top of page

13 Mayıs

  • Yazarın fotoğrafı: mutlunecmettin
    mutlunecmettin
  • 13 May 2025
  • 17 dakikada okunur

İstanbul'da Rusya-Ukrayna barış zirvesi | Kremlin: Temsilciyi Putin uygun gördüğünde açıklayacağız

Ukrayna ve Rusya arasındaki barış görüşmelerinin 15 Mayıs Perşembe günü İstanbul'da yapılması planlanıyor. Tüm dünyanın beklediği görüşmeye dair Zelenski, Trump ve Kremlin'den açıklamalar art arda geldi


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz gün başkent Moskova'da gerçekleştirilen basın toplantısında yaptığı açıklamada, "Ukrayna'da üçüncü kez ateşkes ilan ediyoruz" demiş, Ukrayna ile 15 Mayıs'ta İstanbul'da ön koşulsuz doğrudan görüşmelerin yeniden başlatılmasını önermişti. Barış zirvesi önerisinin ardından dünya liderlerinden art arda açıklamalar geldi. 

Trump: Ben de gelebilirim

ABD Başkanı Trump, Orta Doğu gezisi öncesinde Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında, İstanbul'da yapılacak Rusya-Ukrayna görüşmelerini değerlendirdi. Toplantının yapılacağı gün Orta Doğu gezisinde tam olarak nerede olacağını henüz net olarak bilmediğini söyleyen Trump, toplantıya katılmayı daha önce düşündüğüne ama yoğun bir takviminin olduğuna işaret etti.

Donald Trump, daha sonra, İstanbul'daki görüşmelere katılma olasılığına ilişkin bir soruya, "O anda nerede olacağımı bilmiyorum. Orta Doğu'da bir yerde olacağım ama faydalı olacağını düşünürsem oraya (İstanbul'a) uçabilirim" şeklinde cevap verdi.

Zelenski: Putin'i Türkiye'de bekleyeceğim

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski, Putin'in teklifini kabul etti. Perşembe günü Putin'i Türkiye'de bekleyeceğini söyleyen Zelenski, "Ukrayna, diplomasi için gerekli zemini sağlamak üzere Pazartesi günü tam ateşkesin başlamasını bekliyor. Umuyorum ki bu sefer Ruslar, 'yapamayız' demek için bahane aramazlar" dedi.

Kremlin'den açıklama

Kremlin ise konuya ilişkin olarak yaptığı ilk açıklamada Rus heyetinin İstanbul'daki görüşmeler için hazırlandığını belirtti. Açıklamaya göre Rusya'yı Türkiye'deki görüşmelerde kimin temsil edeceği Putin uygun gördüğünde açıklanacak.

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, bu hafta ilerleyen günlerde İstanbul’da Rusya ile Ukrayna arasında doğrudan görüşmelerin hala mümkün olduğunu ve Moskova'nın gerçekleşmesi hâlinde bu görüşmelere yönelik hazırlık yaptığını söyledi.

Pazar günü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova ile Kiev arasında doğrudan müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısında bulundu. Putin, bu müzakerelerin, çatışmanın kökenindeki nedenleri ele alan kalıcı bir çözüm bulunmasına yönelik olacağını belirtti. 



BM, düşen Malezya uçağından Rusya'nın sorumlu olduğuna hükmetti

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü, 2014 yılında Ukrayna üzerinde düşürülen Malezya Havayolları'na ait MH17 sefer sayılı uçağın sorumluluğunun Rusya’ya ait olduğuna hükmetti. Olayda 298 kişi hayatını kaybetmişti


Şara, Trump'la masaya oturmak istiyor: Görüşme yapabilmek için Şam'a Trump Towers teklif etti

Reuters haber ajansına göre Suriye'deki geçici yönetimin liderliğini üstlenen Ahmed Şara, ABD Başkanı Donald Trump'la görüşmek istiyor. Şara bunun için Şam'a Trump Towers inşa edilmesini de içeren bir dizi öneride bulundu


ABD Başkanı Donald Trump Ortadoğu ziyaretine bugün başlarken Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Trump ile görüşme yapabilmek için Şam'da Trump Towers inşa edilmesi, İsrail ile ilişkilerin yumuşaması ve ABD'li şirketlerin Suriye'deki petrol ve doğalgaza erişebilmesi gibi bazı önerilerde bulunmayı istiyor.

30 Nisan'da Şam'da Şara ile dört saatlik görüşme yapan ABD'li Trump destekçisi Jonathan Bass, Trump'ın Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ziyareti sırasında Şara ve Trump arasında görüşme düzenlemeye çalışıyor.

Trump, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın sorusu üzerine dün ABD'nin Suriye'ye karşı tutumunda değişiklik olabileceğini ve yaptırımları hafifletebileceğini belirtmişti.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, "Yaptırımlar konusunda bir karar vermemiz gerekecek... Suriye'den yaptırımları kaldırabiliriz çünkü onlara yeni bir başlangıç sunmak istiyoruz" dedi.

ABD'nin Suriye ile ilişkilerini güçlendirmesini destekleyen kişiler, El Kaide geçmişi sebebiyle ABD tarafından hâlâ terörist olarak sınıflandırılan Şara'nın Trump'la görüşmesinin İsrail ve Suriye arasındaki gerilimi yatıştırabileceğini düşünüyorlar.

Suriye'nin eski Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ı deviren ve Suriye'de hükümete geçen muhaliflerin kurduğu yeni yönetim, İsrail için bir tehdit oluşturmadıklarına dair ABD'yi ikna etmeye çalışıyor.

İsrail silahlı kuvvetleri Suriye'nin güneybatısında bazı bölgeleri işgal ederken İsrail hükümeti Suriye'nin merkezi yönetimini zayıf tutmak ve izole etmek için ABD'de lobi faaliyetleri yürütüyor.

Şara, Reuters'in haberinin ardından yaptığı açıklamada gerilimi yatıştırmak için Birleşik Arap Emirlikleri aracılığıyla İsrail'le dolaylı yoldan görüştüklerini doğrulamıştı.

Fakat görüşmelerin ardından Suriye'ye hava saldırısı düzenlemeye devam eden İsrail, Suriye Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın yakınını da bombalamıştı.

"Şara, ülkesinin geleceği için bir iş anlaşması istiyor" diyen Trump yanlısı aktivist Bass, enerji üretimi, İran'a karşı iş birliği ve İsrail'le görüşmelerin anlaşma kapsamında olabileceğini söyledi.

Bass, "(Şara) bana Şam'da bir Trump Tower istediğini söyledi. Komşularıyla barış istiyor. Bana söyledikleri (şeyler), bölge için, İsrail için olumlu" diye ekledi.

Bass ayrıca Trump gibi suikast girişimine uğrayan ve kıl payı hayatta kalan Şara'nın Trump'la kişisel bir bağı olduğuna inandığını belirtti.

Suriyeli yetkililer ve Suriye Cumhurbaşkanlığı medya yetkilisi sorulara yanıt vermedi.

Suriye Cumhurbaşkanlığı makamının yaptığı açıklamaya göre Şara, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman'la Pazar günü görüşmüştü.

Şara'ya yakın bir kaynak ise Trump ve Şara'nın Suudi Arabistan'da görüşmesinin hâlâ muhtemel olduğunu fakat son ana kadar kesin olarak bilinemeyeceğini söyledi. Kaynak, Şara'nın davet alıp almadığını hakkında açıklama yapmadı.

Kaynak: Reuters


İstanbul'da Rusya-Ukrayna barış zirvesi | Kremlin: Temsilciyi Putin uygun gördüğünde açıklayacağız

Ukrayna ve Rusya arasındaki barış görüşmelerinin 15 Mayıs Perşembe günü İstanbul'da yapılması planlanıyor. Tüm dünyanın beklediği görüşmeye dair Zelenski, Trump ve Kremlin'den açıklamalar art arda geldi



Rus medyası 'Sezon 2' diyerek duyurdu: İstanbul'daki görüşme sıfırdan değil, kaldığı yerden

15 Mayıs’ta İstanbul’da yapılması planlanan Rusya-Ukrayna görüşmeleri, 2022’de yarım kalan müzakerelerin devamı niteliğinde olacak. Moskova "sıfırdan değil, kaldığı yerden" başlamak isterken; Kiev, Trump’ın baskısıyla 30 günlük ateşkes şartından geri adım attı


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in müzakere masasına dönüş sinyali vermesiyle birlikte, Rusya-Ukrayna savaşında diplomatik bir pencere yeniden aralandı. Ancak tarafların pozisyonları hala birbirlerine oldukça uzak. Moskova, 2022’de İstanbul’daki taslak barış anlaşmasının güncellenerek yeni görüşmelere temel oluşturmasını isterken; Kiev, masaya oturmak için ön şart olarak 30 günlük tam kapsamlı bir ateşkes talep ediyor.

İstanbul’da 'sıfırdan' değil, kaldığı yerden başlama teklifi

Kommerstand'da yer alan haberde ise 'Durumun İstanbullaştırılması' başlığı kullanıldı. Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuri Uşakov, İstanbul’da planlanan yeni görüşmelerin, 2022’de yarım kalan müzakerelerin sonuçları dikkate alınarak yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Uşakov’a göre, son üç yılda sahada yaşanan gelişmeler de masadaki yeni düzenlemelere yansıtılmalı. Moskova, böylece “sıfırdan müzakere” değil, daha önce varılan mutabakatların bugünkü gerçekliklere göre revize edilmesini talep ediyor.

2022'deki anlaşmanın kapsamları nelerdi?

Putin de bu pozisyonu geçen yıl Mayıs ayında net şekilde ifade etmişti. İstanbul’da 2022’de üzerinde uzlaşıya varılan taslak metni hatırlatan Rus lider, “Ukrayna tarafı genel hatlarıyla memnundu. Biz de memnunduk. Üzerinde çalışılması gereken noktalar vardı ama genel olarak her iki taraf da bu belgeyle uzlaşmış görünüyordu,” ifadelerini kullanmıştı.

Rusya devlet medyası TASS'ın haberinde, Putin’in Afrika liderlerine de gösterdiği 18 maddelik taslak metin, “Ukrayna’nın Kalıcı Tarafsızlığı ve Güvenlik Garantileri Anlaşması” adını taşıyor. İlk maddesine göre Ukrayna, tarafsız statüsünü anayasasında ilan ederek kalıcı hale getirmeyi taahhüt ediyor. Anlaşma, ayrıca ABD, Birleşik Krallık, Çin, Fransa ve Rusya gibi ülkeleri Ukrayna’nın tarafsızlığını garanti altına alacak devletler olarak tanımlıyor.

Ancak metinde üzerinde uzlaşma sağlanamayan noktalar da var. Bunlar arasında Rusça’nın Ukrayna’da resmi dil olarak tanınması ve Kırım’ın Rusya toprağı olarak kabul edilmesi gibi talepler bulunuyor. Bu maddeler, Kiev tarafından reddedilmişti.

Türkiye arabulucu rolünde: Müzakere mi önce, ateşkes mi?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, tarafları ortak bir zeminde buluşturmak için yoğun çaba harcandığını söyledi. Fidan, “Ukrayna tarafı önce ateşkes, sonra müzakere diyor. Rusya ise önce müzakere, sonra ateşkes. Biz, tarafların bir araya gelerek ateşkesi sağlamasını istiyoruz,” diyerek arabuluculuk çabalarının sürdüğünü ifade etti.

'Arada derin bir uçurum var'

15 Mayıs’ta İstanbul’da yapılması planlanan görüşmeler öncesinde taraflar arasında derin bir uçurum var. Moskova, masaya dönmeye hazır ancak önceki anlaşmaların güncellenmesini istiyor. Kiev ise 30 günlük bir ateşkesi ön şart olarak dayatıyor. Avrupa ülkeleri Ukrayna’nın bu talebine destek verirken, Trump’ın pozisyonu farklı bir diplomatik denge yaratıyor.

Putin Zelenski ile görüşmeyecek

Komsomolskaya Pravda gazetesinin haberinde Rus lider Putin'in Ukrayna lideri Zelenski ile görüşmeyeceği bildirildi. Gazeteye konuşan Rus kaynaklar ayrıca İstanbul'da olası bir barış ihtimali çıkmasının hem Kiev hem de Moskova'nın politikalarının çok uzak olması nedeniyle şimdilik hayal olduğunu ifade etti.

İzvestia'da yayınlanan haberde ise Sezon 2: Ukrayna ve Rusya Türkiye'de barışa yaklaşacak başlığı tercih edildi. NATO ve ABD'nin de Perşembe günü Türkiye'de olacağını hatırlatan gazete haberinde şu ifadelere yer verdi:

'Aynı günlerde Antalya’da toplanacak NATO Dışişleri Bakanları, Haziran ayında Lahey’de düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde savunma harcamalarının artırılması gibi stratejik konuları görüşecek. NATO zirvesinin yeriyle Putin’in önerdiği İstanbul görüşmelerinin coğrafi olarak çakışmaması dikkat çekse de, diplomatik çevrelerde “bu denk gelişin tesadüf olmadığı” yorumları yapılıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da toplantıya katılacak isimlerden. Rubio’nun, Nisan ayında Londra’daki Ukrayna barış görüşmelerini Zelenskiy’nin Kırım açıklamaları nedeniyle iptal etmesi dikkat çekmişti. Dolayısıyla Türkiye’ye gelişi, Batı’nın diplomatik pozisyonlarında yeni bir sayfa olarak görülüyor'

Avrupa ülkelerinin planları tehlikeye girdi

Zelenski'nin ateşkes olmadan görüşmeye razı olması Avrupa ülkelerinde şaşkınlık yarattı. Daha bir gün önce, Avrupa Birliği ülkeleri 30 günlük ateşkes konusunda Ukrayna ile ortak tutum içindeydi dahası Çin de bu çağrıyı desteklemişti. Ancak Trump’ın İstanbul hamlesi bu denklemi değiştirdi.

Durumun İstanbullaştırılması ne demek? "Стамбулизация обстановки" ifadesi Türkçeye şu şekilde çevrilebilir: "Durumun İstanbulileşmesi" ya da daha doğal bir şekilde: "Ortamın İstanbul tarzında şekillenmesi" / İstanbul benzeri bir hale gelmesi Örnekler: Kalabalıklaşma Yoğun trafik Hızlı kentleşme Sosyal, kültürel veya politik yapıdaki değişimler Bu ifade, genellikle bir yerin veya durumun İstanbul’a özgü bazı özellikler kazanması anlamında kullanılır. Rus medyası da görüşmelerin iyice kızışması ve daha da karışık hale gelmesiyle böyle bir başlık tercihine gitmiş.

Kaynak: Gazete Oksijen


Tarihi ziyarete damga vuran görüntü: Selman'ın ikram ettiği kraliyet kahvesini Trump içmedi

ABD Başkanı Donald Trump, Riyad’a iniş yaptı. Prens Selman tarafından sarayda ağırlanan Trump’a, Suudiler geleneksel kahvelerinden ikram etti. İkram sonrası kameraya yansıyan görüntüler dünya basınında gündem oldu


ABD Başkanı Donald Trump bugün Suudi Arabistan Hava Kuvvetlerine ait jetlerin eskortluğu ile ülkeye iniş yaptı. Trump ve heyeti onur muhafızları tarafından bizzat karşılandı ve temaslar kapsamında Prens Selman'ın sarayına geçti.

Suudi kraliyet ailesinin üyeleri ve iş dünyasınından önemli isimler Trump ile el sıkışmak için sıraya girdi dahası dünyanın en zengin iş adamı X, Tesla ve SpacEX'in sahibi Elon Musk'da Trump'a eşlik eden isimlerden biriydi. Trump'ın Körfez gezisinde Gazze ya da İran'ın nükleer programı gibi güvenlik meselelerine değil, trilyonlarca dolarlık yatırım çekmeye odaklanacağı ifade ediliyor.

 

Kraliyet kahvesini içmedi

Öte yandan Suudi Arabistan ziyareti kapsamında görüşmeler esnasında Donald Trump ve Prens Selman'a kahve ikram etti. Yanında bulunan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun kahveyi içtiğini gören Trump, kısa bir süre ona yönelerek uzun uzun baktı. Kameraya yansıyan görüntülerin devamında ise Donald Trump'ın dolu kahve bardağı ile durduğu görüntüler dünya medyasında kısa sürede ses getirdi.

Dahası, Suudi Arabistan'ın ikram ettiği kahvenin Ghahwa adı verilen özel baharatlardan yapıldığı belirtiliyor. Ghahwa ayrıca yüzyıllardır Suudi Arabistan'ın misafirperverliğini temsil eden bir içecek konumunda.

Türkiye'ye gelebilir

Trump, Orta Doğu ziyareti sonrası Perşembe günü İstanbul'daki Rusya-Ukrayna arasındaki ikinci barış görüşmelerine katılabileceğinin sinyalini verdi ve şöyle dedi:

'Rusya ile Ukrayna arasında Perşembe Türkiye'de yapılacak görüşmelerden iyi bir sonuç çıkabilir. Ben de oraya uçmayı düşünüyordum. Perşembe nerede olacağımı bilmiyorum. Çok sayıda görüşmem var ama oraya cidden uçmayı düşünüyordum. Bir şeyler olabileceğini düşünürsem bir ihtimal var'

Kaynak: Gazete Oksijen


Trump, İstanbul'a gelmeyecek

Dünya kamuoyunun gözü İstanbul'da gerçekleşmesi planlanan Rusya-Ukrayna barış görüşmelerine çevrilmişken ABD Başkanı'na yakın kaynakların yaptığı açıklamaya göre Donald Trump görüşmelere katılmayacak


Rusya, Ukrayna barış görüşmelerinin perşembe günü İstanbul'da gerçekleşmesi beklentisi, dünya kamuoyunun gözlerini Türkiye'ye çevirmişti. ABD Başkanı Donald Trump, öğlen saatlerinde "gelebilirim" dese de Reuters'ın konuya yakın üç kaynağından aktardığı bilgiye göre, Trump Türkiye'ye gelmeyecek. 

ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın Ukrayna özel temsilcisi Keith Kellogg, Rusya ile Ukrayna arasında perşembe yapılması planlanan görüşmeye katılmak için İstanbul'a gelecek.

CNN'e konuşan üst düzey bir ABD yetkilisi Reuters'ın iddialarını doğruladığı açıklamasında trump'ın İstanbul seyahatine de kapıyı kapatmadı.

Yetkili "Trump’ın görüşmelere katılma kararı, büyük ölçüde Rusya Devlet Başkanı Putin’in katılımına bağlı." ifadelerini kullandı. "Şu anda her şey çok dinamik" diyen yetkili, perşembe günkü müzakerenin nasıl sonuçlanacağı konusunda kimsenin bir fikri olmadığını kaydetti.


Zelenski'den açıklama

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, 14 veya 15 Mayıs'ta  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini açıkladı. Zelenski, barış görüşmeleri için Türkiye'ye gitmeyi planladığını belirterek 'Başkan Trump'ı aramıza katılmaya davet ettik. ABD başkanının kararını bilmiyorum ama katılımını onaylarsa bunun Putin'in gelmesi için ek bir ivme sağlayacağını düşünüyorum' ifadelerini kullandı.

Kaynak: Reuters



Yunan medyası İstanbul zirvesini yazdı: Atina için ciddi jeopolitik sorunlar doğabilir

Vladimir Putin'in Ukrayna savaşına ilişkin barış görüşmeleri için İstanbul'u adres göstermesi, Atina’da dikkatle izleniyor. Türkiye'nin “bölgesel barışçı” imajıyla yeniden uluslararası alanda ağırlık kazanması, Yunanistan’da diplomatik endişelere yol açtı


Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesi amacıyla Pazar günü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşen telefon görüşmesi, Yunanistan açısından dikkatle izlenen bir gelişme oldu.

Greek City Times'da  yer alan haberde Ankara'nın Moskova ile Kiev arasında yürütülmesi planlanan müzakerelere ev sahipliği yapma isteği, sadece diplomatik bir fırsat değil, Atina açısından ciddi jeopolitik sorun ve sonuçlar doğurma potansiyeli taşıdığını belirtildi.

Türkiye’nin Ukrayna savaşındaki kilit rolü

Savaşın başlangıcından bu yana Türkiye, dengeli bir diplomatik tutum sergilemeyi başardı. NATO üyesi olan Türkiye, Ukrayna’ya Bayraktar SİHA’ları gibi askeri teçhizat sağlayarak destek verirken, Rusya’ya yönelik Batı’nın uyguladığı yaptırımlara katılmayarak Moskova'ya açık kapı bırakan ülkelerden oldu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaş boyunca Kremlin ile iletişim kanallarını açık tuttu.

Putin’le olan kişisel ilişkisi, Türkiye’nin stratejik arabulucu pozisyonunu korumasını sağladı ve uluslararası alanda “barışçı” kimliğiyle öne çıkmasına zemin hazırladı. Karadeniz üzerinden tahıl ihracatına olanak tanıyan anlaşmanın da Ankara’nın arabuluculuğuyla sağlanması, Türkiye’nin güvenlik garantörü imajını pekiştirdi.

Yunan medyasına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu diplomatik hamleleri zaman zaman Batılı ülkelerle yaşanan gerginlikleri dengelemek amacıyla kullanıyor. Pazar günü yaptığı barış görüşmeleri çağrısı da bu bilindik taktiğin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Atina’da Erdoğan’ın diplomasi hamlelerine yönelik kaygılar

Yunanistan açısından Türkiye’nin bu şekilde diplomatik alanda güç kazanması bir dizi riski beraberinde getiriyor. Geçmiş yıllarda Atina’nın en büyük stratejik avantajlarından biri, uluslararası toplumun Türkiye’nin saldırgan dış politikasına yönelik güvensizliğiydi.

Bu durum, Türkiye’nin F-35 gibi Amerikan silah programlarından dışlanmasına ve Avrupa Birliği üyeliği hedefinden iyice uzaklaşmasına neden olmuştu.

Ancak Ankara şimdi kendisini bölgesel bir barış aktörü olarak yeniden konumlandırmaya çalışıyor. Bu imajın kalıcı hale gelmesi durumunda, Yunan diplomasisinin özellikle kritik konularda etkisi zayıflayabilir. Türkiye’nin, Ukrayna-Rusya hattındaki diyalogdaki aktif rolüyle birlikte Avrupa ve hatta ABD Başkanı Donald Trump nezdinde puan toplaması olası.

'Yunan dış politikasını başkaları belirlemez'

Öte yandan Parapolitika gazetesine konuşan Yunan diplomatik yetkililer “Ülkemizin dış politikasını başkalarının hamleleri belirleyemez” değerlendirmesinde bulundu.

Parapolitika yayınladığı haberin devamında 'Doğu Akdeniz’de istikrarın temel direklerinden biri olduğunu defalarca ispatlayan Atina, ABD ile derinleşen savunma iş birliği, Fransa ile güçlenen ilişkiler ve Balkanlar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki istikrarlı varlığıyla denge unsurlarını oluşturmuş durumda' sözlerini kullandı.

Parapolitika'ya göre, Yunanistan, 1 Mayıs’ta üstlendiği Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanlığı ve diğer uluslararası platformlar aracılığıyla müttefiklerine 'Türkiye’ye yöneltilen dikkat dağılmamalı, rehavete kapılmak kabul edilemez' mesajını aktarmaya devam edecek.

Yunan medyası ayrıca Türkiye'nin halen başka ülkelerin egemenlik hakkına göz diktiğini iddia ederken Kıbrıs'ta işgalci konumun da bulunduğunu öne sürüyor.

Kaynak: Gazete Oksijen


Özel temsilci Kellogg: Putin İstanbul'a gelirse Trump da orada olacak

Trump'ın Ukrayna özel temsilcisi Kellogg, perşembe günü İstanbul'da gerçekleşmesi planlanan Rusya-Ukrayna görüşmelerine Vladimir Putin'in katılması halinde ABD Başkanı'nın da orada olacağını söyledi


ABD Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna özel temsilcisi Keith Kellogg, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in perşembe günü İstanbul'a gitmesini umduklarını ve bu durumda Trump'ın da orada olacağını söyledi. Trump'ın Ukrayna özel temsilcisi Kellogg, Fox Business kanalında katıldığı bir programda, Rusya-Ukrayna ateşkes sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kellogg, "Devlet Başkanı Putin'in (İstanbul'a) gelmesini umuyoruz, o zaman Başkan Trump da orada olacak. Onunla çok iyi bir görüşme olabilir" diye konuştu.

"Anlaşmaya birçok insanın düşündüğünden çok daha yakınız"

İki ülke arasındaki savaşı sona erdirecek bir taslağın halihazırda olduğunu kaydeden Kellogg, "Müzakere etmeleri gerektiğini düşündüğümüz alanların bunlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu başlıkları konuşmaları gerekiyor. Devlet Başkanı (Volodimir) Zelenski orada olacak ve eğer Putin de gelirse, bence anlaşmaya birçok insanın düşündüğünden çok daha yakınız. İlk yapacağımız şey tabii ki ateşkes olacak." ifadelerini kullandı. Ateşkes olmadan bir barış müzakeresi yapılamayacağını söyleyen Kellogg, kendilerinin İstanbul'a gitmeye hazır olduklarını belirtti.

Ne olmuştu?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, basına yaptığı açıklamada, Ukrayna ile barış müzakerelerine 15 Mayıs'ta İstanbul'da yeniden başlamayı teklif etmiş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan görüşmeler için platform sağlamasını isteyeceğini bildirmişti. ABD Başkanı Donald Trump da İstanbul'daki görüşmelerden olumlu sonuç çıkacağına inandığını belirterek, "O anda nerede olacağımı bilmiyorum. Orta Doğu'da bir yerde olacağım ama faydalı olacağını düşünürsem oraya (İstanbul'a) uçabilirim" demişti. Trump, İstanbul'da görüşmelerine katılsın ya da katılmasın, başkanın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi Kellogg ile Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İstanbul'da olacak. 

CNN'e konuşan ABD'li bir yetkili, Trump'ın görüşmelere katılma olasılığının Putin üzerinde büyük bir baskı yarattığını belirterek, "Trump’ın görüşmelere katılma kararı, büyük ölçüde Putin’in katılımına bağlı" ifadelerini kullanmıştı. Son olarak Reuters konuya yakın üç kaynağına dayandırdığı haberinde, Trump'ın görüşmelere katılmayacağı bilgisini paylaşmıştı. 

 

Kaynak: AA


142 milyar dolarlık imza: ABD ile Suudi Arabistan arasında tarihin en büyük savunma anlaşması

ABD ve Suudi Arabistan, yaklaşık 142 milyar dolarlık 'tarihteki en büyük' savunma anlaşmasını imzaladı. Anlaşma kapsamında, Suudi Arabistan'a ABD'li savunma şirketlerinden son teknoloji savaş ekipmanı ve hizmetleri sağlanacak


ABD ile Suudi Arabistan arasında, değeri yaklaşık 142 milyar dolar olan "tarihteki en büyük silah satış anlaşması" imzalandığı bildirildi. Orta Doğu turu kapsamında Suudi Arabistan'ı ziyaret eden ABD Başkanı Donald Trump, ülkede 600 milyar dolarlık yatırım taahhüdü aldı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, bu kapsamda yapılan ilk anlaşmalarla ABD'nin enerji güvenliğinin, savunma sanayisinin, teknoloji liderliğinin ve küresel altyapı ile kritik minerallere erişiminin güçlendirileceği belirtildi.

Tarihi ziyarete damga vuran görüntü: Selman'ın ikram ettiği kraliyet kahvesini Trump içmedi

Açıklamada, anlaşmaların her iki ülke için de tarihi ve dönüştürücü nitelikte olduğu, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ortaklığın yeni bir "altın çağını" temsil ettiği kaydedildi. ABD ve Suudi Arabistan'ın "tarihteki en büyük silah satış anlaşmasını" imzaladığı belirtilen açıklamada, anlaşmanın değerinin yaklaşık 142 milyar dolar olduğu, Suudi Arabistan'a Amerikan savunma şirketlerinden son teknoloji savaş ekipmanları ve hizmetlerinin sağlanacağı aktarıldı.

Prens Selman: ABD ile 300 milyar doları aşan anlaşmalar imzaladık

Açıklamada, tamamlanması planlanan satışların, hava kuvvetlerinin geliştirilmesi ve uzay kabiliyetleri, hava ve füze savunması, deniz ve kıyı güvenliği, sınır güvenliği ve kara kuvvetlerinin modernizasyonu ile bilgi ve iletişim sistemlerinin güncellenmesi olarak beş kategoriye ayrıldığı kaydedildi. Anlaşmanın ayrıca Suudi silahlı kuvvetlerinin kapasitesini geliştirmek için kapsamlı eğitim ve desteği de içerdiği belirtilen açıklamada, "Bu anlaşma, Amerikan sistemleri ve eğitimi temelinde Suudi Arabistan'ın savunmasına ve bölgesel güvenliğine önemli bir yatırımı temsil ediyor." ifadeleri kullanıldı.

Kaynak: AA


Beyaz Saray: Trump Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile Suudi Arabistan'da görüşecek

Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yarın Suudi Arabistan'da kısa bir görüşme yapacağını bildirdi


Suudi Arabistan'daki temaslarına devam eden ABD Başkanı Trump'ın Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile yarın görüşmesi bekleniyor.

Adı açıklanmayan üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, "Başkan, yarın Suudi Arabistan'da Suriye Cumhurbaşkanı ile selamlaşmayı kabul etti" ifadesini kullandı ancak görüşmenin ne şekilde olacağına ilişkin başka bir detay vermedi.

Trump, konuyla ilgili son açıklamasında "Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan ile Suriye konusunda da bazı çalışmalar yapıyoruz, bu arada yaptırımlar konusunda da bir karar vermemiz gerekecek. Suriye'den yaptırımları kaldırabiliriz çünkü onlara yeni bir başlangıç imkanı vermek istiyoruz" değerlendirmesini yapmıştı.


Putin: Batılı şirketlerin Rusya’ya dönmek için özür dilemeleri yeterli olmayacak

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus şirketlerinin yeni yaptırımlara hazırlıklı olması gerektiğini belirterek, “Batılı şirketlerin Rusya’ya dönmek için özür dilemeleri yeterli olmayacak” dedi

A

Putin, başkent Moskova’da "Delovaya Rossiya" adlı kuruluşun yetkilileriyle düzenlenen toplantıda konuştu. Rus ekonomisinin, dış baskılara rağmen geçen yıl yüzde 4,3 büyüdüğüne işaret eden Putin, yüksek enflasyon oranının ise temel sorunlardan biri olmaya devam ettiğini ifade etti.

Putin, ekonomiyi durdurmadan enflasyonu yavaşlatmanın kolay bir görev olmadığını belirterek, "Yumuşak inişin sağlanması gerekiyor" ifadesini kullandı.

Yeni olası yaptırımlardan korkulmasına gerek olmadığını vurgulayan Putin, "Korkmaya başlayan hemen kaybeder. Olabilecekleri anlamak ise kesinlikle gereklidir. Olabileceklere karşı hazırlıklı olmalıyız" dedi.

Özel temsilci Kellogg: Putin İstanbul'a gelirse Trump da orada olacak

Putin, Batılı şirketlerin Rus pazarına olası dönüşüne ilişkin, Rusya’nın çıkarlarına uygun olmayan şirketlerin pazara girmesine tekrar izin vermeyeceğini söyledi.

Rusya aleyhine faaliyetlerde bulunan şirketlere farklı yaklaşılması gerektiğini savunan Putin, "Batılı şirketlerin Rusya’ya dönmek için özür dilemeleri yeterli olmayacak" diye konuştu.

Ukrayna’da devam eden çatışmalara ilişkin de değerlendirmede bulunan Putin, her ay yaklaşık 50 ila 60 bin kişinin gönüllü olarak Rus ordusuyla sözleşme imzaladığını belirtti.


Trump yönetiminden Harvard Üniversitesi'ne 450 milyon dolarlık ek kesinti

ABD'de Trump yönetimi, kampüslerde Filistin'e destek gösterilerine karşı yeterince harekete geçmediği gerekçesiyle daha önce 2,2 milyar dolarlık fon kesintisi yaptığı Harvard Üniversitesi'ne yönelik 450 milyon dolarlık yeni bir federal kesinti açıkladı


Beyaz Saray tarafından oluşturulan "Antisemitizm ile Mücadele Görev Gücü", konuyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Harvard Üniversitesi'nin "ayrımcılık için üreme alanı" haline geldiği savunularak, "Hükümet bünyesindeki sekiz federal kurum, Harvard'a daha önce iptal edilen 2,2 milyar dolar fona ek olarak yaklaşık 450 milyon dolarlık federal hibeyi sonlandıracağını duyuruyor." denildi.


Trump tartışmalara nokta koydu: İstanbul'daki görüşmelere Dışişleri Bakanı Rubio katılacak

Orta Doğu turu kapsamında Suudi Arabistan'da bulunan ve perşembe günü yapılması planlanan Rusya-Ukrayna görüşmeleri için İstanbul'a gelip gelmeyeceği tartışma konusu olan ABD Başkanı Trump, Dışişleri Bakanı Rubio’nun bu görüşmelere katılacağını söyledi


Trump: Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldıracağız

ABD Başkanı Trump, Suriye'ye yeni bir başlangıç şansı vermek için bu ülkeye yönelik yaptırımları kaldıracaklarını açıkladı. Trump, "Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde benzer talebi oldu. Orta Doğu'daki diğer saygın arkadaşlarım da bunu söyledi Suriye'deki yaptırımları kaldıracağız" dedi


Güney Afrika ABD'ye iltica eden beyaz çiftçileri 'korkaklıkla' itham etti

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, ABD yönetiminin zulme ve ayrımcılığa uğradıkları iddiasıyla mülteci statüsü verdiği Güney Afrikalı beyaz çiftçileri, ülkenin sorunlarından kaçmakla ve korkaklıkla itham etti


Yerel Daily Maverick gazetesinin haberine göre, Ramaphosa, Free State eyaletinde katıldığı bir hasat festivalinde, ABD'ye iltica eden beyaz Güney Afrikalılara ilişkin basına açıklamalarda bulundu.


Ramaphosa, mültecilerin ülkelerini terk ettikleri için üzgün olduklarını tahmin ettiğini belirterek, "ABD Başkanı (Donald) Trump gibi birine sahip oldukları için heyecanlı hissediyor olmalılar" dedi.


Bu kişilerin Güney Afrika'daki değişim ve dönüşüme olumlu bakmadıkları için kaçtıklarını kaydeden Ramaphosa, "Güney Afrikalılar olarak dirençliyiz. Sorunlarımızdan kaçmıyoruz" diye konuştu.


Ramaphosa, "Ülkemizdeki tüm (etnik) gruplara bakarsanız, siyah ve beyaz, bu ülkede kaldılar çünkü bu bizim ülkemiz ve sorunlarımızdan kaçmamalıyız. Burada kalmalı ve sorunlarımızı çözmeliyiz. Kaçıyorsanız korkaksınızdır ve bu gerçek bir korkaklıktır" ifadesini kullandı.


Güney Afrika, ABD'ye iltica edenleri mülteci olarak nitelendirmiyor

Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Ronald Lamola da yaptığı açıklamada, Güney Afrika'da beyazların ırksal temelli zulüm ve baskıya uğradığına dair hiçbir kanıt bulunmadığını belirtti.


Lamola, resmi istatistiklerin zulüm ve baskı iddialarını desteklemediğini kaydederek, ülkedeki suç olaylarının ırk ayrımı yapmaksızın herkesi etkilediğini söyledi.


Beyazlara yönelik herhangi bir zulüm olmadığı için, uluslararası mültecilik tanımına göre, iltica eden grubun bu statüye sahip olamayacağının altını çizen Lamola, "Gidenler, bize göre bu (mülteci) statüsüne hak kazanmamıştır" dedi.


Güney Afrikalı beyazlara mültecilik meselesi

ABD Başkanı Donald Trump, Güney Afrika'nın 63 milyonluk nüfusunun yüzde 8'inden fazlasını oluşturan beyazların "siyahların liderliğindeki hükümet tarafından ırk ayrımcılığına" uğradığını iddia ediyor.


Güney Afrika'daki beyaz toplumun büyük bölümünü, yüzyıllar önce sömürge döneminde gelen Hollanda kökenli çiftçilerin torunları olan Afrikaner etnik grubu oluşturuyor.


Beyaz Saray'dan 7 Şubat'ta yapılan açıklamada, Güney Afrika'nın "2024 tarihli Toprak Kamulaştırma Yasası", İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı "soykırım" davası ve İran ile "yakın ilişkiler" kararı gerekçe gösterilerek, bu ülkeye yönelik yardımlara son verilmesine ilişkin yürütme kararı alındığı belirtilmişti.


Trump, ayrıca Güney Afrika yönetiminin kendilerine kötü davrandığını ileri sürerek, "beyaz Güney Afrikalı çiftçilere" mülteci statüsü verilmesini gündeme getirmişti.


ABD hükümetinin, Güney Afrika'nın yürütme başkenti Pretorya'ya gönderdiği ekiplerin, 8 binden fazla başvuruyu incelemesinin ardından yaklaşık 100 kişiye mülteci statüsü verilmişti.


Bu kişilerden 49'u, 11 Mayıs'ta Johannesburg'taki O.R. Tambo Uluslararası Havalimanı'ndan kalkan bir uçakla ülkelerini terk etmişti.


New York Times yazdı: Trump’tan beyaz Güney Afrikalılara mülteci statüsü: İlk grup ABD'ye geldi

ABD’deki Trump yönetiminin “ayrımcılık” mağduru oldukları iddiasıyla mülteci statüsü verdiği 49 beyaz Güney Afrikalıyı taşıyan ilk mülteci uçağı Washington’a geldi. Güney Afrika ABD'nin eyleminin 'siyasi' olduğunu savunuyor


Tyler Pager,  John Eligon / New York Times

Trump yönetimi tarafından mülteci statüsü verilen beyaz Güney Afrikalıları taşıyan ilk uçak, Pazartesi sabahı Washington Dulles Uluslararası Havalimanı’na indi. 

Bu gelişme, uzun süredir savaş, kıtlık ve soykırımdan kaçan insanlara yardım etmeye odaklanan ABD’nin mülteci politikasında keskin bir tersine dönüşe işaret ediyor. Başkan Donald Trump, göreve başladığı ilk gün tüm mülteci kabul programlarını fiilen durdurmuş, ardından Güney Afrika’da iktidarda olan beyaz etnik azınlık Afrikanerler için ABD’ye yerleşme yolu açmıştı.

Pazartesi günü ABD’ye ulaşan grup, ABD tarafından finanse edilen Omni Air International’a ait charter bir uçuşla geldi. Grup, ırkları nedeniyle ayrımcılığa uğradıklarını, iş fırsatlarından mahrum bırakıldıklarını ve şiddete maruz kaldıklarını belirtti. Güney Afrika havalimanı otoritesinden bir sözcüye göre, Pazar günü 49 Afrikaner uçağa bindi. Programla ilgilenen kişi sayısı ise 8 bini aştı. Ancak ABD’ye gelen bireylerle ilgili çok az ayrıntı mevcut.

Kabul edilmeleri için 3 ay yeterli oldu

Trump yönetimi bu kişilere hızlandırılmış işlem uyguladı — sadece üç ay içinde kabul edildiler. Amerikan Göçmenlik Konseyi’ne göre, Trump yönetiminden önce, mülteci yerleştirme süreci ortalama 18 ila 24 ay sürüyordu.

Trump, Pazartesi günü bu kişilere ABD vatandaşlığı verildiğini açıkladı ve onları bir soykırımın kurbanları olarak tanımladı.

Basın mensuplarına yaptığı açıklamada Trump “Çiftçiler öldürülüyor. Beyaz olmaları ya da siyah olmaları benim için fark etmez. Beyaz çiftçiler vahşice öldürülüyor ve toprakları ellerinden alınıyor” ifadelerini kullandı.

Ancak polisten alınan veriler, bu toplu katliam anlatısını desteklemiyor. Nisan 2020 ile Mart 2024 arasında, Güney Afrika’daki çiftliklerde 225 kişi öldürüldü. Polis kayıtlarına göre, bu kişilerin çoğu (101 kişi) çiftliklerde yaşayan ya da daha önce çalışmış, çoğunlukla siyah olan kişilerdi. 53 kişi ise çiftçilerdi, ki bunlar genellikle beyaz.

Bu mülteci programı, ABD ile Güney Afrika arasında gerginliği artırdı. Güney Afrika hükümeti, Afrikanerlerin mülteci statüsüne uygun olduğu yönündeki Trump yönetiminin iddiasını reddetti.

Güney Afrika dışişleri bakanlığı sözcüsü Chrispin Phiri “Güney Afrikalıların ABD’ye ‘mülteci’ kisvesi altında yerleştirilmesi, tamamen siyasi amaçla yapılmış gibi görünüyor, bu son derece üzücüdür” dedi.

Trump yönetiminin göçmenlik politikasını yürüten Beyaz Saray yetkilisi Stephen Miller, Güney Afrika’daki durumun “mülteci programının yaratılma amacına birebir uyduğunu” söyledi ve ekledi: “Bu ırka dayalı zulümdür"

Şubat ayında Trump, Güney Afrika’ya yapılan tüm dış yardımları askıya alan bir başkanlık emri imzaladı ve Güney Afrika hükümetinin “ırksal olarak ayrımcı toprak sahipliği” uygulamaları nedeniyle “Afrikaner mültecilerini” yerleştirmek için çalışacağını açıkladı.

Trump burada, kamu yararı gerekçesiyle özel arazilerin kamulaştırılmasını ve bazı durumlarda tazminatsız alınmasını mümkün kılan Kamulaştırma Yasası’na atıfta bulundu. Ancak bu adım, yalnızca yargı denetimine tabi bir gerekçelendirme sürecinden sonra atılabiliyor.

Güney Afrika Dışişleri Bakanı Ronald Lamola, bu yasayı ABD’deki kamulaştırma yasalarıyla karşılaştırdı. Uzmanlara göre yasa, kötüye kullanımı önleyecek çok sayıda denge ve denetim mekanizması içeriyor. Yasanın en muhtemel uygulanma biçimi, kullanılmayan arazilerin alınması olacak.

Trump yönetimi ayrıca, Güney Afrika’nın Gazze Şeridi’ndeki savaş nedeniyle İsrail’i kınaması ve İran ile yakın ilişkileri nedeniyle de eleştiride bulunmuştu.

Güney Afrika, İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım davası açmıştı.


AB Konseyi Başkanı Costa'dan 'endişeliyiz' açıklaması: Ayrılıkçı söylemler Bosna Hersek'in Avrupa yoluyla çelişiyor

AB Konseyi Başkanı Costa, Bosna Hersek'teki siyasi krizden endişe duyduklarını söyledi. Costa, "Ayrılıkçı söylemler, Bosna Hersek'in Avrupa yoluyla çelişmektedir. Şu anda gerilimin düşürülmesi ve siyasi liderlerin birlikte hareket ederek ülke genelinde istikrar ve güvenliği sağlaması önemli" dedi


Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Bosna Hersek'teki mevcut siyasi kriz nedeniyle endişeli olduklarını ifade etti. Costa, başkent Saraybosna'da Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı ve Sırp Üye Zeljka Cvijanovic, Boşnak Üye Denis Becirovic ve Hırvat Üye Zeljko Komsic tarafından karşılandı. Basın toplantısında konuşan Costa, Bosna Hersek'in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nin (RS) Başkanı Milorad Dodik'in anayasaya aykırı eylemleri nedeniyle oluşan siyasi krizden dolayı AB'nin endişeli olduğunu söyledi.

"Gerilim düşürülmeli"

Ayrılıkçı söylem ve eylemlerin, Bosna Hersek'in toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve anayasal düzenine aykırı olduğunu aktaran Costa, şunları ifade etti: "AB, Bosna Hersek'in Avrupa'daki geleceğine bağlı kalmaya devam ediyor, bunun çok önemli bir mesaj olduğuna inanıyorum. Ayrılıkçı söylemler, Bosna Hersek'in Avrupa yoluyla çelişmektedir. Şu anda gerilimin düşürülmesi ve siyasi liderlerin birlikte hareket ederek ülke genelinde istikrar ve güvenliği sağlaması önemli. Barışı ve istikrarı korumak ve tüm vatandaşların yararına çalışmak kritik önemde." Costa, Bosna Hersek'in AB'nin sunduğu fırsatlardan yararlanan Balkan ülkelerinden biri olmasını istediğini, bu konuda gereken adımların atılması gerektiğini belirtti.

"1995'ten bu yana ilk kez, ciddi bir silahlı çatışma tehlikesi söz konusu"

Cvijanovic ise Costa ile Bosna Hersek ve AB'nin ilişkilerini görüştüklerini aktardı. Bosna Hersek'in AB üyeliği konusunda sadece kendi kurumları ve AB'nin ilgili kurumlarıyla ilerlenebileceğini dile getiren Cvijanovic, "Bunların dışında üçüncü taraflara örneğin Christian Schmidt (Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi) gibilere yer yok" dedi. Cvijanovic, Bosna Hersek'teki Avrupa Birliği Barış Gücü Misyonunun (EUFOR) görev süresinin uzatılmasına karşı olmadığını, ülkede silahlı çatışma riski bulunmadığını öne sürerek, AB ülkelerinin bazılarının RS yetkililerine uyguladıkları yaptırımların büyük bir hata olduğunu savundu.

Becirovic ise Bosna Hersek'teki mevcut sorunların siyasi kriz olarak yumuşatılmaması gerektiğini belirtti. Dodik'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya çalıştığını ifade eden Becirovic, "1995'ten bu yana (Bosna Hersek'teki savaşın bittiği tarih) ilk defa, Bosna Hersek'in meşru kurumları ile alt düzeydeki yasa dışı unsurlar arasında ciddi bir silahlı çatışma tehlikesi söz konusu" dedi. Avrupa'nın tehlikenin farkında olduğu için RS'ye belli yaptırımlar uyguladığını dile getiren Becirovic, AB'nin barışı tehdit edenleri durdurabilecek güç ve iradeyi göstermesini istediklerini söyledi. Komsic de Costa'nın açık mesajlar verdiğini, Bosna Hersek'in yönünün AB olması ifadelerinden dolayı da memnuniyetini dile getirdi.

Kaynak: AA


ABD: PKK'nın silah bırakması medeniyet için bir zafer

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, terör örgütü PKK'nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin, "Bu terör örgütünün silah bırakması medeniyet için bir zafer. ABD'nin umudu, bu açıklamanın bölgede istikrarın artmasına yol açması" yorumunu yaptı

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
1710

1️⃣ COGAT ve Gazze Sonrası Plan İsrail’in COGAT birimi (Coordination of Government Activities in the Territories) Gazze sonrası “askeri-sivil geçiş modeli” kuruyor. • COGAT artık sadece “işgal koordin

 
 
 
410

Avrupa’nın aşırı sağcı partileri ekonomide solcu oldu Çünkü daha küçük devlet çağrısı, oylarının büyük bölümünü aldıkları işçi sınıfında...

 
 
 
4010

Trump, Hamas'ın Gazze Ateşkes Teklifine Yanıt Vermesi İçin Pazar Günü Son Tarihi Belirledi Anlaşma sağlanamazsa Trump, 'Daha önce hiç...

 
 
 

Yorumlar


©2023 copyright by MD all rights reserved

bottom of page