top of page

Nükleer

  • Yazarın fotoğrafı: mutlunecmettin
    mutlunecmettin
  • 17 Haz 2025
  • 18 dakikada okunur

AB'nin gaz talebinin 2030'a kadar yüzde 7 düşmesi bekleniyor

Avrupa Birliği'nin doğal gaz talebinin 2030'a kadar yüzde 7 azalacağı ve bu nedenle yeni gaz kapasitesi yatırımlarının atıl varlıklara dönüşebileceği tahmin ediliyor

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

İngiltere merkezli küresel enerji düşünce kuruluşu Ember'in Avrupa Birliği (AB) Üye Devletlerinin Ulusal Enerji ve İklim Planları analizine göre, 2023'te 326 milyar metreküp olan AB'nin gaz talebinin, 2030'da yüzde 7 düşüşle 302 milyar metreküpe ineceği hesaplanıyor. Bu durum AB'de zaten devam eden bir eğilimi gösteriyor çünkü 2021-2023 arasında gaz talebi yüzde 19 azalarak 404 milyar metreküpten 326 milyar metreküpe geriledi.

Ancak AB gaz talebinde bu uzun vadeli düşüş eğilimi, 2030'a kadar sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalat kapasitesinin yüzde 54 büyütülmesi yönündeki son önerilerle çelişiyor. Gaz talebinde beklenen azalma göz önünde bulundurulduğunda, gaz altyapısında ek kapasitenin ciddi bir arz fazlasına yol açabileceği ve yeni yatırımların kısa vadede atıl kalma riski oluşabileceği öngörülüyor.

Öte yandan, gaz talebinde tahmin edilen gerilemeye paralel olarak, ulusal hedefler AB'de yenilenebilir enerjinin büyümeye devam ettiğini gösteriyor. AB üye devletleri gelecek 5 yıl içinde toplam rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini iki katına çıkarmayı planlarken, bu yenilenebilir enerji kaynaklarının 2030 itibarıyla AB'nin elektriğinin yüzde 66'sını üretmesini sağlayacak.

AB'nin toplam enerji talebinde elektriğin payının da artmaya devam edeceği öngörülüyor.

"AB fosil gazı kalıcı olarak terk ediyor"

Elektrifikasyon oranının bugünkü yüzde 23 seviyesinden 2030'da yüzde 30'a çıkması bekleniyor. Bu artış, AB ülkelerinin sadece elektrik üretiminde değil genel enerji ihtiyacının karşılanmasında da daha fazla temiz elektrik ve daha az gaz kullanmayı planladığına işaret ediyor.

Ember Elektrik Dönüşümü Analisti Tomos Harrison, analize ilişkin değerlendirmesinde, AB'nin ulusal hedeflerinin güçlü bir mesaj verdiğini belirterek, "AB fosil gazı kalıcı olarak terk ediyor. Bu düşüş zaten sürüyor ve 2030 hedefleri bu eğilimin devam edeceğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.

AB'de "elektrikle çalışan bir ekonomiye" doğru kesin bir eğilim olduğuna dikkati çeken Harrison, "Gaz altyapısını gereğinden fazla büyütmeye yönelik her aceleci girişim, sonunda pahalı ve işe yaramayan yatırımlara dönüşecektir. Sanayi paydaşları, yatırımcılar ve karar alıcılar bu uyarıyı dikkate almalı" uyarısında bulundu.

Kaynak: AA


Rusya’dan Kiev’e gece yarısı füze ve İHA saldırısı: En az 14 ölü, 40'tan fazla yaralı

G7 Zirvesi öncesi düzenlenen saldırıda bir ABD vatandaşı da hayatını kaybetti. Saldırıda en az 14 kişinin hayatını kaybettiği, 40’tan fazla kişinin yaralandığı bildirildi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski'nin liderlerle görüşmesi bekleniyor


ABD'den İran ile kriz diplomasisi hazırlığı: 'Trump yönetimi bu hafta İran'la ateşkesi görüşebilir'

ABD'nin, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi arasında bu hafta içinde bir görüşme düzenlenmesi olasılığını İran ile değerlendirdiği öne sürülüyor. Temasın temel hedefi nükleer anlaşma ve çatışmaları sonlandırmak

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Trump yönetiminin, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un İranlı Bakan Abbas Erakçi ile bu hafta görüşmesi için girişimde bulunduğu iddia edildi.

Axios'a konuşan konu hakkında bilgi sahibi 4 yetkili, iki ülke arasında planlanan olası temasın temel hedefinin, nükleer anlaşma ve İran ile İsrail arasındaki çatışmaların sonlandırılmasını ele almak olduğunu ileri sürdü.

İsmi açıklanmayan bir ABD'li yetkili, "Bu hafta İranlılarla bir görüşme yapılması değerlendiriliyor." ifadesini kullanarak, Witkoff ile Erakçi arasında yapılacak görüşme ihtimalini Axios'a doğruladı.

Trump yönetiminin, görüşme önerisini dün İran tarafıyla paylaştığı ileri sürülen haberde, Trump'ın, İran'ın Fordow uranyum zenginleştirme tesisini yok etmek için gereken sığınak delici bombaları Tahran'ı bir anlaşmaya zorlamak için önemli baskı unsuru olarak gördüğü de belirtildi.

⁠İsrail'in İran'a şiddetli saldırılarıyla başlayan çatışma

İsrail, 13 Haziran'da İran’ın farklı kentlerindeki nükleer tesisler başta olmak üzere ordunun üst komuta kademesini de hedef alan geniş çaplı saldırılar düzenledi.

İran Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Genel Komutanı ve bazı üst düzey komutanlar ile 9 nükleer bilim insanı saldırılarda ölürken, toplam sivil kaybı da 224 olarak açıklandı.

İran ordusunun İsrail’e balistik füzelerle yaptığı misillemede 24 kişinin öldüğü, 500'den fazla kişinin yaralandığı aktarıldı.

Türkiye başta olmak üzere çok sayıda ülke İsrail'i kınadı.

Kaynak: AA


ABD Savunma Bakanı Hegseth'ten Orta Doğu'ya 'ek konuşlandırma' talimatı

ABD Savunma Bakanı Hegseth, Orta Doğu'ya "ek kabiliyetlerin konuşlandırılması" talimatı verdi. Hegseth, "ABD güçlerini korumak bizim en büyük önceliğimiz ve bu konuşlandırmalar bölgedeki savunma duruşumuzu güçlendirmeyi amaçlıyor" ifadelerini kullandı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İsrail ile İran arasındaki gerilimin arttığı dönemde, Orta Doğu bölgesine "ek kabiliyetlerin konuşlandırılması" talimatını verdiğini bildirdi. Hegseth, X hesabından yaptığı açıklamada, hafta sonu Orta Doğu'ya ek kabiliyetlerin konuşlandırılmasını yönettiğini belirterek, şunları kaydetti: "ABD güçlerini korumak bizim en büyük önceliğimiz ve bu konuşlandırmalar bölgedeki savunma duruşumuzu güçlendirmeyi amaçlıyor."

Söz konusu mesajın, Kanada'da G7 liderlerince hazırlanan ve İsrail ile İran'a "gerilimin azaltılması" çağrısı yapması beklenen ortak bildiriyi, ABD Başkanı Donald Trump'ın imzalamayacağı iddiası sonrası paylaşılması dikkati çekti.

Ortak açıklamada 'anlaşmazlık' iddiası

CNN kanalının adı açıklanmayan ABD'li bir yetkiliye dayandırdığı haberde, Trump ile G7 liderleri arasında ortak açıklamaya ilişkin anlaşmazlık yaşandığı belirtilmişti. Haberde, Trump'ın, G7 liderleri tarafından hazırlanan ve İsrail ile İran'a "gerilimin düşürülmesi" çağrısı yapan ortak bildiriyi imzalamayı düşünmediği aktarılmıştı. Konuyla ilgili olarak ABD basınına bir değerlendirme yapan bir Beyaz Saray yetkilisi de Trump'ın önceliğinin "İran'ın nükleer silah sahibi olmaması" olduğunu ifade etmişti.

ABD medyasına yansıyan haberlere göre, söz konusu ortak bildiride "İsrail'in kendisi savunma hakkı olduğu" ve "İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağı" maddeleri yer alıyor. 

Kaynak: AA


40 bin turist mahsur kaldı: İsrail'den kaçmak isteyenler rotayı Güney Kıbrıs'a kırdı

İran'la çatışmalardan dolayı İsrail'i yatlarıyla terk edenler, GKRY kontrolündeki marinalara akın etti. İsrail'de mahsur kalan turistlerin de deniz yoluyla Güney Kıbrıs'a geçmeye çalıştıkları ancak yüksek talep nedeniyle bilet fiyatlarının binlerce euroya yükseldiği belirtildi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

İsrail’in İran’a düzenlediği saldırıların ardından başlayan çatışmalar nedeniyle on binlerce yabancı turist İsrail'de mahsur kaldı. İsrail merkezli Haaretz gazetesinin haberine göre, ülkenin hava sahasının kapatılması sonrası yurt dışına çıkmak isteyenler yatlarla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne (GKRY) geçmeye başladı. Söz konusu çatışma ortamından kaçış dalgasına hem yabancı turistler hem de bazı İsrailliler dahil oldu. Tel Aviv yakınlarındaki Herzliya marinasında deniz yoluyla ülkeden çıkış için pazarlık yapan insanların bir kısmı ülkelerine dönmek isteyen turistler olurken, bazıları ise yurt dışındaki çocuklarının yanına gitmeye çalışanlardan oluşuyor. İsrail’de yaklaşık 40 bin yabancı turist hava sahasının kapatılmasıyla ülkeyi terk edemedi.

Talep arttı, fiyatlar yükseldi

Bazı turistler deniz yoluyla GKRY'ye ulaşmaya başladı ancak bu yolculuklar sınırlı sayıda ve oldukça yüksek fiyatlarla gerçekleşiyor. Küçük yat sahipleri Herzliya’nın yanı sıra Hayfa ve Askalan gibi sahil kentlerinde en fazla on kişilik gruplar şeklinde taşımacılık yapıyor. Facebook grupları üzerinden organize edilen bu geçişlerde, yüksek talep nedeniyle bilet fiyatları yüzlerce eurodan binlerce euroya yükseldi.

GKRY'de yayın yapan Alfa TV'nin haberine göre ise, İsrail ile İran arasındaki çatışmalardan dolayı ülkelerini yatlarla terk eden İsrailliler başta Limasol ve Aya Napa olmak üzere Rum kesimindeki marinalara akın etti. Marinalara İsrail'den gelen yat trafiğine dikkat çekilen haberde, ilgili kurumların bu durum karşısında teyakkuz halinde olduğu ve tüm limanlarda kontrollerin artırıldığına işaret edildi.

Haaretz gazetesinde daha önce yer alan haberde, İsrail hükümetinin, yurt dışında mahsur kalan İsraillilerin ülkeye dönmesi için tahsis edilecek uçakların, İsrail'den ayrılmak isteyen vatandaşlarca kullanılmasına müsaade edilmemesi için yerel hava yolu şirketlerine talimat verdiği bildirilmişti. İsrail'in 13 Haziran'da İran'a saldırmasıyla başlayan olaylar nedeniyle 100 ile 200 bin arasında İsraillinin yurt dışında mahsur kaldığı kaydedilmişti.

 



Kaynak: AA



Netanyahu'dan 'rejim muhaliflerine' ayaklanma çağrısı: İran yeniden büyük olabilir

İsrail Başbakanı Netanyahu, İran'daki rejim muhaliflerinin televizyonuna konuştu. Muhaliflere ayaklanma çağrısı yapan Netanyahu, "İran yeniden büyük olabilir" dedi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail'in saldırılarının devam ettiği İran'daki muhaliflere seslenerek, "İran yeniden büyük olabilir" dedi. İran'daki rejim muhaliflerinin Londra merkezli Iran International televizyonuna konuşan Netanyahu, İsrail'in İran'a saldırılarının rejim değişikliği için fırsat doğurduğunu söyledi.

İran'daki rejimin günlerinin sayılı olduğunu ileri süren Netanyahu, İran'daki muhaliflerine ayaklanma çağrısı yaptı. Netanyahu, "İran yeniden büyük olabilir" diye konuştu. Netanyahu, İran'ın nükleer programı ve füze üretim kapasitesini yok etmek için daha yapılması gerekenler olduğunu ancak bunu tamamlayacaklarını savunarak, İran'daki rejimin "uzun süre yaşayamayacağını" savundu.

Kaynak: AA


Trump: Tahran'daki herkes derhal tahliye edilmeli

ABD Başkanı Trump, Truth Social hesabından yaptığı son açıklamada, İran'ın nükleer silah sahibi olamayacağı görüşünü yinelerken, Tahran'daki herkesin derhal tahliye edilmesi gerektiğini kaydetti

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

İsrail-İran geriliminin iyice yükseldiği bir noktada ABD Başkanı Donald Trump, "Tahran'daki herkes derhal tahliye edilmeli" ifadesini kullandı. İsrail ile İran arasındaki gerilime ilişkin Truth Social hesabından yeni bir açıklama yapan Trump, şunları kaydetti: "İran, onlara imzalamalarını söylediğim anlaşmayı imzalamalıydı. Çok yazık, büyük bir insanlık kaybı. İran nükleer silah sahibi olamaz. Bunu defalarca söyledim. Tahran'daki herkes derhal tahliye edilmeli."

Beyaz Saray: Trump'ın mesajı müzakere ihtiyacının aciliyetini yansıtıyor

CNN'e konuşan Beyaz Saray'dan bir yetkili, Trump'ın "Tahran'daki herkes derhal tahliye edilmeli" ifadesine açıklık getirdi. Yetkili, Trump'ın ifadesinin, İsrail-İran geriliminin yükseldiği bir dönemde İran'ın "masaya oturması ihtiyacının aciliyetini" yansıttığını savundu. 

G7 Zirvesi'nden erken ayrılıyor

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, X hesabından yaptığı paylaşımda, Trump'ın İsrail-İran gerilimi nedeniyle Kanada'daki G7 Liderler Zirvesi'nden erken ayrılarak Washington'a döneceğini duyurdu. Leavitt, açıklamasında, "Başkan Trump, G7 Zirvesi'nde harika bir gün geçirdi ve hatta Birleşik Krallık ile önemli bir ticaret anlaşması imzaladı. Ancak Orta Doğu'da yaşananlar nedeniyle Başkan Trump, devlet başkanlarıyla bu akşam düzenlenecek yemeğin ardından bu gece ayrılacak" ifadelerini kullandı.

Salı günü de devam edecek zirvede, Trump'ın, G7 liderlerinin hazırladığı ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin azaltılması çağrısı yapan ortak metne imza atmayacağı bildirilmişti.

ABD medyası: Ulusal güvenlik ekibini acil toplantıya çağırdı

G7 Liderler Zirvesi'nden erken ayrılma kararı alan Trump'ın, Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibine acil toplantı talimatı verdiği belirtildi. Amerikan Fox News kanalında yer alan ve bir Beyaz Saray yetkilisine dayandırılan habere göre, Trump, yerel saatle bu akşam Beyaz Saray'a dönünce ulusal güvenlik ekibiyle buluşacak. Trump, Durum Odası'nda bir araya geleceği Ulusal Güvenlik Konseyi ekibiyle İsrail-İran gerilimine ilişkin son durumu ele alacak. Konuya ilişkin henüz Beyaz Saray'dan bir açıklama yapılmadı.

Macron'a tepki: Kasıtlı olsun veya olmasın, Emmanuel her zaman yanılıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un kendisinin Kanada'daki zirveden "İsrail ile İran arasında bir ateşkes üzerinde çalışmak için erkenden ayrıldığı" yönündeki ifadelerine tepki gösterdi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, "Reklam peşindeki Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Kanada'daki G7 Zirvesi'nden ayrılıp Washington DC'ye İsrail ile İran arasındaki ateşkes üzerinde çalışmak için döndüğümü söyledi. Yanlış!" ifadesini kullandı.

Macron'un kendisinin neden Washington DC'ye döndüğü konusunda "en ufak fikri" olmadığını belirten Trump, Kanada'daki zirveden erken ayrılışının ateşkesle alakası olmadığını, asıl nedenin "bundan çok daha büyük bir şey" olduğunu kaydetti.

Trump, "Kasıtlı olsun veya olmasın, Emmanuel her zaman yanılıyor." ifadesini kullandı.

Diğer yandan Macron, G7 zirvesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD liderinin İsrail ve İran arasında ateşkes için bir teklifte bulunduğunu söylemişti.

Macron, "Gerçekten de bir araya gelip görüşme teklifi var. Özellikle ateşkes sağlanması ve ardından daha geniş kapsamlı görüşmelerin başlatılması için bir teklif yapıldı." diye konuşmuştu.

Kaynak: AA


Trump: İran'a 60 gün süre verdim, 61. günde ne olduğunu gördünüz

ABD Başkanı Trump, nükleer müzakerelerde Tahran'a 60 gün süre verdiğini, ancak İran'ın anlaşmaya yanaşmadığını savundu. "İran'a 60 gün süre verdim ama onlar 'Hayır' dedi. 61. günde ne olduğunu gördünüz" diyen Trump, İran'ın müzakere masasına döneceğine inandığını dile getirdi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Başkanı Donald Trump, "İran'da nükleer silah görmek istemiyorum ve bunun gerçekleşmesi için gerekli adımları atıyoruz" dedi. ABD Başkanı Trump, Kanada'da düzenlenen G7 Liderler Zirvesi marjında İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile görüşmesinin ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Trump, İran yönetimini nükleer silahlar konusunda bir kez daha uyarmak istediğini belirterek, "İran'da nükleer silah görmek istemiyorum ve bunun gerçekleşmesi için gerekli adımları atıyoruz." dedi.

İran'la nükleer müzakerelerde Tahran'a 60 gün süre verdiğini, ancak bu ülkenin bu süre zarfında anlaşmaya yanaşmadığını savunan Trump, "İran'a 60 gün süre verdim ama onlar 'Hayır' dedi. 61. günde ne olduğunu gördünüz" değerlendirmesini yaptı. Trump, İran'ın yeniden müzakere masasına döneceğine inancını dile getirerek, İran'ın nükleer bir anlaşma yapmak istediğini düşündüğünü belirtti. "İran'ın bunu imzalamaması aptalca; anlaşmayı imzalamalıydılar" diye konuşan Trump, İsrail'in "çok iyi durumda" olduğunu söyledi.

Kaynak: AA


Hazırlık çağrısı yapıldı: KKTC'de siren ve sığınak tatbikatı

KKTC Sivil Savunma Teşkilatı, siren ve sığınak kullanımına dair tatbikat düzenleneceğini açıklayarak, vatandaşlara bireysel hazırlık çağrısında bulundu

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Sivil Savunma Teşkilatı, İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalardan dolayı yazılı bir açıklama yaparak kamuoyunu bilgilendirdi. Teşkilattan yapılan yazılı açıklamada, KKTC'de 10’u genel, 258’i özel olmak üzere toplam 268 sığınak bulunduğu ve bu alanların yaklaşık 200 bin kişiyi barındırabilecek kapasiteye sahip olduğu bildirildi.

Açıklamada, Sivil Savunma Teşkilatı'nın büyük kapasiteli oteller, geniş bodrum hacimli binalar ve kamuya açık alanları da sığınak planlamasına dahil ettiği belirtilerek, OHAL ilan edilmesi durumunda bu alanların da halkın kullanımına doğrudan açılacağı aktarıldı. Sivil Savunma Teşkilatı'nın 25 Haziran Çarşamba günü Gazimağusa’da halkın katılımıyla sığınak ve siren kullanımına dair bölgesel bir tatbikat düzenleyeceği belirtilen açıklamada, tatbikatla ilgili detayların daha sonra kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.

KKTC'ye doğrudan bir tehdit olmadığı ancak her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olunması gerektiği vurgulanan açıklamada vatandaşlara bireysel hazırlık yapmaları çağrısında bulunuldu. Vatandaşlardan evlerinde geçici sığınma alanı oluşturma ve su, el feneri, radyo, temel gıda, ilk yardım seti içeren acil durum çantası hazırlamaları istenilen açıklamada, toplanma alanlarının KKTC Sivil Savunma Teşkilatı'nın internet sitesinden öğrenilebileceği bildirildi. Açıklamada, acil durumlarda radyo yayınları, şehir merkezleri ve camilerden yapılacak duyuruların dikkate alınması talep edildi.

GKRY'de ordunun güvenlik seviyesi yükseltildi

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) İsrail ile İran arasındaki çatışmaların ardından ordunun güvenlik seviyesi yükseltilerek, hastaneler hazır hale getirildi. Rum Yönetimi, ülke genelinde sığınakları gösteren mobil uygulamayı devreye alırken, sağlık personelinin de izinlerini kaldırdı. Yaklaşık 1 milyon nüfusu olan GKRY'de sığınakların sadece nüfusun yüzde 30'una yeteceğini açıklayan Rum İçişleri Bakanı Constantinos Loannou, sığınak kapasitesinin arttırılması için arayış içinde olduklarını açıkladı.

Rum muhalefeti ve insan hakları savunucuları, GKRY Lideri Nikos Hristodulidis'in İsrail'e, Gazze, Lübnan ve İran konularındaki koşulsuz ve açık desteği ile Ada'daki İngiliz egemen üslerinin bölgesel çatışmalarda kullanılmasının Kıbrıs'ı hedef haline getirdiğini belirtiyor. Ayrıca, bazı Rum gazeteleri de yayınladıkları haberlerde, İsrail'in sivil uçaklarının bir kısmını vurulma riskine karşın GKRY'ye getirmesi ve İngiliz üslerinden kalkan askeri uçakların İsrail jetlerine yakıt ve istihbarat desteği sağladığı yönündeki bilgiler yüzünden Kıbrıs'ın İran'ın hedefi haline gelebileceğini savunuyor.

Kaynak: AA


Moskova duyurdu: Rusya-ABD görüşmelerinin yeni turu iptal

Rusya Dışişleri Sözcüsü Mariya Zaharova, ikili ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik yeni tur istişareler kapsamındaki görüşmenin ABD tarafından iptal edildiğini açıkladı. Zaharova, "Verdikleri aranın çok uzun olmayacağını umuyoruz" dedi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD yönetiminin, ikili ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik görüşmeyi iptal ettiğini belirterek, "(Amerikalı yetkililerin) verdikleri aranın çok uzun olmayacağını umuyoruz" dedi. Rus basınına açıklamalarda bulunan Zaharova, Rusya ile ABD arasındaki ikili ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik yeni tur istişarelerin yapılması ihtimalini değerlendirdi.

"Verdikleri aranın çok uzun olmayacağını umuyoruz"

Zaharova, şunları kaydetti: "İki ülkenin diplomatik misyon temsilciliklerinin çalışma sürecinin iyileştirilmesi amacıyla rahatsız edici unsurların ortadan kaldırılmasına yönelik yeni tur istişareler kapsamındaki görüşme, Amerikalı müzakerecilerin inisiyatifiyle iptal edildi. (Amerikalı yetkililerin) verdikleri aranın çok uzun olmayacağını umuyoruz."

Rusya-ABD görüşmeleri

İlk olarak, 18 Şubat'ta Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir araya gelen Rusya ve ABD heyetleri, görüşmede ikili ilişkilerin yeniden tesisi ve Ukrayna krizinin çözümüyle ilgili konuları ele almıştı. ABD ve Rusya heyetleri, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi kapsamında, büyükelçilik faaliyetlerini ele almak üzere İstanbul'daki ilk görüşmeyi ise 27 Şubat'ta ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu rezidansında gerçekleştirmişti.

Türkiye'nin ev sahipliğinde 10 Nisan'da İstanbul'da Rusya ve ABD heyetleri arasında yeniden görüşmeler yapılmıştı. Görüşmelerde, iki taraf, Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer kuruluşlara ödemeleri dahil Rusya ile ABD'nin diplomatik misyonları için bankacılık ve finans hizmetlerinin sağlanmasını garanti eden anlaşmayla ilgili nota teatisinde bulunmuştu.

Kaynak: AA


Netanyahu'dan 'Hamaney'e suikast' iması: Ne gerekiyorsa yapacağız

İsrail Başbakanı Netanyahu, 13 Haziran'da başlatılan saldırıların ardından düzenlediği ilk basın toplantısında İran'ın dini lideri Hamaney'e suikast düzenleyebileceklerini ima ederek, "Planlarımızı kamuoyu önünde detaylandırmayacağım ama ne gerekiyorsa yapacağız" dedi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran lideri Ali Hamaney'e suikastı işaret ederek "Ne gerekiyorsa yapacağız" dedi. Başbakan Netanyahu, İran'a 13 Haziran'da başlattıkları geniş çaplı saldırıların ardından düzenlediği ilk basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Hamaney'e suikast düzenleyebileceklerini ima eden Netanyahu, "Planlarımızı kamuoyu önünde detaylandırmayacağım ama ne gerekiyorsa yapacağız" ifadelerini kullandı.

"Tahran semalarını kontrol ediyoruz"

Netanyahu, "İsrail, Tahran semalarını kontrol ediyor. Tahran'a bir hava yolu döşedik" ifadeleriyle İran'ın başkentini savaş uçaklarıyla sık sık bombaladıklarını söyledi. İran'ın hava savunma ağını "basitçe ortadan kaldırdıklarını" iddia eden Netanyahu, İran'a ait insansız hava araçlarının yarısını ve önemli radar sistemlerini imha ettiklerini öne sürdü.

Başbakan Netanyahu, İsrail ordusunun, İran'da askeri karargahları, balistik füze üretim tesislerini, füze rampalarını hedef aldığını belirterek İran Radyo ve Televizyon Kurumu (IRIB) ve yakında duyurulacak diğer hedefleri de vurduklarını kaydetti.

"İranlı 10 nükleer bilim insanını öldürdük"

Netanyahu, 13 Haziran'dan bu yana 10 nükleer bilim insanını saldırılarda öldürdüklerini, hedef alacakları birkaç nükleer bilim insanının daha olduğunu aktardı. "Nükleer hedefleri sistematik olarak yok etmeye devam ediyoruz" diyen Netanyahu, Natanz Nükleer Tesisi'ne şiddetli saldırı gerçekleştirdiklerini belirtti. İsrail Başbakanı ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump ile temas halinde olduğunu belirterek Washington yönetimine sağladığı destekten ötürü teşekkür etti.

İsrail, 13 Haziran'da İran’ın çeşitli kentlerindeki nükleer tesisler başta olmak üzere ordunun üst komuta kademesini de hedef olan geniş çaplı saldırılar düzenledi. İran Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Genel Komutanı ve bazı üst düzey komutanlar ile 9 nükleer bilim insanı saldırılarda ölürken, toplam sivil kaybı 224 olarak açıklandı. İran ordusunun İsrail’e balistik füzelerle yaptığı misillemede 24 kişinin öldüğü, 500'den fazla kişinin yaralandığı aktarıldı. 

Kaynak: AA



Haber Giriş: 16.06.2025 21:43 | Son Güncelleme: 17.06.2025 00:35

Paylaş

Eklendi

Makaleyi sesli dinle• 0:48

Senatör Sanders, Trump yönetimine seslendi: ABD, Netanyahu'nun yasa dışı savaşına sürüklenmemeli

ABD'li bağımsız Senatör Sanders, İsrail başbakanı Netanyahu'nun İran'a saldırarak savaşı başlattığını belirterek, "ABD, Netanyahu'nun başka bir yasa dışı savaşına askeri veya mali olarak sürüklenmemeli" ifadelerini kullandı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD'li Senatör Bernie Sanders, İsrail-İran geriliminde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu suçlayarak, "ABD, Netanyahu'nun başka bir yasa dışı savaşına askeri veya mali olarak sürüklenmemeli" değerlendirmesini yaptı. ABD'li bağımsız Senatör Sanders, X hesabından yaptığı açıklamada Donald Trump yönetimine seslendi.

"Netanyahu, İran'a saldırarak bu savaşı başlattı" ifadesini kullanan savaş karşıtı senatör, "ABD, Netanyahu'nun başka bir yasa dışı savaşına askeri veya mali olarak sürüklenmemeli" vurgusunu yaptı. İsrail'in, İran'ın baş nükleer müzakerecisi Ali Şemhani'yi suikastla öldürdüğünü ve ABD-İran nükleer müzakerelerini kasten sabote ettiğini dile getiren Sanders, Trump yönetiminin Netanyahu hükümetine daha fazla destek vermemesi çağrısında bulundu.

Kaynak: AA


Netanyahu'dan Hamaney sorusuna yanıt: Hedef alınması çatışmayı tırmandırmayacak, sona erdirecek

İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkan Trump'ın "Hamaney'e suikast planını, çatışmayı tırmandıracağı endişesiyle reddettiği" yönündeki haberlerle ilgili soruya, "Bu, çatışmayı tırmandırmayacak, çatışmayı sona erdirecek" yanıtını verdi

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran dini lideri Ali Hamaney'i hedef almanın, "çatışmayı artırmayıp aksine sona erdireceğini" savundu. Amerikan ABC News kanalına bir röportaj veren İsrail Başbakanı Netanyahu, İran lideri Hamaney'e suikast iddiası konusunda net bir değerlendirme yaptı.

Netanyahu, ABD Başkan Donald Trump'ın "İran liderine suikast planını, çatışmayı tırmandıracağı endişesiyle reddettiği" yönündeki haberlerin sorulması üzerine, "Bu, çatışmayı tırmandırmayacak, çatışmayı sona erdirecek" yanıtını verdi. İsrail Başbakanı, Hamaney'i hedef alıp almayacakları sorusuna ise, "İsrail yapması gereken şeyi yapıyor" diye karşılık verdi. İran'ın en önde gelen nükleer bilim adamlarını hedef aldıklarını da anlatan Netanyahu, "Onlar açıkçası Hitler'in nükleer takımıydı" yorumunu yaptı.

Netanyahu, ABD'nin en büyük çıkarının İsrail'i desteklemek olduğunu da savunarak, "Bugün Tel Aviv, yarın New York. 'Önce Amerika' mottosunu anlıyorum, ancak 'Ölü Amerika'yı anlamıyorum. Bu insanlar (İran) bunu istiyorlar." ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump'ın, İsrail'in, İran lideri Hamaney'e suikast düzenleme isteğini "tansiyonu daha da artıracağı" gerekçesiyle reddettiği bildirilmişti.

Kaynak: AA


Trump: İran bu savaşı kazanamıyor, çok geç olmadan masaya oturmalılar

ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin İsrail'e güçlü destek verdiğini belirterek, "İran konuşmak istiyor ama bunu daha önce yapmalıydılar. Bu her iki taraf için de acı verici. İran bu savaşı kazanamıyor, çok geç olmadan masaya oturmalılar" diye konuştu

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

ABD BaşkanıDonald Trump, Kanada'nın Alberta bölgesinde düzenlenen G7 Liderler Zirvesi'nin ilk gününde Kanada Başbakanı Mark Carney ile bir araya gelirken, basın mensuplarına gündemi değerlendirdi. Trump, ABD'nin İsrail'i her zaman desteklediğini ve bu desteğe devam edeceklerini kaydederek, "Uzun süredir İsrail'i güçlü bir şekilde destekliyoruz ve İsrail şu anda çok iyi durumda" değerlendirmesini yaptı.

İran'a nükleer müzakereler için 60 gün süre verdiğini ancak bu ülkenin anlaşma yapmaya yanaşmadığını savunan


Trump, "İran konuşmak istiyor ama bunu daha önce yapmalıydılar. Bu her iki taraf için de acı verici. İran bu savaşı kazanmıyor, çok geç olmadan masaya oturmalılar." diye konuştu.


ABD'nin İsrail ile İran arasındaki "savaşa" askeri olarak müdahil olup olmadığı ile ilgili bir soruya ise "Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum" yanıtını verdi.



Nükleer silahlanma yarışı böyle hızlandı

Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI) raporuna göre, dünya genelinde nükleer savaş başlığı sayısı 2 bin 900'ü aktif olmak üzere 12 bin 241'e çıktı. Silah kontrol mekanizmalarının zayıfladığı bu dönemde nükleer silahların sayısının önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü’nün (SIPRI) 2024 raporu, dünyada nükleer silahlanmanın yeni bir tırmanış dönemine girdiğini ortaya koyuyor. Soğuk Savaş sonrası yaklaşık 30 yıllık azalma eğiliminin sona erdiği bu dönemde, nükleer güçler ellerindeki cephanelikleri hem modernize ediyor hem de genişletiyor.


Dünya genelindeki


nükleer savaş başlıklarının sayısı,

Ocak 2025 itibarıyla 12.241’e ulaştı.


Bunların yaklaşık 9.600’ü askeri stoklarda yer alırken 3.900’ü aktif olarak füzelerde veya üslerde konuşlandırılmış halde bulunuyor.




Nükleer silahların büyük kısmı ABD ve Rusya’da yoğunlaşmış olsa da, Çin’in hızlı artan nükleer kapasitesi dikkat çekiyor.


Çin’in stokları, Fransa ve Birleşik Krallık’ı geride bırakmış durumda ve her yıl yaklaşık 100 yeni savaş başlığı ekleniyor.


Diğer taraftan Hindistan ve Pakistan arasında süregelen gerilimler, nükleer silahların çatışmaları engellemekte yetersiz kaldığını gösteren somut örnekler sunuyor.


Nükleer silah kontrol anlaşmaları ciddi yara aldı. 2019 ve sonrasında ABD’nin INF ve Açık Semalar Anlaşmaları’ndan çekilmesi, Rusya’nın da benzer adımlar atması, küresel silah kontrol rejiminin zayıflamasına yol açtı.



New START Anlaşması’nın süresinin 2026’da sona erecek olması ve halef anlaşma müzakerelerinin askıya alınması, geleceğe dair ciddi belirsizlikler doğuruyor.


SIPRI uzmanları, uzun yıllar devam eden nükleer silah azaltma sürecinin artık geride kaldığını vurguluyor.


Modernizasyonun ve stok genişletmenin hız kazandığı bu yeni dönemde, nükleer silahların sayısının önümüzdeki yıllarda tekrar artması bekleniyor. Bu durum, küresel güvenliği tehdit eden ciddi bir risk olarak değerlendiriliyor.


Nükleer silahların yayılması, mevcut silah kontrol mekanizmalarının zayıflaması ve bölgesel çatışmaların artmasıyla dünya, Soğuk Savaş’tan sonra görülmemiş düzeyde bir nükleer risk ortamına sürükleniyor.


Uzmanlar, bu gidişatın engellenmesi için uluslararası iş birliği ve yeni anlaşmaların hayata geçirilmesinin aciliyetini vurguluyor.



SIPRI raporu yayınlandı: Yapay zeka nükleer savaşı çıkartacak aktör olabilir

SIPRI’nin 2024 raporuna göre, nükleer silahsızlanma süreci durma noktasına geldi. Emekliye ayrılan başlıkların sökülme hızı yavaşlarken, yeni nükleer başlıklar hızla envantere giriyor. Çin en hızlı silahlanan ülke olurken, yapay zeka ve dezenformasyon kaynaklı kriz riski de tırmanıyor.

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), 2024 Yıllık Raporu’nda nükleer silahsızlanmanın sona yaklaştığı uyarısında bulundu. Yeni nükleer savaş başlıklarının envantere girme hızının, emekliye ayrılmış başlıkların sökülme hızını geçebileceği belirtiliyor.

Soğuk Savaş sonrası döneme damgasını vuran nükleer silahsızlanma süreci, yerini yeniden silahlanma yarışına bırakıyor. SIPRI’nin Pazartesi günü yayımladığı rapora göre, dünyadaki toplam nükleer savaş başlığı sayısı halen azalmaya devam etse de, bu düşüş büyük oranda ABD ve Rusya’nın emekliye ayırdığı başlıkların sökülmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu söküm sürecinin yavaşladığına dikkat çekiliyor.

SIPRI’ye göre, mevcut trend devam ederse yakın gelecekte stoklara giren yeni savaş başlıklarının sayısı, sökülenleri geride bırakabilir. Kurum, nükleer güçlerin modernizasyon programlarına hız verdiğini vurguladı.

SIPRI Kitle İmha Silahları Programı Kıdemli Araştırmacısı Hans M. Kristensen, yaptığı açıklamada, “Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana süren nükleer silah sayısındaki azalma dönemi kapanıyor. Artık artan cephanelikler, sertleşen nükleer söylemler ve silah kontrol anlaşmalarının terk edilmesiyle karşı karşıyayız,” ifadelerini kullandı.

Toplamda 12.241 savaş başlığı: Çin hızla yükseliyor

Rapora göre, ABD, Rusya, Birleşik Krallık, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail olmak üzere dokuz ülkenin elinde toplam 12.241 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu başlıkların 9.614’ü aktif askeri envanterde yer alıyor. Yaklaşık 2.000 savaş başlığı ise yüksek operasyonel alarm durumunda tutuluyor; bunların neredeyse tamamı ABD ve Rusya’ya ait.

Her iki ülkenin nükleer modernizasyon programları 2023’te bazı zorluklarla karşılaşsa da SIPRI, önümüzdeki yıllarda bu ülkelerin nükleer silah konuşlandırmalarının artmasını bekliyor.

Öte yandan Çin’in nükleer cephaneliği hızlı bir büyüme gösteriyor. En az 600 savaş başlığına sahip olduğu tahmin edilen Çin, 2023’ten bu yana her yıl yaklaşık 100 yeni savaş başlığı üretiyor. SIPRI, bu hızla devam etmesi halinde Çin’in, 2030’lara gelindiğinde ABD veya Rusya kadar Kıtalararası Balistik Füze (ICBM) kapasitesine ulaşabileceğini öngörüyor.

Nükleer paylaşım düzenlemeleri yeniden gündemde

2024 yılı, nükleer paylaşım konusunun yeniden ön plana çıktığı bir yıl oldu. SIPRI, bu gelişmelerin büyük risk taşıdığını belirtti.

Rusya’nın Belarus topraklarına nükleer silah konuşlandırdığı yönündeki iddialar, bazı NATO müttefiklerinin ABD nükleer silahlarını topraklarında konuşlandırmaya açık olduklarını ifade etmeleri ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ülkesinin nükleer caydırıcılığının "Avrupa boyutu" olabileceği yönündeki açıklamaları bu başlık altında değerlendirildi.

SIPRI araştırmacısı Matt Korda, “Nükleer silahlar güvenliği garanti etmez. Hindistan ve Pakistan arasında son dönemde yaşanan gerilimler açıkça gösterdi ki, nükleer silahlar çatışmayı önlemiyor. Aksine, dezenformasyonun yaygın olduğu dönemlerde, yanlış hesaplamalara ve felaket senaryolarına yol açabilir,” uyarısında bulundu.

Yapay zeka krizi tetikleyebilir

Raporda ayrıca, kriz anlarında karar alma süreçlerini hızlandırmak için yapay zeka ve benzeri teknolojilerin kullanımının da nükleer çatışma riskini artırdığı vurgulandı. Yanlış anlaşılma, teknik hatalar ya da iletişim kazaları, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir.

Askeri harcamalar rekor kırdı

SIPRI’nin genel silahlanma tablosuna ilişkin verileri de dikkat çekici. 2024 yılında dünya genelindeki askeri harcamalar art arda onuncu kez yükselerek 2,7 trilyon dolara ulaştı. Bu artışta en büyük etken, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tam kapsamlı işgalinin sürmesiydi.

ABD, 997 milyar dolarlık savunma bütçesiyle dünya genelinde açık ara en çok askeri harcama yapan ülke olmaya devam etti. Bu rakam, Çin’in harcamalarının üç katından fazla. Avrupa kıtasında ise tüm ülkeler (Malta hariç) askeri bütçelerini artırdı; toplamda yüzde 17’lik bir artış kaydedildi.

Silah ihracatında ise dünya genelinde toplam ihracatın yüzde 71’i sadece beş ülke tarafından gerçekleştirildi: ABD, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya. ABD’nin küresel silah pazarındaki payı son on yılda yüzde 35’ten yüzde 43’e yükseldi.

Kaynak: Gazete Oksijen


Biden yönetiminin İran temsilcisi inceledi: İsrail, İran'ın nükleer programını yok edebilir mi?

Biden yönetiminde İran konusunda en yetkili isimlerden biri olan Richard Nephew, Foreign Affairs için kaleme aldığı yazıda İsrail'in İran'ın nükleer programını yok edebilmesi için atması gereken adımları sıraladı

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

Joe Biden yönetiminde Beyaz Saray'ın İran Özel Temsilci Yardımcısı olarak görev yapan ve Obama döneminde de Ulusal Güvenlik Konseyi'nde yer alan Richard Nephew, Foreign Affairs için kaleme aldığı yazıda İran'ın nükleer programını mercek altına aldı.

Nephew, "İsrail, İran'ın nükleer programını yok edebilir mi?" başlıklı yazısının girişinde bu konudaki tartışmalara dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:

"İsrail’in 12 Haziran’da İran’ın nükleer programına saldırma kararı, tarihe bölgesel bir savaşın başlangıcı ve İran’ı nihayetinde nükleer silah edinmeye iten dönüm noktası olarak geçebilir.

Ancak bu saldırılar, aynı zamanda onlarca yıl sonra dünyanın artık İran bombası tehdidiyle karşı karşıya olmadığı ilk an olarak da hatırlanabilir. Yıllardır analistler böyle bir saldırının olası sonuçlarını inceledi ve birbirinden oldukça farklı öngörülerde bulundu. Artık herkes, hangi tahminin doğru olduğunu görecek"

İran'ın nükleer programını sonlandırmak için İsrail'in atması gereken adımları inceleyen Nephew, bu adımlardan bazılarının ölçülebilir olduğunu belirterek şunları yazdı:

"İran’ın nükleer silah üretme kapasitesini durdurmak ya da ciddi şekilde yavaşlatmak için İsrail’in saldırılarının, öncelikle nükleer silahları besleyecek materyali İran’ın elinden alması gerekiyordu. Aynı zamanda silah üretimi için gerekli ekipmanları da imha etmeleri şarttı. Ve İran’ın elindeki materyali bombaya dönüştürmek için gereken bilgi birikiminin en azından bir kısmını ortadan kaldırmaları gerekiyordu. Ancak nihai ve en soyut etken şuydu: İsrail’in saldırılarının, İran’ı nükleer silah projesinin sürdürülebilirliği konusunda yeniden düşünmeye ikna etmesi gerekiyordu.

İsrail’in saldırıları şu ana kadar, İran’ın nükleer programı için ihtiyaç duyduğu pek çok elektrik santrali, bina ve altyapıyı yok etmede başarılı oldu. Ayrıca İsrail, İran’daki hedeflere büyük ölçüde istediği zaman saldırabilme kapasitesine sahip olduğunu da göstermiş oldu. Ancak bu durum, başarının garanti olduğu anlamına gelmiyor. Zira İran, savunma tahkimatlarına büyük yatırımlar yaptı, nükleer programına güçlü bir bağlılık gösteriyor, yedekli sistemlere sahip ve İsrail’in üstlendiği görev doğası gereği son derece zorlu"

İsrail saldırılarının verdiği hasar belirsiz

İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine verdiği zararın ve Tahran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarının durumunun bilinmediğine dikkat çekilen yazıda, "Eğer bu stok hâlâ mevcutsa ve İran’ın santrifüjleri ayakta kalmışsa, Tahran nükleer silah programını sadece birkaç hafta içinde yeniden ayağa kaldırabilir" dendi.

İsrail'in İranlı nükleer bilimcilere yönelik saldırılarına da değinen Nephew şunları söyledi:

"İran’ın önemli sayıda nükleer bilim insanı ve teknisyen kadrosu bulunuyor ve bunların kaçının öldürüldüğü henüz net değil. İsrail, İran Atom Enerjisi Kurumu’nun eski başkanı Fereydoun Abbasi’yi, Tahran’daki İslami Azad Üniversitesi’nin fizikçi rektörü Mohammad Mehdi Tehranji’yi ve çeşitli askeri liderleri suikastla öldürdü. Ancak bu ölümler, tek başına İran’ın nükleer programını raydan çıkarmaya yetmeyecektir. Ülkede motive, yetenekli ve eğitimli teknik personel kadrosu varlığını sürdürdüğü sürece, İran nükleer silahlara doğru hızla ilerleme kapasitesini koruyacaktır."

İran'ın nükleer silah iradesi kırılacak mı?

İsrail'in İran'ın tesislerine verdiği zarardan daha önenmlisinin Tahran'ın nükleer silah konusunda ilerleme iradesini kırmak olduğunu savunan Nephew şu ifadeleri kullandı:

"İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, taktik açıdan son derece başarılı ve iyi planlanmış görünüyor. Ancak İsrail’in bu tür sofistike operasyonları gerçekleştirme kabiliyeti zaten hiç ciddi şekilde sorgulanmamıştı. Analistler, İsrail ordusunun son derece yetenekli olduğunu ve beklenmedik hamleler yapabilecek kapasiteye sahip olduğunu biliyordu. Asıl soru ise hep şuydu: Sadece İsrail’in gerçekleştirdiği bir saldırı — hatta ABD-İsrail ortak operasyonu bile olsa — İran’ın nükleer silahlara doğru ani bir hamle yapmasını gerçekten anlamlı ölçüde geciktirebilir mi? Dünya, bu sorunun cevabını çok yakında öğrenecek"

Kaynak: Gazete Oksijen


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
1710

1️⃣ COGAT ve Gazze Sonrası Plan İsrail’in COGAT birimi (Coordination of Government Activities in the Territories) Gazze sonrası “askeri-sivil geçiş modeli” kuruyor. • COGAT artık sadece “işgal koordin

 
 
 
410

Avrupa’nın aşırı sağcı partileri ekonomide solcu oldu Çünkü daha küçük devlet çağrısı, oylarının büyük bölümünü aldıkları işçi sınıfında...

 
 
 
4010

Trump, Hamas'ın Gazze Ateşkes Teklifine Yanıt Vermesi İçin Pazar Günü Son Tarihi Belirledi Anlaşma sağlanamazsa Trump, 'Daha önce hiç...

 
 
 

Yorumlar


©2023 copyright by MD all rights reserved

bottom of page