OPEN AI Bae İsrail Gazze
- mutlunecmettin
- 23 May 2025
- 6 dakikada okunur
New York Times yazdı: OpenAI, BAE'de veri merkezi kuruyor
OpenAI, aralarında Oracle, Nvidia ve SoftBank’in de bulunduğu ortaklarla birlikte Birleşik Arap Emirlikleri’nde milyarlarca dolarlık bir veri merkezi kompleksi kurmaya hazırlanıyor. New York Times'a göre şirket ABD’de de eş zamanlı yatırımlar planlanıyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Cade Metz, Tripp Mickle / New York Times
OpenAI, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) büyük bir veri merkezi kompleksi inşa etmeyi planladığını duyurdu. Proje, Trump yönetimi ile Körfez ülkesi arasında yapılan bir anlaşmayı takiben gündeme geldi.
Yeni tesis, yazılım devi Oracle, çip üreticisi Nvidia, Japon holding SoftBank, ağ sağlayıcısı Cisco ve BAE merkezli yapay zeka şirketi G42 ile kurulan ortak girişimin bir parçası. Kompleks kapsamında planlanan ilk veri merkezinin gelecek yıl faaliyete geçmesi bekleniyor.
OpenAI, G42’nin ABD’deki veri merkezlerinin inşasına da mali katkı sağlayacağını belirtti. Şirket ve ortakları, BAE’ye yaptıkları her yatırım kadar ABD’ye de yatırım yapacak. OpenAI, BAE’deki yeni tesisin maliyetini açıklamadı ancak tesisin büyüklüğü, G42’nin her iki ülkeye de on milyarlarca dolar yatırım yapacağını gösteriyor.
OpenAI CEO’su Sam Altman, geçen yıldan bu yana güçlü yapay zeka sistemleri geliştirmek için dünyanın çeşitli yerlerinde dev veri merkezleri inşa edilmesi gerektiğini savunuyor. Bu kapsamda başlatılan "Stargate" adlı planın hayata geçmeye başladığı belirtiliyor.
Bu yeni yatırım, ABD ile BAE arasında geçen hafta yapılan ve Abu Dabi’de 5 gigawatt elektrikle çalışacak bir yapay zeka kampüsü inşasını içeren ayrı bir anlaşmayla örtüşüyor. Bu kampüs, ABD dışındaki en büyük proje olacak.
Washington’daki görüşler ise bölünmüş durumda. Anlaşmayı destekleyen Trump dönemi yetkilileri, Körfez ülkelerinin Çin yerine Amerikan yapay zeka teknolojisini benimsemesi için bunun bir fırsat olduğunu savunuyor. Ancak bazı yönetim yetkilileri ve Kongre üyeleri, bu adımın ulusal güvenliği tehdit edebileceği ve Ortadoğu’nun ABD’ye rakip olabilecek bir yapay zeka üssüne dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nden Pablo Chavez, “Yönetim dünyanın en hassas bölgelerinden biriyle ortaklık kurarak bu mücadeleyi seçti” diyerek bu modelin Asya, Afrika ve Avrupa için örnek teşkil edip etmeyeceğini sorguladı.
Ticaret Bakanlığı ve Beyaz Saray, konuya dair yorum yapmadı.
Ocak ayında OpenAI, SoftBank ve Oracle, ABD’de en az 100 milyar dolarlık bilgi işlem altyapısı kuracaklarını duyurmuştu. Teksas’taki Abilene şehrinde veri merkezi inşaatı sürüyor. Şimdi G42’nin bu sürece finansman katkısı sağlaması bekleniyor. OpenAI, Stargate projesinin ABD ayağındaki toplam yatırımın 500 milyar dolara ulaşabileceğini öngörüyor.
OpenAI, BAE’de 1 gigawatt’lık bir kampüs kuracağını, bunun beşte birinin yani 200 megawatt’lık kısmının gelecek yıl faaliyete geçeceğini açıkladı. Şirketin Biden yönetimiyle paylaştığı verilere göre, 1 gigawatt’lık bir veri merkezi yaklaşık 20 milyar dolara mal oluyor. Trump yönetiminin onayladığı plan kapsamında diğer şirketler de toplam 4 gigawatt’lık tesisler inşa edecek. Ancak bu şirketlerin kim olduğu henüz net değil.
Trump yönetimi, OpenAI ve yapay zeka çiplerinde dünya lideri olan Nvidia, veri merkezlerinin Orta Doğu'da hızlı şekilde kurulmasını savunuyor. Bu durumun, Amerikan şirketlerinin Çinli rakiplerine karşı sahip olduğu avantajı sürdürmesini sağlayacağı ifade ediliyor. Huawei’nin, Çin dışında veri merkezlerini destekleyecek çip üretiminde kritik eşiğe yaklaştığına dikkat çekiliyor.
Trump döneminde Beyaz Saray’ın yapay zeka yetkilisi olan David Sacks, “Bunlar Amerika Önce anlaşmaları. ABD’ye yatırım çeker, ticaret dengesini düzeltir ve Amerikan teknolojisini küresel standart haline getirir” dedi.
Ancak hükümet ve teknoloji dünyasından bazı isimler bu görüşe katılmıyor. Huawei’nin güçlü çip üretiminde Nvidia’nın yıllar gerisinde olduğu, ABD’nin uyguladığı ihracat kontrollerinin Çinli üreticileri sınırladığı ifade ediliyor. Ayrıca, Trump yönetiminin Çin’in bu çiplere erişimini sınırlayacak güvenlik güvencelerini BAE’den almadığı, anlaşmaların Körfez ülkelerine ABD’den daha fazla avantaj sağladığı öne sürülüyor.
Demokrat Kongre Üyesi Ro Khanna, ABC kanalındaki bir açıklamasında “’Önce Amerika’ ne oldu? Bu merkezi neden Pennsylvania ya da Ohio’ya kurmuyoruz?” diye sordu.
Altman, bu eleştirileri sosyal medya paylaşımında “naif” olarak nitelendirdi.
ChatGPT gibi yapay zeka teknolojileri geliştirmek için, binlerce çip içeren ve milyonlarca haneye yetecek elektrik gücüne sahip veri merkezlerine ihtiyaç duyuluyor. OpenAI, ABD’de beş ila on kampüs kurmayı planlıyor. Her biri yaklaşık 1.2 gigawatt enerji gerektirecek. Ancak şu ana kadar yalnızca Abilene kampüsünün inşası başlamış durumda. Bu nedenle, şirketler Avrupa, Asya ve Orta Doğu'da uygun finansman ve elektrik gücü olan her bölgeyle anlaşma arayışını sürdürüyor.
(Not: The New York Times, OpenAI ve ortağı Microsoft’a karşı, haber içeriklerinin yapay zeka sistemlerinde izinsiz kullanıldığı gerekçesiyle telif hakkı ihlali davası açtı. İki şirket bu iddiaları reddetti.)
OpenAI, ortaklık kapsamında BAE’nin ChatGPT’yi ülke genelinde kullanıma sunan ilk ülke olacağını açıkladı. Tüm vatandaşlar ve ülke sakinleri, normalde aylık 20 dolar olan ChatGPT Plus hizmetine ücretsiz erişim sağlayabilecek.
İsrailli subaylar itiraf etti ama komutanları dinlemedi
Natan Odenheimer, Ronen Bergman/The New York Times
Gazze Şeridi’ndeki durum hakkında bilgi sahibi üç İsrailli savunma yetkilisine göre, bazı İsrailli askeri yetkililer, yardımların birkaç hafta içinde yeniden başlamaması halinde Gazze’deki Filistinlilerin kitlesel açlıkla karşı karşıya kalacağı sonucuna vardı. Aylarca İsrail, Gazze’ye gıda ve yakıt ambargosunun bölgedeki sivil hayat için büyük bir tehdit oluşturmadığını savunurken, Birleşmiş Milletler ve diğer yardım kuruluşları kıtlığın kapıda olduğunu söylemişti.
Ancak savunma yetkililerine göre, Gazze’deki insani koşulları izleyen İsrailli subaylar, son günlerde komutanlarına, ambargonun bir an önce kaldırılmaması halinde bölgenin birçok yerinde günlük asgari besin ihtiyacını karşılayacak kadar gıda kalmayacağı uyarısında bulundu. Yetkililer, hassas bilgileri paylaşmak için isimsiz kalmak koşuluyla konuştu.
İnsani yardımların artırılması zaman aldığından, yetkililer açlığı önlemek için yardım sisteminin yeterince hızlı bir şekilde yeniden kurulmasını sağlamak için acil önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.
İsrail güvenlik kurumlarının bir kısmında Gazze’deki açlık krizinin giderek daha fazla kabul görmesi, İsrail’in Hamas’ı yok etmek ve kalan rehineleri geri getirmek için Gazze’deki savaşı önemli ölçüde genişletme sözü vermesiyle aynı zamana denk geliyor. 19 aydan fazla süren savaşta bu iki hedef henüz gerçekleştirilemedi. Salı günü, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu meydan okurcasına konuştu ve ordunun önümüzdeki günlerde “işi bitirmek” ve “Hamas’ı ortadan kaldırmak” için “tam güçle” savaşmaya devam edeceğini söyledi.
Askeri yetkililerin analizi, İsrail’in yardım ablukası konusundaki kamuoyu tutumu ile özel görüşmeleri arasındaki uçurumu ortaya çıkardı. Bu analiz, İsrail güvenlik kurumlarının bir kısmının önde gelen yardım gruplarıyla aynı sonuca vardığını ortaya koyuyor. Bu gruplar, aylardır ablukanın tehlikeleri konusunda uyarıda bulunuyordu.
BM stokları tükendi
Analiz ayrıca Gazze’deki insani durumun aciliyetini de vurguluyor: Fırınların çoğu kapandı, hayır mutfakları kapanıyor ve yardım dağıtımı ve sevkiyatları koordine eden Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, gıda stoklarının tükendiğini açıkladı.
BM destekli bir girişim olan Entegre Gıda Güvenliği Aşamaları Sınıflandırması, Gazze’de kıtlığın kapıda olduğu konusunda uyardı. Girişim, özet raporunda, İsrail’in Gazze’de planladığı askeri tırmanışa devam etmesi halinde, “Gazze Şeridi’ndeki insanların büyük çoğunluğunun gıda, su, barınak ve ilaca erişimi olmayacağını” belirtti.
İsrail ordusu ve İsrail Savunma Bakanlığı, Gazze’nin gıda krizine yaklaştığına dair İsrailli subayların tahminleri hakkında yorum yapmayı reddetti. İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Oren Marmorstein, iç tartışmalardan ayrıntıları paylaşamayacağını, ancak bakanlığın “ilgili tüm kurumlarla günlük olarak temas halinde” olduğunu ve Gazze’deki durumu yakından izlediğini söyledi.
İsrail’in Gazze’ye yardımları kısıtlaması, savaşın en tartışmalı konularından biri oldu. İsrail, Hamas ile ateşkesin bozulmasından kısa bir süre önce, mart ayında Gazze’ye yardımları kesti. Hamas, savaş sırasında binlerce savaşçısını kaybetmesine ve bölgenin büyük bir kısmının kontrolünü kaybetmesine rağmen Gazze’de varlığını sürdürüyor.
Trump’ın yardım planı
İsrail, ablukanın amacının Filistinli silahlı grubun sivillere yönelik gıda ve yakıt kaynaklarına erişimini ve bunlardan yararlanmasını engellemek olduğunu söyledi. İsrailli üst düzey bir savunma yetkilisi, bu süreçte Hamas’ın çökme olasılığının artacağını veya en azından 7 Ekim 2023’te İsrail’e saldırarak savaşı başlatan saldırı sırasında esir aldığı rehinelerin daha fazlasını serbest bırakacağını söyledi.
Üç savunma yetkilisine göre, askeri liderlik durumun ciddiyetini kabul etti ve Hamas’ı devre dışı bırakarak yardım teslimatlarını yeniden başlatmanın yollarını arıyor.
Trump yönetimi, İsrail ile böyle bir plan üzerinde çalıştığını açıklamıştı. İsrailli yetkililer ve yardım grupları, planın Gazze’deki birkaç noktadan özel kuruluşlar tarafından gıda dağıtımının yapılmasını ve bu noktaların her birinin birkaç yüz bin sivile hizmet vermesini öngördüğünü söyledi. İsrail ordusu bu noktaların çevresinde konuşlanacak, özel güvenlik şirketleri ise içlerinde devriye gezecek.
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi de bu planı reddetti ve sivilleri daha büyük tehlikeye atacağı için girişime katılmayacağını açıkladı. Ofis, bu önerinin savunmasız insanları az sayıdaki dağıtım merkezlerine ulaşmak için daha uzun mesafeler yürümek zorunda bırakacağını ve en çok ihtiyacı olanlara gıda ulaştırılmasını zorlaştıracağını belirtti. BM, mevcut sistemde 400 dağıtım noktası olduğunu ve yeni planın “operasyonel erişimi önemli ölçüde azaltacağını” söyledi.
BM ayrıca, planın sivilleri düzenli olarak İsrail askeri hatlarından geçmeye zorlayarak, onları gözaltı ve sorgulama riskine maruz bırakacağı konusunda uyarıda bulundu. Dağıtım merkezlerinin bölgenin güneyinde uzak bir yerde kurulmasının beklendiği için, planın Gazze’nin kuzeyinden sivillerin yerinden edilmesini hızlandıracağını da ekledi.
Uluslararası hukuka aykırı
İsrailli yetkililer, planın yürürlüğe girmesi halinde ordunun Hamas militanlarını durdurmasına ve sivilleri Gazze’nin kuzeyinden güneyine taşınmasına yardımcı olacağını doğruladı. Ancak amaçlarının sivillerin mağduriyetini artırmak değil, sivilleri savaşçılardan ayırmak olduğunu söylediler.
Uluslararası çatışma hukuku uzmanları, bir ülkenin, bunun açlığa neden olacağını bilerek yardım teslimatlarını kısıtlamasının yasa dışı olduğunu söylüyor.
Oxford Üniversitesi Oxford Etik, Hukuk ve Silahlı Çatışma Enstitüsü’nün eş direktörü Janina Dill, “Sivil nüfusu açlığa mahkum edeceğini bilerek askeri abluka uygulamak uluslararası hukuka aykırıdır” dedi.Dill, İsrail’in Filistinlilere karşı yükümlülükleri konusunda bazı tartışmalar olsa da, “İsrailli karar alıcılar amacın siyasi ve askeri tavizler elde etmek olduğunu belirttiklerinde, bu açıkça bir savaş suçu teşkil eder” dedi.


Yorumlar