14
- mutlunecmettin
- 14 Eyl 2025
- 10 dakikada okunur
Kuzey Ren-Vestfalya seçimleri: Aşırı sağcı AfD’nin oylarını artırması bekleniyor
Almanya’nın en kalabalık eyaletindeki seçimler, Şansölye Friedrich Merz için sandıktaki ilk büyük sınavı oluşturuyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Almanya’nın en kalabalık eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya’da yapılan yerel seçimler, Şansölye Friedrich Merz için ilk büyük sınav olurken, anketler, aşırı sağcı AfD’nin oy oranını iki ila üç kat artırarak güçlü bir çıkış yaptığını gösteriyor.
The Guardian'da yer alan habere göre, Almanya’nın aşırı sağ partisi Almanya için Alternatif’in (AfD), ülkenin en kalabalık eyaletinde sandığa giden seçmenler arasında önemli kazanımlar elde etmesi bekleniyor. Yerel seçimler, şansölye Friedrich Merz’in dört ay önce göreve başlamasından bu yana karşılaştığı ilk büyük seçim sınavı olarak görülüyor.
Yaklaşık Almanya nüfusunun dörtte birine ev sahipliği yapan Kuzey Ren-Vestfalya, geniş tarım arazileri, sanayi sonrası kasabaları ve çok etnili ile öğrenci nüfusunun yoğun olduğu şehirleriyle ülkenin geneli için bir tür barometre olarak değerlendiriliyor.
Son kamuoyu yoklamalarına göre Merz’in muhafazakâr Hristiyan Demokrat Birliği oyların yaklaşık %35’ini alarak eyaletteki hâkim konumunu korumaya hazırlanıyor.
Aşırı sağcı popülist AfD ise yaklaşık %16 bandında seyrediyor. Bu oran, beş yıl önce eyaletteki son yerel seçimlerde aldığı oyun iki ila üç katı. Bu da partinin belediye başkanlığı için yarışan adaylarının iki hafta sonra yapılacak ikinci tur oylamalarına kalma ihtimalini ciddi şekilde artırıyor.
Ülke genelinde gözler özellikle AfD’nin, eski komünist doğu eyaletlerinde elde ettiği büyük kazanımları tekrarlayıp tekrarlayamayacağına çevrilmiş durumda.
Oylama, zayıflayan Alman ekonomisi, artan işsizlik ve göç konusundaki huzursuzluğun – AfD’nin temel gündeminin – gölgesinde gerçekleşiyor.
Merz, ekonomiyi rayına oturtma, göçü azaltma ve aşırı sağı geriletme sözü verdi.
Şubat ayındaki federal seçimden bu yana AfD, birkaç ulusal kamuoyu yoklamasında birinci sıraya yerleşti.
Koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sosyal Demokrat Parti ise özellikle eskiden güçlü olduğu eski kömür madeni bölgelerinde ciddi bir siyasi hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Uzmanlara göre AfD’nin yerel siyasette belediye başkanlıkları ve meclis üyelikleri kazanarak ne kadar çok mevzi elde ederse, ana akım partilerin federal düzeyde AfD ile siyasi iş birliğini engellemek için koydukları “ateş duvarı”nı korumaları da o kadar zor olacak.
Uluslararası meseleler de, yerel konuları dolaylı biçimde etkilese de, Kuzey Ren-Vestfalya’daki seçim kampanyasında rol oynadı. Merz, sosyal demokrat selefi Olaf Scholz’a kıyasla Almanya’nın dışarıdaki çıkarlarını temsil etmede daha cesur bir figür olarak görülüyor.
Özellikle, Trump yönetiminin desteği konusunda kararsız bir tavır sergilediği Ukrayna’nın savunması konusunda Avrupa müttefiklerini bir araya getirme çabalarındaki rolü dikkat çekti. Ancak göç konusunda, Almanya’nın politikasını köklü biçimde değiştirme vaadine rağmen seçmenler ikna olmuş görünmüyor; son aylarda göç sayıları düşmüş olsa da.
AfD ise kendisini özgüvenli bir alternatif olarak sunuyor. Enerji temini, eğitim ve her şeyden çok göç gibi konularda seçmen nezdinde puan topluyor. Her ne kadar bu politika alanları yerel düzeyde belirlenmese de.
Kaynak: Gazete Oksijen
İsrail, Yemen'den İHA saldırısı nedeniyle, Ramon Havalimanını yeniden uçuşlara kapattı
İsrail ordusu Yemen'den Arabe Vadisi bölgesine düzenlenen İHA saldırısının engellendiği, şarapnel parçalarının düşme endişesi nedeniyle sirenlerin devreye girdiği duyurdu
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İsrail, Yemen'den insansız hava aracıyla (İHA) düzenlenen saldırı nedeniyle güneydeki Ramon Havalimanını yeniden uçuşlara kapattı.
İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in güneyindeki Be'er Ora (Arabe Vadisi) bölgesine bir İHA'nın sızdığı ve sirenlerin çaldığı kaydedildi. Açıklamada, olayla ilgili detayların incelendiği belirtildi.
İsrail ordusundan daha sonra yapılan bir açıklamada da Yemen'den Arabe Vadisi bölgesine düzenlenen İHA saldırısının engellendiği, şarapnel parçalarının düşme endişesi nedeniyle sirenlerin devreye girdiği ifade edildi.
Israel Hayom gazetesinin haberine göre, ülkenin güneyindeki Umm er-Reşraş (Eilat) bölgesindeki Ramon Havalimanı bölgesine bir İHA'nın sızmasının ardından sirenler çaldı.
Kanal 12 televizyonu da Ramon Havalimanının yeni bir duyuruya kadar uçuşlara kapatıldığını duyurdu. Yemen'deki Husilerden saldırıya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
İsrail'de 7 Eylül'de Yemen'den atılan İHA'nın ülkenin güneyindeki Ramon Havalimanına isabet etmesi sonucu 1 kişinin hafif yaralandığı belirtilmişti. İsrail Havalimanları Kurumu, saldırının ardından Ramon Havalimanının uçuşlara kapatıldığını duyurmuştu.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Yemen'deki İran destekli Husilerin gönderdiği, Ramon Havalimanını vuran İHA'nın tespit edilemediği ve sirenlerin devreye girmediği kaydedilmişti.
Kaynak: AA
Şi ve Putin dostluğunun ötesinde: Rusya'yı etkisi altına alan Çin kültürü rüzgarı
Rusya’da Çin’in etkisi giderek artıyor. Kültürel değişim programları kapsamında sanat sergileri, bale ve tiyatro gösterileri düzenlenirken, Çin Yeni Yılı kutlamaları büyük ilgi görüyor. Öte yandan Ruslar arasında Çince öğrenme talebi hızla yükseliyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Pekin’de Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi kapsamında bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping, iki ülke arasındaki ilişkileri “benzeri görülmemiş seviyede” olarak nitelendirdi. Ancak başlıkları süsleyen bu diplomatik mesajların ötesinde, Çin’in Rusya’daki günlük yaşam üzerindeki etkisi giderek belirginleşiyor; bu etki sanat, turizm, tüketim ürünleri ve dil eğitiminden kendini gösteriyor.
Geçen yıl, Pekin Ulusal Büyük Tiyatro’da düzenlenen etkinlikte, Putin ve Şi 2024-2025 yıllarını “Çin-Rusya Kültür Yılları” ilan etti. Planlanan 230’dan fazla etkinlik neredeyse 100 şehirde gerçekleştirilecek.
Moskova’daki Tretyakov Devlet Galerisi, Çinli çağdaş sanatçı Han Yuchen’in yağlı boya tabloları, fotoğrafları ve kaligrafi çalışmalarını sergiliyor. Nisan ayında Shenzhen Opera ve Dans Tiyatrosu, “Wing Chun” adlı oyununu Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’na taşıdı. Bolşoy Bale ve Orkestrası ise Mayıs ayında Çin’in Pekin ve Shenzhen şehirlerinde kültürel değişim kapsamında turneye çıktı.
The Moscow Times'ın aktardığına göre bu yılki Çin Yeni Yılı festivali, Moskova’nın merkezindeki Manezhnaya Ploshchad’da o kadar büyük ilgi gördü ki ziyaretçiler kapıların açılmasından çok önce uzun kuyruklar oluşturdu.
Devlet destekli kültür diplomasisi
2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tam ölçekli savaşının başlamasının ardından Batılı ülkeler, Moskova ile kültürel ilişkilerini kesmenin yanı sıra ekonomik ve siyasi yaptırımlar da uygulamaya koydu.
Rusya’nın Çin’e yönelimi ise çok öncesine dayanıyor. Ancak Ukrayna savaşı ve Batı ile ilişkilerde yaşanan derin kriz, Çin’in Rusların hayatındaki varlığını her zamankinden daha görünür hâle getirdi, diyor Carnegie Russia Eurasia Center’dan Temur Umarov.
“Rusya bu yolla, Batı uygarlığıyla olmasa da Çin ile olan bağlantısını dünyaya göstermek istiyor,” diye ekliyor Umarov.
Dil öğrenimine artan ilgi
Ruslar arasında Çin dili öğrenme ilgisi giderek artıyor; birçok kişi Çinceyi, İngilizceyle birlikte kariyer fırsatları için rekabetçi bir yetenek olarak görüyor.
Zengin Ruslar arasında Çince, İngilizceden sonra en popüler ikinci yabancı dil konumunda. Moskova’daki okullarda Çince dersleri sunan kurum sayısı ise yüzde 123 artış gösterdi.
İş arama platformu SuperJob’un anketine göre, Çince bilen uzmanlara olan talep 2023-2024 yılları arasında 1,6 kat artmış durumda. En yüksek talep, ulaştırma ve lojistik sektörlerinden geliyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
Rusya'dan 'Zirkon hipersonik' füze denemesi: 350 km'deki hedefi başarıyla vurdu
Rus yapımı ve Moskava'nın iddiasıyla "dünyada benzersiz" olan silahlardan Zirkon isimli hipersonik güdümlü füze fırlatma denemesi başarıyla tamamlandı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Rus yapımı ve Moskava'nın iddiasıyla "dünyada benzersiz" olan silahlardan Zirkon isimli hipersonik güdümlü füze fırlatma denemesi başarıyla tamamlandı.
Rus Interfaks haber ajansına göre, deneme, Barents Denizi’nde yapıldı. Aynı kaynaklara göre, Rus firkateyni Amiral Gorshkov'dan fırlatılan füze, 7 Mach hızda uçarak 350 kilometre uzaktaki hedefi başarıyla vurdu.
Zirkon füzesinin ilk resmi testi Ekim 2020'ye dayanıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ilk test için "bütün ülke için büyük bir olay" diyerek memnuniyetini ifade etmişti. O zamandan bu yana, Amiral Gorchkov'dan en az iki test daha yapıldı.
Yaklaşık bin kilometrelik maksimum menzile sahip olan bu füzelerin, Rus ordusunun gemileri ve denizaltılarında kullanılacak.
Tatbikat, Baltık ve Barents Denizi'nde gerçekleştiriliyor. Baltık Denizi, Atlas Okyanusu'nun bir kolu. Deniz, Avrupa ülkeleri Danimarka, Estonya, Finlandiya, Almanya, Letonya, Litvanya, Polonya, Rusya, İsveç tarafından çevreleniyor.
Zapad tatbikatının amacı ne?
Derya Doğan'ın NTV'de yer alan haberine göre, Rusya ve Belarus, Zapad tatbikatıyla, olası bir düşman saldırısını püskürtmeyi, kaybedilen toprakların geri alınmasını ve sınırlarının güvenliğini sağlamayı test ediyor.
Rusya, tatbikatların iki aşamadan oluştuğunu açıklamıştı. İlki savunma ve koordinasyona odaklanırken ikinci aşamada alan kazanma ve düşman kuvvetlerini püskürtme hamleleri yer alıyor.
Askeri egzersizler aynı zamanda Rusya'nın Belarus'a taktik nükleer silahlar konuşlandırmasının ortasında başladı. Minsk yönetimi, tatbikatın, Rusya'nın yeni deneysel nükleer füzesi Oreşnik'in kaabilyetlerini yansıtacağını bildirdi.
Rusya Savunma Bakanlığı tarafından Zapad-2025'in başlangıcını kutlamak için yayınlanan bir videoda, ormanlık yollarda ilerleyen zırhlı araçlar, havalanan saldırı helikopterleri ve bombardıman uçakları ile denizde savaş gemileri ve bir denizaltı gösterildi. Bu da Zapad'ın hava, kara ve deniz olmak üzere tüm sahalarda gerçekleştiğine işaret ediyor.
Polonya ve NATO'da kırmızı alarm
Polonya'daki Rus drone'ları krizi sonrası kırmızı alarm veren NATO, Zapad tatbikatını da dikkatle izliyor.
Polonya, henüz drone krizi yaşanmadan önce Zapad tatbikatı nedeniyle sınırı kapatmış, doğu sınırına 40 bin asker konuşlandıracağını açıklamıştı. Polonya Savunma Bakan Yardımcısı Cezary Tomczyk, “Zapad-2025'e uygun şekilde yanıt vermek için Polonya ve NATO askerlerine ihtiyaç var” demişti.
Tomczyk, Rus insansız hava araçlarının, Polonya hava sahasını ihlal etmesinin Zapad 2025 askeri tatbikatlarıyla bağlantılı olduğunu söyledi.
Bir diğer drone krizi Romanya'da
Rus drone'ları, Polonya'dan sonra Romanya'da da görüldü.
Rusyaya ait olduğu öne sürülen bir insansız hava aracının, Tuna Nehri kıyısındaki Tulcea bölgesinde tespit edildiği ve radar görüntüsünden çıkmadan önce Chilia Veche köyünün 20 kilometre güneybatısına yöneldiği bildirildi. Yetkililer, İHA’nın yerleşim bölgeleri üzerinde uçmadığını ve halka doğrudan bir tehdit oluşturmadığını belirtti.
Romanya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarının başlamasından bu yana sınır bölgesine sık sık drone parçaları düştüğünü duyurmuştu.
Polonya savaşa ilk kez dahil oldu
NATO ülkesi Polonya, geçtiğimiz hafta içinde, hava sahasına giren Rus insansız hava araçlarını düşürmüş, Bu, NATO üyesi bir ülkenin, Ukrayna savaşı sırasında ateş açtığı bilinen ilk olay olarak büyük yankı uyandırmıştı.
Polonya, 10 Eylül'de Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği büyük hava saldırısı sırasında 19 nesnenin hava sahasına girdiğini ve tehdit oluşturanları düşürdüğünü açıkladı. Başbakan Donald Tusk, NATO anlaşmasının dördüncü maddesini yürürlüğe koyduğunu ve bu maddeye göre ittifak üyelerinin müttefikleriyle istişare talep edebileceğini söyledi.
Moskova iddiaları reddediyor
Başbakan Tusk, “Büyük çaplı bir provokasyonla karşı karşıyayız. Bu tür provokasyonları püskürtmeye hazırız. Durum ciddi ve çeşitli senaryolara hazırlıklı olmamız gerektiği konusunda kimsenin şüphesi yok” açıklamasını yaptı.
Rusya, drone'ların Polonya'da herhangi bir hedefi almadığı konusunda ısrarcı. Moskova'dan yapılan açıklamalarda, Polonya'ya saldırı iddiaları reddedildi.
Z kuşağı hükümeti devirmişti: Nepal'in ilk kadın başbakanı göreve geldi
Eski DJ Sudan Gurung ve kurduğu gençlik hareketi Hami Nepal, sosyal medyayı kullanarak kitlesel protestolar düzenledi; Başbakan K.P. Sharma Oli istifa etti ve Nepal tarihinin ilk kadın başbakanı Sushila Karki geçici olarak göreve getirildi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Nepal’de eski bir DJ olan Sudan Gurung ve onun kurduğu küçük bir sivil toplum örgütü, gençleri sosyal medya üzerinden örgütleyerek ülkenin siyasi dengelerini altüst etti.
Gurung’un liderliğindeki Hami Nepal (Biz Nepal’iz) hareketi, Discord ve Instagram üzerinden yaptığı çağrılarla on binlerce genci sokaklara döktü. Gösteriler, onlarca kişinin ölümüne yol açan ve son yılların en ciddi siyasi krizi haline gelen olayların ardından Başbakan K.P. Sharma Oli’nin istifasını getirdi.
36 yaşındaki Gurung’un öncülüğünde kurulan grup, hükümetin yasakladığı sosyal medya platformlarına VPN aracılığıyla erişerek protesto çağrılarını yaydı. Kısa sürede Discord’daki paylaşımlar öylesine etkili oldu ki, ulusal televizyonlarda bile yer buldu. Gösteriler şiddetlenince grup, sahte haberleri tespit etmeye ve yaralılar için hastane numaraları paylaşmaya başladı.
Hami Nepal üyeleri, Gurung’un artık ülkenin geçici yönetiminde kilit kararların merkezinde yer aldığını belirtiyor. Grup, devlet başkanı ve orduyu ikna ederek yolsuzlukla mücadelesiyle tanınan eski Yüksek Mahkeme Başkanı Sushila Karki’nin geçici başbakan olarak atanmasını sağladı. Böylece Nepal tarihinde ilk kez bir kadın başbakan görev başına geçti.
Gurung, perşembe günü düzenlenen basın toplantısında, “Gücü halka vereceğim ve yolsuzluğa bulaşmış tüm siyasetçileri adalet önüne çıkaracağım” dedi. Pazar günü ise Gurung ve ekibinin, yeni kabinenin oluşumu için görüşmeler yürüttüğü ve önceki hükümet döneminde atanan bazı isimlerin görevden alınmasını gündeme getirdiği öğrenildi.
Hareketin Instagram hesabından yapılan açıklamada, “Süreç dikkatle yürütülüyor, kabine yetkin ve liyakatli gençlerden oluşacak” ifadelerine yer verildi.
Gençlerin öfkesinden doğan hareket
Pazartesi günü ağırlıklı olarak 20’li yaşlardaki gençlerin katıldığı protestolar birkaç saat içinde şiddete dönüştü ve hükümetin devrilmesine yol açtı. Yolsuzluk iddialarına tepki olarak başlayan gösteriler, sosyal medya yasaklarının getirilmesiyle büyüdü. Kısa süre sonra geri çekilen yasaklara rağmen sokaklarda güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmalarda en az 72 kişi hayatını kaybetti, 1.300’den fazla kişi yaralandı.
Gurung ve ekibi, herhangi bir resmi görev almayacaklarını vurguluyor. Hareketin gönüllülerinden 26 yaşındaki Ronesh Pradhan, “Biz siyasetçi olmak istemiyoruz. Sudan Gurung yalnızca gençlere destek verdi. Biz ülkenin sesi olacağız, iktidar makamlarına talip değiliz” dedi.
DJ’liği bırakan Gurung, daha önce 2015’teki büyük depremde ve COVID-19 salgını sırasında yardım çalışmalarını örgütlemişti. Protesto hareketinde öne çıkan isimlerden biri de 24 yaşındaki kafe işletmecisi Ojaswi Raj Thapa oldu. 160 binin üzerinde takipçiye ulaşan Instagram hesabını Thapa, hukuk mezunu Rehan Raj Dangal ve Gurung birlikte yönetiyor.
Thapa, Reuters’a yaptığı açıklamada, yargının bağımsızlığının sağlanmasının en önemli hedefleri olduğunu belirterek, “Anayasada bazı değişiklikler gerekebilir, ancak anayasayı feshetmek istemiyoruz” dedi.
Kaynak: Gazete Oksijen
Petrol krallığı yüzünü güneşe dönüyor: Suudi Arabistan'dan dev solar projesi
Fosil yakıt zengini Suudi Arabistan, güneş enerjisine yöneliyor. Ülkede devasa güneş tarlaları ve elektrik depolama bataryaları kuruluyor. Amaç, hem enerji ihtiyacını karşılamak hem de ihracata ayrılacak petrol miktarını artırmak
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Suudi Arabistan, dünyadaki en büyük güneş enerjisi projelerinden bazılarını hayata geçiriyor. Dev bataryalar, enerjiyi geceye kadar depolayarak güneşin kesintisiz kullanımını sağlıyor. Hedef, turizm tesisleri, fabrikalar ve yapay zeka veri merkezleri için gereken elektrik ihtiyacını karşılamak ve fosil yakıtların ihracat potansiyelini artırmak.
2030 hedefi
Wall Street Journal'da yer alan habere göre, Kral Selman’ın oğlu Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın 2016’da açıkladığı ekonomik çeşitlendirme planı çerçevesinde, ülke 2030 yılına kadar elektriğinin yarısını temiz enerji kaynaklarından üretmeyi hedefliyor. ACWA Power, yaklaşık 100 gigavatlık kapasite ile bu hedefin en büyük sorumlusu. Geçen yıl ülkede yalnızca 4 gigavat kurulu güneş kapasitesi vardı.
Dev yatırımlar ve yeni projeler
Temmuz 2025’te ACWA ve iki Suudi şirketi, ağırlıklı olarak güneş enerjisi olmak üzere 15 gigavatlık yenilenebilir enerji projelerine 8,3 milyar dolar yatırım yapacaklarını açıkladı. Mevcut inşaat projeleriyle birlikte ülke, 2030’da enerji karışımının üçte birini düşük karbonlu kaynaklardan sağlamayı planlıyor.
İşgücü ve teknik zorluklar
Hızlı büyüyen projeler, yeterli mühendis, proje yöneticisi ve diğer uzmanların bulunmasını zorlaştırıyor. Çöl ortamı, yüksek sıcaklık ve toz, panellerin verimini azaltabiliyor. Büyük batarya çiftlikleri, talebe göre açılıp kapanamayan güneş enerjisini dengelemeyi hedefliyor.
Güneş enerjisi ve petrol
Suudi Arabistan, elektriğin yaklaşık üçte birini halen petrol yakarak üretiyor. Bu, yıllık yaklaşık 20 milyar dolarlık petrol ihracatından vazgeçmek anlamına geliyor.
Güneş enerjisi ise daha ucuz bir alternatif sunuyor; ACWA son dönemde kWh başına 1,3 sentin altında fiyatlarla satış yaptı.
Küresel ve bölgesel yansımalar
ACWA ve diğer Suudi şirketleri, Afrika ve Asya’da da projeler geliştiriyor. Şirket, yenilenebilir enerjiyle hidrojen üretip Avrupa’ya ihraç etmeyi planlıyor.
Çin’in düşük maliyetli güneş panelleri, Suudi Arabistan gibi ülkeler için projelerin ekonomik olarak uygulanabilirliğini artırıyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
Batı, Rus varlıklarına el koyması halinde 285 milyar dolar kaybedebilir
G7 ve AB ülkeleri, dondurulmuş Rus varlıklarından elde edilen gelirleri kullanmayı tartışıyor. Moskova, bu adımın atılması halinde karşı önlemler alınacağı uyarısında bulunurken, Batılı ülkelerin Rusya’daki doğrudan yatırımlarının 285 milyar dolara ulaştığı bildiriliyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
G7 ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Ukrayna’ya sağlanması planlanan 50 milyar dolarlık kredi için dondurulmuş Rus varlıklarından elde edilen gelirlerin kullanılması yönünde çalışmalar yürütüyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Eylül ayı başında Ukrayna’nın bu kaynaklardan desteklenebilmesi için yeni bir “tazminat kredisi” mekanizması kurulmasını önerdi. Bazı Batılı siyasetçiler ise dondurulmuş varlıklara doğrudan el konulması seçeneğini de gündeme getirdi. Moskova, söz konusu adımların atılması halinde karşılık verileceğini birçok kez dile getirdi.
Sputnik'in derlediği verilere göre, Avrupa ülkelerinin Rusya’daki doğrudan yatırım hacmi 2023 sonu itibarıyla 285 milyar dolara ulaştı. Ancak sermaye hareketlerine yönelik kısıtlamalar ve “C tipi hesaplar”a dair şeffaf olmayan veriler nedeniyle gerçek tutarın daha yüksek olabileceği değerlendiriliyor.
AB ülkelerinin Rusya’daki toplam varlıkları 238 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bunun 145,4 milyar doları Güney Kıbrıs’a, 21,7 milyar doları Fransa’ya ve 19,2 milyar doları Almanya’ya ait. Hollanda için resmi rakam açıklanmasa da yaklaşık 20,8 milyar dolarlık bir büyüklük öngörülüyor. İtalya (12,6 milyar dolar) ve Avusturya (6,9 milyar dolar) da önde gelen yatırımcı ülkeler arasında yer alıyor. Diğer AB üyelerinin toplam varlıklarının 11,5 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.
G7 ülkeleri arasında en büyük yatırımcı ABD konumunda. Rusya’daki Amerikan yatırımları 7,7 milyar dolara ulaşırken, Japonya’nın 4,8 milyar dolar, Kanada’nın 3,9 milyar dolar ve Birleşik Krallık’ın 3 milyar dolar düzeyinde yatırımı bulunuyor.
AB yaptırımlarını çoğunlukla takip eden İsviçre’nin Rusya’daki varlıkları 27,5 milyar dolar, Norveç’in 43 milyon dolar ve Avustralya’nın 400 milyon dolar düzeyinde.
Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından Batılı ülkeler, Rusya Merkez Bankası’nın rezervlerini de dondurdu. Kesin rakam paylaşılmasa da, Haziran 2021 itibarıyla Rusya’nın Avusturya, Birleşik Krallık, Almanya, Kanada, ABD, Fransa ve Japonya’da yaklaşık 288 milyar dolar; adı açıklanmayan diğer ülkelerde ise 63 milyar dolar tutarında mevduatı bulunuyordu. Rusya Merkez Bankası verilerine göre, 2022 başında 630,6 milyar dolarlık toplam rezervin yaklaşık yarısı temel rezerv para birimlerinde tutuluyordu.
Yorumlar