Ukrayna'nın madenlerine erişimini öngören anlaşmanın imzalanmaya yakın olduğunu söylemesinin ardından beklenen gelişme yaşandı ve Ukrayna maden anlaşmasını kabul etti. Peki bundan sonra ne olacak?
Kiev, Ukraynalı yetkililerin Trump yönetimiyle ilişkileri geliştireceğini ve ABD'nin uzun vadeli güvenlik taahhüdünün önünü açacağını umdukları bir maden anlaşması üzerinde Washington ile anlaşmaya vardı.
Ukraynalı yetkililer, ABD'nin kaynakların işletilmesinden elde edilecek 500 milyar dolarlık potansiyel gelirden hak taleplerini geri çekmesinin ardından, Kiev'in petrol ve gaz da dahil olmak üzere maden kaynaklarının ortaklaşa geliştirilmesine ilişkin anlaşmayı imzalamaya hazır olduğunu söyledi.
Yetkililer çok daha elverişli koşullar üzerinde müzakere ettiklerini savunuyor ve anlaşmayı, üç yıl süren savaşın ardından Ukrayna'nın umutlarını desteklemek için ABD ile ilişkileri genişletmenin bir yolu olarak tanımlıyorlar.
"Madenler anlaşması resmin sadece bir parçası"
Müzakereleri yürüten Ukrayna Başbakan Yardımcısı ve Adalet Bakanı Olha Stefanishyna Salı günü FT'ye verdiği demeçte, “ABD yönetiminden bunun daha büyük bir resmin parçası olduğunu defalarca duyduk” dedi.
Başkan Donald Trump'ın, Rusya'nın 2022'deki geniş çaplı işgalinden bu yana Ukrayna'nın ABD'ye askeri ve mali yardımlarının karşılığını ödemesinin bir yolu olarak sunduğu ilk taslağın son derece ağır şartları Kiev ve diğer Avrupa başkentlerinde öfkeye neden oldu.
Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin geçen hafta bu ilk metni reddetmesinin ardından Trump ona “diktatör” dedi ve savaşı başlattığı için Ukrayna'yı suçlar gibi göründü. Anlaşmanın 24 Şubat tarihli son versiyonu ise, Ukrayna'nın petrol ve gaz dahil olmak üzere devlete ait maden kaynaklarının ve ilgili lojistiğin “gelecekte paraya çevrilmesinden” elde edilecek gelirin yüzde 50'sine katkıda bulunacağı bir fon kurulmasını öngörüyor.
Fon Ukrayna'daki projelere yatırım yapacak. Halihazırda Ukrayna hükümetinin kasasına katkıda bulunan maden kaynaklarını kapsam dışı bırakan anlaşma, Ukrayna'nın en büyük gaz ve petrol üreticileri olan Naftogaz veya Ukrnafta'nın mevcut faaliyetlerini kapsamayacağı anlamına geliyor.
ABD'den istenen güvenlik garantilerine atıf yok
Bununla birlikte, anlaşma, Kiev'in anlaşmayı kabul etmesi karşılığında başlangıçta ısrar ettiği ABD güvenlik garantilerine herhangi bir atıfta bulunmuyor. Ayrıca ABD'nin fondaki hissesinin büyüklüğü ve “ortak mülkiyet” anlaşmalarının şartları gibi önemli soruları da müteakip anlaşmalara bırakıyor.
Trump, masada hiçbir Avrupalı müttefik ya da Ukrayna olmadan Rusya ile ikili görüşmeler başlatarak Washington'un politikasını tersine çevirdi. Ukraynalı yetkililer anlaşmanın adalet, ekonomi ve dışişleri bakanları tarafından onaylandığını ve Zelenskiy'nin önümüzdeki haftalarda Trump ile bir imza töreni için Beyaz Saray'a gideceğini söyledi.
Bir yetkili “Bu, Başkan'ın büyük resmin ne olduğunu tartışması için bir şans olacak. Bunun ardından da bir sonraki adımları düşünebileceğiz” dedi.
'500 milyar dolar' ibaresi yok
Trump yönetiminin ilk kapsamlı önerisi, ABD'nin “yüzde 100 mali çıkarını koruyacağı” bir yeniden inşa yatırım fonu çağrısında bulunuyordu. Ukrayna, fonun petrol, gaz ve ilgili altyapı da dahil olmak üzere maden kaynaklarının çıkarılmasından elde edeceği gelirin yüzde 50'sine, en fazla 500 milyar dolara kadar katkıda bulunacaktı.
Ukraynalı yetkililer tarafından kabul edilemez olarak nitelendirilen bu şartlar nihai taslaktan çıkarıldı. Fonun Ukrayna'ya yatırım yapma yetkisi de Kiev'in istediği bir başka değişiklikti. Belgede ABD'nin Ukrayna'nın ekonomik kalkınmasını gelecekte de destekleyeceği belirtiliyor.
Ukraynalı yetkililer anlaşmanın sadece bir “çerçeve anlaşması” olduğunu ve fon kurulana kadar hiçbir gelirin el değiştirmeyeceğini, böylece olası anlaşmazlıkları gidermek için zaman kazanacaklarını da sözlerine ekledi.
Zelenskiy anlaşma için parlamentodan onay almak zorunda
Öne çıkan konular arasında anlaşmanın yetki alanının belirlenmesi de yer alıyor. Zelenskiy hükümeti ayrıca, muhalefet milletvekillerinin böyle bir anlaşmayı onaylamadan önce en azından hararetli bir tartışma yapacaklarının sinyalini verdikleri Ukrayna parlamentosundan da onay almak zorunda kalacak.
Nadir toprak elementleri nedir?
"Nadir toprak elementleri", modern teknoloji ve sanayide yaygın olarak kullanılan ve benzer kimyasal özelliklere sahip 17 elemente verilen ad.Akıllı telefon, bilgisayar, tıbbi cihazlar ve benzeri ürünlerin üretiminde kritik rol oynayan elementler şunlar:Skandiyum (Sc), İtriyum (Y), Lantan (La), Seryum (Ce), Praseodim (Pr), Neodimyum (Nd), Prometyum (Pm), Samaryum (Sm), Evropiyum (Eu), Gadolinyum (Gd), Terbiyum (Tb), Diprosyum (Dy), Holmiyum (Ho), Erbiyum (Er), Tulyum (Tm), Terbiyum (Tb), Lutesyum (Lu)."Nadir" olmalarının sebebi, saf formlarında oldukça ender bulunmaları. Dünyanın farklı yerlerinde bu elementlerin yatakları mevcut. Ancak nadir toprak elementleri genelde Toryum ve Uranyum gibi radyoaktif elementlerle birlikte bulunuyor.
Ayrıştırılmaları için birçok toksik kimyasal kullanılıyor, bu da çıkarma işlemini bazen zor ve pahalı hale getirebiliyor.
Ukrayna'da hangi 'nadir toprak elementleri' var?
Ukrayna, Avrupa Birliği'nin (AB) "kritik hammadde" olarak nitelendirdiği 30 maddenin 21'ini barındırıyor.Bunlar dünyadaki rezervlerinin yaklaşık yüzde beşine tekabül ediyor. Bu elementlerin olduğu bölgelerin çoğu Urkayna Kristal Kalkanı'nın güneyinde, çoğunlukla Azak Denizi'nin altında bulunuyor.Bu bölgelerin çoğu şu anda Rus işgali altında.Ancak Kiev, Vinnitsiya ve Jitomir bölgelerinde de gelecek vadeden projeler bulunuyor. Uzmanlara göre bu bölgelerde gelecek vadeden yüzlerce coğrafi obje tespit edildi. Bunların bir kısmı, geliştirilmeleri ekonomik olarak uygun bulunduğu takdirde element yatakları haline getirilebilir.Londra Merkezli Benchmark Mineral Intelligence şirketinin Batarya Hammaddeleri Bölüm Başkanı Adam Webb, "Ortaya atılan tahminler tahminden ibaret" diyor ve ekliyor:"Bu mineral yataklarının ekonomik kaynak haline gelmesi için yapılması gereken daha çok iş var"
Forbes Ukraine dergisine göre Ukrayna'nın diğer önemli mineral kaynaklarının yaklaşık yüzde 70'i Donetsk, Dnipropetrovsk ve Luhansk bölgelerinde bulunuyor.Bu bölgeler de büyük oranda işgal altında. Ukrayna'da nadir toprak elementleri haricinde Lityum gibi kritik mineraller adı verilen kaynaklar da bulunuyor.
Ukrayna hükümetine göre ülkede 450 bin ton lityum var. Bunlar şu an çıkartılmıyor, ancak çıkartılması planlanıyor. Rusya'nın en az iki Lityum madenini işgal ettiği biliniyor: bunlardan biri Donetsk bölgesindeki Şevçenkivske'de, diğeriyse Berdyansk bölgesindeki Kruta Balka'da.Kirovograd bölgesindeki Lityum yataklarıysa halen Ukrayna kontrolünde.
Trump neden bu madenleri istiyor?
ABD'nin nadir element ve kritik mineral üretimini kontrol etmek istemesinin ardında bunların küresel tedarikinde başı çeken Çin ile rekabet geliyor.
Geçtiğimiz yıllarda Çin nadir toprak minerallerinin çıkartılması ve işlenmesinde lider haline geldi. Ülke, küresel üretim kapasitesinin %60 ila 70'ini, işleme kapasitesininse yüzde 90'ını elinde tutuyor.
ABD'nin bu konuda Çin'e olan bağımlılığı Trump yönetiminde ulusal güvenlik ve ekonomik endişelere yol açıyor. Bu elementler, elektrikli araçlardan askeri teçhizata kadar gelişmiş teknolojilerin üretiminde giderek daha da önemli rol oynuyor.
AB: Ermenistan üyelik için gerçekçi olmayan beklentilere girmemeli
Ermenistan'ın başkenti Erivan'da yapılan Avrupa Birliği (AB)-Ermenistan Parlamento Ortaklığı Komitesi 4. toplantısında komitenin eş başkanı Nils Usakovs, Erivan'ın AB üyeliği bağlamında gerçekçi olmayan beklentilere girmemesi gerektiğini belirtti
Ermenistan'ın resmi haber ajansı Armenpress'in haberine göre, AB-Ermenistan Parlamento Ortaklığı Komitesi 4. toplantısında Ermenistan Ulusal Meclis Başkanı Alen Simonyan konuşma yaptı.
Simonyan, Ermenistan'ın, komşularıyla açık sınırlar ve ortaklık temelinde ilişkiler kurmak istediğini savunarak, “Güvenlik, ekonomi, enerji ve diğer sektörlerin çeşitlendirilmesi temelinde bölge ülkeleri ve güç merkezleriyle dengeli bir politika izlemeye çalışıyoruz. Ayrıca AB üye ülkeleriyle daha yaygın alanlardaki işbirliğimizi de genişletiyoruz” ifadelerini kullandı.
Komitenin eş başkanı Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili Nils Usakovs da Ermenistan Ulusal Meclisi'nin, Ermenistan'ın AB üyelik sürecini başlatmaya yönelik yasa tasarısını kabul etmesine işaret ederek, AB'nin Ermenistan'la ilişkilerinin tarihteki en yakın seviyeye ulaştığını kaydetti.
"Gerçekçi zaman dilimleri beş, yedi veya on yıl olabilir"
Avrupa Parlamentosunun, Ermenistan ile bağların daha da derinleştirilmesi taahhüdünde bulunduğunu belirten Usakovs, "AB üyeliğine ilişkin her türlü başvurunun gerekliliklere, önceliklere ve kriterlere göre yapılacağı ve değerlendirileceği açıktır." dedi.
Öte yandan Usakovs, Ermenistan'ın, AB üyeliği bağlamında gerçekçi olmayan beklentilere girmemesi gerektiğine işaret etti.
Usakovs, herhangi bir siyasetçinin Ermenistan'ın birkaç yıl içinde AB'ye girebileceğini söylemesinin abartılı bir beklenti olacağını vurgulayarak, "Bu süreç Letonya, Litvanya, Slovakya ve Çekya'da olduğu gibi yıllar alıyor. Ülkem Letonya yıllar süren çabaların ardından AB'ye girdi, Ermenistan da aynı şekilde (olacaktır). Gerçekçi zaman dilimleri beş, yedi veya on yıl olabilir" ifadelerini kullandı.
"Ermenistan'ın üyelik hedefini belirlerken flört etmeden hemen evlenme sözü veremeyiz"
Ermenistan Ulusal Meclisi "Onurum Var" Grubu Başkanı Hayk Mamicanyan, AB üyelik sürecinin Ermenistan'da "çok yüksek beklentilere yol açacağını ve bunun da Ermenistan için sorun haline gelebileceğini" belirtti.
Komite üyesi AP milletvekili Miriam Lexmann ise üyeliğin belirli bir süreç gerektiğini vurgulayarak, "Ermenistan'ın üyelik hedefini belirlerken flört etmeden hemen evlenme sözü veremeyiz." dedi.
AB üyesi ülkelerin vatandaşlarının AB'nin genişlemesine artık daha az destek verdiğini ve kendi sorunlarına odaklanmayı amaçladığını kaydeden Lexmann, Ermenistan'ın AB'ye üye olabilmesi için yapması gereken çok şey olduğunu söyledi.
"Ermenistan'ın, AB üyeliği öncesinde mevcut ittifaklardan ayrılması gerekiyor"
Avrupa Parlamentosu Litvanya Milletvekili Rasa Jukneviciene ise Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Paruyr Hovhannisyan'a, Ermenistan'ın AB üyeliği öncesinde mevcut ittifaklardan ayrılması gerektiğini kastederek, "Medeni durumunuz nedir? Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ile resmi olarak hala evli olduğunuzu düşünüyor musunuz? Rusya Federasyonu ile evliliğinizin durumu nedir? Çünkü boşanmadan yeni bir evlilik yapamazsınız" ifadelerini kullandı.
Hovhannisyan, soruya, "(Bu) Evlilik konusu çok kez gündeme geldi. Bu zorlu dünyada ulusal çıkarlarımızı koruyabilmek için yaklaşımımızın pragmatik olması gerekiyor. Aslında biz çeşitli ülkelerde evliyiz." diyerek yanıt verdi.
Ermenistan'ın Avrupa Birliği-Ermenistan Kapsamlı ve Gelişmiş Ortaklık Anlaşması'ndan (CEPA) en iyi faydayı sağlamaya çalıştıklarını kaydeden Hovhannisyan, "Biz en yakın dosta (Rusya) bile bağımlı olmanın iyi bir şey olmadığını anlıyoruz. Avrasya Ekonomik Birliğine girdiğimizde de evlilik ilişkileri konusunda çeşitli tartışmalar yaşandı" ifadesini kullandı.
İtalya: Ukrayna'ya asker gönderilecekse BM bünyesinde olmalı
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Ukrayna'ya sadece Birleşmiş Milletler’in (BM) barış koruma misyonunun bir parçası olarak tampon bölgeler için asker gönderilmesini değerlendirebileceklerini söyledi
Tajani, parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde, son günlerde gündemde olan Ukrayna'ya Avrupa'dan asker gönderilmesi ve tampon bölgeler oluşturulması fikrine dair açıklamada bulundu.
Ukrayna'ya Avrupa veya NATO askeri gönderilmesinin faydalı olacağını düşünmediğini dile getiren Tajani, "Eğer tampon bir bölge oluşturulacaksa buraya, BM bayrağı altında asker gönderilmesi gerekir." dedi.
Tajani, böyle bir gücün BM'ye bağlı olması gerektiğini, böylece tarafsız olunacağını vurguladı.
Bu arada, İtalyan ANSA ajansına konuşan hükümet kaynaklarının da İtalyan birliklerinin, Ukrayna'ya barışı koruma misyonunun parçası olarak gönderilmesi fikrinin şu an gündemde olmadığını söylediği bildirildi.
Hükümet programının uygulanmasından sorumlu müsteşar Giovanbattista Fazzolari de katıldığı bir etkinlikte, bu konunun hükümet içinde hiç tartışılmadığını belirterek, bu fikrin Fransa tarafından uzun zamandır desteklendiğini ancak İtalya’nın bunu etkili bir çözüm olarak görmediğini ifade etti.
Sağ koalisyon hükümetinin küçük ortağı aşırı sağcı Lig Partisi ise Ukrayna’ya İtalyan askeri gönderilmesine karşı olduklarını kaydetti.
Güney Kore'de devlet başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Yoon: Sıkıyönetim ilanı büyük ölçüde amacına ulaştı
Güney Kore'de sıkıyönetim ilanı sonrası devlet başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Yoon Suk Yeol, sıkıyönetim ilanının büyük ölçüde amacına ulaştığını ifade etti
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Güney Kore basınındaki haberlere göre, görevden azil davası sırasında Anayasa Mahkemesinde ifade veren Yoon, "Sıkıyönetim amacı ulusal bir kriz durumu hakkında bilgi vermekti ve bence bu büyük ölçüde başarıldı" dedi.
Güney Kore'deki gençler ve birçok vatandaşın ülkenin içinde bulunduğu durumla yüzleştiğini, "egemenliği geri almak ve ülkeyi korumak" için adım attığını dile getiren Yoon,"Gerçek niyetimi anlayan vatandaşlarımıza ve gençlerimize içtenlikle şükranlarımı sunmak istiyorum." diye konuştu.
Yoon, göreve geri dönmesi halinde bir kez daha sıkıyönetim ilan edeceği iddialarının "saçma" olduğunu belirterek, böyle bir olayın yaşanmayacağı garantisini verdi.
Associated Press'in haberine göre ise Yoon, duruşmada verdiği ifadede, ana muhalefet partisini "suçlu yuvası" ve "devlet karşıtı güçler" olarak tanımladı.
Sıkıyönetim ilan etmesinin nedeninin, ülkenin karşı karşıya olduğu "ölüm kalım krizini daha fazla göz ardı edememek" olduğunu anlatan Yoon, muhalefet partisinin "devlet karşıtı kötülük eylemleri" hakkında halkı bilgilendirmeye çalıştığını ve halka bunu durdurmaları çağrısında bulunduğunu kaydetti.
Yoon, meclis çalışmalarını aksatmak gibi bir niyeti bulunmadığını, oraya asker ve polis göndermesinin düzeni sağlamak için olduğunu savundu.
Başkanlık yetkilerini yeniden kazanması halinde siyasi reformlar ve mevcut başkanlık sistemini değiştirecek bir anayasa revizyonu için baskı yapacağını vurgulayan Yoon, siyasi reformu teşvik etmek amacıyla beş yıllık görev süresi 2027'de dolmadan önce görevinden erken ayrılabileceğini de kaydetti.
Yoon'un tutuklanma süreci
Güney Kore Ulusal Meclisinin, 3 Aralık 2024'teki sıkıyönetim ilanının anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle azlini istediği ve bu nedenle görevden uzaklaştırılan Yoon, sıkıyönetim soruşturması kapsamında 15 Ocak'ta gözaltına alınmıştı.
Yoon, 19 Ocak'ta Seul Batı Bölge Mahkemesinin kararıyla "ayaklanmaya liderlik etme" ve "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla tutuklanmıştı.
Güney Kore Savcılığı, 26 Ocak'ta Yoon hakkında "ayaklanmaya liderlik etme" suçlamasıyla iddianame hazırlandığını açıklamıştı.
Yoon hakkındaki 3 Aralık 2024'teki sıkıyönetim ilanı nedeniyle başlatılan azil davası, Anayasa Mahkemesinde sürüyor.
Almanya'daki seçimlerin galibi Merz SPD ile koalisyon kurmak için görüşmeleri yoğunlaştıracak
Almanya'da Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik Partisi'nin (CSU) başbakan adayı CDU Genel Başkanı Friedrich Merz, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile koalisyon hükümetinin kurulması için görüşmelerin yoğunlaştırılacağını açıkladı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Merz, CSU Genel Başkanı Markus Söder ile Federal Meclis’te düzenlediği basın toplantısında hükümeti kurma çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ülkede gelecek dönemde yeni bir hükümetin kurulacağını belirten Merz, mecliste CDU/CSU ve SPD'nin başbakanı seçecek milletvekili sayısına sahip olduğuna işaret etti.
"Görüşmeler başladı" diyen Merz, görüşmelerin içeriğine ilişkin henüz çok erken olduğu için bir şey söylemeyeceğini kaydetti.
Merz, "Önümüzdeki günlerde bunu (görüşmeleri) yoğunlaştıracağımızı bekliyorum" ifadesini kullandı.
Görüşmelerin hızlı bir şekilde ilerlemesini isteyen Merz, "Konular aciliyet arz ediyor, ertelenemezler. Bu nedenle görüşmelere hızla başlamamızın önemli olduğuna inanıyorum" dedi.
Merz, ele alınması gereken konulardan birinin dış politika ve güvenlik politikası olduğunu vurgulayarak, "Dünyadaki durum her geçen gün dramatik bir şekilde değişiyor. Hareket kabiliyeti olan bir Alman hükümetine ihtiyacımız var" dedi.
Kurulacak hükümette başbakanlık görevini üstleneceği beklenen Merz, diğer konuların da göç ve ekonomi olduğunu ifade etti.
Hareket kabiliyetine sahip bir hükümet için SPD ile bir koalisyon protokolünün yapılması gerektiğini belirten Merz, "Ben hala Sosyal Demokratlarla iyi bir koalisyon protokolü yapabileceğimizi ve bunu makul bir süre içerisinde gerçekleştirebileceğimizi düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Öte yandan basın toplantısı öncesinde SPD’nin başbakan adayı olan Başbakan Olaf Scholz ile görüşen Merz, dün de SPD Eş Başkanı Lars Klingbeil ile konuşmuştu.
CDU lideri Merz, dün, nisan ortasına denk gelen Paskalya Yortusu'na kadar hükümeti kurmayı hedeflediğini ifade etmişti.
Almanya'da 23 Şubat'ta yapılan genel seçimlerin galibi CDU olmuştu.
Kaynak: AA
Kanada'da Musk öfkesi: Vatandaşlığının iptali için başlatılan kampanyaya 240 binden fazla kişi imza attı
Kanada'da "ülkenin ulusal çıkarlarına aykırı faaliyetlerde bulunduğu" gerekçesiyle ABD Başkanı Donald Trump'ın kıdemli danışmanı Elon Musk'ın vatandaşlığının iptali için başlatılan imza kampanyasına 240 binden fazla Kanadalı imza attı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Kanada Parlamentosunun internet sitesindeki bilgilere göre, şimdiye kadar 240 bin 554 Kanadalı, söz konusu dilekçeye imza attı.
Diğer yandan, ABD Başkanı Donald Trump'ın kıdemli danışmanı Musk, vatandaşlığının iptal edilmesi için başlatılan imza kampanyasına karşılık olarak sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Kanada'nın "gerçek bir ülke olmadığını" savundu.
Kanada'da 23 Şubat'ta "ülkenin ulusal çıkarlarına aykırı faaliyetlerde bulunduğu" gerekçesiyle Musk'ın vatandaşlığının iptali için imza kampanyası başlatılmıştı.
Kampanya dilekçesinde, Musk'ın "servetini ve gücünü Kanada seçimlerini etkilemek için kullandığı" ve "Kanada'nın egemenliğini silmeye çalışan yabancı bir hükümetin üyesi olduğu" iddia edilmişti.
Dilekçe, 20 Haziran'da Avam Kamarasında sunulacak.


Yorumlar