25
- mutlunecmettin
- 25 Haz
- 21 dakikada okunur
İran: Bugün diplomasiye her zamankinden daha yakınız
İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Amir Said İravani, İsrail ve ABD'nin İran’ı sözde "koşulsuz teslimiyete zorlayacağı" ve nükleer programından tamamen vazgeçireceği yönündeki beklentilerinin başarısız olduğunu belirterek, "Bugün diplomasiye her zamankinden daha yakınız" dedi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK), 2015'te imzalanan "Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA)" adlı nükleer anlaşmaya ilişkin gelişmeler ele alındı.
İravani, "İsrail rejiminin" JCPOA'yla ilgili düzenlenen toplantıya katılmasına karşı çıktıklarını, toplantının sadece JCPOA tarafları ve BMGK üyeleri tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti.
ABD’nin 2018’de JCPOA’dan tek taraflı olarak çekilmesi ve ardından BMGK'nın 2231 sayılı kararını ihlal ederek yasa dışı ve sınır ötesi yaptırımlar uygulamasının İran’ı yükümlülüklerine uymamakla suçlama konusunda herhangi bir meşruiyetleri olmadığını ortaya koyduğunu söyleyen İravani, buna karşı İsrail'in tam ABD desteğiyle İran’ın barışçıl nükleer tesislerini, sivilleri ve sivil altyapıyı hedef aldığını ifade etti.
İravani, İsrail'in bu saldırıları, İran’ın barışçıl nükleer programının sözde "yakın tehdit" oluşturduğu iddiasıyla haklı göstermeye çalıştığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu iddiaların hiçbir yasal veya gerçek temeli yoktur. Gerçekte, bölgede nükleer silaha sahip olduğunu ilan etmeyen tek aktör olan ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) taraf olmayan İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerinden kaçınmaktadır. Buna karşılık İran, NPT’ye taraf bir ülke olarak nükleer programını en sıkı UAEA denetimlerine tabi tutmaktadır"
Avrupalı JCPOA katılımcılarının da kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunan İravani, aynı zamanda söz konusu ülkelerin İran’ın nükleer silah edinmeye yaklaştığına dair asılsız iddialarda bulunduğunu dile getirdi.
İravani, "Bu iddialar, hiçbir güvenilir kanıtla desteklenmemekte olup tamamen temelsizdir. İran’ın barışçıl nükleer programı, sıkı UAEA doğrulama mekanizmaları altındadır ve bu gerçek inkar edilemez" dedi.
Tüm bu saldırganlığa ve Avrupa taraflarının yapıcı olmayan tutumuna rağmen İran'ın hala diplomasiye ve barışçıl çözüm yollarına bağlı kalmaya devam ettiğine işaret eden İravani, şöyle devam etti:
"İran, bu savaşı başlatmamıştır. Saldırganlar saldırılarını durdurduğunda, İran da yasal askeri karşılıklarını sona erdirmiştir. Ancak İran, sahte vaatleri ve çifte standartları görmezden gelmeyecektir. Silahlı kuvvetlerimiz her türlü yeni tehdit veya ihlale yanıt vermeye tam hazırlıklıdır. Bugün diplomasiye her zamankinden daha yakınız"
İravani, İsrail ve ABD'nin İran’ı sözde koşulsuz teslimiyete zorlayacağı ve nükleer programından tamamen vazgeçireceği yönündeki beklentilerinin başarısız olduğunu ifade etti.
"ABD, İran tehdidini görmezden gelmeyecek"
ABD'nin BM Daimi Temsilciliği Geçici Maslahatgüzarı Dorothy Shea, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu'nun 12 Haziran'da İran’ın zorunlu nükleer güvenlik önlemlerini yerine getirmemesi nedeniyle yükümlülüklerine uymadığına hükmettiğini kaydetti.
Diğer taraftan BMGK'nın bazı üyelerinin İran’ın yükümlülüklerini ihlal etmesini görmezden gelmeyi, "hatta teşvik etmeyi tercih ettiğini" savunan Shea, "ABD, İran’ın bu uyumsuzluğunu ve bölgesel istikrara yönelik süregelen tehdidini görmezden gelmeyecektir." vurgusunu yaptı.
Shea, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran’ın artık barışa yönelmesinin zamanının geldiğini açık bir şekilde yinelediğini anımsatarak, "Bu kritik dönemde hepimiz, İran’a barış ve refah için önündeki bu fırsatı değerlendirmesi ve uluslararası yükümlülüklerine uyması çağrısında bulunmalıyız." diye konuştu.
"UAEA, İran'ın nükleer silah geliştirdiğine dair işaret gözlemlemedi"
Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Vassily Nebenzia ise UAEA denetimine tabi olan İran’ın barışçıl nükleer altyapısını da hedef alan saldırıları en güçlü şekilde kınadıklarını bildirdi.
ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiği eylemlerin, BM Şartı’nı ve Güvenlik Konseyi kararlarını açıkça ihlal ettiğini kaydeden Nebenzia, bunların aynı zamanda Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın (NPT) otoritesine doğrudan ve son derece tehlikeli bir meydan okuma olduğunu söyledi.
Nebenzia, İsrail’in nükleer silahların yayılmasının önlenmesi başlığı altındaki bu toplantıya katılma talebinin kendilerini biraz şaşırttığını belirterek, "Bunun, İsrail’in NPT’ye taraf olma ihtimaline dair bir işaret taşıdığına inanmak isteriz. Bu, tüm uluslararası toplumun görmeyi arzuladığı bir adımdır." diye konuştu.
İran'ın nükleer yakıt döngüsüyle ilgili tesislerini hedef alan saldırıların sadece İran halkı için değil, tüm Orta Doğu için radyolojik sonuçlara yol açabilecek gerçek bir tehdit oluşturduğuna dikkati çeken Nebenzia, tüm bu gelişmelerin yalnızca zımni bir kabulle değil, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın açık onayıyla gerçekleştiğini ifade etti.
Nebenzia, diğer taraftan söz konusu ülkelerin hala Ortak Kapsamlı Eylem Planı'nın tarafları olduklarını iddia ettiklerini belirterek, bu ülkelerin gelinen noktada artık ciddiye alınmalarının imkansız hale geldiğini söyledi.
Rus büyükelçi Nebenzia, "UAEA bugüne kadar İran’ın nükleer silah geliştirdiğine dair herhangi bir işaret gözlemlememiştir. Dolayısıyla Batılı meslektaşlarımızın bu konuda öne sürdükleri iddialar, bu raporları okumamış ya da konuyu anlamamış bir kitleyi hedef alan yanlış beyanlardan ibarettir. 12 Haziran’da Batılı ülkelerin sergilediği ikiyüzlülük ve alaycılık zirveye ulaşmıştır" vurgusunu yaptı.
Erdoğan Trump ile görüştü: İsrail-İran ateşkesi, Ukrayna savaşı ve ticaret hedefi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi kapsamında ABD Başkanı Trump ile bir araya geldi. Görüşmede ateşkes süreci, savunma sanayii iş birliği ve 100 milyar dolarlık ticaret hedefi ele alındı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda Kralı Willem-Alexander’ın NATO liderleri onuruna verdiği yemek öncesinde aile fotoğrafı çekiminde yer aldı. Erdoğan ve ABD lideri Donald Trump, fotoğraftan önce gülerek tokalaştı, ardından yan yana poz verdi. İki lider, yemekte de aynı masada oturdu.
Erdoğan ve Trump, yemekten sonra tercümanları aracılığıyla Kraliyet Sarayı'nda ikili bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşme, Trump'ın ikinci döneminden sonra yapılan ilk görüşme oldu.
Ateşkes memnuniyeti
İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Erdoğan'ın ABD Başkanı'yla baş başa yaptığı görüşmede, "Trump’ın gayretleriyle İsrail-İran arasında sağlanan ateşkesi memnuniyetle karşıladığı ve bunun kalıcı olmasını temenni ettiği" belirtildi.
Erdoğan görüşmede, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın barışçıl çözümünde yakın diyaloğun önemli olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı, Türkiye ve ABD'nin özellikle savunma sanayii alanındaki iş birliğinin ilerletilmesinin toplam 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefine ulaşılmasını kolaylaştıracağını ifade etti.
Erdoğan Amsterdam'a hareket etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere özel uçak ‘TUR’ ile Hollanda'nın başkenti Amsterdam'a gitti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Amsterdam Schiphol Havalimanı'nda, Hollandalı yetkililerin yanı sıra Türkiye'nin NATO Daimi Temsilcisi Basat Öztürk ve Lahey Büyükelçisi Selçuk Ünal karşıladı.
Karşılamanın ardından Erdoğan, zirvenin yapılacağı Lahey kentine hareket etti.
100 milyar dolar ticaret hacmi hedefi, Rusya-Ukrayna savaşının barışçıl çözümü
İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Edoğan ve Trump arasındaki görüşmeye ilişkin olarak şu açıklama yapıldı:
"Görüşmede Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, enerji ve yatırım başta olmak üzere farklı alanlarda iki ülkenin büyük potansiyele sahip olduğunu, özellikle savunma sanayii alanındaki iş birliğinin ilerletilmesinin toplam 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefine ulaşılmasını kolaylaştıracağını ifade etti.
Cumhurbaşkanımız, Amerika Başkanı Trump’ın gayretleriyle İsrail-İran arasında sağlanan ateşkesi memnuniyetle karşıladığını, bunun kalıcı olmasını temenni ettiğini, Gazze’deki insani trajedinin bir an önce sonlandırılmasında ve Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın barışçıl çözümünde yakın diyaloğun önemini vurguladı.
İki lider, NATO’nun önde gelen Müttefikleri olarak, İttifakın caydırıcı gücünün pekiştirilmesi için atılacak adımların ehemmiyetine dikkat çekti."
Kaynak: AA
Trump: İran’ın nükleer tesislerini yok ettik, medya yalan söylüyor
Trump, İran’a yönelik saldırının nükleer programı yok edemediği iddialarına sert tepki gösterdi. CNN ve New York Times’ı “yalan haber yaymakla” suçlayan Trump, üç tesisin de “mükemmel şekilde vurulduğunu” savundu. Witkoff ise saldırıda yer altı tesislerinin tamamen imha edildiğini söyledi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırının yeterli etki yaratmadığı yönündeki haberleri sert bir dille yalanladı. Katar’daki El Udeid Üssü’ne İran tarafından düzenlenen misilleme saldırısının ardından gözler yeniden İran’ın nükleer kapasitesine çevrilmişken, ABD’de bazı medya kuruluşları Tahran’ın programının “tamamen yok edilmediğini”, yalnızca “birkaç ay geciktirildiğini” öne sürdü.
Air Force One uçağında gazetecilere konuşan Trump, İran’daki üç nükleer tesisin “mükemmel şekilde vurulduğunu” ve “tamamen imha edildiğini” söyledi. Saldırılarda hiçbir Amerikan ya da Katarlı askerin zarar görmediğini belirten Trump, medya organlarının bu operasyonu küçük göstermeye çalıştığını savundu. “Bu haberler, operasyonu gerçekleştiren askerlerimize çok büyük saygısızlık,” diyen ABD Başkanı, daha sonra Truth Social platformu üzerinden yaptığı açıklamalarda da iddialara sert şekilde karşı çıktı.
"Yalan haber kanalı CNN ve başarısız New York Times..."
Trump, konuya ilişkin Truth SOcial hesabından yaptığı paylaşımda ise CNN ve New York Times’ı doğrudan hedef alarak şu ifadeleri kullandı:
"Yalan haber kanalı CNN, başarısız New York Times ile birlikte tarihteki en başarılı askeri saldırılardan birini etkisiz göstermek için birlik oluşturdu."
Söz konusu medya organlarının saldırının etkisini küçümseyen haberlerine tepki gösteren Trump, “İran’daki nükleer tesis tamamen yok edildi. Hem New York Times hem de CNN halk tarafından acımasızca eleştiriliyor” diyerek, ABD’nin etkili medya kuruluşlarını "yalan haber yaymakla" suçladı.
'Sadece ABD değil, diğer ülkeler de raporladı'
Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff da Fox News'e bağlanarak detaylı açıklamalarda bulundu. Witkoff, İran’daki Fordo nükleer tesisine yönelik saldırıda 12 adet sığınak delici bomba kullanıldığını söyledi. “Koruma kapağını deldiğine ve yok ettiğine şüphe yok,” diyen Witkoff, saldırının başarılı geçtiğini savundu.
ABD medyasında yer alan “etki sınırlıydı” yönündeki haberleri kesin bir dille reddeden Witkoff, bu tür bilgilerin sızdırılmasını da ağır sözlerle eleştirdi:
"Bu tür bilgileri sızdırmak, bilgi ne olursa ve hangi tarafta olursa olsun, çirkindir. Bu vatana ihanettir, bu yüzden araştırılmalıdır. Ve bunu kim yaptıysa, bundan kim sorumluysa, hesap vermeli."
Witkoff ayrıca sadece ABD’nin değil, “diğer ülkelerin istihbarat raporlarının” da hedefin başarıyla vurulduğunu doğruladığını belirtti. İsrail’in daha önce hedef aldığı iki yer altı tesisin de bu saldırılarda “üst üste bombalandığını” ve tamamen devre dışı bırakıldığını söyledi. Son olarak, İran’ın Isfahan kentindeki dönüşüm tesisinin, nükleer silah üretimi için gerekli olan metalizasyon işlemini gerçekleştiren tek tesis olduğunu belirten Witkoff, “Isfahan’daki bu dönüşüm tesisi de tamamen yok edildi.” dedi.
Ne oldu?
ABD yönetimi, İran’ın nükleer kapasitesinin artık işlevsiz hale geldiğini öne sürerken, Amerikan medyasında yer alan bazı haberler, saldırının yalnızca geçici bir etkisi olduğunu iddia ediyor. Bu haberlerde, saldırıların İran’ın programını “birkaç ay geriye attığı” ancak nükleer faaliyetlerin tamamen sonlandırılamadığı belirtiliyor.
Trump cephesi ise bu değerlendirmeleri “yalan” ve “itibarsızlaştırma çabası” olarak nitelendiriyor. Başkan Trump ve özel temsilcisi Witkoff, operasyonun yalnızca askeri değil, siyasi anlamda da bir başarı olduğunu savunurken, bu konuda medyadan gelen eleştirilerin kasıtlı ve zararlı olduğu görüşünde birleşiyor.
Netanyahu'dan İran'a tehdit: Nükleer programı sürdürürse tekrar saldırırız
İsrail Başbakanı Netanyahu, İran'ın nükleer programına son verdiklerini öne sürdü. Netanyahu ayrıca, Tahran yönetiminin nükleer programı sürdürmesi halinde İran'a yeniden saldıracakları tehdidinde bulundu
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ateşkesle son bulan saldırılarında İran'ın nükleer programına son verdiklerini iddia etti. Başbakan Netanyahu, X sosyal medya hesabından paylaştığı video mesajda, sabah saatlerinde yürürlüğe giren ateşkesle son bulan İran'a saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İran'a nükleer programını sürdürmesi halinde tekrar saldıracakları tehdidinde bulunan Netanyahu, "İran nükleer silaha sahip olmayacak" ifadesini kullandı.
ABD'nin İran'a saldırısını İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ile birlikte yürüttüğü diplomatik çabanın meyvesi olarak nitelendiren Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'e desteği için teşekkür etti. Netanyahu, Trump'ın İsrail'in ateşkesi ihlal ederek İran'a saldırmasına bulunmasına sert tepki göstermesine ilişkin bir yorum yapmadı.
İsrail ile İran arasında 12 gün süren saldırıların ardından gelen ateşkes
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve İran arasında 12 gün süren saldırıların ardından ateşkesin uygulamaya girdiğini duyurmuş, İsrail bunu kabul ettiğini açıklamıştı. İsrail, sabah 10:00 sularında füze atıldığını, İran'ın ateşkesi ihlal ettiğini savunmuştu. Bunun üzerine İsrail'den, İran'a sert karşılık vereceği tehditleri yükselmişti. İsrail basını, daha sonra İsrail ordusunun Tahran'da bir radar istasyonunu hedef aldıktan sonra savaş uçaklarının bölgeden ayrıldığını yazmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ve İsrail'in sağlanan ateşkesi bozduğunu ve bu durumdan memnun olmadığını söylemişti. Ateşkesin ardından İsrail'in "hiç görülmedik şekilde" saldırıda bulunduğunu belirten Trump, "Onlardan memnun değilim. İran'dan da memnun değilim ancak İsrail'in bu sabah yaptıklarından hiç hoşnut değilim." ifadelerini kullanmıştı.
Kaynak: AA
CENTCOM adayı Cooper: ABD Hürmüz Boğazı'nın olası kapanmasına karşı koymaya hazır
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığına (CENTCOM) aday gösterilen Koramiral Charles B. Cooper II, ülkesinin, Hürmüz Boğazı'nın olası kapanmasına karşı koymaya hazır olduğunu bildirdi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkanı Donald Trump'ın, CENTCOM'a aday gösterdiği Cooper, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'ndeki onay duruşmasında konuştu.
Ülkesinin, İran, Rusya, Çin ve Kuzey Kore arasındaki işbirliğine odaklanması gerektiğini belirten Cooper, "İran'ın Rusya'ya verdiği desteğin taktiksel etkilerini kesinlikle gördük. Çinli şirketlerin İran'a sensörler, silahlar ve bileşenler sağlamasının ve bunları Husilere gönderip Amerikalılara ateş etmesinin taktiksel etkilerini gördük" ifadesini kullandı.
Cooper, ABD'nin hafta sonu İran'ın nükleer tesislerine saldırısı sonrası küresel ekonomik önemdeki Hürmüz Boğazı'nın olası kapanması ihtimali için, "ABD buna karşı koymaya hazır" dedi.
Trump'ın CENTCOM adayı Cooper, "Bu kesinlikle karmaşık bir sorun, ancak küçük ve dar bir su yolu. Bunun anahtarı bugün sahip olduğumuz caydırıcı bir duruş oluşturmak ve ardından gözlerimizi İran faaliyetlerinden ayırmamak" değerlendirmesinde bulundu.
Orta Doğu'da bölgesel çatışmalara değinen Cooper, Hamas, Hizbullah, Husiler dahil grupların "yer altına indiğini", bu konunun "gelecekte bakılması gerek ciddi bir konu olduğunu söyledi.
Cooper, "Hamas, Hizbullah, Husiler, İranlılar olsun, diğer düşmanlar açıkça izliyor ve avantaj elde edebilecekleri yeri görüyorlar" sözlerini sarf etti.
"Bu gruplara karşı" İsrail'in konuşlandırdığı yer altı komando birliğini ziyaret ettiğini aktaran Cooper, benzer tehditlerle mücadele için sensörlere ve mühimmata odaklanılması gerektiğini dile getirdi.
Kaynak: AA
Tahran'daki gösterilere katıldı: Öldürüldüğü öne sürülen Kudüs Gücü Komutanı Kaani 12 gün sonra ilk kez görüntülendi
İsrail'in saldırısında öldürüldüğü iddia edilen Kudüs Gücü Komutanı Kaani, Tahran'daki gösterilere katıldı. İran resmi haber ajansı IRNA, Kaani'nin görüntülerini, "12 gün süren İsrail saldırganlığının ardından General Kaani'nin ilk görüntüleri" notuyla paylaştı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İsrail'in 13 Haziran'daki saldırılarında hayatını kaybettiği iddia edilen İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral İsmail Kaani, Tahran'da düzenlenen gösterilere katıldı. İran resmi haber ajansı IRNA haberinde, İsrail saldırısında hayatını kaybeden generaller arasında Kaani'nin de olduğu iddiaları devam ederken Kaani'nin 12 gün sonra ilk kez başkent Tahran'da görüntülendiğini bildirdi.
Haberde, Kaani'nin İsrail ile ateşkesten sonra Tahran'daki İnkılap Meydanı'nda düzenlenen "zafer kutlamalarına" katıldığını gösteren görüntüler paylaşıldı. Görüntülerde yanındaki korumalarıyla birlikte meydana gelen Kaani'nin alandaki vatandaşlarla sohbet ettiği görüldü.
IRNA görüntüleri, "12 gün süren İsrail saldırganlığının ardından General Kaani'nin ilk görüntüleri" notuyla paylaştı. Amerikan The New York Times gazetesi 13 Haziran'da "ismi açıklanmayan İranlı kaynaklara" dayandırdığı haberinde, Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral Kaani'nin İsrail'in İran'daki saldırılarında öldürüldüğünü iddia etmişti. İran ile İsrail arasında yaklaşık iki hafta süren karşılıklı saldırıların ardından gelen ateşkes haberi sonrasında başkent Tahran'daki İnkılap Meydanı'nda toplanan kalabalık gruplar, zafer kutlaması yapmıştı.
Kaynak: AA
AP: Trump Netanyahu'ya çatışmalara daha fazla müdahil olmayacaklarını söyledi
ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'daki 3 nükleer tesise yönelik saldırının ardından görüştüğü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya, Washington yönetiminin çatışmalara daha fazla müdahil olmasını beklememesini söylediği ileri sürüldü
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Associated Press'in (AP) ismini açıklamadığı bir Beyaz Saray yetkilisine dayandırdığı habere göre, İran'daki üç nükleer tesisi hedef alan saldırıların ardından Netanyahu ile görüşen Trump, "artık savaşın durması ve diplomatik müzakerelere dönülmesi gerektiğini" vurguladı.
Yetkili, Trump'ın İran'ın oluşturduğu acil tehdidin ortadan kaldırıldığını düşündüğünü belirterek, ABD'nin daha fazla askeri müdahalede bulunmaya niyeti olmadığını açıkça dile getirdiğini iddia etti.
Beyaz Saray yetkilisi, Netanyahu'nun da Trump'ın çatışmaya daha fazla müdahil olmak istemediğine yönelik mesajını anladığını söyledi.
Pentagon: İran'a yapılan saldırı İran'ın nükleer programını yok edemedi
ABD'nin İran'a yönelik nükleer tesis saldırısının etkisine dair ilk istihbarat değerlendirmesi, Trump yönetiminin “tam yıkım” iddialarıyla çelişiyor. Pentagon raporuna göre nükleer altyapı büyük ölçüde sağlam kaldı ve program yalnızca birkaç ay sekteye uğradı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Geçtiğimiz hafta sonu ABD ordusunun İran’daki üç nükleer tesise yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, ülkenin nükleer programının temel bileşenlerini yok etmedi ve büyük olasılıkla yalnızca birkaç ay geciktirdi.
Daha önce bildirilmemiş olan bu değerlendirme, Pentagon’un istihbarat kolu olan Savunma İstihbarat Ajansı (DIA) tarafından hazırlandı. CNN'in haberine göre bu değerlendirme, ABD Merkez Komutanlığı’nın saldırılar sonrasında yaptığı hasar tespitine dayanıyor.
Pentagon'un raporu Trump'ın açıklamalarıyla çelişiyor
Saldırıların hedef alınan sahalara verdiği zararın ve İran’ın nükleer hedeflerine etkisinin analizi halen sürüyor ve daha fazla istihbarat elde edildikçe değişebilir. Ancak erken bulgular, Başkan Donald Trump’ın saldırıların İran’ın nükleer zenginleştirme tesislerini “tamamen ve bütünüyle yok ettiğine” dair tekrarladığı iddialarla çelişiyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth de Pazar günü İran’ın nükleer emellerinin “yok edildiğini” söylemişti.
Değerlendirmeyle ilgili bilgi sahibi iki kişi, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun yok edilmediğini belirtti. Bu kişilerden biri santrifüjlerin büyük ölçüde “sağlam” olduğunu söyledi.
Bu kişi, “ABD onları en fazla birkaç ay geciktirmiş olabilir” dedi.
Pentagon'un raporuna ilişkin Beyaz Saray'dan ilk açıklama
Beyaz Saray, değerlendirmenin varlığını kabul etti ancak içeriğine katılmadıklarını belirtti.
Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt CNN’e yaptığı açıklamada, “Bu iddia edilen değerlendirme tamamen yanlış ve ‘çok gizli’ olarak sınıflandırılmıştı, buna rağmen istihbarat camiasından düşük seviyeli, ezik bir kişi tarafından CNN’e sızdırıldı. Bu değerlendirmeyi sızdırmak, Başkan Trump’ı küçük düşürmek ve İran’ın nükleer programını kusursuz bir şekilde hedef alan cesur savaş pilotlarımızı itibarsızlaştırmak için açık bir girişimdir. Herkes bilir ki bu devasa bombalar hedefe kusursuz şekilde bırakıldığında olan şey tam yıkımdır” dedi.
ABD ordusu ise operasyonun planlandığı gibi gittiğini ve “ezici bir başarı” olduğunu açıkladı.
ABD’nin saldırıların etkisine dair kapsamlı bir tabloya sahip olması için henüz erken; kaynaklardan hiçbiri bu değerlendirmenin diğer istihbarat kurumlarının görüşleriyle nasıl karşılaştırıldığını açıklamadı. ABD, İran içinden de dahil olmak üzere istihbarat toplamaya devam ediyor.
Sığınak delici bombalar tehdidi ortadan kaldıramadı
İsrail, ABD operasyonundan önce günlerce İran’ın nükleer tesislerini vurmuştu ancak işi tamamlamak için ABD’nin sığınak delici bombalarına ihtiyaç duyduğunu öne sürdü. ABD’ye ait B-2 bombardıman uçakları bu bombalardan bir düzineden fazlasını Fordow Yakıt Zenginleştirme Tesisi ve Natanz Zenginleştirme Kompleksi’ne attı, ancak bombalar bu tesislerdeki santrifüjleri ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu tamamen ortadan kaldırmadı.
Bunun yerine, Fordow, Natanz ve İsfahan’daki üç tesisin tamamında hasarın büyük ölçüde yer üstü yapılarla sınırlı kaldığı belirtiliyor. Bu, sitelerin enerji altyapısı ve uranyumu bomba yapımında kullanılmak üzere metale dönüştürmek için kullanılan bazı yer üstü tesislerini kapsıyor.
Hegseth CNN’e, “Bombalı saldırımız İran’ın nükleer silah üretme kabiliyetini yok etti. Devasa bombalarımız her hedefte tam isabet sağladı ve mükemmel çalıştı. Bu bombaların etkisi İran’daki enkaz yığınının altına gömülü; bu yüzden bombaların yıkıcı olmadığını söyleyen herkes, yalnızca Başkan’ı ve başarılı operasyonu itibarsızlaştırmaya çalışıyor” dedi.
Salı sabahı Trump, saldırıların hasarına dair inancını yineledi. “Bence tamamen yıkıldı” diyen Trump sözlerine şöyle devam etti: “O pilotlar hedeflerini vurdu. O hedefler yok edildi ve pilotlara hak ettikleri takdir verilmelidir”
İran’ın nükleer programını yeniden inşa etme ihtimali sorulduğunda Trump şu yanıtı verdi: “O yer kaya altındaydı. O yer yıkıldı”
Trump ve Hegseth saldırıların başarısı konusunda iyimserken, Genelkurmay Başkanı Dan Caine Pazar günü yaptığı açıklamada, hasar değerlendirmesi halen sürerken İran’ın nükleer kabiliyetlerinin ne ölçüde kaldığı konusunda yorum yapmak için “çok erken” olduğunu söyledi.
Salı günü, operasyonla ilgili hem Temsilciler Meclisi hem de Senato için planlanan gizli bilgilendirme toplantıları iptal edildi.
Konuyla ilgili bilgi sahibi iki kaynağa göre tüm Senato’ya yönelik toplantı Perşembe gününe ertelendi.
Ayrıca CNN’e konuşan iki ayrı kaynak, tüm Meclis üyelerine yönelik bilgilendirme toplantısının da ertelendiğini söyledi. Toplantının neden ertelendiği ya da ne zaman yeniden planlanacağı hemen netlik kazanmadı.
"Trump'ın bu palavrasını ekibi de destekleyemez"
New York’tan Demokrat Temsilci Pat Ryan, Salı günü X platformunda, “Trump, İran saldırılarıyla ilgili Meclis’e yapılacak gizli bilgilendirme toplantısını mazeret bildirmeden iptal etti. Gerçek neden mi? ‘Tüm nükleer tesisleri ve kabiliyeti yok ettiğini’ iddia ediyor; ekibi bu palavrayı destekleyemeyeceklerini biliyor” dedi.
ABD’nin “Sığınak Delici” adı verilen devasa delici bombalarının, Fordow ve İsfahan gibi derin yeraltı korunaklarına sahip İran nükleer sahalarını tamamen yok edip edemeyeceği konusunda uzun süredir soru işaretleri bulunuyor.
Dikkat çekici şekilde, ABD İsfahan’ı bu bombalar yerine bir denizaltıdan fırlatılan Tomahawk füzeleriyle vurdu. Bunun nedeni, bombanın İsfahan’ın, Fordow’dan da derin olan alt katmanlarını başarıyla delip geçemeyeceği yönündeki anlayıştı.
Konuyla ilgili bilgi sahibi iki kaynağa göre, ABD’li yetkililer İran’ın ayrıca saldırıya uğramamış ve halen faal olan gizli nükleer tesisler de barındırdığına inanıyor.
Trump hakkındaki azil tasarısı Temsilciler Meclisi'nde reddedildi
ABD'nin Kongre'den onay almadan İran'a yönelik gerçekleştirdiği hava saldırıları nedeniyle Başkan Trump'ın görevden azledilmesi istenen tasarı Temsilciler Meclisi'nde 79 "evet" oyuna karşılık 344 "hayır" oyuyla reddedildi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Kongresi'nin Temsilciler Meclisi kanadında, İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan çatışmalara ABD’nin de bombalamalarla katılması üzerine Başkan Donald Trump hakkında verilen azil tasarısı reddedildi. Teksas’ın Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Al Green tarafından verilen azil tasarısı oylamaya sunuldu.
ABD'nin Kongre'den onay almadan İran'a yönelik gerçekleştirdiği hava saldırıları nedeniyle Başkan Trump'ın görevden azlini isteyen tasarı, 79 "evet" oyuna karşılık 344 "hayır" oyu ile reddedildi. Oylamada ezici çoğunluğun “hayır” oyu kullanması, Demokratların ABD’nin İran’a yönelik saldırılarından duydukları rahatsızlığa rağmen Başkan'ı görevden alma konusunda istekli olmadıkları şeklinde yorumlandı. Temsilciler Meclisindeki 435 koltuğun 220'sini Cumhuriyetçiler, 212'sini de Demokratlar elinde tutuyor, 3 koltuk da boş bulunuyor.
Kaynak: AA
Demokrat Parti'de New York yarışı
New York'ta Demokrat Parti belediye başkan adayı için ön seçim yapılıyor. Anketlere göre 11 aday adayı arasında eski New York Valisi Cuomo ile New York Temsilciler Meclisi Üyesi Mamdani'nin ismi öne çıkıyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD'nin New York kentinde seçmenler, Demokrat Parti belediye başkan aday adayları arasından 4 Kasım'da yapılacak yarışa girecek ismi belirlemek için sandık başına gidiyor. New York belediye başkan adaylığı için Demokrat Parti'den 11 kişi yarışıyor. Aday adayları arasında, eski New York Valisi Andrew Cuomo, uzun bir süre yarışın favorisi olarak görülürken, son haftalarda yayınlanan anketlerde 33 yaşındaki New York Temsilciler Meclisi Üyesi Zohran Mamdani’nin, Cuomo’yu geride bıraktığı görülüyor. Mamdani ile Cuomo’nun ardından ise anketlerde üçüncü sırada New York Şehir Denetçisi Brad Lander geliyor.
New York'un ilk Müslüman belediye başkanı olabilir
Hint asıllı ve Uganda doğumlu Müslüman aday adayı Mamdani’nin bugün yapılan ön seçimlerde sandıktan başarıyla çıkması durumunda, kasımda yapılacak New York Şehri Belediye Başkanlığı seçimlerinin ardından ilk Müslüman belediye başkanı olarak koltuğa oturmasına kesin gözüyle bakılıyor. Mamdani, Demokrat Parti'nin Gazze’ye destek veren yenilikçi kanadını temsil ederken, 2021’de cinsel taciz ve yolsuzluk skandalları nedeniyle valilik görevinden istifa etmek zorunda kalan Cuomo’nun ise partinin geleneksel kanadını temsil ettiği ve İsrail yanlısı lobiler tarafından desteklendiği belirtiliyor.
Ön seçimi kaybederse bağımsız aday olarak girebilir
Seçim kampanyası için şu ana kadar yaklaşık 35 milyon dolar harcadığı belirtilen Cuomo’nun Demokrat Parti aday adayı olarak bugün yapılan ön seçimleri kaybetmesi durumunda 4 Kasım’da yapılacak seçimlere bağımsız aday olarak girebileceği konuşuluyor. Mevcut Belediye Başkanı Eric Adams'ın da hakkındaki suçlamalardan sonra Trump yönetimiyle yakınlaşarak mahkemedeki davasının düşürülmesi ile gelen eleştiriler üzerine Demokrat Partiden ayrılıp yarışa bağımsız aday olarak girme kararı alması nedeniyle bugünkü oy pusulasında ismi yer almıyor.
Cumhuriyetçi Parti'den tek aday yarışıyor
Öte yandan Cumhuriyetçi Parti, belediye başkanlığı için tek aday çıkardığından ön seçimlere gitmiyor. Önceki seçimde de Cumhuriyetçi Partiden aday olan, sokak güvenliği için "Koruyucu Melekler" adlı organizasyonun kurucusu ve radyo sunucusu Curtis Sliwa, 4 Kasım’da Cumhuriyetçi aday olarak New York Belediye Başkanlığı için yarışacak. Demokratların kalesi olarak bilinen New York'ta her bir Cumhuriyetçi seçmene karşı 7 Demokrat seçmenin bulunduğu, dolayısıyla Cumhuriyetçi aday Sliwa’nın bugünkü seçimden sonra belli olacak Demokrat rakibine karşı şansının çok düşük olduğu tahmin ediliyor.
Kesin sonuçların açıklanması 1 Temmuz'u bulabilir
Seçmenlerin beş adaya kadar tercih sırasına göre sıralama yapmalarına olanak tanıyan “sıralı tercih oylaması” yönteminin kullanıldığı bugünkü ön seçimlerde, eğer birinci aday yüzde 50 barajını geçemezse ikinci tercihler sayıma dahil olacak. Lander ile ikinci tercih konusunda işbirliği yapan Müslüman aday adayı Mamdani’nin bu “sıralı tercih oylaması” sisteminden Cuomo'ya karşı karlı çıkabileceği kaydediliyor.
14 Haziran’da erken oylamanın başladığı New York Belediye Başkanlığı ön seçimlerinde sandıklar, bugün yerel saatle 21.00’de kapanacak. Erken oylama sırasında posta yoluyla gönderilen oyların 1 Temmuz’a kadar beklenecek olması nedeniyle kesin sonuçların açıklanmasının temmuzun ilk haftasını bulabileceği belirtiliyor.
Kaynak: AA
Ateşkesin ardından İsrail genelindeki kısıtlamalar kaldırıldı
İran'la ateşkesin ardından İsrail genelinde eğitim, çalışma hayatı ve toplu faaliyetlere getirilen kısıtlamalar kaldırıldı. Ulaştırma Bakanı Miri Regev, hava sahasının açılmasının ardından havayolu trafiğinin normale dönmesi için çalışmaların başladığını duyurdu
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İsrail ordusu iç cephe Komutanlığı İran ile varılan ateşkesin ardından ülke genelinde eğitim, çalışma hayatı ve toplu faaliyetlere getirilen kısıtlamaların kaldırıldığını duyurdu. İsrail ordu sözcüğünden yapılan açıklamaya göre, İran’a saldırıların başladığı 13 Haziran’dan itibaren ülke genelinde getirilen kısıtlamalar kaldırıldı. Buna göre okullarda eğitim devam edecek, iş yerlerinde çalışmaya geri dönülüyor. Ayrıca sanat, kültür ve spor toplu faaliyetlerine ilişkin kısıtlamanın da kaldırıldığı bildirildi.
İsrail havayolu trafiğini yeniden açmak istiyor
Öte yandan İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, İsrail hava sahasının sabah saatlerinde açılmasının ardından uluslararası havayolu şirketlerinin ülkeye dönüşünü sağlamak için çalışacaklarını, bu kapsamda havalimanı çalışma saatlerini uzatacaklarını duyurdu. İsrail’in dünyaya açılan kapısı niteliğindeki Tel Aviv kentindeki Ben Gurion Havalimanı, İsrail’in İran’a saldırılarının başlamasının ardından günlerce kapalı kalmış, yurtdışında mahsur kalan İsrailliler için çok sınırlı sayıda uçuş gerçekleştirilmişti.
Kaynak: AA
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: ABD ile meseleleri uluslararası çerçeve temelinde çözmeye hazırız
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman, BAE Devlet Başkanı Al Nahyan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile ayrı ayrı telefonda görüştü. Pezeşkiyan, Veliaht Prens ile görüşmesinde, "İran ile ABD arasındaki meseleleri uluslararası çerçeve temelinde çözmeye hazırız" dedi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesi ile ABD arasındaki konuları uluslararası çerçeve temelinde çözmeye hazır olduklarını söyledi. İran devlet televizyonuna göre, Pezeşkiyan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
Pezeşkiyan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman'la yaptığı konuşmada, "İran ile ABD arasındaki meseleleri uluslararası çerçeve temelinde çözmeye hazırız" dedi. Bu süreçte dost ve kardeş ülkelerin her türlü desteğini memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Pezeşkiyan, "ABD ve Siyonist rejimin İslam ülkeleri arasında ayrılık yaratma peşinde olduğuna ciddi şekilde inanıyoruz. İran, bölgedeki birlik ve barışı güçlendirme çabasındadır" ifadelerini kullandı.
Haberde, Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman'ın, ülkesinin başından beri İsrail'in İran’a yönelik eylemlerini kınadığını hatırlattığı ve "Biz ve bölgemizdeki hiçbir ülke, hava sahasını İran’a karşı herhangi bir eylem için açmadı, açmayacağız. Ülkelerimizdeki ABD üslerinden İran’a yönelik herhangi bir operasyon da gerçekleşmeyecektir. ABD saldırısına karşılık verme konusundaki zorunluluklarınızı da anlayışla karşılıyoruz" ifadelerini kullandığı belirtildi.
"Barış ortamında bölgemizi birlikte inşa edebiliriz"
Öte yandan Pezeşkiyan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan'la yaptığı görüşmede, "yabancıların müdahalesi olmadan bölgeyi birlikte inşa edebileceklerini" belirtti. Pezeşkiyan, "Biz, BAE halkını ve bölgedeki diğer ülkeleri kardeşimiz olarak görüyoruz. Tüm ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı duyuyoruz ve inanıyoruz ki; yabancı müdahalesi olmadan, iş birliği, istikrar ve barış ortamında bölgemizi birlikte inşa edebiliriz.” dedi.
BAE Devlet Başkanı Al Nahyan tüm ülkelerin kendini savunma hakkına işaret ederek, Pezeşkiyan'ın iyi komşuluk çerçevesinde ve ilişkilerin güçlendirilmesi amacıyla görüşme gerçekleştirmiş olmasından memnuniyet duydum.” ifadesini kullandı. Haberde Al Nahyan'ın "Kendini savunmak, tüm ülkelerin doğal hakkıdır" ifadesine yer verildi.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yaptığı görüşmede, "düşmanların komplolarının aralarındaki dostluğu zedeleyemeyeceğini" ifade etti. Pakistan Başbakanı Şerif ise görüşmede, İsrail ve ABD’nin İran topraklarına yönelik saldırılarını bir kez daha kınayarak, "Umarım varılan ateşkes kalıcı olur ve sorunlar diyalog ve diplomasi yoluyla çözülerek İran halkının hakları temin edilebilir." dedi.
Kaynak: AA
Şam'daki kilise saldırısını DEAŞ'ın 'çöl valisi' planlamış
Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin Baba, başkent Şam'daki Mar İlyas Kilisesi'ne intihar saldırısıyla bağlantılı olarak yakalanan hücre sorumlusunun eylemi planlayan DEAŞ'ın sözde çöl valisi ve Suriye vatandaşı olduğunu bildirdi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin Baba, 22 Haziran'da Şam'ın Duveyla Mahallesi'ndeki Mar İlyas Kilisesi'ne düzenlenen intihar saldırısıyla ilgili olarak basın açıklaması yaptı. Saldırının iki kişi tarafından gerçekleştirildiğini belirten Baba, intihar eylemini yapan ile olayın ardından kaçan kişinin Suriye vatandaşı olmadığını ifade etti. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Baba, istihbarat birimiyle koordineli yürütülen çalışmada, firari şüphelinin Seyyide Zeynep bölgesinde terör saldırısı hazırlığındayken yakalandığını söyledi.
Baba, şüphelinin verdiği ifadelerde başta sorumlu hücre olmak üzere toplam dört hücreyle mühimmat depolarını itiraf ettiğini aktardı. Yapılan baskınlarda hücre sorumlusu olan kilise saldırısının planlayıcısının yakalandığını ifade eden Baba, "Yakalanan hücre sorumlusu, DEAŞ’ın sözde çöl valisi Abdülilah el-Cümeyli’dir. Kendisi Şam'ın Hacer el-Esved mahallesi sakinidir" dedi. Baba, kilise saldırganlarının Cümeyli'nin yardımıyla Humus ilindeki Hol Çölü bölgesinden, Esad rejiminin çökmesinin ardından Şam'a geldikleri bilgisini paylaştı.
Mar İlyas Kilisesi'ne intihar saldırısı
Suriye'nin başkenti Şam'ın doğusundaki Duveyla Mahallesi'nde bulunan Mar İlyas Kilisesi'nde 22 Haziran 2025'te patlama meydana gelmişti. Sağlık Bakanlığı, saldırıda 25 kişinin öldüğünü, 63 kişinin yaralandığını açıklamıştı. Suriye Dışişleri Bakanlığı, saldırının terör örgütü DEAŞ tarafından düzenlendiğini bildirmişti. Suriyeli yetkililer de sosyal medyada yaptıkları açıklamalarda, kilisedeki patlamanın terör saldırısı olduğunu vurgulayarak, birlik mesajı vermişti. Türkiye başta olmak üzere aralarında İspanya, Belçika, Fransa, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün ve Irak gibi ülkelerin bulunduğu birçok ülke terör saldırısını kınayan açıklamalarda bulundu.
Kaynak: AA
Almanya'da 2025 bütçe tasarısı onaylandı
Almanya'da Bakanlar Kurulu, ülkenin durgun ekonomisini canlandırmayı ve savunma harcamalarını artırmayı amaçlayan 2025 bütçe taslağını ve 2026 bütçe çerçevesini onayladı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Almanya Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil, Federal Meclisin ülkenin borç freninin gevşetilmesi ve altyapının yenilenmesi için 500 milyar euroluk özel bir fon oluşturulmasına yeşil ışık yakmasının ardından bakanların 2025 bütçe taslağını ve 2026 bütçe çerçevesini onayladığını açıkladı. Federal bütçe ve 500 milyar euroluk yatırım paketiyle, "yeni bir ekonomik güç oluşturmak, ülkeyi modernize etmek, geleceğe uygun hale getirmek ve güvenli yaşamı garanti altına almak için" şimdi gerekenleri yaptıklarını vurgulayan Klingbeil, "Bu yıl 115 milyar euronun üzerinde rekor yatırım planlıyoruz. 2029’a kadar federal hükümetin yıllık yatırımlarını yaklaşık 120 milyar euroya çıkaracağız" dedi.
Klingbeil, 2029’a kadar federal bütçenin ana rotasını belirlediklerini aktararak, “Ülkemiz birçok alanda kemer sıkma önlemleriyle mahvedildi. Bu durum değişmeli. Ekskavatörlerin hızla harekete geçmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Savunma harcamaları artacak
Bu yıl için harcamaların 503 milyar euro olarak öngörüldüğü bütçede, gelirlerin 421,2 milyar euro, yatırımların da 115 milyar euro olacağı tahmin ediliyor. Tasarıda, 2025’te net borçlanmanın 81,8 milyar euro olması beklenirken, bunun 2026’da ise 89,3 milyar euroya çıkması öngörülüyor. Ayrıca 2026'da 123,6 milyar euro yatırım planlanıyor. Hükümetin bütçe rotasında 2029’a kadar toplam 847 milyar euro tutarında yeni borç ihracı öngörüldü. Ülkede 2029’a kadar altyapıyı modernleştirmek için 166 milyar euro harcanması planlanıyor. Bu miktarın yaklaşık 107 milyar eurosu demir yollarına, 52 milyar euro kadarı otoyollara ve yaklaşık 8 milyar eurosu da su yollarına ayrılacak.
Çalışma ve sosyal harcamalar bu yıl yaklaşık 180 milyar euro ile bütçedeki en büyük harcama kalemi olmaya devam edecek. Taslak 2025 bütçesinde, konut, kentsel gelişim ve inşaata 2028'e kadar 20 milyar euro ayrılırken, sosyal konutlar için 3,5 milyar euroluk rekor bir bütçe ayrılması dikkati çekti. Ülkede konut yardımı (Wohngeld), artan kira fiyatlarını dengelemek üzere bu yıl yüzde 15 arttırılacak. Ülkenin savunma harcamalarının 2029’a kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 3,5'ine yükselmesi öngörülüyor. Genel olarak taslak bütçede bu yıl savunma harcamalarının GSYH’nın yüzde 2,4’üne ulaşması hedefleniyor. Almanya’da bir önceki Federal Meclisteki milletvekilleri martta altyapı ve iklim için 500 milyar euroluk özel fon oluşturulması ve savunma harcamalarının gelecekte "borç freni" uygulamasından çıkarılması için anayasa değişikliği yapılmasına "evet" demişti.
UAEA Başkanı Grossi: İran'da vurulan tesislerin dışında radyasyon sızıntısı yok
UAEA Başkanı Grossi, İran'da vurulan nükleer tesislerle ilgili, "Tesislerin içinde nükleer malzeme içeren bazı lokal radyoaktif ve kimyasal salınımlar yaşanmıştır ancak tesis dışında radyasyon seviyelerinin arttığına dair bir rapor bulunmamaktadır" açıklamasını yaptı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, ABD ve İsrail'in saldırdığı İran'daki nükleer tesislerin içerisinde bazı radyoaktif ve kimyasal salınım yaşandığını ancak tesis dışında radyasyon seviyelerinin artmadığını değerlendirdiklerini bildirdi. UAEA'dan yapılan paylaşıma göre, Grossi, İran'daki nükleer tesislerin durumuna ve İsrail ile İran arasındaki ateşkese ilişkin açıklamalarda bulundu.
Grossi, "İran'daki durumla ilgili olarak bugün yapılan açıklamaları" memnuniyetle karşıladığını yineledi. UAEA ile işbirliğini yeniden başlatmanın İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin anlaşmazlığın çözüme kavuşturulmasında kilit bir önem taşıdığını ifade eden Grossi, UAEA müfettişlerinin çalışmaya hazır olduğunu kaydetti.
"Tesislerin içinde bazı lokal radyoaktif ve kimyasal salınımlar yaşandı"
Grossi, "Bu saldırılar sırasında, uranyum dönüştürme ve zenginleştirme tesisleri de dahil İran'daki çeşitli nükleer tesislerde büyük hasar gördük. Değerlendirmemize göre, etkilenen tesislerin içinde nükleer malzeme (çoğunlukla farklı derecelerde zenginleştirilmiş uranyum) içeren bazı lokal radyoaktif ve kimyasal salınımlar yaşanmıştır ancak tesis dışında radyasyon seviyelerinin arttığına dair bir rapor bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı. UAEA'nın, komşu ülkelerdeki nüfusa ve çevreye radyolojik bir etkinin olmadığı konusunda güvence verebileceğini aktaran Grossi, "Nükleer güvenlik açısından en önemlisi, İran'ın araştırma ve enerji reaktörlerinin hedef alınmamış olmasıdır" dedi.
Grossi, ABD'nin saldırıları sonrası 23 Haziran'da yapılan saldırılara ilişkin UAEA'nın, Fordo'daki nükleer tesisin yer altı kısmına yakın erişim yolu ve girişlerinden birinin vurulduğunu öngördüklerini belirtti. UAEA Başkanı Grossi, Natanz'daki nükleer tesiste ise (uranyum) zenginleştirme ve depolama için kullanılan yeraltı kısımlarının üzerinde ABD'nin saldırılarından kaynaklanan iki delik tespit edildiğini, bunun da içeride kimyasal açıdan tehlikeye neden olabileceğini değerlendirdiklerini bildirdi.
ABD: DeepSeek bütün verileri Çin ordusuyla paylaşıyor
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Çin merkezli yapay zeka girişimi DeepSeek’in Çin ordusu ve istihbaratına doğrudan destek sağladığını belirtti. DeepSeek'in ayrıca, paravan şirketler kurarak Nvidia’nın ileri seviye çiplerine erişmeye çalıştığı belirtiliyor
İngiltere: Türkiye, güçlü askeri entegrasyon ve savunma sanayi işbirliğiyle kilit ortak
İngiltere'de hükümetin yayımladığı yeni ulusal güvenlik stratejisi belgesinde, "Türkiye, İngiltere'nin güvenlik çıkarları için elzemdir ve güçlü askeri entegrasyon ile savunma sanayi işbirliği sayesinde hem kilit bir NATO müttefiki hem de ikili düzeyde ortaktır" denildi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İngiltere'de hükümet, 'Ulusal Güvenlik Stratejisi 2025: Tehlikeli Bir Dünyada İngiliz Halkı için Güvenlik' başlıklı yeni güvenlik, savunma ve dış politika stratejisini yayımladı. Belgede, Türkiye'nin İngiltere için önemine işaret edilerek, "Karadeniz, Kafkaslar, Orta Doğu ve Afrika'nın kesişim noktasında bulunan Türkiye, İngiltere'nin Avrupa'daki ve NATO'nun kanatlarındaki güvenlik çıkarları için elzemdir ve güçlü askeri entegrasyon ile savunma sanayi işbirliği sayesinde İngiltere için hem kilit bir NATO müttefiki hem de ikili düzeyde ortaktır" değerlendirilmesi yapıldı.
Ülke genelinde kapsamlı hazırlık çağrısı
Belgede özellikle, Rusya ve İran'ın oluşturduğu tehditler öne çıkarılırken, bazı düşman ülkelerin İngiltere'nin enerji ve tedarik zincirlerini hedef alabilecek potansiyel saldırılar için zemin hazırladığına dikkat çekildi. "İngiltere topraklarının doğrudan tehdit altına girmesi ihtimali" üzerinde durulan raporda, bu senaryoya karşı ülke genelinde kapsamlı hazırlık yapılması çağrısı yer aldı. Belgede, "Uzun yıllardır ilk kez, İngiltere ana vatanının potansiyel olarak bir savaş senaryosunda doğrudan tehdit altına girme olasılığına karşı aktif olarak hazırlanmamız gerekiyor" ifadesine yer verildi.
Yeni güvenlik stratejisi kapsamında, toplum genelinin hazırlığını test etmek amacıyla yıllık tatbikatlar düzenleneceği kaydedilen belgede, enerji santralleri ve su temini gibi kritik altyapıların korunmasına yönelik önlemlerin de artırılacağı belirtildi. Bu kapsamda, başlatılan yeni uygulamanın, "Yurt Savunması (Home Defence)" olarak tanımlandığı ifade edildi.
Strateji belgesinde, Rusya-Ukrayna savaşı ve bu savaşa eşlik eden siber saldırılar, sabotaj girişimleri ile artan nükleer söylemler, "en acil tehdit" olarak tanımlandı. Belgede, "Bazı düşmanlar, gelecekteki çatışmaların temellerini atıyor, saldırganlıklarına karşı durmamızı engellemek için enerji ve tedarik zincirlerimizde büyük kesintilere yol açacak şekilde hızla hareket etmek üzere kendilerini konumlandırıyo." değerlendirmesi yapıldı. İran'ın İngiltere topraklarında yürüttüğü düşmanca faaliyetlerin de arttığı vurgulanan belgede, bu faaliyetlerin hem İran'ın muhaliflerini susturmaya hem de doğrudan İngiltere'yi tehdit etmeye yönelik olduğuna işaret edildi.
"İngiltere artık iç cephede her gün yeni tehditlerle karşı karşıya"
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, belgenin yayımlanmasının ardından Sky News televizyonuna yaptığı açıklamada, "İngiltere artık iç cephede her gün yeni tehditlerle karşı karşıya." dedi. Starmer, ülkenin "çok sık ve ciddi" siber saldırıların hedefi olduğunu vurgulayarak, özellikle enerji güvenliği ve İran'dan gelen tehditlere karşı dikkatli olunması gerektiğini bildirdi. Başbakan Starmer, "Bu tehditlere karşı uygun şekilde korunmalıyız ve bunu yapacağız." ifadesini kullandı.
Kaynak: AA


Yorumlar