18 Nisan
- mutlunecmettin
- 18 Nis
- 17 dakikada okunur
Film gibi bir ABD müdahalesinin hikayesi: Kereste Çınar
ABD, 2012’de Suriye’deki muhalifleri Esad’a karşı silahlandırıp eğitme planı yaptı. Obama’nın ilk başta reddettiği bu plan, 2013’te kabul edildikten sonra öngörülemez bir olaylar zincirini tetikledi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Dünyaca ünlü ekonomist ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Başkanı Jeffrey Sachs’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada Suriye’de Beşar Esad’a karşı savaşı İsrail’in istediği doğrultusunda ABD’nin tetiklediğini söylemesi tartışma yarattı. Sachs’ın sözleri arasında geçen “Operation Timber Sycamore”, yani “Kereste Çınar Operasyonu” ise bölgenin yakın tarihinde önemli rol oynayan kararlardan. Dönemin ABD başkanı Barack Obama’nın imzasıyla başlatılan ve 2017’de Donald Trump tarafından sonlandırılan operasyon, gişe rekorları kıran filmleri aratmıyordu.
2012’ye dönelim. İç savaş başlayalı bir yıl olmuş. Esad’ın güçleri muhalif grupları sıkıştırıyor. Bu yıl, CIA direktörü olan David Petraeus, zor durumdaki Suriyeli muhalifleri desteklemek için onları silahlandıracak ve eğitim verecek bir gizli program yapmayı önerdi. Petraeus, Orta Doğu’yu çok iyi tanıyan bir isim. 37 yıllık ordu kariyerinin son bölümünde Irak savaşında üst düzey görevlerde bulundu ve ardından ABD Merkez Komutası’nın başına geçti. 2003’te Irak Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına ABD askerleri tarafından çuval geçirildiği baskın sırasında ABD’nin Kuzey Irak’tan sorumlu komutanıydı.
İsrail etkisi
The New York Times’ın aktardığına göre Petraeus’un önerisi Obama yönetimi içinde tartışmalara sebep oldu. Başkana en yakın danışmanlar Suriye’nin kaotik savaş alanında CIA’in sağladığı silahların El Nusra gibi terör örgütlerinin eline geçmesinin önlenmesinin imkansız olacağını söyledi. Sonuç olarak Obama, planı reddetti.
Fakat ABD başkanı sonraki sene fikir değiştirdi. ABD basınına göre bunun arkasında Ürdün Kralı II. Abdullah ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yoğun lobicilik girişimleri vardı. İki lider, ABD’nin “savaşı bitirmek için daha aktif bir rol” üstlenmesi gerektiğini söylüyordu. Bu 180 derece dönüşün ardından Obama bir kararname imzalayarak CIA’e ufak bir grup muhalifi silahlandırmak ve eğitmek için yetki verdi.
Eğitimin Suriye’ye yakınlığı ve plana desteği nedeniyle Ürdün’de verilmesi kararlaştırıldı.
Operasyona “Kereste Çınar” adı verildi. Başlaması zaman aldı, ancak 2015 itibarıyla CIA destekli muhalifler desteğin meyvesini almaya başladı. Hükümetin kalesi olarak görülen alanlara giriyorlardı. CIA, operasyonu planladığı ilk günlerden beri, onun fonlanmasına yardımcı olacak bir ortağı olduğunu biliyordu: Suudi Arabistan. Geçmişte Orta Doğu’da birçok operasyonda ABD’te benzer destekler veren Riyad, yine Washington’ın yanındaydı. Suudi Arabistan operasyona para ve silah yağdırdı. ABD ise verilen silahları nasıl kullanacaklarını muhaliflere öğretiyordu. CIA ve Suudi Arabistan’ın tank yok edebilecek füzeleri muhaliflere sağlaması, saldırıyı daha da hızlandırdı. The New York Times’ın iddiasına göre programa destek sağlayanlar arasında Türkiye de vardı.
Problemler silsilesi
Problemler burada baş göstermeye başladı. İdlib, Hama ve Lazkiye’de CIA destekli gruplarında yanında sıklıkla El Kaide bağlantılı El Nusra da savaşıyordu. El Nusra’nın üyeleri arasında tanıdık bir isim de vardı. Ahmet Şara, o zaman tanındığı adıyla Colani, 9 yıl sonra Şam’a yürüyen kuvvetlere liderlik edip sonunda Esad’ı devirip yerine geçecek isim olacaktı.
Ayrıca Obama’nın danışmanlarının ilk endişeleri de doğru çıkmaya başladı. ABD, muhalifleri kontrol etmekte zorlandı. Eğitim görenlerin bir bölümü El Nusra’ya katıldı. Bu da terör örgütünün eline CIA’in sağladığı silahların geçmesine sebep oluyordu.
Program, ilerleyen aylarda en istemediği sonuçlardan birini tetikledi. Rusya, Nusra’nın başarısını gerekçe göstererek Suriye’ye askeri operasyonunu başlattı. Rusya’nın CIA destekli savaşçıları ve Nusra militanlarını neredeyse aralıksız olarak bombalaması onları geri çekilmeye zorladı.
Program başka sorunlar da yaşamaya başladı. Muhaliflere verilen silahların büyük bölümü Balkanlardan veya Doğu Avrupa’daki diğer ülkelerden alınıyordu. Kalaşnikof tüfekleri, toplar, el bombaları, anti-tank füzeleri, gece görüş gözlükleri… Bu silahlar önce Ürdün’e gelip, daha sonra güvenlik güçleri tarafından Suriyeli muhaliflere yönlendiriliyordu. Veya öyle sanılıyordu. ABD’li yetkililere göre bir noktada Ürdünlü istihbarat çalışanlarının silahları çaldığı ve satmaya çalıştığı ortaya çıktı. Yani ABD’nin satın aldığı silahlar “karaborsaya” düştü. Daha sonra kasım ayında bir Ürdün askeri CIA programı kapsamında muhalifleri eğiten 3 ABD askerini vurarak öldürdü.
Kontrolün zor olacağı tezi haklı çıkmaya devam etti. Beyaz Saray’a CIA’in eğittiği muhaliflerin tutsakları infaz ettiği ve savaşın diğer kurallarını ihlal ettiğine dair raporlar geliyordu. CIA, bu gruplarla bağlantısını keserek hasar kontrolü yapmaya çalıştı.
2016’da Obama iktidarının son yılına girildiğinde CIA, operasyon konusunda iyice bölünmüş haldeydi. Obama’nın son CIA Direktörü John O. Brennan, programın arkasında durmaya devam ediyordu, ama Beyaz Saray’da da destekçisi pek kalmamıştı. ABD’nin artık Suriye’deki önceliği Esad’ı devirmek değil, IŞİD’i yenmekti.
Bu sırada Rusya’nın desteğiyle Suriye hükümet güçleri 2016’nın sonlarında muhalifleri itti ve kalelerini almaya çalıştı. Büyük bölümü önce Halep’e hapsoldu. Aralık ayında Halep de düşünce İdlib’e çekilmek zorunda kaldılar. 1 yıldan biraz daha uzun süre önce emin adımlarla ilereyen muhalefet, Türkiye sınırında yıllardır elinde olan birçok bölgeyi bile kaybetti.
2017’de The New York Times’a konuşan gizli kaynaklar, başkan seçilen Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı H. R. McMaster ve CIA Director Mike Pompeo ile görüştükten sonra Esad karşıtı güçlere desteğini azaltarak sonlandırma kararı aldığını belirtti. Yetkililere göre karar, Trump G20 zirvesinde Rusya lideri Vladimir Putin’le konuşmadan önce alındı. Ancak yine de birçok uzman yapılanı “Rusya’ya verilmiş büyük bir taviz” olarak niteledi. 4 yılda 1 milyar dolar harcanan gizli program, görkemsiz bir biçimde sonlandırıldı. Aynı zamanda ABD’nin IŞİD’e karşı SDG’yi eğitme, destekleme ve silahlandırma programı devam etti.
Obama’nın ulusal güvenlik danışmanı Susan Rice, yıllar sonra yazdığı hatıratında “Suriyeli muhalifleri silahlandırma ve eğitme kararının ne kadar zekice olduğunu sorguluyorum” yazdı ve Esad’ın kara savaşını durdurmak için “Irak stili bir işgal” gerekeceğini savundu.
New York Times: ABD Suriye'deki 3 askeri üssünü kapatarak yüzlerce askerini geri çekmeye başladı
New York Times gazetesi (NYT), ABD ordusunun Suriye'nin kuzeyindeki 8 askeri üssünden 3'ünü kapatarak yüzlerce askerini geri çekmeye başladığını iddia etti
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Gazetenin iki üst düzey yetkiliye dayandırdığı habere göre, ABD, Suriye'deki askeri varlığını azaltıyor. Haberde, ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan 8 üssünden 3'ünü kapatma planı kapsamında yüzlerce askerini geri çekmeye başladığı öne sürüldü.
Bu bağlamda Suriye'de 2 bin olan ABD asker sayısının 1400'e düşürüleceği aktarıldı. Kapatılan üsler arasında Görev Destek Sitesi Yeşil Köy, M.S.S. Fırat ve diğer küçük bir tesisin ismi geçerken, askeri yetkililerin, 60 gün sonra ek kesintiler yapıp yapmayacaklarını değerlendirecekleri ifade edildi.
ABD geçen yılın sonlarında, bölgedeki DEAŞ tehdidi ve ABD üslerine yapılan İran destekli milislerin saldırılarını gerekçe göstererek Suriye'de askeri varlığını 2 bine çıkardığını duyurmuştu.
Öte yandan NBC, şubat ayı başında iki ABD Savunma yetkilisine dayandırdığı haberde, Trump yönetiminin politikaları gereği Savunma Bakanlığının, ABD birliklerini Suriye'den 30, 60 veya 90 gün içinde tamamen geri çekmek için planlar hazırlamaya başladığını öne sürmüştü.
Dokuz nakliye uçağıyla yüzlerce sığınak delici bomba: ABD'den İsrail'e yeni silah sevkiyatı
ABD'den İsrail'e yeni silah sevkiyatı yapıldı. Son 24 saat içerisinde, yüzlerce sığınak delici bomba taşıyan dokuz ABD nakliye uçağı İsrail'in Nevatim Hava Üssü'ne indi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
İran'a saldırı planları gündemdeyken ABD, sığınak delici bomba taşıyan dokuz nakliye uçağıyla İsrail'e askeri mühimmat sevkiyatı yaptı. İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre, son 24 saat içerisinde ABD'nin gönderdiği askeri mühimmatı taşıyan dokuz nakliye uçağı Nevatim Hava Üssü'ne indi. Nevatim Üssü'ne ulaşan yüzlerce sığınak delici bombanın, ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarısız olması halinde İsrail ve ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine saldırması ihtimaline karşı İsrail'e gönderildiği öne sürüldü.
Çanlar yeniden İran için çalıyor
Mühimmatın İsrail'e Avrupa ve Orta Doğu'daki Amerikan üslerinden nakledildiği aktarıldı. Haberde, geçen hafta İsrail'de konuşlu ABD'nin Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunması (THAAD) sistemi için önleme füzeleri ve yüksek tonajlı MK-84 bombaları taşıyan onlarca ABD nakliye uçağının İsrail'e ulaştığına işaret edildi.
Trump'ın İsrail'in saldırı planını reddettiği iddia edilmişti
The New York Times gazetesinde yer alan haberde, İsrail'in Tahran yönetiminin nükleer tesislerini vurmak dahil mayıs ayında İran'a karşı büyük bir saldırı gerçekleştirilmesi planını Beyaz Saray'a ilettiği belirtilmişti. ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'in saldırı planını reddederek İran ile nükleer müzakere yolunu seçtiği ifade edilmişti.
İsrail Başbakanlık Ofisi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Trump'ın, İsrail'in mayıs ayında İran'a saldırma planını reddettiği" yönündeki haberi yalanlamamıştı. Trump ise İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası saldırı planını "ötelemediğini" ancak şu aşamada bu konuda acelesinin olmadığını söylemişti.
Kaynak: AA
Hamas: İsrail’in savaşı sonlandırması ve Gazze’den çekilmesi karşılığında tüm rehineleri bırakmaya hazırız
İsrail’in kısmi ateşkes önerisini reddettiklerini belirten Hamas'ın Gazze'deki lideri Hayye, "İsrail'in saldırıları sona erdirmesi, Gazze'den çekilmesi, yeniden imarın başlaması ve ablukanın sona ermesi karşılığında tüm tutukluların bırakılmasını öngören bir paket üzerinde müzakerelere hazırız" dedi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Hamas, İsrail'inGazze Şeridi'ne yönelik saldırıları sona erdirmesi, Gazze'den çekilmesi ve yeniden imar karşılığında ellerindeki tüm esirleri serbest bırakmaya hazır olduklarını bildirdi. Hamas'ın Gazze'deki lideri Halil el-Hayye, İsrail tarafından yapılan 'kısmi' ateşkes tekliflerine cevap verdi.
Gazze ateşkesi için kritik 48 saat
İsrail’in önerdiği ateşkes teklifi sona erdiğinde Gazze'ye saldırıların yeniden başlayacağı bu tür kısmi ateşkes tekliflerini reddettiklerini dile getiren Hayye, "İsrail'in saldırıları sona erdirmesi, Gazze'den tamamen geri çekilmesi, yeniden imarın başlaması ve ablukanın sona ermesi karşılığında tüm tutukluların serbest bırakılmasını öngören kapsamlı bir paket üzerinde derhal müzakerelere başlamaya hazırız" dedi.
İsrail Ordusu hiçbir durumda Gazze’den ayrılmayacağını açıkladı
Hayye, ABD Rehine İşleri Özel Temsilcisi Adam Boehler'in, savaş ve esirler dosyasının birlikte sona ermesi yönündeki tutumunu memnuniyetle karşıladıklarını ve bunun Hamas'ın tutumuyla örtüştüğünü dile getirdi.
AMERİKALILARIN DOĞRUDAN GÖRÜŞTÜĞÜ HAMAS'LA MÜZAKERELERİ YÜRÜTEN İSİM İSRAİLLİLER LİNÇ EDİYORDU
Zelenski: Ateşkes sağlanana kadar toprak meselesini tartışmayacağız
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, savaşının sona erdirilmesine yönelik koşulsuz ateşkesin sağlanmasını kabul ettiklerini belirterek, "Bugün koşulsuz ateşkesi tartışıyoruz ve ateşkes sağlanana kadar toprak meselesini tartışmayacağız" ifadesini kullandı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Zelenski Kiev'de düzenlediği basın toplantısında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili gelişmeler hakkında konuştu.
ABD ile imzalanması beklenen nadir toprak elementleri anlaşma metni üzerinde çalışmaların sürdüğünü ve nihai anlaşma metninin önce Ukrayna Parlamentosu'nun onayından geçmesi gerektiğini kaydeden Zelenski, konuyla ilgili geçen hafta Washington'da olumlu bir toplantının yapıldığını bildirdi.
Bu konuda, ABD'nin teklifine göre, bir "iyi niyet" memorandumunun imzalanmasının beklendiğini dile getiren Zelenski, şöyle konuştu:
"Niyetlerimiz olumlu, yapıcıyız ve bunu gösteriyoruz. Bu nedenle, niyet muhtırası, anlaşmanın kendisi değil, niyet muhtırası bugün çevrimiçi olarak imzalanabilir."
Çin Rusya'ya barut ve topçu sistemleri gönderiyor
Zelenski, konuşmasında, Çin'in Rusya'ya silah tedarik ettiğine dair bilgiler aldıklarını vurguladı.
Ukrayna istihbarat birimlerinin aldığı bilgilere göre Çin'in Rusya'ya barut ve topçu sistemleri gönderdiğini aktaran Zelenski, "Önemli, pek de hoş olmayan bir bilgi. Sonunda Çin'in Rusya Federasyonu'na silah tedarik ettiği bilgisini aldık" dedi.
Öte yandan, yerli savunma sektörünün bugün yüzde 60 kapasiteyle çalıştığını kaydeden Zelenski, bu alandaki faaliyetleri artırmaya devam ettiklerini bildirdi.
Topçu mermi üretiminde de etkili adımlar attıklarını dile getiren Zelenski, "Kendimiz de oldukça iyi üretmeye başladık." değerlendirmesini paylaştı.
Hava sahası kontrolü için daha çok hava savunma sistemine ihtiyaç duyduklarını söyleyen Zelenski, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"1992'de Ukrayna'nın 225 hava savunma sistemi vardı. 2019'da 60 civarında (hava savunma sistemi) vardı. 2000 ile 2019 yıllarında sistemlerin çoğu bir yerlerde kayboldu, bilmiyorum. Çünkü sistemlerimiz sadece Orta Doğu'ya değil, aynı zamanda Ruslara da satıldı"
"Ateşkes sağlanana kadar toprak meselesini tartışmayacağız"
Savaşın sona erdirilmesine yönelik devam eden görüşmelere değinen Zelenski, Ukrayna olarak koşulsuz ateşkes sağlanmasını kabul ettiklerini hatırlattı.
Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün kendisi için kırmızı çizgi olduğunu ve Rusya'nın işgal ettiği bölgeleri Rus toprağı olarak kabul etmeyeceklerini vurgulayan Zelenski, "Bugün koşulsuz ateşkesi tartışıyoruz ve ateşkes sağlanana kadar toprak meselesini tartışmayacağız" şeklinde konuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bugün telefonda görüştüğünü ve Paris'teki Ukrayna konulu toplantı hakkında değerlendirmelerde bulunduklarını belirten Zelenski, Paris'teki görüşmelerde gündemin ateşkes ve güvenlik garantileri olduğunu söyledi.
Zelenski, "(ABD Başkanı Donald) Trump Rusya'ya yönelik ciddi yaptırımlara ve adımlara ne kadar yaklaşırsa ateşkese o kadar yaklaşacağız" dedi.
Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un daha önce Ukrayna'nın toprak bütünlüğü konusunda yaptığı açıklamaları eleştiren Zelenski, "Onun Ukrayna topraklarını tartışma yetkisi olduğunu düşünmüyorum" değerlendirmesini paylaştı.
Trump: Ukrayna ile nadir elementler anlaşmasını gelecek hafta imzalayacağız
ABD Başkanı Donald Trump, gelecek hafta perşembe günü Ukrayna ile nadir toprak elementleri anlaşmasını imzalayacaklarını söyledi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkanı Trump, İtalya Başbakanı Georgia Meloni'yi Beyaz Saray'da ağırladığı görüşmede, Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin son durumu değerlendirdi.
Trump, Kiev ile nadir toprak elementleri anlaşması konusunda sona geldiklerini ifade ederek, "Bir mineral anlaşmamız var, sanırım önümüzdeki perşembe günü imzalanacak. Ukrayna'nın anlaşmaya uyacağını düşünüyoruz, bunu göreceğiz. Ama bu konuda bir anlaşmamız var" dedi.
Trump, Moskova'da Rusya tarafıyla yaptıkları görüşmelere atıfta bulunarak, bu hafta içinde Moskova'dan haber alacaklarını ifade etti.
Zelenski: Ateşkes sağlanana kadar toprak meselesini tartışmayacağız
ABD Başkanı, savaştan halen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin sorumlu olup olmadığıyla ilgili soruya, "(Savaştan) Zelenski mi sorumlu bilmiyorum ama bu savaşın hiç başlamamış olması gerekirdi. Zelenski'yi suçlamıyorum, ancak pek de iyi bir iş yaptığını söyleyemem. Onun hayranı değilim" yanıtını verdi.
Savaşın başlamasından eski ABD Başkanı Joe Biden'ı sorumlu tutan Trump, artık bu savaşın sona erdirilmesi gerektiğini ve kendisinin bunun için çalıştığını söyledi.
Trump, Ukrayna'nın bu süreçte avantajının daha az olduğunu belirterek, "Rusya çok daha büyük bir ülke, daha büyük bir askeri güç. Eğer akıllıysanız, bu koltukta oturan Biden'ı suçlayabileceğiniz savaşlara girmezdiniz" yorumunu yaptı.
Trump ayrıca, İtalya'nın Ukrayna konusunda barış misyonu görevinde yer alıp almayacağına ilişkin soruya karşılık da "Bu kararı İtalya vermek durumunda ama barış misyonları benim için her zaman iyidir. Barış misyonuna olumlu bakıyorum" dedi.
ABD Fransa'yı savunma harcamalarını artırmaya çağırdı
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Fransa'ya, savunmaya harcamalarını artırması çağrısı yaptı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Savunma Bakanlığından (Pentagon) yapılan açıklamaya göre, Bakan Hegseth, Fransız mevkidaşı Sebastien Lecornu ile görüştü.
Pentagon binasında yapılan görüşmede Hegseth, savunma harcamalarını artırmaları için Lecornu'ya çağrıda bulundu.
Hegseth ayrıca, Fransa'yı "diğer NATO müttefikleriyle birlikte Avrupa'nın konvansiyonel savunmasında birincil sorumluluğu üstlenmeye" davet etti.
ABD Başkanı Donald Trump, NATO ülkelerinin gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5'ini savunmaya harcamalarını istiyor. NATO'nun, "yüzde 2 hedefi" halihazırda 23 üye tarafından yerine getirilse de birçok ülke bu standardı karşılayamıyor.
Kaynak: AA
Trump: ABD neredeyse dünyadaki her ülke tarafından soyuldu
ABD Başkanı Donald Trump ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Beyaz Saray’da bir araya geldi. Trump, görüşme öncesi yaptığı açıklamada, "ABD neredeyse dünyadaki her ülke tarafından soyuldu" dedi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
ABD Başkanı Donald Trump, resmi ziyaret kapsamında ABD’ye gelen İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile Beyaz Saray’da bir araya geldi. Görüşme öncesi açıklamalarda bulunan Trump, Avrupa Birliği (AB) ile bir ticaret anlaşması yapılması konusundaki kararlılığını yineleyerek, "Elbette bir anlaşma olacak. Onlar çok ama çok istiyorlar. Biz de adil bir anlaşma yapacağız" ifadelerini kullandı.Ticaret öncelikleri arasında Avrupa’nın olup olmadığının sorulması üzerine ise Trump, "Herkes öncelik listemde değil" yanıtını verdi.
"ABD neredeyse dünyadaki her ülke tarafından soyuldu"
Japonya ile geçtiğimiz günlerde yapılan görüşmeleri hatırlatan Trump, İtalya ve Japonya gibi ülkelerle ticaret müzakerelerinde iyi bir noktaya geldiklerini söyledi. ABD’nin geçmişte ticaret politikalarında zayıf kaldığını vurgulayan Trump, "ABD neredeyse dünyadaki her ülke tarafından soyuldu, istismar edildi. Artık böyle bir şey olmayacak. Adil anlaşmalar yapacağız" dedi.
"Ticarette servet kaybettik, artık böyle olmayacak"
Trump, ABD’nin eski Başkanı Joe Biden yönetimini eleştirerek, Biden döneminde ticaret alanında büyük kayıplar yaşandığını öne sürdü. "Çin’e gümrük vergisi getirdik, yüz milyarlarca dolar kazandık. Ama sonra hileli bir seçimle bu kazanımlar kaybedildi" ifadelerini kullanan Trump, kendi yönetiminin ülkeyi yeniden ticarette güçlü bir konuma getirdiğini söyledi. Trump, kısa vadede birçok ülke ile önemli anlaşmalar yapılacağının sinyalini vererek, "Herkes bizimle ticaret yapmak istiyor çünkü elimizde herkesin istediği şey var" dedi.
NATO ve savunma harcamaları
NATO yükümlülükleri de gündeme getiren Trump, İtalya’nın savunma harcamalarını artırma yönündeki kararlılığından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "İtalya’nın yüzde 2 hedefini yakalayacak olmasından memnunuz" dedi.
"Kimse bizimle rekabet edemez"
Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in bazı Avrupa ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaretlerin sorulması üzerine bu gelişmelerden endişe duymadığını söyleyerek, "Hiç kimse bizimle rekabet edemez" ifadelerini kullandı.
"Trump’la iş birliği için buradayım"
İtalya Başbakanı Meloni, Trump ile iş birliğine açık olduklarını vurgulayarak, "Trump ile bir anlaşma yapabileceğimize inanıyorum. Avrupa Birliği adına konuşamam ama Başkan’ı İtalya’ya resmi bir ziyarete davet etmek istiyorum" dedi.Meloni, Avrupa ile ticaret anlaşmalarında daha şeffaf ve karşılıklı ihtiyaçların dikkate alınacağı bir yol izlenmesi gerektiğini belirterek, "Orta yolu bulmalıyız çünkü bu herkesin yararına olur. Beni Batı milliyetçisi olarak tanımlayanlar olabilir ama ben daha güçlü bir ortaklık arayışındayım"
dedi.
Moldova Cumhurbaşkanı Sandu: Rus askerlerinin Transdinyester'de bulunması yasa dışı
Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu, Rus askerlerinin Transdinyester bölgesinde bulunmasının yasa dışı olduğunu belirterek, "Rus ordusunun topraklarımızdaki varlığı, özellikle Ukrayna'daki savaş bağlamında, ülkedeki durumun istikrarına risk oluşturuyor" dedi.
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Sandu, Moldova Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, ülkedeki durumu değerlendirdi. Ülkesinin, Avrupa Birliği'ne (AB) üye olma yolunda ilerlediğine işaret eden Sandu, "AB'ye aday üye statüsü alarak müzakereleri başlattık. AB'ye katılınca barış ve özgürlüğümüzü daha kolay şekilde sağlarız. Ancak AB'ye 10-20 yıl sonra değil önümüzdeki 4 yıl içinde katılmamız lazım. Bunun için gece gündüz çalışmalıyız" diye konuştu.
Komşu ülkeler Romanya ve Ukrayna ile ilişkileri güçlendirdiklerini dile getiren Sandu, ülke güvenliğinin sağlanması yönünde adımlar atmaya devam edeceklerini söyledi.
"Ukrayna'daki savaş Moldova ekonomisini olumsuz etkiledi"
Sandu, Ukrayna'daki savaşın Moldova ekonomisini olumsuz etkilediğini belirterek, "Ekonomi alanında Ukrayna'dan sonra en çok etkilenen ülke Moldova oldu. Savaş nedeniyle Karadeniz'deki Ukrayna limanlarına erişimi kaybettik" ifadesini kullandı.
Mevcut durumda AB pazarına erişimin ülkesi için avantaj olduğunu söyleyen Sandu, "Bu pazarın, iş insanları, çiftçiler ve ihracatçılar için korunması son derece önemli. Bu pazar Moldova şirketlerine büyük imkan sağlıyor. Moldova'nın AB'ye ihracat hacmi yüzde 67 civarında" dedi.
"Rus askerlerin Transdinyester'de bulunması yasa dışı"
Moldova sınırları içinde yer alan ve tek taraflı bağımsızlığını ilan eden "Transdinyester" bölgesi meselesine değinen Sandu, Rusya'nın söz konusu bölgede askerlerini bulundurduğuna işaret etti.
Maya Sandu, "Rus askerlerin Transdinyester'de bulunması yasa dışı ve ülkemizin tarafsız statüsünü ihlal ediyor. Rus ordusunun topraklarımızdaki varlığı, özellikle Ukrayna'daki savaş bağlamında, ülkedeki durumun istikrarına risk oluşturuyor" diye konuştu.
"Gagauz Özerk Yeri, hırsızların değil toplumun çıkarları doğrultusunda Gagauzlar tarafından yönetilmeli"
Moldova'ya bağlı Gagauz Özerk Yeri'nin ülkedeki durumun istikrarsızlaştırılması için kullanıldığını söyleyen Sandu, "Bir suç örgütü, bölgeyi kontrol altına almaya çalışıyor. Gagauz Özerk Yeri, hırsızların değil toplumun çıkarları doğrultusunda Gagauzlar tarafından yönetilmeli. Bu bölge, Gagauz dili, kültürü ve geleneklerinin korunması amacıyla kuruldu. Koltuklarda oturanların bu konuda endişe etmesi gerekiyor." dedi.
Cumhurbaşkanı Sandu, Gagauz Özerk Yeri'ne yatırımların sağlanması ve Gagauz Türkçesi ve kültürünün korunmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceğini dile getirdi.
"Seçmen oyunu satın almaya çalışanlar cezalandırılmalı"
Parlamento seçiminin eylülde yapılacağına işaret eden Sandu, devlet kurumlarının seçimin özgür ve şeffaf şekilde düzenlenmesi için elinden geleni yapması gerektiğini belirterek, "Seçmen oyunu satın almaya ve ülkemizi Ukrayna'daki savaşta kullandırtmaya çalışanlar cezalandırılmalı" değerlendirmesinde bulundu.
Sandu, ülkesinin adalet sisteminde reforma yönelik çalışmaları sürdürdüklerini ifade ederek, "Yargı sisteminin temizlenme süreci devam ediyor. Sırada savcılık var" dedi.
Rusya'dan 'güvene dayalı temaslar sürüyor' açıklaması: Amerikalıların bizi birçok konuda duyduğunu görüyoruz
Rusya Dışişleri Sözcüsü Zaharova, Trump yönetimiyle yürütülen görüşmeler için, "ABD tarafıyla güvene dayalı temasları sürdürüyoruz. Amerikalıların bizi birçok konuda duyduğunu görüyoruz" yorumunu yaptı
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD ile güvene dayalı temasları sürdürdüklerini belirterek, "Amerikalıların bizi birçok konuda duyduğunu görüyoruz." dedi. Zaharova, başkent Moskova'da düzenlediği haftalık basın toplantısında, gündemdeki konuları değerlendirdi.
Kremlin'den 'henüz anlaşma yok' açıklaması: Putin-Trump görüşmesinin yeri ve zaman netleşmedi
Rusya ile ABD arasındaki ilişkilere değinen Zaharova, "ABD tarafıyla güvene dayalı temasları sürdürüyoruz. Amerikalıların bizi birçok konuda duyduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı. ABD'nin Ukrayna meselesinin ayrıntılarını kavramaya çalıştığını anlatan Zaharova, şunları kaydetti: "Sunduğumuz bilgiler bazında belirli hususları, Ukrayna krizinin temel nedenlerinin ortadan kaldırılması gerektiğine yönelik sunduğumuz argümanları daha iyi anlamaya başladılar. Tüm bunlar sabır ve zaman, olguların incelenmesine dayanan yaklaşımın dikkatli şekilde oluşturulmasını gerektiriyor. Mevcut ABD yönetiminin bu hedefe ulaşma konusunda kararlı olduğunu görüyoruz."
Zaharova, Ukrayna krizi çözüm sürecinin başında bulunduklarını ve bu konuda sadece ilk adımların atıldığını dile getirdi. Rusya ile ABD arasında 18 Mart itibarıyla 30 gün boyunca enerji unsurlarına saldırıların durdurulmasına yönelik geçen ay anlaşma yapıldığına dikkati çeken Zaharova, Ukrayna'nın bu anlaşmaya uymadığını ve söz konusu süreçte Rus enerji altyapı unsurlarına saldırılar düzenlediğini ifade etti. Zaharova, ileride Ukrayna ile ilgili yapılacak olası anlaşmaların uygulanması gerektiği vurguladı.
"Ukrayna'da barış gücü, Rusya ile NATO'nun çatışmasına yol açabilir"
Avrupa ülkelerinin Ukrayna krizine dair yaklaşımını değerlendiren Zaharova, "İngiltere ve Fransa'nın Ukrayna'da barış gücünü konuşlandırma yönündeki planı hayata geçirmeye çalıştığını ve bunun akılsızca olduğunu" kaydetti. Mariya Zaharova, bunun, Rusya ile NATO'nun doğrudan çatışmasına yol açabileceğini belirtti.
"AB, Güney Kafkasya'yı küresel hibrit savaşının cephesi olarak görüyor"
Avrupa Birliğinin (AB) Güney Kafkasya bölgesine yönelik eylemlerini değerlendiren Zaharova, "AB, Güney Kafkasya'yı küresel hibrit savaşının cephesi olarak görüyor." şeklinde konuştu. Zaharova, AB'nin Ermenistan'daki misyonunu genişletme ihtimaline ilişkin ise "Avrupalı gözlemciler, bölgeye istikrar getirmiyor, Güney Kafkasya'yı barış ve refaha yakınlaştırmıyor, tam tersine bölgeyi bölmeye çalışarak, gerginlik noktaları ve sorunlar yaratıyor" ifadelerini kullandı. Sözcü Zaharova, Fransa'nın, Rusya ile Ermenistan arasındaki ilişkileri baltalama girişiminde bulunduğunu belirtti.
"Estonya kaynaklı risk ve tehditlere orantılı yanıt verilecek"
Estonya'da yabancı gemilere karşı güç kullanılmasına izin verildiğine işaret eden Zaharova, bunun uluslararası hukuka, özellikle de Birleşmiş Milletlerin (BM) 1982 tarihli Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu vurguladı. Zaharova, "Rus gemilerine karşı saldırıların düzenlenmesi halinde, NATO üyesi olan Estonya'dan kaynaklanan risk ve tehditlere orantılı yanıt verilecek." şeklindeki değerlendirmesini paylaştı.
"Brüksel, Moldova'yı üs haline dönüştürmeye çalışıyor"
Batı'nın Moldova ile ilgili eylemlerini değerlendiren Zaharova, "Brüksel, Moldova'yı, AB ve NATO'nun Rusya'ya karşı cephe ve Kiev yönetimine lojistik destek sağlayan üs haline dönüştürmek için elinden geleni yapıyor. Bu, Moldova'nın çatışmaya zorla sürüklenmesi anlamına geliyor" dedi.
Zaharova, Moldova Anayasa Mahkemesinin, ülkeye bağlı Gagauz Özerk Yeri'nin kendi savcısını belirleme hakkını iptal etme kararına dair ise "Moldova yönetimi, bölgenin özerklik statüsünü ortadan kaldırmaya çalışıyor. Kişinev'in bölgeye yönelik totaliter yöntemleri kullanmasını kınıyoruz" ifadelerini kullandı. Sözcü Zaharova, uluslararası kuruluşlara Gagauz Özerk Yeri'ndeki durumu dikkate alma çağrısında bulundu.
Kaynak: AA
Kremlin'den 'henüz anlaşma yok' açıklaması: Putin-Trump görüşmesinin yeri ve zamanı netleşmedi
Kremlin Dış Politika Danışmanı Uşakov, Rusya lideri Putin ile ABD Başkanı Trump arasında olası ikili görüşmeyle ilgili, "Henüz belirli tarihler üzerinde anlaşmaya varılmadığını söyleyebilirim. Hatta yer üzerinde bile anlaşmaya varılmadı. Ancak Amerikalı meslektaşlarımız Riyad'dan bahsediyor" dedi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında ikili görüşmenin henüz yeri ve zamanlamasının netleşmediğini bildirdi. Uşakov, Rossiya devlet televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Rusya ve ABD arasındaki ilişkiler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
"Amerikalı meslektaşlarımız Riyad'dan bahsediyor"
Rus lider Putin ve ABD Başkanı Trump arasında olası görüşme hususunun herkesin dilinde olduğunu söyleyen Uşakov, "Henüz belirli tarihler üzerinde anlaşmaya varılmadığını söyleyebilirim. Hatta yer üzerinde bile anlaşmaya varılmadı. Ancak birçok kişi, özellikle de Amerikalı meslektaşlarımız Riyad'dan bahsediyor." ifadelerini kullandı. Uşakov, Putin ve Trump arasında telefon görüşmesi hususunda da çalışmaların sürdüğünü ancak henüz bir mutabakatın söz konusu olmadığına dikkati çekti.
Putin'in, ABD Başkanı Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile daha önce St. Petersburg'da yaptığı görüşmenin iyi geçtiğini bildiren Uşakov, siyasi ve ekonomik konuların yanında en çok Ukrayna meselesinin ele alındığını aktardı. Witkoff aracılığıyla Moskova'dan "gereken sinyallerin" iletildiğini kaydeden Uşakov, "Sanırım bu sinyaller Washington'da müzakere edildi." diye konuştu.
Kaynak: AA
Almanya'nın 'yangın duvarı' yıkılıyor: CDU'lu siyasetçilerden AfD'yle yumuşama sinyali
Almanya'da 6 Mayıs'ta iktidarı devralması beklenen Hristiyan Demokratlar, yeni dönemde AfD'yle masaya oturmama stratejisini terk ederek işbirliği kanallarını açmayı planlıyor
Gazze'ye iki haftalık kesintinin ardından yeniden su verilmeye başlandı
Gazze'de yaklaşık bir milyon Filistinliye iki haftalık kesintinin ardından yeniden su verilmeye başlandı
Yıllar sonra ilk ziyaret: Halid Bin Selman Tahran'da
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Bin Selman, üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Tahran'a geldi
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid Bin Selman, üst düzey yetkililerle görüşmek amacıyla Tahran'a ziyaret gerçekleştirdi.
Beraberindeki heyetle Tahran'a gelen Suudi Arabistan Savunma Bakanı Bin Selman, İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri tarafından karşılandı.
Bin Selman, Tahran'da Genelkurmay Başkanı Bakıri'nin yanı sıra üst düzey İranlı siyasi ve güvenlik yetkilileriyle de bir araya gelecek.
Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın ziyareti, uzun yıllar sonra bu ülkeden savunma yetkilerinin İran'a yaptığı en üst düzey ziyaret oldu.
Kaynak: AA
ABD sizce nereye benzedi?
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Trump başkanlıkta daha 100 günü doldurmadan ülkenin temellerini sarstı. Bu süreçte hukuki, siyasi ve ekonomik şoklar yaşayan ABD, köklü demokratik geleneklerine aykırı çok sayıda uygulamayla karşı karşıya kaldı:
Üniversiteler yardım fonlarının kesilmesi tehdidiyle baskı altına alınıyor.
Biat etmeyen medya kuruluşları lisans iptaliyle korkutuluyor.
Beyaz Saray’daki basın toplantılarının yeni ‘seçilmiş’ yüzleri ‘gerçek’ sorular sormuyor.
Yüksek mahkemenin kararları yok sayılıyor.
Bağımsız merkez bankasının başkanına faizleri indirmesi için baskı yapılıyor.
Netanyahu ve haydut çetesi İsrail’i iç savaşa sürüklüyor
A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült
Bu sözler, 2006-2009 arasında İsrail başbakanlığı yapan Ehud Olmert’e ait. Eski başbakan, hükümet milletvekillerinin Şin-Bet başkanının görevden alınmasıyla ilgili duruşmada olay çıkarmasını Netanyahu’nun ülkeyi iç savaşa sürükleyen planının bir dişlisi olarak niteledi. İşte Olmert’in Netahyahu’nun “darbe” yaptığını belirttiği, Haaretz için kaleme aldığı o yazı
Başbakan Netanyahu tarafından teşvik edilen, desteklenen ve büyük ölçüde organize edilen bir haydut çetesinin İsrail Yüksek Mahkemesi’ne saldırısı, bu ülkenin kurumlarının varlığının altını oymak üzere tasarlanmış bir sürecin bir sonraki aşamasıdır. Bu kurumlara karşı yürütülen savaş, Netanyahu’nun İsrail’in demokratik tabanını parçalamaya yönelik iyi planlanmış girişiminin hayati bir aşamasıdır.
Sadece bir milletvekilinden söz etmiyoruz. Adalet Bakanı Yariv Levin, Yüksek Adalet Divanı’nın kendisinin ve hükümetin istediği şekilde karar vermemesi halinde Shin Bet güvenlik servisinin başkanını boykot edeceklerini açıkladı. Diğer bakanlar ve Knesset üyeleri de mahkemenin kararına karşı hareket edeceklerini açıkladılar.
‘Cahil haydutlar çetesi darbe yapıyor’
Bu gördüğümüz bir darbe girişimidir. Bu girişimin arkasında da hükümette ve Meclis’te görev yapan dar görüşlü, cahil, zorbalar çetesi var. Yüksek Mahkeme, hükümet ve üyelerinin istediklerinin aksine karar vermeye cüret ederse, pratikte varlığını reddedeceklerini ilan ediyorlar. İsrail’de aktif bir kolluk kuvveti sistemi olsaydı, gördüklerimiz polisin başını çektiği kolluk kuvvetlerinin müdahalesini haklı çıkarmak için yeterli olurdu.
Biz sadece ilk aşamadayız. Bir sonraki aşamada, şiddeti Bibi’ci zehir makinesi tarafından yönlendirilen holiganlar, Yüksek Mahkeme’yi tehdit ettikleri gibi TV haber stüdyolarını ele geçirecekler. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından silahlandırılan yüzlerce silahlı milis, TV stüdyolarına girecek. Onları kim durduracak? Hükümetin polisi mi?
Bu sözler büyük bir duygu fırtınası içinde kaleme alındı, zira ben de pek çokları gibi uzun zaman önce ateşlenmesi gereken bir sivil ayaklanmaya değil, bir iç savaşa her zamankinden daha yakın olduğumuzu hissediyorum. Bir gün televizyonlarımızı açtığımızda, biz kanepede onlar stüdyoda otururken, görüşlerini tartışmaktan ve hatta bazen alay etmekten hoşlandığımız, ancak profesyonelliklerine, itidallerine, devlet adamlıklarına ve sağduyularına saygımızı koruduğumuz tanıdık yüzler yerine hükümetin aktivistlerini gördüğümüzde ne yapacağız? Çocuk kanallarının bile kontrolünü ele aldığımızda ne yapacağız?
Bu vizyonun, kulağa Netanyahu’nun haydut rejimine duyduğu tiksintinin kendisini imkansız uçlara götüren birinin fantezisi gibi gelebileceğini tahmin ediyorum. Ancak bu bir fantezi değil. Ne yazık ki, son olayların dinamiklerinin tam olarak bu tür olasılıklara yol açtığını hissediyorum.
Bundan sonra, son aşamaya ulaşmış olacağız. Yetkili bir kurum tarafından dağıtılan silahlarla donanmış haydutların Meclis’e saldırmaya karar verdikleri ve kimsenin onları durduramayacağı bir senaryo gerçek dışı değil. Bazı kişilerin onlar için Meclis’in kapılarını açması bile mümkündür.
‘Genel kurulu da basarlar’
Daha sonra genel kurula ulaşacaklar ve muhalefet milletvekillerini yerlerinden kaldıracaklar, muhtemelen bazılarına fiziksel zarar verecekler, belki de onları binadan vahşice çıkaracaklar ve hükümetin aklına gelen herhangi bir kararı veya yasayı zorlanmadan geçirmesine izin verecekler. Burada anlattıklarım ile İsrail’in en kıdemli yargıçlarının katıldığı bir oturum sırasında Yüksek Mahkeme salonuna yapılan saldırı arasında ne kadar mesafe var? Netanyahu tarafından başlatılan yargı katliamından önce, başbakanın savunma müesses nizamının liderlerine karşı histerik bir kampanya yürüteceği, onları yalancılıkla suçlayacağı, ülkeye olan sadakatlerine gölge düşüreceği, İsrail’in düşmanlarına bağları olduğuna dair şüpheleri yayacağı bir güne uyanacağımızı kim düşünebilirdi?
Eski Yüksek Mahkeme Başkanı Aharon Barak kısa bir süre önce hükümet ile muhalifleri arasındaki şiddetli tartışmaların, hukukun üstünlüğüne verilen zararın ve yargıya karşı kışkırtmaların bir iç savaşı tetikleyebileceği konusunda uyarıda bulunmuştu. Zaten bu savaşın ilk aşamasındayız. Şimdilik sokaklarda şiddet olayları patlak vermedi ve şiddet yanlısı milisler hala işgal altındaki topraklarda Filistinlilere karşı acımasız saldırılarla yetiniyor. Ancak bu sadece ilk adım.
‘Artık uyarılmadığımızı söyleyemeyiz’
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, masum Filistinli sivillere karşı suç teşkil eden vahşeti işleyen birlikteki askerleri yargılamak ve cezalandırmak için El Halil’e kadar giderek büyük cesaret gösterdi. Ancak genelkurmay başkanının bu tek seferlik girişimi, Filistinlilerin tarlalarının yakılıp yıkıldığı, evlerinin yakıldığı ve mülklerinin tahrip edildiği günlük olayların üstünü örtemez. ‘Mucizevi’ bir şekilde, polis Yahudi isyancıları tespit edip tutuklayamıyor ama Filistinli kurbanları olağanüstü bir başarıyla gözaltına almayı başarıyor!
Eski Yargıç Barak’ın uyarısı yerindeydi. Alışkanlığı olduğu üzere aşırı itidal göstermiş, belki de iç savaşa doğru hızlı bir kayışa işaret eden pek çok olay karşısında uyarısını yapmakta gecikmiş olabilir. Ancak bir kez söylendikten sonra artık uyarılmadığımızı söyleyemeyiz. Gerçekten de İsrail bir iç savaşın eşiğinde - şiddetli, kanlı, yıkıcı ve parçalayıcı bir iç savaş.


Yorumlar